001

Hormon Bilim ve Sağlık Derneği (HOBİSAD) tarafından düzenlenen “Bilim Köprüleri – Dengenin Dinamiği” çalıştayının sonuç raporu, obezite tedavisinde giderek büyüyen bir riske dikkat çekti. Rapora göre, sosyal medyada yayılan “hızlı zayıflama” vaatleri ve özellikle yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü dışında kullanımı, bireyleri ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakıyor. Uzmanlar, bu eğilimin tedavi güvenliğini tehdit ettiğini ve acil önlem gerektirdiğini vurguluyor.

Obezitenin yalnızca kilo fazlalığı değil; metabolik, psikolojik ve sosyal boyutları olan kronik bir hastalık olduğunun altı çizilen raporda, tedavinin tek başına ilaç kullanımına indirgenemeyeceği ifade edildi. Kalıcı ve güvenli sonuçlar için hasta merkezli yaklaşımın benimsenmesi, yaşam tarzı değişikliklerinin tedavinin temelini oluşturması ve en önemlisi hekim ile eczacının koordineli çalıştığı multidisipliner bir yapının güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Tek Başına Ilaç Kullanımı Yeterli Değil

000

Çalıştay sonuçlarını değerlendiren HOBİSAD Başkanı Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, obezite yönetiminde tek başına ilaç kullanımının yeterli olmadığını vurgulayarak şu açıklamalarda bulundu:

“Obezite, biyopsikososyal boyutları olan ciddi ve kronik bir hastalıktır. Başarılı bir yönetim için farmakolojik tedavilerin doğru hasta seçimiyle ve mutlaka hekim kontrolünde uygulanması gerekir. Özellikle son yıllarda kullanılan inkretin temelli ilaçlar, uygun hastalarda etkili sonuçlar sağlayabilmektedir. Ancak bu ilaçların kontrolsüz kullanımı ciddi sağlık riskleri doğurabilir. Biz bu çalıştayla, hastanın ruh halinden sosyal koşullarına kadar tüm süreci kapsayan hasta merkezli bir yaklaşımı savunuyoruz. Eczacılar, hastaların eğitimi ve ilaçların yan etkilerinin takibinde kritik bir köprü görevi üstlenmektedir. Kalıcı başarı ise ancak hekim ve eczacı arasındaki güçlü iş birliğiyle mümkün olur.”

Güncel Farmakolojik Tedaviler

Raporda güncel farmakolojik tedaviler ve güncel yaklaşımlara ilişkin şu bilgiler verildi:

Farmakolojik tedaviler, obezitesi olan bireylerde veya fazla kilosu olup obezite ile ilişkili sağlık sorunları bulunan kişilerde uygun hastalarda etkili bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmektedir. Ancak farmakoterapi yaşam tarzı değişiklikleri ile birlikte uygulanmalