Ana Sayfa Tüm Haberler

Dijital Sağlık Vizyonu & HIMSS’18 Eurasia

ABD ve Avrupa’dan Gelen HIMMS Yetkilileri Tarafından Yapılan Değerlendirme Sonucu Türkiye, 164 Hastane İle Avrupa’nın En Başarılı Ülkesi Oldu!
Almanya, İspanya ve İtalya’da Toplam 16 Adet 6. Seviye Hastane Bulunurken, Türkiye 163 Adet 6. Seviye ve 1 Adet 7. Seviye Hastane İle Avrupa Toplamının Önüne Geçti!

Türkiye’nin en büyük sağlık bilişim etkinliği HIMSS Türkiye (Healthcare Information and Management Systems Society – Sağlık Bilgi ve Yönetim Sistemleri Topluluğu), bu yıl ilk kez HIMSS Eurasia adı ile sağlık ve bilişim sektörünün yerel ve uluslararası oyuncularını İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte yerel ve 43 ülkeden uluslararası sağlık profesyonelleri ile bilişim dünyasından yaklaşık iki bin kişi bir araya geldi; Türkiye ve dünyanın dijital sağlık vizyonu değerlendirildi.

Prof. Dr. Sabahattin Aydın

HIMSS’18 Eurasia Sağlık Bilişimi Fuarı ve EMRAM (Elektronik Tıbbi Kayıt Uyum Modeli) Eğitim Konferansı T.C. Sağlık Bakanı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Malezya Sağlık Bakanı Dr. Dzulkefly Ahmad, KKTC Sağlık Bakanı Dr. Filiz Besim, HIMSS USA III. President & CEO’su Harold “Hal” Wolf ve Medipol Üniversitesi adına konuşan Rektör Prof. Dr. Sabahattin Aydın’ın katılımı ile İstanbul’da yapıldı.

Türkiye 164 Hastane ile Avrupa’nın En Başarılı Ülkesi

HIMSS’18 Eurasia kapsamında HIMSS 6 ve 7 Ödül Töreni düzenlendi. 2017 ve 2018 yıllarında dijitalleşmede gösterdikleri gelişmelerle HIMSS EMRAM derecelendirmelerinde 6 ve 7 seviyelerine ulaşan hastanelere ödülleri verildi. ABD ve Avrupa’dan gelen HIMSS yetkilileri tarafından yapılan değerlendirme sonucu Türkiye, 164 hastane ile Avrupa’nın en başarılı ülkesi oldu. Almanya, İspanya ve İtalya’da toplam 16 adet 6. Seviye hastane bulunurken, Türkiye 163 adet 6. Seviye ve 1 adet 7. Seviye hastane ile Avrupa toplamının önüne geçti.

HIMSS’18 Eurasia Panel Konu Başlıkları

Bilgi teknolojilerini kullanarak kalite ve klinik çıktıların geliştirilmesi, sağlıkta dönüşüm: klinik bakış açısıyla hastanelerden evde bakıma, (kronik hastalık yönetimi, evde sağlık hizmetleri), verinin yapılandırması: Bilgiden klinik ve mali bilgeliğe, hasta odağında sağlık hizmet sunumundan hastanın yönetiminde sağlık hizmet sunumuna, EMRAM seviye 7 alma sürecinde yol haritası ve başarı hikayeleri, siber güvenlik toplantıları – stratejik dataları güvende tutmak, sağlıkta nesnelerin interneti, sağlıkta yapay zekanın geniş çaplı kullanımına hazır mıyız?, elektronik sağlık kayıtlarına dayalı üst düzey klinik bilgi sistemleri, açık inovasyon: Sağlıkta start-up vakti 

Sağlıkta Nüfus Artışı Faktörü

Dr. Şuayip Birinci (sağda)

Teknolojinin gelişmesiyle oluşan bilgi birikimi ve güçlü teknolojik hizmet altyapılarının insana değer veren hizmet anlayışlarını geliştirdiğine belirten T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, nüfus artışının ihtiyaçların çeşitlenmesi ve logaritmik artışına işaret ederken aynı zamanda hızlı değişim dinamiklerini de harekete geçirdiğini vurguladı. Birinci, “İnsanoğlu çoğaldıkça ihtiyaçları artıyor, buna paralel olarak hızlı bir gelişim yaşanıyor. Sanayi devrimi başlarken dünya nüfusu sadece 1 milyar seviyelerindeydi. 200 yıl içerisinde dünya nüfusu çok hızlı bir artış ile 7 milyarın üzerine çıktı. Nüfus artışı, ihtiyaçların çeşitlenmesi ve logaritmik artışına işaret ederken aynı zamanda hızlı değişim dinamiklerini de harekete geçiriyor” dedi. 

E-Nabız’ı Yaklaşık 9 Milyon Kişi Kullanıyor

Türkiye’nin sağlık dönüşümünde temel araçlarından birinin sağlık bilişimi olduğuna dikkat çeken Birinci, şöyle konuştu:

“Uyguladığı sağlık politikalarıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından da örnek gösterilen Türkiye, en az maliyetle yüksek hasta memnuniyetini gerçekleştiren yegane ülkedir. Ülkemiz, son yıllarda sağlık bilişimine getirdiği yerli ve milli çözümlerle birçok uygulamayı sağlık sektörünün ve vatandaşlarının kullanımına sunmuştur. Tamamen yerli imkanlarla geliştirilen kişisel sağlık kaydı uygulaması e-nabız’ı bugün yaklaşık 9 milyon kişi kullanmaktadır. Dünyanın en güçlü merkezi teleradyoloji ağını ülkemizde doktorlarımızın hizmetine sunduk. Bunun yanı sıra karar destek sistemleri, mekansal iş zekası, kurumlar arası gelişmiş entegre uygulamalarla sağlık hizmetini doğrudan sağlık bilişimi ile yönetebilir hale geldik. Sağlık Bakanlığı olarak tüm hastanelerimizde dijital altyapının oluşturulması ve vatandaşlarımıza hak ettikleri hızlı ve kaliteli sağlık hizmeti teminini amaçlıyoruz. Bu bağlamda dijitalleşme süreçlerini en iyi şekilde yönetmek ve sonuçlandırmak, vatandaşlarımızın yaşam kalitesi ile doğru orantılıdır.”

Rakamlarla Sağlık Verileri

Sağlığın en önemli unsurunun nitelikli sağlık çalışanı olduğunu vurgulayan Birinci, şu bilgileri verdi:

“2002 yılında yaklaşık 45 bin olan uzman hekim sayımızı 2017 yılında 80 binin üzerine, yaklaşık 72 bin olan hemşire sayımızı yaklaşık 170 bin civarına taşıdık. 2002 yılında toplam sağlık personeli yaklaşık 370 bin iken 2017 yılında 920 bin civarında sağlık personeliyle ülkemizin tüm sağlık operasyonlarını kesintisiz gerçekleştirir hale geldik. Bundan 16 yıl önce 48 olan hastane yaş ortalamamızı 13’e düşürerek 1156 olan hastane sayımızı da 1518’e çıkarttık. Bugün acil hizmetler konusunda dünyanın gelişmiş ülkelerine bile örnek teşkil edebilecek organizasyonel kapasiteye sahibiz. Türkiye bugün yaklaşık 6 bin kara ambulansı, 17 ambulans helikopteri, 4 ambulans uçağı, 6 tane deniz ambulansı, 60 motosiklet ambulansı ve 91 yoğun bakım – obezite ambulansı ile acil hizmetlerini gerçekleştirmektedir.”

Sağlıkta Bilgi ve Teknoloji Kullanımı

HIMSS USA III. President & CEO’su Harold Wolf, şunları kaydetti:

“HIMSS’18 Eurasia’nın hükümetler arası ilişkileri güçlendirmek, sınırların ötesine geçmek ve Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Balkanları içine alan 1 milyar insanı içinde barındıran, Türkiye’nin de dahil olduğu bu ülkeler grubunu bir arada görmek açısından eşsiz bir buluşma… Türkiye’de hastaneleri geliştirmek adına yapılmış büyük yatırımlar var. İnsanların hak ettiği en iyi sağlık hizmeti insanlara veriliyor. Sağlık sektöründe hiç olmadığımız kadar bilgi ve teknolojiyi kullanmaktayız. Kronik hastalıklar, yaşlanan nüfus, coğrafi imkansızlıklar, sağlık hizmetlerine erişememe ve sağlık çalışanlarının yaşadığı problemler gibi sorunlarla tüm ülkeler yüzleşmekteyiz. Bu bağlamda bilgi ve teknolojinin kullanımı bizi ileriye götürecektir.”

164 Hastane HIMSS Standartlarında

Türkiye’de 164 hastanenin HIMSS standartlarına ulaşmış olduğunu vurgulayan Wolf, şöyle devam etti:

“Bu, bizler için çok büyük bir gelişme. Bu gelişmenin sadece 4 yılda yapılması bizleri heyecanlandırmakta. Önümüzdeki yıl ilk 5 yıllık ilişkimizi tamamladığımız zaman sanıyorum çok daha fazla sayıya ulaşmış olacağız ve ilişkimizi çok daha sağlam hale getireceğiz. HIMSS bu bağlamda sağlık 2,0’ı da HIMSS ailesine eklemiş durumda. En iyi, yeni ve geniş kapsamlı vizyona ulaşmış ve en iyi sağlık hizmetini verme konusunda hedeflerini genişletmiş durumdadır.

Yatırım fırsatları ve sağlık alanında daha ileri gidebilmek için bugün burada sağladığımız ülkeler arası diyalogları devam ettirebileceğimizi umuyorum.”

HIMSS’in Asya’ya Açılması İçin Köprü Olabiliriz

Medipol Üniversitesi adına konuşan Rektör Prof. Dr. Sabahattin Aydın ise HIMSS’18 Eurasia’ya ev sahipliği yapmaktan dolayı memnuniyetini belirterek, “Son yıllarda hastanelerimizin dijitalleşmesi ve HIMSS derecelendirmelerinde önemli bir yol kat etmesi ile EMRAM Eğitim toplantılarının özellikle Avrupa ve Asya kapsamında burada yapılıyor olmasını hak ettiğimizi düşünüyorum.

Bu toplantının Avrasya olması sembolik bir anlam ifade ediyor. Türkiye medeniyetler açısından, ticaret açısından, politik ilişkiler açısından Avrupa ve Asya arasında her zaman köprü olmuş bir ülkedir. HIMSS’in Asya’ya yaygın bir şekilde açılması konusunda da çok rahat köprü olabiliriz. Türkiye bu anlamda da üzerine düşen görevi yapar diye düşünüyorum.”

“Malezya’da Kamu ve Özel Ortaklıklar Geliştiriyor

Toplantıya katılan Malezya Sağlık Bakanı Dr. Dzulkefly Ahmad, “Sağlık sektöründe holistik bakım iyi bir şekilde evrilerek önleyici bakıma geçmekte. Nesnelerin interneti, giyilebilir cihazlar, öğrenen makineler ve büyük veri gibi gelişmeler sağlık hizmetlerinin uygulanmasında çok daha etkin ve etkili. Tabi bu günümüzde hiç olmadığı kadar farklı zorluklar ve fırsatlarla yüzleşmemize de imkan veriyor. Örneğin yapay zeka kanser hücrelerini önceden görebiliyor. Biz de tedavide kullanma üzere demolar oluşturabiliyoruz” diye konuştu.

Malezya’daki sağlık dönüşümünde sağlık stratejilerini teknolojiyi kapsayacak şekilde ekonomik dönüşümle birlikte yürütmeyi amaçladıklarını söyleyen Ahmad, konuşmasına şöyle devam etti: “Malezya’da artan bir nüfus sağlık sektörüne yapılan harcamaları da artırmaktadır. E-sağlık hizmetlerini çoklu bir şekilde devreye sokma, sağlık teknolojileri alışverişini gerçekleştirmek için gerekli etkinlikleri ülkemizde düzenlemekteyiz. Bu şekilde sağlık platformumuza gerek kamu gerekse özel sektörün entegrasyonunu gerçekleştirmekteyiz. Bu bağlamda Malezya Sağlık Veri Bankasının açılması, sağlık bilgi alışverişi toplantılarının yapılması ve online sağlık hizmetlerinin açılması gibi hastane sistemlerini geliştirecek sistemlerimiz devreye sokuluyor. Bunlar sağlık kuruluşlarımıza yeni imkanlar sunmaktadır. Nesnelerin internetinden yapay zekaya,  genomlardan robotlara yenilikler takip edilmekte ve yapılabildiği kadar uygulanmakta; insan ve hasta odaklı verilerin depolanması ve kullanılması işlerimizi kolaylaştırmaktadır. Dijital sağlık bireysel sağlık yönetimini ulusal anlamda iyiye götürüyor. Bakanlık olarak yönetmeliklerde politikalar yayınlayarak dijitalleşmeye geçişi sağlamaya çalışıyoruz. Böylelikle sağlık ekosistemini geliştirmeyi hedefliyoruz. Sağlık Bakanlığı dijital liderliği eline almakta ve sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesini desteklemektedir. Hasta bakımının daha özel ve güvenli hale getirilmesi, sağlık sistemlerinin bireylere ve ailelere erişme anlamında gelişme göstermesi kamu ve özel stratejik ortaklıklarla geliştirilmekte.  Bu anlamda Sağlık Bakanlığı olarak gerekli kuruluşlarla iş birlikleri yapmaya çalışıyoruz.”

TÜSAP TOPLANTISI DA HIMMS BÜNYESİNDE YAPILDI 

TÜSAP Vizyon Toplantısı, Türkiye Sağlık Bilişimi Üssü Hedefine Giden Yolda Yol Haritası konusuyla, HIMSS’18 Eurasia etkinlikleri kapsamında yapıldı.

Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Sağlık Bakanlığı yetkilileri, TÜSAP üyeleri, akademisyenler ve sağlık bilişim sektörünün katılımı ile gerçekleşti. Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi ve HIMSS Türkiye Direktörü Dr. İlker Köse’nin moderatörlüğünü yaptığı toplantıda, ana konuşmacı olarak Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Başkanı Cengiz Ultav yer aldı.

Yeni Verimlilikler Platformu

Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Başkanı Cengiz Ultav, Yeni Verimlilikler Platformundan şöyle bahsetti:

“Dizayn, data ve dijital ayaklarından oluşan akıllandırma, lojistiğin interneti, üretimin interneti ve servisin internetinden oluşan sürtünmesiz tedarik zinciri ve enerji verimliliği, ileri malzemeler ve paylaşım ekonomisinden oluşan sürdürülebilirlik olmak üzere üç sihirli üçgenden bahsediyoruz ve bu üçgenin arasındaki bütünselliğe vurgu yapıyoruz; akıllandırma, sürtünmesiz tedarik zinciri ve sürdürülebilirlik sistemlerinin planeter dişli sistemi gibi bir arada ve ahenkli bir şekilde çalışılması, dış taraftaki büyük kütleye yani 8 milyar insanın olduğu kütleye hareket, enerji ve mutluluk kazandırabiliyor.”

Teletıp Konusunda Yapılacaklar Çok Önemli

10 yıl gibi yakın bir dönemde sağlık endüstrisinde çok büyük, devrimsel değişikliklerin olacağını öngören Ultav şunları kaydetti:

“Bir e-hasta konusu bilhassa Z jenerasyonunda, e-dünyasından gelen, kendini her yere ışınlayabilen, derinleştikçe Singapur’da, Amerika’da bir kopyası olan, oradaki insanlarla konuşan bir topluluğun ne kadar tıp ile iç içe olup, ne kadar yönetilmesi gereken hastalar olduğuna ilişkin okuduğum bir makalede steteskopla dokunduğunuz analog dünyayı yeni dijital dünya ile buradaki insancıl unsurların tamamını koruyarak bir araya getirmenin yolu tarif ediliyordu. Teletıp konusunda, evde, mobil ya da uzaktan yapılacaklar çok önemli. Tıpta robotiks diğer hiçbir alanda olmadığı kadar geniş bir spektrum üzerinden kandaki nanorobotlardan cerrahın yanındaki yardımcı robotlara kadar çok büyük bir ölçekte farklılık yaratabilecek unsurları içinde barındırıyor. Genomla ilgili olarak kişiselleştirme ile olan bağlantısı konusu çok önemli. Kişiselleştirilmiş, tek tek üretilebilen ileri malzemeler ve 3D ortamının tıpta ne denli önemli olduğu, büyük veri, yapay zeka, AR/VR konuları, biyoteknoloji çok çok önemli.” 

HIMSS Hakkında:

HIMMS (Healthcare Information and Management Systems Society), 1961 yılına dayanan bir geçmişe sahip olan, ABD’de kurulmuş, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Vizyonu, teknoloji ve bilginin daha iyi kullanımını sağlayarak hasta güvenliğini sağlamak ve sağlık bakım kalitesini iyileştirmektir. Bu amaçla farklı değerlendirme modelleri ile ölçüm yapar ve kurumlara kendilerini ulusal ve uluslararası alandaki kurumlarla karşılaştırma imkanı sunar.

HIMMS; sağlık hizmet sunumunda elektronik ve analitik sistemlerin kullanım seviyelerini ölçen standartlar belirler.

Sağlık hizmet sunucularının, HIMSS standartlarına göre ne seviyede olduklarını ölçümler ve bu sonuçları tüm sağlık sektörü ile paylaşır. Bölgesel ve küresel çapta sağlık bilişim kongreleri ve zirveleri düzenler. Sektörün paydaşlarını bir araya getirir. T.C. Sağlık Bakanlığı ile HIMSS Avrupa arasında imzalanan 15 Kasım 2013 tarihli protokole göre, Sağlık Bakanlığı’na bağlı tüm kamu hastanelerinin EMRAM modeline göre değerlendirme sürecinin 2018 yılı sonunda tamamlanmış olması planlanmaktadır.

Ekonomik Kriz ile Baş Etme Yöntemi: Yurt dışı Hastane Projeleri

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden daha az etkilenmenin stratejik çözümlerinden biri de yurt dışı projelere ağırlık vermekten geçiyor.

ACENDIS Kurucusu Hasan Şahin

Bu konuda sağlık sektöründe rol model olarak kabul edilecek markalardan biri ACENDIS… Ağırlıklı olarak Almanya ve Türkiye ofislerinden yönetilen ACENDIS dünyanın birçok farklı ülkesinde şube açmış veya ortaklık kurmuş vaziyette. Dünyadaki sektörel dinamikleri, medikal trendleri, yatırım olanaklarını, yeni fırsatları, gelecek vaat eden konjonktürleri her ülkede kaynağından takip ediyor.

Türkiye’de özel hastanelerin hızla büyümesinde, zincir haline gelmesinde kayda değer çaba gösteren ACENDIS, yıllar içinde geliştirdiği sektörel öngörü ve kurumsal perspektifi sayesinde Türkiye’deki ekonomik dalgalanmadan daha az etkilenen medikal aktörler arasında olmasıyla dikkat çekiyor. Bu dosyada ACENDIS’in yurtdışı hastane projelerine, çözüm ortaklarına ve son dönemde yoğunlaştığı Çin ilişkilerine yer veriyoruz.

TÜRKİYE’DEN ÇİN’E HASTANE PROJELERİNİN MİMARI

Avrupa ülkeleri yanı sıra Orta ve Uzak Doğu ile Kuzey Afrika’da özellikle anahtar teslim hastane projeleri yapan ACENDIS Türkiye ve Almanya yanı sıra Malta, Libya, Ürdün, Gana, Makedonya, İran, Suudi Arabistan, Çin’de hastane projelerine hız kesmeden devam ediyor.

1995 yılında Almanya’nın Hannover kentinde proje şirketi olarak kurulan ACENDIS, bugün 15’ten fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve 250’den fazla projeye imza attı.

Hizmet süreçleri: hastane projelerinin değerlendirilmesi, mimarı tasarım / medikal planlama, BOQ hazırlığı, ekipman belirleme, ihalelerin değerlendirilmesi, teknik değerlendirme, tedarik, tesis çizelgesinin hazırlanması, teslimat, kurulum, çalıştırma ve kabul testleri, eğitim ve teslimatından oluşuyor. 

ÇİN

ACENDIS (China) 2017 yılında Guangzhou’da kuruldu. ACENDIS (China), hastane, klinik, ameliyathane, sağlık merkezi veya laboratuvar gibi tüm sağlık tesislerinin inşaat, yenileme ve genişletilmesi gibi geniş çaplı projelerde yer almakta ve müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda fizibilite çalışması, mimari tasarım, tıbbi planlama ve satın alma ve hastane operasyon ve yönetimi ve finansal çözüm sunma alanlarında müşterisine özel hizmetler sunmaktadır.

2018, ACENDIS (China)’nın önemli gelişmeler kaydettiği bir yıl olma özelliğini taşıyor. Edinburgh Üniversitesi ile bağlantılı olan ve sağlık alanında hizmet veren Edinburgh International Investment ve ACENDIS (China) stratejik olarak iş birliği yaptılar.

Bu iki firma tüm hizmetleri sağlık yatırımcılarına bir paket olarak sunuyor ve hastane proje çalışmalarının başlangıcından hastane operasyonu ve yönetilmesine kadar projelerin gerçekleştirmelerine destek veriyor.

Mazu Uluslararası Sağlık Şehri

ACENDIS (China), Mazu Uluslararası Sağlık Şehrinin iş birliği ortağı olarak da hizmet veriyor. Putian şehrinde bulunan Mazu Uluslararası Sağlık Şehrinin gelişimini ve sağlık sektöründeki etkisini güçlendirmek için kendine özgü kaynakları ve politikaları bulunuyor. Bu projenin inşasının, Çin’in büyük sağlık sektörünün yenilikçi gelişimini daha da ileriye taşımak için çok önemli bir katkı sağlayacağı öngörülüyor. Dünyanın yüksek kaliteli ve gelişmiş tıbbi ve sağlık kaynaklarını entegre ederek medikal turizm olarak adlandırılan yeni bir sağlık platformu modülü oluşturuyor. Aynı zamanda tüm sağlık sektörü zincirini entegre etmek için kapsamlı bir inovasyon platformu yaratıyor. Mazu Uluslararası Sağlık Şehri kavramı uluslararası alanda öncü bir rol oynuyor.

Bu süper medikal şehrin yıl sonuna kadar faaliyete geçmesi bekleniyor. ACENDIS (China) Putian Hükümeti ile sözleşme koşullarını yerine getirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu aynı zamanda ACENDIS (China)’nın gelişim tarihi için de bir dönüm noktası olacak.

Çin’deki Sağlık Reformları

Çin’de sağlık alanındaki en son reformlar sağlık sektörüne yapılan özel yatırım üzerindeki kısıtlamaları aşamalı olarak ortadan kaldırmaya başladı. Bu sayede doktorlar artık özel hastane dahil olmak üzere birçok kurumda çalışabiliyor, bu durumun en iyi tarafı doktorların daha mobil olmaları ve daha fazla doktora çalışma imkanı verilebilecek olmasıdır.

Bütün bu reformlar yürürlüğe girdiğinde, özel hastanelerin rolü genişleyecektir. Özel sektörde hizmet verenler kamu hastaneleriyle sağlıklı bir rekabet ortamı yaratarak ve karşılanmamış ihtiyaçları ele alarak Çin’de önemli bir rol oynayacaklar.

ACENDIS (Germany) iş fırsatlarının farkında olarak ve anahtar teslim hastane projelerinde çözüm ortağı olarak Çin’de yeterli tecrübeye sahip olmayan özel yatırımcıların veya şirketlerin taleplerini karşılayabilmektedir. 

Çin’in Sağlık Göstergeleri Nasıl?

McKinsey & Co.’nun yeni raporuna göre 2011 yılı itibariyle 357 Milyar dolar olan Çin’deki sağlık hizmeti giderlerinin, Çin’in %12 civarında olan yıllık bileşik büyüme oranında büyümesi durumunda 2020’de 1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Ayrıca Çin hükümeti bölgesel sağlık hizmetlerinin alt yapısını iyileştirmek için önemli adımlar atmaya karar verdi. Çin hükümeti, Sağlık Endüstri Zirvesinin raporuna göre 15 yılda sağlıklı bir Çin inşa etmeyi vaat eden “Healthy China 2030’’ ismini taşıyan bir plan geliştirdi. 2030 yılında sağlık hizmetleri sektörünün 2,3 trilyona ulaşması bekleniyor. İlaçlardan tıbbi ürünlere ve tüketici sağlığına kadar, Çin sağlık endüstrisindeki en cazip pazarlardan biridir ve gelişmekte olan tüm pazarların en hızlı büyüyenidir. 

LİBYA & MALTA

Malta’nın Burmarrad şehrinde faaliyet gösteren St. James Hospital ACENDIS’in hastane projeleri arasında yer alıyor.

ACENDIS’in, aynı zamanda Libya’daki anahtar teslim hastane projeleri arasında da yer alan Saint James Hospital, medikal cihaz planlamasında ve süren tedariklerinde iş ortağı olarak ACENDIS’i tercih ediyor.

ACENDIS, Libya’da hizmet veren Safwa Hastanesinin medikal planlaması ve tıbbi cihaz tedarikinde profesyonel destek sunuyor; Libya’nın başkenti ve en fazla nüfusunu barındıran Tripolis şehrinde hizmet veren Safwa Hastanesi, 6.000 m2 lik bir alana kurulu 120 yataklı hastane 5 katlı ve 6 ameliyathane ve 3 yoğun bakım istasyonuna sahip.

ÜRDÜN

Ürdün’ün Başkenti Amman’da 2017’de açılan Al Kindi Hospital’in son teknoloji ürünü medikal cihazları ACENDIS tarafından tedarik edildi.

130 hasta yatağı, 5 adet yoğun bakım istasyonu ve 9 adet ameliyathaneye sahip proje 75 Milyon Euro değerinde.

130 hasta yatağı, 5 adet yoğun bakım istasyonu ve 9 adet ameliyathanesi olan Al Kindi Hospital 75 Milyon Euro değerinde proje hacmine sahip ve tüm sağlık branşlarında hizmet veriyor.  Hastane özellikle laparaskopik cerrahi ameliyatları, radyoloji ve labarotuvar alanlarındaki uzmanlığıyla ön plana çıkmaktadır.

GANA

Gana’da iki hastaneyi, Accra’da faaliyet gösteren Acacia Medical Center ve Kumasi’deki Absury Hospital‘in tıbbi ekipmanları ACENDIS tarafından tedarik edildi. Batı Arika’daki en modern hastanelerden biri olarak faaliyet gösteren Asbury Hastanesi & Tüp Bebek Merkezini hizmete sunan ACENDIS; finansal danışmanlık, tıbbi cihazların satın alınması, teslimi ve kurulumu yanısıra hastane personelinin eğitimini de sağladı. Gana’nın en kabalık ikinici kenti olan Kumasi’de hizmete sunduğu hastane projesi Asbury Hastanesi & Tüp Bebek Merkezi tam teşekküllü özel bir hastanedir. 2 ameliyathane, 35 hasta yatağı, 6 yoğun bakım yatağı ve 3 yeni doğan yoğun bakım ünitesi ile Batı Arika’daki en modern hastanelerden biri olarak faaliyet göstermektedir. Hastanede radyoloji, laboratuvar, neonatoloji, jinekoloji, kardiyoloji ve sterilizasyon alanlarında kapsamlı hizmetler sunulmaktadır.

İRAN

Tahran’da Erfane Niyayesh Hospital projesini alan ACENDIS hastanenin tüm tıbbi ekipmanlarını tedarik etti. Sağlık bakanlı tarafından Mükemmellik Ödülüne layık görülen Erfane Niyayesh Hospital, uluslararası seviyede sunduğu medikal hizmetler ve yeni tıbbi teknolojilerin kullanımında öncü hastane olarak konumlanıyor.

MAKEDONYA

Üsküp’te hizmete sunulan Filip Vtori Special Hospital’in medikal planlaması ACENDIS tarafından gerçekleştirildi. Hastanenin medikal planlaması yapılırken en yeni teknolojik tıbbi cihazlar kullanıldı. ACENDIS’i başlangıçtan beri medikal ortak olarak kabul eden Filip Vtori Hastanesi CEO’su ve Akademisyen Dr. Zan Mitrev, “İhtiyaç duyulan her tür destek için her zaman ulaşılabilir olan bir ortağımız olduğu için çok mutluyuz. Medikal personel, ekipmanların doğru idaresi, temizlenmesi ve kullanımı konusunda eğitim aldılar ki bu bazen çok temel bir unsur” diye konuştu.

SUUDI ARABİSTAN

Sağlık alanında Ortadoğu’nun en güçlü pazarlarından olan Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren ACENDIS, çözüm ortağı olarak ülkenin önde gelen kuruluşlarından İdeal İdea ile birlikte hareket ediyor. Hastanelerin anesteziyoloji, yoğun bakım ve kardiyoloji alanlarının medikal cihaz ihtiyacını tedarik eden iDeal iDea aynı zamanda anahtar teslim projeler ve sağlık tesislerinin iç dizaynına da odaklanıyor. iDeal iDea for Medical Equipment Technology Kurucusu Hatim Najjar’a göre, özellikle Suudi 2030 vizyonu, Ulusal Dönüşüm Programı 2020 ve ülkenin istikrarlı yapısı Suudi Arabistan’ı fırsatlar ülkesi haline getiriyor.

TÜRKİYE

Türkiye’de özel hastane sektörünün büyümesine katkı sunan ACENDIS, MedicalPark, Acıbadem, Memorial, Medicana, Liv Hospital gibi zincir hastanelerin proje yapım ve tıbbi ekipman tedarikçisi pozisyonunda.

Örnek olarak ifade etmek gerekirse; Türkiye’nin en kurumsal hastane zinciri olan Acıbadem Sağlık Grubu, Altunizade ve Taksim Hastaneleri projelerinin finansmanından medikal cihaz planlamasına kadar olan tüm kritik süreçlerinde ACENDIS’in çözümlerini tercih etti. Acıbadem Taksim Hastanesinin, proje finansman danışmanlığı, satın alma, medikal cihaz ve ürünlerin lojistiği, kurulumu ve personel eğitimlerinin verilmesi ACENDIS’in uzman kadrosu tarafından gerçekleştirildi.

9. Uluslararası Sağlık ve Hastane Yönetimi Kongresi

9. Uluslararası Sağlık ve Hastane Yönetimi Kongresi 19-22 Aralık 2018 tarihlerinde Antalya Belek Limak Atlantis Resorts Hotel’de Sağlık Akademisyenleri Derneği (SAD) katkılarıyla düzenlenecek…Kongrenin teması “Sağlık Finansmanında Çağdaş Yaklaşımlar ve Yenilikler” olarak belirlendi. Detaylar için: http://www.hsyk-antalya.org/

Sağlık Sektörü Özelinde 2018 Yılını Nasıl Bilirsiniz?

klinikiletişim, bu sayı ile birlikte 2018 yılını geride bırakmaya hazırlanıyor. Nasıl bir yılı geride bıraktığımız konusunu gelecek sayılarda tartışmak daha anlamlı olabilir fakat bu yıl, hiç kuşkusuz, ekonomik dalgalanmanın yarattığı belirsizlikle anılacak. Etkilerinin 2019’da daha fazla hissedileceği sıklıkla ifade ediliyor. Sağlık sektörünün krizden nasıl etkilendiği, süreci nasıl yönettiği önümüzdeki aylarda daha net anlaşılacak.

Sağlık Yatırımları ve Hizmet Alımlarında Azalma

Bu anlamda GE Sağlık Türkiye’nin yaptığı yuvarlak masa toplantısı sonuçlarını önemsiyoruz. Buna göre sektör; kur artışının etkilerinin, 2 yıldan daha uzun sürede tolere edileceğini öngörüyor. 2019 yılında sağlık sektörü yatırımlarının, hizmet alımlarının azalacağı, kamu direkt alımlarının azalacağı yönünde görüş ifade ediliyor.

Herkesin merakla beklediği kamu – özel ortaklığı ile yapılan şehir hastaneleri yapımının aynı hızla devam edemeyeceği öngörülüyor. Mevcut açılmış olan şehir hastanelerinin sürdürülebilirliği de ayrı bir tartışma konusu; sürdürülemez olduğu yönünde görüşler ağırlıkta. Yatırımcı açısından sağlık pazarındaki en büyük fırsatın yurtdışı sağlık işletmeciliği olarak öne çıkıyor. 

Konsolidasyon Beklentisi Hakim

Özel hastaneler için de önümüzdeki bir yılda konsolidasyon beklentisi hakim. Toplantı sonuçları karamsar tablo çiziyor. 

Bakanlık ve Üniversite Hastaneleri Ortak Kullanımı

Öte yandan, TBMM’ye getirilen “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda kabul edildi. 43 maddeden oluşan bir kanun teklifinde yer alan 23. Maddede, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesisleri ile üniversitelerin tıp ve diş hekimliği alanında lisans ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının birlikte kullanımı hususunda uygulamada karşılaşılan problemlerin çözümüne yönelik düzenleme yapıldığı ifade ediliyor. Bu problemlerin neler olduğu ve çözüm önerilerine yönelik gelecek sayılarımızda tartışmaya açacağız. 

Şehir Hastanesi Yapan Şirketlerin Lehine Düzenlenme

Aynı Kanun teklifinin 38, 39 ve 40. maddelerde şehir hastanelerini yapan ve işleten şirketler lehine maddeler de mevcut; şirketlere hasta garantisi verilen tıbbi hizmetlerde, sözkonusu şirketlere 10 yıllık süre garantisi veriliyor. Şehir hastanesini işleten şirketlerin işletme dönemindeki teminat miktarı TÜİK tarafından belirlenen Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (YÜFE) oranında artırılıyor. Şehir hastanesi yapan şirketlere daha önce inşaat dönemiyle sınırlı olmak üzere Harç ve Damga Vergisi muafiyeti tanınırken teklifle bu işletme dönemini de içine alacak şekilde genişletiliyor. 

Kamudan İhraç Edilen Hekimler

Birçok önemli madde yanı sıra, teklifin 5. Maddesinde Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ve güvenlik soruşturmasından geçemeyen hekimlerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşmalı özel hastanelerde çalışması engelleniyor. Dergimiz baskıya hazırlandığı sırada bu düzenleme güncelliğini koruyordu fakat sonrasında geri çekildi.

klinikiletişim’in Kasım Sayısı Yayınlandı

Medikal Sektörün Yenilikçi Dergisi klinikiletişim’in Kasım sayısında yer alan ana başlıklar şunlar:

Medikal Sektörün Ekonomik Kriz Yönetimi
GE Sağlık Türkiye’nin Yuvarlak Masa Toplantısında Neler Konuşuldu?
ACENDIS’in Ekonomik Kriz İle Baş Etme Yöntemi: Yurtdışı Hastane Projeleri
Gazi Üniversitesinde Hayati Öneme Haiz Olmayan Malzeme Alımları Durduruldu
“Mecbur Kalmadıkça Ameliyat Yapılmaması Yönünde Mesaj Veriliyor”

Cerrahi Asistan Eğitiminde Neredeyiz?
Prof. Dr. Cem Terzi anlattı: Akademik Tıpta Totaliter Dönem – Eski Kuşak Hekimler & Yeni Starlar
Hacettepe’nin Cerrahi Eğitim Sistemi Nasıl?
Hacettepe Genel Cerrahinin İlk Kadın Asistanı Anlattı: Genel Cerrahide 40 Yıl!
Cerrahi Eğitime Endüstri Bakışı Nasıl?

Türkiye Kanser İstatistikleri Neler Söylüyor
Akciğer Kanserinin Ekonomik Bilançosu Açıklandı: Akciğer Kanserinin Ülkemizdeki Toplam Ekonomik Yükü 9 Milyar TL’ye Yakın

Dijital Sağlık Vizyonu & HIMMS’18 Eurasia’da Öne Çıkan Başlıklar:
ABD ve Avrupa’dan Gelen HIMMS Yetkilileri Tarafından Yapılan Değerlendirme Sonucu Türkiye, 164 Hastane ile Avrupa’nın En Başarılı Ülkesi Oldu
Almanya, İspanya ve İtalya’da Toplam 16 Adet 6. Seviye Hastane Bulunurken, Türkiye 163 Adet 6. Seviye ve 1 Adet 7. Seviye Hastane ile Avrupa Toplamının Önüne Geçti
TÜSAP Toplantısı da HIMMS Bünyesinde Yapıldı
Sıemens Healthineers Türkiye: “Dijital Dünyada Başarının Püf Noktası Veri Analizi”

Bilkent Şehir Hastanesi Hasta Kabulüne Başlıyor

EKMUD Uyarıyor: Aşı Reddine Karşı Yasa Teklifimiz Hayata Geçirilmeli

İlaç Endüstrisinden Haberler:
GSK, Türkiye’de Yeni Bir Yatırım Yapıyor
Novartis 2019’da 2 Yeni Yerli Ürünü Daha Pazara Sunacak
Abdi İbrahim, Meme Kanserinde ilk Biyobenzer ilacı Piyasaya Sundu
İlaç Endüstrisinde Üst Düzey Atama Haberleri

 

 

Türkiye Sağlık Sektörü Nereye Gidiyor?

GE Sağlık, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik darboğazda sağlık sektörünü nelerin beklediği konusunda İstanbul’da tüm gün süren bir yuvarlak masa toplantısı yaptı.

GE Sağlık Türkiye Genel Müdürü Yelda Ulu Colin’in yuvarlak masa tartışma sonuçlarını aktardığı toplantıda GE Sağlık Gelişmekte Olan Pazarlar Başkan ve CEO’su Maher Abouzeid ve Ekonomist Cevdet Akçay da sunum yaptı.

Tartışma konularını hizmet alımları, kamu-özel ortaklığıyla şehir hastaneleri projeleri, kamu yatırımları, özel sağlık yatırımları ve finansman oluşturdu.

Türkiye’de 1948’ten beri faaliyet gösteren GE’nin, sadece sağlık alanında değil havacılık, enerji, taşımacılık alanında da yatırımları sözkonusu. GE Sağlık Türkiye Genel Müdürü Yelda Ulu Colin’in verdiği bilgilere göre, Türkiye’de 6 milyon GE teknolojisi kullanılıyor. Görüntüleme sistemleri ile yılda 3 milyondan fazla tetkik yapılıyor. Yaklaşık 50 binden fazla GE cihazında yapay zeka entegrasyonu mevcut. GE’nin yatırım yaptığı önemli alanlardan biri de yaşam bilimleri denilen biyolojik ilaç üretimine altyapı sağlayan teknoloji cihazları.

GE Sağlık; 1896’da ilk röntgen cihazını, 1966’da ilk mamografi cihazı, 1978’de ilk bilgisayarlı tomografi cihazını, 1983’te MR cihazı ve 2006’da ilk PET-BT cihazını piyasaya sundu.

Türkiye’de akademik sahada kurulan ilk PET MR cihazı 2015’te Gazi Üniversitesinde GE Sağlık tarafından kuruldu. Türkiye’de 4 PET MR cihazı kurulu ve çalışıyor, bunlardan 3 tanesi GE cihazları. Gazi’yi takip eden Cerrahpaşa Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi oldu.

Türkiye’de ilk sistematik doz optimizasyonu projesi de, 2015’te İstanbul Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliğinde AFFIDEA ile birlikte gerçekleştirildi.

PPP Projelerinde Yatırımcı GE

GE Sağlık, Kamu-Özel Ortaklığı (KÖİ – PPP) modeliyle yapılan Mersin ve Bilkent Şehir Hastanelerinde teknolojik çözüm ortağı olarak 2016’da CCN Holding tarafından seçildi. Sadece teknolojik çözüm ortağı olarak değil yurtdışı finansman kaynağı olarak rol oynayan GE, GAMA ve Türkerler ortaklığı ile yapılan İzmir ve Kocaeli şehir hastaneleri projelerine de yatırımcı olduk.

Sadece radyoloji, kardiyoloji, nükleer tıp alanında değil yoğun bakım kliniklerinde ve ameliyathanelerde kullanılan birçok cihazı üreten geniş portföye sahip.

 “Türkiye’de Yatırımlarımıza Devam Edeceğiz”

GE Sağlık Gelişmekte Olan Pazarlar Başkan ve CEO’su Maher Abouzeid, uzun soluklu çözüm ortağı olarak Türkiye’de bulunduklarını ifade ederek, “1948’den beri Türkiye pazarındayız. Önümüzdeki süreçte yapay zekalı cihazların öğrenme kapasiteleri artacak ve bu sektörde büyük sıçramalara neden olacak. Dolayısıyla yapay zeka çok daha yoğun kullanılacak. Bizler Türkiye’de yatırımlarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.

Bıçak Sırtı Sorular ve Cevaplar Neler?

20 kişilik bir grup içinde yapılan ve GE Sağlık Türkiye Genel Müdürü Yelda Ulu Colin tarafından sunulan yuvarlak masa toplantısı soruları ve öne çıkan yanıtları şöyle:

Sağlık yönetimi için dijitalizasyon ve yeni teknolojik gelişmeler alanında en çok ihtiyaç duyulan inovasyon hangisidir?
Büyük veri yönetimi, yapay zeka, sanal gerçeklik, kişiye özel sağlık çözümleri ve blockchain seçenekleri arasından, katılımcıların çoğu (yüzde 43) kişiye özel sağlık çözümleri seçeneğini tercih etti.

Sağlık hakkında bilinçlenmenin artmasıyla birlikte hastalar hangi alanda daha çok söz sahibi oluyorlar?Hastane seçimi, doktor seçimi, ekipman seçimi ve diğer seçenekleri arasından, katılımcıların çoğu (Yüzde 41) tedavi seçimi seçeneğini tercih etti. Doktor seçimi ikinci sırada (yüzde 32) yer aldı.

Cihaz üreticilerini birbirinden ayıran en önemli kriter sizce hangisidir?
Teknoloji üstünlüğü, marka prestiji, servis kalitesi, geniş cihaz portföyü, personel yetkinliği, fiyat avantajı, ihtiyaca özel klinik, finansal ve operasyonel çözüm kabiliyeti seçenekleri arasından katılımcıalrın çoğu (yüzde 48) ihtiyaca özel klinik, finansal ve operasyonel çözüm kabiliyeti seçeneğini tercih etti. İkinci sırada (yüzde 24 oyla) teknoloji üstünlüğü seçeneği yer aldı.

Sağlık teknolojisi seçiminizde en çok neye dikkat ediyorsunuz?
Yatırım geri dönüş hızı, toplam sahip olma maliyeti, klinik/teknolojik üstünlük, doktor/kullanıcı tercihi, uygun finansman çözümü, servis kalitesi, satıcı firmayla ilişkiler seçenekleri arasından, katılımcıların çoğu (yüzde 33) yatırım geri dönüş hızı seçeneğini tercih etti. İkinci sırada (yüzde 19’luk aynı oy oranı ile) toplam sahip olma maliyeti, klinik/teknolojik üstünlük seçenekleri yer aldı.

Yatırımcı gözüyle sağlık pazarındaki en büyük fırsat sizce hangisidir?
KÖİ (kamu-özel ortaklığı – PPP) hastane projeleri, yurtiçi hastane yatırımı, yurtiçi hizmet alımı yatırımı, yurtiçi sağlık işletmeciliği, diğer seçenekleri arasından, katılımcıların çoğu (yüzde 69) yurtdışı sağlık işletmeciliği seçeneğini tercih etti.

Yurtdışı sağlık işletmeciliği alanında yatırımlarınız hangi bölgelerde yoğunlaşıyor?
Kuzey Afrika ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri, Doğu Avrupa ülkeleri, Kafkaslar/Rusya/Türki Cumhuriyetler ve yatırım planım yok seçenekleri arasından katılımcıların çoğu ( yüzde 67) yatırım planım yok seçeneğini tercih etti. İkinic sırada (yüzde 25) Kafkaslar/Rusya/Türki Cumhuriyetler seçeneği yer aldı.

Yatırım kararlarınızda faiz oranları mı yoksa döviz kurundaki beklentiler mi daha çok etkili oluyor? Sorusuna verilen yanıtlarda katılımcıların çoğu (yüzde 62) faiz oranları seçeneğini belirledi.

Kur artışının etkileri ne kadar zamanda tolere edilecek?
1 yıldan az, 1 – 2 yıl içinde, 2 yıldan daha uzun, tolere edilemez seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (yüzde 62) 2 yıldan daha uzun seçeneğini tercih etti

2019 yılında sağlık sektörü yatırımlarının ne yönde gelişeceğini düşünüyorsunuz? Artacak, 2018 ile aynı kalacak, azalacak, tahmin edemiyorum seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (yüzde 85) azalacak seçeneğini belirledi.

2019 yılında hizmet alımlarının ne yönde gelişeceğini düşünüyorsunuz? Artacak, 2018 ile aynı kalacak, azalacak, tahmin edemiyorum seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (yüzde 62) azalacak seçeneğini belirledi.

KÖİ projelerinin aynı hızla devam edeceğini öngörüyor musunuz? Sorusuna gelen yanıtlarda katılımcıların çoğu (yüzde 83) hayır yanıtını verdi. Yüzde 17’lik bir dilim de tahmin edemiyorum diye görüş bildirdi.

2019 yılında kamu direkt alımlarının gelişimini nasıl öngörüyorsunuz? Artacak, 2018 ile aynı kalacak, azalacak, tahmin edemiyorum seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (yüzde 75) azalacak seçeneğini belirledi.

2019 yılında özel sektör alımlarının gelişimini nasıl öngörüyorsunuz? Artacak, 2018 ile aynı kalacak, azalacak, tahmin edemiyorum seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (yüzde 91) azalacak seçeneğini belirledi.

2019 yılında kamu toplu alımlarının gelişimini nasıl öngörüyorsunuz? Artacak, 2018 ile aynı kalacak, azalacak, tahmin edemiyorum seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (yüzde 45) tahmin edemiyorum seçeneğini belirledi. İkinci sırada artacak (yüzde 36) seçeneği yer aldı. 

Geçen aylarda yapılan SUT güncellemesinin orta vadede hizmet kalitesine yansımaları nasıl olur? Olumlu, olumsuz, etkisi olmaz, fikrim yok seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (Yüzde 91) olumsuz seçeneğini belirledi.

2019 yılında SGK’nın uygulamakta olduğu SUT rakamları ne yönde değişecek? Artacak, azalacak, değişmeyecek, fikrim yok seçenekleri arasından katılımcıların çoğu (yüzde 73) değişmeyecek seçeneğini belirledi.

Önümüzdeki 1 yıllık süreçte özel hastanelerde konsolidasyon bekliyor musunuz? Sorusuna katılımcıların çoğu (yüzde 55) evet diye yanıt verdi. Fikrim yok diye yanıt verenler yüzde 27 ile ikinci sırada yer aldı.

KÖİ’lerin özel hastanelere etkisi ne yönde olacak? Sorusuna katılımcıların çoğu (yüzde 40) olumsuz diye yanıt verdi. Yüzde 30’luk dilim etkisi olmaz derken yüzde 20’lik bir dilim de destekleyici diye yanıt verdi.

Mevcut açılmış olan şehir hastanelerinin sürdürülebilir olacağını düşünüyor musunuz? Sorusuna katılımcıların çoğu (yüzde 50) hayır diye yanıt verdi. Yüzde 40’lük bir dilim hayır diye yanıt verdi. Geri kalan yüzde 10 ise fikrim yok dedi.

Yüksek Büyüme İstiyorsanız Faizi Arttırmanız Lazım

Ekonomist Cevdet Akçay da, sunumunda şunları kaydetti:

“Türkiye 2016’dan beri öyle bir süreçte ki eğer büyümenizi biraz yüksek tutmak istiyorsanız faiz arttırmanız lazım. Bu senenin sonlarında şunu söylüyorum; yine faiz arttırmanız lazım ama bu sefer ortodoks sebeplerden dolayı. Yani ağustos öncesi dönemde faiz arttırmak büyüme için gerekli olan bir şeydi. Artık öyle bir noktaya geldik ki durumu kurtarmak için faiz arttırmamız lazım. Enflasyon daha önce gördüğümüz bir enflasyona benzemiyor.

Merkez Bankasının şunu düşünmesi gerekiyor, acaba faiz indirecek yerim var mı? Bu sizin zor durumda olduğunuzu gösteren bir şey aslında… Merkez Bankası zor durumda!

Modern ekonomiler nasıl çalışıyor? Birinci ayakta sinyalleme var, bunu siyasetçiler ve Merkez Bankası para politikası yapıyor. İkinci ayakta finans piyasaları… Üçüncü ayakta da sektörde mal ve hizmetle uğraşan insanlar var. Yüksek büyüme istiyorsanız faizi arttırmanız lazım.

IMF’yi Neden Karşıma Alıyorum?

Mevcut iktidarın yerinde olsam reklamımı şöyle yaparım: Bu ülke Uluslar arası Para Fonu (IMF) ile 17 stand-by anlaşmasını batırdı. 18 ve 19 başarıyla bitirildi. Bunu bitirebilme potansiyeli bir tek bizde vardı ver bitirebildik. IMF’yi neden karşıma alayım ki, reklamımı IMF ile çalışabilme kapasitesinde olmak üzerine kurardım. Bu çok iyi bir sinyal olurdu; düşünsenize 17 stand-by bitmemiş ve son ikisini başarıyla bitiren bir hükümet var. Bunu neden lanse etmediklerini düşündüğüm zaman ontolojik sıkıntıları olabileceği aklıma geliyor.”

Akademik Tıpta Totaliter Dönem: Eski Kuşak Hekimler & Yeni Starlar

“Bugünkü sistemde 30 yıllık bir cerrah da olsanız, eğitimini yeni tamamlamış bir kişi sizin yerinizi kolaylıkla alabilir. Genç hekim, sistem için daha yararlı görülüyor. Teknolojik olarak daha iyi evet ama entelektüel açıdan güçlükleri olan bir grup… Eski kuşak ve yeni starlarla karşı karşıyayız”

PROF. DR. CEM TERZİ

Tıp ve uzmanlık eğitiminde totaliter tıp dönemi konulu sunum yapan Prof. Dr. Cem Terzi konuşmasında eğitim ve araştırma hastanelerinin stratejik öneminde vurgu yaptı. Mezuniyet öncesi uzmanlık eğitimi ve sürekli tıp eğitiminin kaynaklarının eğitim araştırma hastaneleri bünyesinde olduğunu belirten Prof. Dr. Terzi şöyle konuştu:

“Eğitim araştırma hastanelerinin (EAH) diğer fonksiyonları yanı sıra sağlık sistemine de desteği var; profesyonel önderler bu kurumlardan çıkıyor. Topluma yönelik etkinlikler için merkez işlevi görüyor. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin nasıl yönetileceği konusunda teorik ve pratik programların çıkartılması bu hastanelerde yapılır. Temel bilimler araştırması, klinik araştırmalar, sağlık hizmetlerinin etkin sunumuna, eğitim bilimine ilişkin araştırmalar yine kurumlarda yapılır. Öte yandan EAH’lar o kadar büyüktürler ki iş sahasıdırlar. Orta veya büyük ölçekli bir fabrika deviniminde ekonomik imkan ve istihdam sağlarlar.

EAH’ların bir de sosyal hizmet yönü vardır ki aslında devletin meşruiyeti buna dayanır. İnsanların gönüllü olarak vergi vermesi, askere gitmesi, eğitim, sağlık ve adalet hizmetlerinin eşit ve kaliteli olmasıyla meşruiyet kazanır. EAH’lar bu anlamda temel taşlardan biridir. EAH’lar politik birer semboldür. Mesela İngiltere’de 2. Dünya Savaşından sonra kurulan ulusal sağlık sistemi bütün birleşik krallık vatandaşlarının gurur duyduğu bir politik sembol haline gelmiştir.

Sosyal destek merkezidir; yoksullara, dezavantajlılara burada hizmet verilir. Mesleki güç odağıdır, alanının liderleri buradan çıkar.” 

Eğitim Araştırma Hastaneleri Ulusların Değeridir

Prof. Dr. Terzi, EAH’ların ulusun değeri ve onur duyduğu kurumlar olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Tüm bu nedenlerle EAH’ları sadece kar eden yapıya dönüştürdüğümüz zaman bunun ilk sonucunun örneğini, 2000’li yıllarda ABD’de görebiliriz, ülkenin kendisinin itiraf ettiği ve saygın dergilerde de yayınlandığı üzere rekabete dayalı sağlık hizmetinin sonucunda ABD’deki 120 – 125 tıp fakültesinin iflas ettiği, birçoğunun borç içinde olduğu güçlükle ayakta kalanların da sosyal hizmet işlevini yerine getiremediği açıklandı.

ABD’deki neo liberal yapılanma hızla Türkiye’ye de yansıdı. Bizde de çok benzeri bir durum çok çabuk gerçekleşti. Gırtlağına kadar borç içinde olmayan herhangi bir akademik hastane kalmadı. Kar amacı içinde olanla olmayan arasında müthiş bir haksız rekabet var. Yeni kurulan hastane zincirleri kısa zamanda büyüdü; bazıları sağlık sektöründe bazıları sağlık sektöründe olmayan finans kuruluşları tarafından kar amaçlı satın alındılar. İnsan gücü tamamen kamudan sağlandı.”

Beyin Cerrahı Profesörü Astronot Maliyetinde

Bir tıp fakültesi öğrencisinin ülke ekonomisine maliyetinin ABD’de 1 milyon dolar olarak hesaplandığını belirten Prof. Dr. Terzi, “Profesörler için böyle bir hesap yok; astronotlar için var. Beyin cerrahı profesörünün bir astronot maliyetinde olduğu düşünülebilir. 10 – 15 milyon dolar… Kamu, kendisine hiçbir amortisman bedeli ödenmeden, özel sektördeki daha iyi imkanlar nedeniyle boşaltıldılar. Yetişmiş insan gücünü özel sektör aldı ve bu insanlar üzerinden çok ciddi para kazandılar. Komplike, pahalı hastaları kabul etmedikleri için akademik hastanelere karşı her zaman daha çok kazanan hastaneler oldular. Bu durum tıp eğitimini kötü etkiledi; finansal baskılar öğretim üyelerinin daha çok sağlık hizmeti vermesine ve eğitime ayrılan zamanın giderek düşmesine yol açtı. Araştırma sistemi hızlıca değişti. Artık ya öğretim üyeleri kendilerine ait küçük start-up şirketler kurmaya başladılar ya da şirketleri doğrudan üniversite içinde kurarak yine şirket adına özel araştırmalar yapmaya başladılar. Kamunun araştırma alanındaki etkinliğini tamamen ortadan kalktı” dedi. 

ABD ve Avrupa’da Sağlık Finansman İşleyişi

“Yapılan araştırmalar şunu gösteriyor ki; siz ne yaparsanız yapın akademik hastaneleri ne kadar iyi çalıştırırsanız çalıştırın, sağlık hizmeti bedeli eğitim – araştırma ve kompleks ve ağır hastalara hizmet, yoksul hastalara karşılıksız sağlık hizmeti bedelinden yaklaşık yüzde 25 – 30 daha yüksek” diye konuşan Prof. Dr. Cem Terzi şunları kaydetti:

“Eğer SUT yani geri ödeme sistemleri size bu 25 – 30’luk farkı bir yıl vermezse ilk yıl bütçeniz eksi 30 açık veriyor; ikinci yıl artarak devam ediyor. 10. yılın sonunda da iflas eden bir kurum haline geliyorsunuz. 2006’da ABD’deki tıp fakültelerinin üçte ikisinin negatif bütçede olduğu biliniyor. Başlangıçta biz hekimler, akademisyenler bu piyasalaşmaya proaktif yaklaştık; sanki daha etkin, üretimin daha çok artacağı ortamları bize sunacak zannettik ama 10 yıl içinde akademik kalitedeki ivme ne kadar yanıldığımızı bize gösterdi. Avrupa Birliği ülkeleri için yapılan bir çalışmada da çok benzeri bir sonuç gösterildi. Akademik tıbbın bir kriz içinde olduğu ve Avrupa’da da buna kısa süre içinde müdahale edilmezse tıp fakültelerinin tamamen yok olacağı, ticarileşeceği hatta üniversiteden tıp fakültesi hastanelerinin çıkartılmasını başka yapılan içinde devam etmesini inceleyen senaryolar ortaya çıktı.

Tıbbi Araştırma ve Yayın Dünyası

Prof. Dr. Terzi, tıbbi araştırma ve yayın dünyasına bakıldığında, pek çok yayının metodolojik olarak hatalı, yanlış ve geçersiz bilgiler içerdiğini bildiren makalelerin varlığına dikkat çekti. 2010’da bu meseleleri içeren çok uzun bir makale yazdığını anımsatarak, şöyle konuştu:

“Başta biyomedikal endüstri olmak üzere pek çok çıkar grubu bağımsız ve dürüst bilimsel araştırmaları sürekli etkiliyor, sonuçları zayıflatıyor, değiştiriyor ve bu müdahaleler sayesinde tıbbi literatür hatalı makaleler ve çıkar çatışmaları ile dolu. O yüzden halkın da kafası karışık! Hekimler de ne yapacağını bilemez halde.” 

Totaliter Medikal Sistem Devri

Bir yazarın akademik tıbbın içinde bulunduğu durumu “totaliter tıp” diye adlandırdığını ifade eden Prof. Dr. Terzi, “Bir önceki kapitalist döneme endüstriyel tıp ama şu anda içine girdiğimiz yeni döneme totaliter medikal sistem adını veriyor. Aslında dünyada tıp sistemi başından itibaren paranın gücüne köleleştirilmiş ve kapitalist olmuştur. Bunun çok sayıda farklı örneği var; Küba hala çok iyi halk sağlığı sonuçlarına sahip. Başka bir sağlık sistemi modeli ile kendi halkını çok iyi idare ediyor ama dünyanın geneline bakıldığında kapitalist sistem hakim. Yakın zamana kadar kapitalist sistemin biraz daha iyi huylu, aydınlanmacı iken şimdi içine sürüklendiğimiz sistem daha farklı. Katı, disiplinli ve kontrollü, klasik totaliter, diktatoryal özelliklerle yönetilen ve pek çok açıdan vahşi bir kapitalizm. Bu yeni sistemin medikal makinesini yine doktorlar hareket ettiriyor ama bizim sisteme dair söyleyecek hiçbir sözümüz yok, kontrolü bizde değil.

Hastane dinamikleri tersine dönmüş durumda; hastanenin idari destekli personeli hastayla temas eden sağlıkçılardan daha fazla. Hemşirelerin pek çoğu toplam kalite yöneticisi oldu ve idare kısmına geçti. Birçok küçük hastanede bile hastadan fazla yönetici var. Doktorların hastane yönetimindeki payları artık çok az. İşe alınan ve kovulan kişiler pozisyonundalar… Bir kez işe alındıktan sonra sert bir kontratla bir tür tuzağa düşürülüyorlar ve hastanesinin propaganda çizgisinin dışına çıktıysa ‘yararlı değildir’ kararı veriliyor. İstifaya zorlanıyor” diye konuştu. 

Eski Kuşak ve Yeni Starlarla Karşı Karşıyayız

Prof. Dr. Terzi, yeni kuşak hekimlerin, farklı atmosferde yetiştiğini ve jenerasyon farkının günümüzde  iyice belirginleştiğini ifade ederek, “Bugünkü sistemde 30 yıllık bir cerrah da olsanız, eğitimini yeni tamamlamış bir kişi sizin yerinizi kolaylıkla alabilir. Genç hekim, sistem için daha yararlı görülecektir. Çünkü daha farklısını bilmediği için sisteme kolay kolay itiraz etmeyecektir. Başarı için eğitildi yeni kuşak; daha başarıya odaklı ve daha bireysel bir kuşakla karşı karşıyayız. Sistem içinde nasıl başarılı olacaklarını biliyorlar; pragmatik bir eğitim sisteminin içinden geldiler. İzlenmeye, takip edilmeye alışkınlar. Özgürlük tutkuları çok yok, daha uysallar. Cerrahi tıp, daha çok iş olarak görülüyor; yaşam biçimi kendini adamaktan çok hayatını daha iyi geçireceğin, para kazanacağın bir iş olarak görülüyor. Teknolojik olarak daha iyi evet ama entelektüel açıdan güçlükleri olan bir grup… Eski kuşak ve yeni starlarla karşı karşıyayız” diye konuştu. 

Akademik Lider Çağı Bitti

“Bu çağda akademik lider çıkmıyor” diye konuşan Prof. Dr. Terzi, şöyle devam etti:

“Adını andığımızda tüylerimizin diken diken olduğu heyecanlandığımız hocalarımızın adı bugün telaffuz edilemiyor. Çünkü onların çağı bitti. Akademi bu anlamda iflas etmiş durumda. Hastanelerdeki idari ve yönetici kadronun yoğunluğu hizmeti daha da masraflı hale getirdi. Ölçme, biçme, toplam kalite ve onun yarattığı bürokrasi nedeniyle. Bitmek bilmeyen bir mükemmeliyet propagandası sözkonusu; özellikle özel sektörde bu var. İçeriye baktığınızda yönetimsel kaosu, parçalanmışlığı görebiliyorsunuz.

Kurtarılmış Birkaç Ada Hala Var

Prof. Dr. Terzi, “Tüm bunlar size çılgınca, yıkıcı, abartılı ve karanlık gelebilir. Dışarıda tabiî ki kurtarılmış birkaç ada ve düzgün doktorlar hala var. Karanlığın yüzüne karşı ışığın parlamasını devam ettiren cerrah doktorlar, yöneticiler ve birkaç hastane hala var. Ama birkaç yıl ömürleri kaldı gibi geliyor bana ki umarım öyle olmaz” dedi.

 

Cerrahi Asistan Eğitiminde Neredeyiz?

“Hastanın üzerinden elimizi çekmemiz lazım… Asistanın ilk dikişi hasta üzerinde atmaması lazım… Simülasyon üzerinde çalışmanın eğitim hayatımıza girmesi lazım”

“Asistan eğitim sistemi değiştirilmelidir. Nasıl ki ameliyatlarımız dinamikse, 5 yıl önce yaptığımız ameliyatı şimdi yapmıyorsak aynı şekilde 5 yıl önceki eğitimimizle şimdiki eğitim sistemimiz de aynı olmamalı” 

Prof. Dr. Kaya Yorgancı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı 

12 – 13 Ekim günlerinde Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Hacettepe Genel Cerrahi Konferansları 2018, cerrahi branşında görev yapan çok sayıda hekimi ağırladı. Konferansı gerçekleştiren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kaya Yorgancı, klinikiletişim’e verdiği özel röportajda, Hacettepe’nin cerrahi eğitim geleneğini ve dünyada cerrahi eğitimin bugün geldiği noktayı anlattı.

“Neden cerrahi asistan eğitimi? Çünkü çok önemli bir konu olmasına rağmen Türkiye’de tartışılmıyor. Son 2 ulusal kongresine baktığımızda cerrahi eğitimle ilgili başlık yok!” diye konuşan Prof. Dr. Yorgancı şunları kaydetti:

“Ben 1991’de ihtisasa girdim ve 1997 yılında ihtisasımı aldım. O zaman nasıl eğitim aldı isem şimdi de benzer şekilde eğitmeye çalışıyorum. Yıllar için cerrahide çok şey değişti; laparoskopi yoktu o zamanlar… Laparoskopi denilen devasa bir cerrahi eğitim tekniği pratiğimize girdi; robotik cerrahi geldi, o zamanlar meme ameliyatları sonrası hasta 15 gün hastanede yatıyordu şimdi 2 gün yatıyor. Fıtık ameliyatının şekli değişti.

Jenerasyon da değişti; ben bu branşa girerken nöbet sıklığı, maaş durumu veya sosyal hayat gibi konulara bakmadan bu alana girdim. Şimdiki jenerasyon bunlara bakıyor. Bu değişime bizim ayak uydurmamız lazım. Onların bizim gibi olmasını beklememeliyiz. Şartları neyse ona uymamız lazım. Aksi takdirde çağ dışı kalırız. Bu nedenle cerrahi asistan eğitimini başlık olarak seçtik. 

Eğitimi Ameliyathaneden Çıkartmamız Lazım

Prof. Dr. Oscar Traynor’ın da sunumunda bahsettiği gibi bizim eğitimi ameliyathaneden çıkartmamız lazım. Traynor şöyle çarpıcı bir örnek verdi; biz genel cerrahiyi usta çırak ilişkisi olarak görüyoruz; Prof. Dr. Oscar Traynor’ın verdiği örnek şöyle: Uzaya ilk çıkan astronotları düşünün… İlk defa çıkıyorlar uzaya. Ama her şeyi mükemmel yapıyorlar. İlk kez ameliyat yapıyor asistan ve mükemmel yapıyor. Onların eğitimi nasıl, bizimki nasıl! Bizde usta-çırak durumu var. Deneme-yanılma. Astronot ilk çıkışını yapmadan önce defalarca pratik yapıyor. Cerrahlarımızı da böyle yetiştirsek daha iyi değil mi? Ameliyathane dışında simülasyon eğitimiyle yetiştirsek ve ilk ameliyatlarında ortaya mükemmel bir iş çıkartsalar!

Biz biliyoruz ki tecrübesiz cerrahların yaptığı ameliyatlarda komplikasyon daha fazla… Buna ek olarak hasta beklentileri de değişti.”

ABD’de 80 Saat Mesai Sınırı Var

Cerrahi eğitimin ABD’de önde gelen isimleri arasında yer alan ve konferans katılımcıları arasında yer alan Prof. Dr. J. Patrick O’leary’ın konuşmasını anımsatan Prof. Dr. Yorgancı, “Modern cerrahi eğitiminin ilk yıllarını düşündüğümüzde son derece katı kurallar sözkonusu; para yok, mesai saati yok, her zaman hastanedesiniz, süre yok, ‘ben ne zaman uzman olacağım’ belli değil, ‘olduğun zaman olacaksın’, sosyal güvenlik yok, aile yok… İlk cerrahide şartlar böyleydi. Ustan sana ‘sen oldun’ dediği zaman cerrah oluyordun. Bugün ABD’de 80 saat sınırı var, asistanları 80 saatten daha fazla çalıştıramıyorsunuz ki ABD’de buna az deniliyor. Avrupa’da 48 saat bu rakam. Bizde ortalama 120 saat” diye konuştu.

Cerrahide Yanlış Tedavi Affetmez

Prof. Dr. Yorgancı, dünyada ve Türkiye’de cerrahinin giderek daha az istenen bir branş olduğunu belirterek, “Bu çok önemli bir sorun. Neden istenmiyor? Çünkü stresli… Genel cerrahide yanlış tedavi affetmez, hastayı öldürebilir. O nedenle stresli bir branş. Eğitim süresi uzun. Gecesi gündüzü yok. Bunun maddi karşılığı da yok. Ben ne kadar maaş alıyorsam dermatoloji uzmanı da aynısını alıyor. Buna ek olarak jenerasyon değişti ve artık insanların işlerine, mesleklerine adanmışlıkları az. Kolay yoldan para kazanayım, yorulmamayım istiyorlar. Mediko – legal sorunlar da cabası. Yanlış yaparsanız dava edilirsiniz. Hepimizin başında bir iki tane dava var. Riskli işlerle uğraşmamak için daha az tercih ediliyor” dedi. 

Riskli Branşlar Daha Az Tercih Ediliyor

“Bize gelen asistan kalitesinin düşmesinden cerrahinin tercih edilirliğinin azaldığını hissediyoruz” diye konuşan Prof. Dr. Yorgancı, “Bizim zamanımızda en iyiler cerrahiye girerdi. Şimdi vasatlar da buraya gelebiliyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda insiyatifi ele almış vaziyette ve ‘genel cerraha ihtiyacım yok’ diyor. Her yerde riskli branşlar daha az tercih ediliyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı 1961 yılında kuruldu. O zamanın kurucu hocaları Türkiye’nin ilk yazılı asistan eğitimini ortaya koymuşlar. Hacettepe’nin cerrahi eğitim geleneği çok eski. 1970’lerde Türkiye’de bilinen değişik öğretim üyelerini Hacettepe’ye çağırmışlar ve onlara konuşma yaptırmışlar. Bunu da 1972’de Cerrahi Konferans Metinleri diye basmışlar. Önsözünde, ideal asistan son derece güzel tanımlanmıştır” diye konuştu. 

Hastanın Üzerinden Elimizi Çekmemiz Lazım

Asistan eğitim sisteminin değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yorgancı, şöyle devam etti:

“Nasıl ameliyatlarımız dinamikse, 5 yıl önce yaptığımız ameliyatı şimdi yapmıyorsak aynı şekilde 5 yıl önceki eğitimimizle şimdiki eğitim sistemimiz de aynı olmamalı. En başta hastanın üzerinden elimizi çekmemiz lazım… Asistanın ilk dikişi hasta üzerinde atmaması lazım… Simülasyon üzerinde çalışmanın eğitim hayatımıza girmesi lazım ama bunun da ciddi bir maliyeti var. İrlanda’da 800 milyon avroya ki İrlanda’da cerrah sayısı 150, bizde 6000 civarında – üç katlı devasa bir sanal hastane kurmuşlar. Ameliyathane, yoğun bakım her şeyi orada yapıyorsunuz, CPR yani hasta canlandırma dediğimiz işlemi gerçek hasta üzerinde yapmadan önce o sanal hastanede yapıyorsunuz. Hatalarınızı orada yapıyorsunuz… İlk cildi orada dikiyorsunuz. Elbette bu çok büyük bir endüstri ve son derece maliyetli ama ülkemizde de hayata geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum.” 

MECBUR KALMADIKÇA AMELİYAT YAPILMAMASI YÖNÜNDE MESAJ VERİLİYOR 

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin yansımaları hastanelerde de kendini hissettiriyor. Özellikle malzeme alımlarında ve SUT fiyatlarında yaşanan kriz bugünlerde daha fazla ifade edilir hale geldi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında görev yapan Prof. Dr. Kaya Yorgancı, hastanelerinde malzeme yokluğu yaşandığını belirterek şöyle konuştu:

“Öyle bir durumdayız ki tıbbi malzemeler yüzde yüz elli ile yüzde dört yüz oranında arttı. Şimdilik genel cerrahiyi çok etkilemedi ama yakın zamanda onu da etkileyecek.

Genel cerrahide biz her ameliyatta yüksek teknolojili malzeme kullanmıyoruz; kullandığımız zaman da bunları yıllık alıyoruz. O nedenle şu an depomuzda var ama 2019’da bu bitince kriz bizi de etkileyecek.” 

Ameliyat Yaparsanız Zarar Ediyorsunuz

“Mecbur kalmadıkça ameliyat yapılmaması yönünde mesaj verildiğini düşünüyorum çünkü ameliyat yaptıkça zarar ediyoruz” diye konuşan Yorgancı, şunları kaydetti:

“Global bütçe konusu var; hastanemiz diyor ki ben bu sene 400 milyon liralık hizmet vereceğim. 400 değil de 390 liralık fatura verirse bu, gelecek seneki hak edişinden 10 milyon lira düşüyor. Yani verilen rakamı tutturmak zorundasınız. Ameliyat yapsanız zarar ediyorsunuz ameliyat yapmasanız 400 milyonu tutturamıyorsunuz; o kadar büyük bir açmaz içindesiniz ki! Eskiden üniversite hastaneleri bu durumdaydı ve hükümet bunu yönetimin kötü yapılmasıyla açıklıyordu ama şimdi devlet hastaneleri de kötü durumda.”

 

Akciğer Kanserinin Ekonomik Bilançosu Açıklandı

Türkiye’de akciğer kanseri raporuna göre, akciğer kanserinin Türkiye’deki toplam ekonomik yükü 9 milyar TL’ ye yakın

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 50 bin kanser hastası bulunuyor.
► Dünyada en yaygın kanser tipi olan akciğer kanseri yılda 1,8 milyon yeni olgu ile tüm kanserlerin yüzde 13’ünü
oluşturuyor.
► Erkeklerde en sık görülen kanser türü akciğer kanseri iken kadınlarda akciğer kanseri 5. sırada yer alıyor.
► Akciğer kanseri tüm kanser harcamalarının yüzde 15 ile en fazla maliyet payına sahip! Ortalama hasta başı
maliyeti; 55 bin TL; ortalama hasta başı dolaylı maliyeti: 116 bin TL, toplam ekonomik yükü yaklaşık 9 milyar TL.
Akciğer kanserinin toplam maliyetinin yüzde 30’unu doğrudan; yüzde 70’ini dolaylı maliyet oluşturuyor.

Türkiye’de Akciğer Kanseri Raporundaki verilere göre, akciğer kanserinin ülkemizdeki toplam ekonomik yükü 8.791.885.018 TL olarak hesaplandı. Hasta başı ortalama doğrudan maliyetin küçük hücreli akciğer kanseri hastalarında 48.731 TL, küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında ise 56.478 TL olduğu
ortaya çıktı. Dolaylı maliyetlerin de dahil edilmesiyle hasta başı ortalama maliyetin 175.838 TL’ye yükseldiği belirlendi. Bu durum, akciğer kanserinde dolaylı maliyetlerin toplam ekonomik yük içinde önemli bir paya sahip olduğunu ortaya çıkardı.

Akciğer Kanserleri Derneği, Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, Türkiye Kanser Enstitüsü ve Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği bir araya gelerek, AstraZeneca Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle, bir rapor hazırladı ve akciğer kanserinin Türkiye’de neden olduğu ekonomik yük ortaya konuldu.

Raporda akciğer kanserinin yarattığı ekonomik yükün yanı sıra; akciğer kanserinde risk faktörleri ve önlenmesi, erken tanı ve tarama programları, tanı ve tedavi süreci, destek tedavi konularıyla ilgili ülkemizdeki mevcut durum analiz edildi ve her bir alan için iyileştirme yapılabilecek noktalar belirlenerek, çözüm önerileri sunuldu. Sunulan çözüm önerilerinden bazıları şöyle:

  • Akciğer kanseri için ülkemize özgü risk faktörleri bilimsel çalışmalar ile desteklenerek belirlenmeli.
  • Hastaların bu risk faktörleri doğrultusunda değerlendirilerek doğru hekimlere yönlendirilmesi sağlanmalı.
  • Tütün ve tütün ürünü kullanımını azaltıcı tedbirler ve eğitimler artırılmalı, bırakmaya yönelik ilave teşvik edici programlar düzenlenmeli.
  • Akciğer kanserinde erken tanı önceliklendirilmeli ve bu yönde disiplinler arası uygulamalar yaygınlaştırılmalı.
  • Dünyada örneklerini gördüğümüz genomik belirteçler ile ilgili ülkemizde de Sağlık Bakanlığı desteği ile yapılacak bilimsel çalışmalar yaygınlaştırılmalı.
  • Tedavi alamayacak durumda olan hastalar için palyatif bakım ve son dönem bakım merkezlerinin sayısı artırılmalı ve yeni bakım evleri kurulmalı.
  • Mevcut oluşan ekonomik yük göz önünde bulundurularak, erken teşhisi mümkün kılacak çalışmalar yapılmalı. 

Türkiye’de 50 bin akciğer kanseri hastası var

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl şunları söyledi: “Akciğer kanseri ülkemizdeki erkek nüfusun çok önemli bir bölümünü etkilemektedir ve erkeklerde en yaygın görülen kanser türüdür. Akciğer kanserine yol açan pek çok sebep olsa da, bildiğimiz en büyük ve engellenebilir sebep sigaradır. Sigara kullanımının gençlerde ve kadınlarda da hızla artması nedeniyle, akciğer kanserine yakalanan kadınların sayısı da hızla artmaktadır. Bu nedenle sigarayla mücadele, akciğer kanseriyle mücadelenin birinci adımıdır.” 

Türkiye’de Akciğer Kanseri Raporu Bilimsel Kurul üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Özet konuşmasında “Dünya genelinde kanser için belirlenmiş risk faktörleri tütün ürünleri, kilo artışı, alkol, ultraviyole ışınlar, işlenmiş ve hazır gıdalar, enfeksiyonlar ve hareketsizliktir. Bizim toplumumuza da özel risk faktörlerini netleştirip, bunlara karşı topyekün mücadeleye girmeliyiz. Ayrıca her yıl 30 binin üzerinde insanımızı kaybettiğimiz bir tedavi alanı için mükemmeliyet merkezleri kurulması düşünülmelidir. Göğüs hastalıkları uzmanı, göğüs cerrahisi uzmanı, onkolog, patolog, psikolog gibi tüm paydaşların içinde olduğu, akciğer kanserine özel merkezlerin kurulması sağlık turizmine de önemli katkı sağlayacaktır.” diye belirtti.

Türkiye’de Akciğer Kanseri Raporu Editoryal ve Bilimsel Kurul üyelerinden Prof. Dr. Nuri Karadurmuş şu bilgileri paylaştı: “Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türü akciğer kanseri iken kadınlarda akciğer kanseri 5. sırada yer almaktadır. Sağlık Bakanlığı Kanser İstatistikleri verisine göre Türkiye’de yaklaşık 50.000 akciğer kanseri hastası bulunmaktadır.”

Türkiye’de Akciğer Kanseri Raporu Editoryal ve Bilimsel Kurul üyelerinden Prof. Dr. İrfan Çiçin ise şu bilgileri verdi: “Akciğer kanserinin toplam maliyetinin %31’ini doğrudan maliyetler, %69’unu ise dolaylı maliyetler oluşturmaktadır. Maliyet azaltıcı yaklaşımlar belirlenirken dolaylı maliyetlerin doğrudan maliyetlerden daha fazla olduğunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.”

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış, rapor hakkında şunları söyledi: “AstraZeneca olarak biz de çok kıymetli bir referans kaynak olacağına inandığımız bu çalışmayla, akciğer kanseriyle ilgili öncelikle hastalar için nelerin iyileştirebileceğinin belirlenmesine ve bu hastalığın toplumumuza olan mevcut ekonomik yükünün ortaya konulmasına destek olduk. Akciğer kanseri için bundan sonra da yürütülecek projelerde AstraZeneca olarak her zaman bir paydaş olarak yer almaktan mutluluk duyacağız.”

Radyoloji Gündemi: Rastlantısal Lezyonlar & Kalbin Radyolojik İzlemi

“Günümüzde böbrek tümörlerinin yarısını başka bir sebeple yapılan görüntülemede saptar hale geldik; bu da daha erken tanı ve pek çok hastada tam tedavi şansı veriyor”

“Günümüzde kalp hastalığının erken dönemde tanınmasında radyoloji en önemli görevi üstleniyor”

Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından düzenlenen 39.Ulusal Radyoloji Kongresi-TÜRKRAD 2018 Antalya Kemer’de yapıldı. Bu yıl kongrenin iki ana konu başlığından birisi “Rastlantısal Lezyonlar”, diğeri ise “Radyolojik İzlem” olarak belirlendi. 

Tesadüfen Saptanan Lezyonlar ve İzlenecek Yol 

39.Ulusal Radyoloji Kongresi Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Murat Danacı, açıklamasında, “Bu yıl kongrede ana konu olarak görüntülemede tesadüfen saptanan lezyonlar ve bunların takibinde izlenecek yolu tartışmayı uygun bulduk. Günümüzde farklı amaçlarla radyolojik görüntülemeler daha sık yapılmakta ve bunun sonucunda hastalarımızda hiçbir şikayet oluşturmamış pek çok lezyon tespit edilmektedir. Bu lezyonların bazıları tamamen önemsiz olup herhangi sağlık problemi oluşturmayacağı gibi bazıları erken dönem kanser dahil olmak üzere ciddi hastalıkların erken bulgusu olabilmektedir. Gerçek bir hasta örneği üzerinden durumu anlatmak gerekirse geçtiğimiz sonbaharda incir toplarken daldan düşüp belini inciten bir hastaya kemikleri görmek için bilgisayarlı tomografi incelemesi yapıldığında sağ böbreğinde hastada şikayet oluşturmayan erken evre bir böbrek tümörü saptadık. Bu örnek üzerinde devam edersek günümüzde böbrek tümörlerinin yarısını başka bir sebeple yapılan görüntülemede saptar hale geldik bu da daha erken tanı ve pek çok hastada tam tedavi şansı vermektedir. Erken tanı açısından bunlar önemli iken bazı hastalarımızda ise hiç bir önemi olmayan, hastalık yapmayan ve tedavi gerektirmeyen lezyonları saptadığımızda hastaya takip ya da ek görüntüleme ihtiyacı olabilmekte böylece hem sağlık giderlerinde, hem iş yükünde artış ve hastalarımızda ise stres ve kaygıya yol açabilmektedir. Bu önemli konuyu bu kongrede detaylı olarak tartışarak bilgilendirme ve yol haritası belirlemeyi amaçlıyoruz” diye konuştu.

“Radyoloji, Kalp Hastalıklarının Erken Teşhisinde Önemli”

Türk Radyoloji Derneği Genel Sekreteri ve Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Tuncay Hazırolan ise,

“Günümüzde kalp hastalığının erken dönemde tanınmasında radyoloji en önemli görevi üstlenmektedir. Koroner arterleri etkileyen ve uzun dönemde koroner arterde tıkanıklık ve kalp krizine neden olabilecek plaklar radyoloji bölümünde kasıktan girilmeden uygulanacak kardiyak bilgisayarlı tomografi tekniğiyle erken dönemde gösterilmektedir. Bu safhada yakalanan olgular sadece yaşam tarzı değişikliği ve ilaç kullanarak normal yaşamlarını sürdürmektedir. Kalp kasını etkileyen hastalıkların değerlendirilmesinde de kalp manyetik rezonans görüntüleme tetkiki kalp kasının bütün bölgelerinin değerlendirilmesini sağlamaktadır. Kalp manyetik rezonans görüntüleme tetkiki günümüzde kalp kası kasılmasını diğer bir ifade ile kalbin fonksiyonunu en iyi değerlendiren yöntemdir. Ülkemizde, üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinin çoğunda ve çok sayıda özel hastanede kalp görüntülemesi yapabilecek düzeyde bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme cihazları bulunmaktadır. 

“Yapay Zeka, Hasta Yararına Büyük Umut Vadediyor”

Radyolojinin teknoloji çağından çok etkilendiğini vurgulayan Tıp Bilişimi Derneği Başkanı ve Türk Radyoloji Derneği üyesi Prof. Dr. Oğuz Dicle ise, yapay zekanın sağlık alanında büyük bir hızla çoğalan ve biriken dijital verilerin, hasta yararına hızlı ve en yararlı şekilde analizi için büyük umut vadettiğini bildirdi.

Yapay zeka konusundaki gelişmelerle iki farklı tartışmanın gündeme geldiğini aktaran Dicle, bunlardan ilkinin, yapay zeka sonrası radyologların yerlerini robotlara bırakacağı yönünde olduğunu dile getirdi.

Diğerinin de bu araçlar sayesinde zaman kazanacak radyologların, hastaları için daha nitelikli katkılar verebilecek konuma gelmeleri olduğunu anlatan Dicle, şunları kaydetti:

“Her iki görüşün de belirli oranda haklılık taşıdığı düşünülebilir. Ancak, konu etik ve sorumluluk perspektifinden ele alındığında, insan faktörünün karar süreçlerinden dışlanması olası değildir. Zira, duygulardan arınmış bir algoritmayla ortaya çıkacak sonuçların etik değerlerle çelişme olasılığı oldukça yüksektir. Yapay zeka, sağlık alanında, büyük bir hızla çoğalan ve biriken dijital verilerin, hasta yararına hızlı ve en yararlı şekilde analizi için büyük umut vadetmektedir.”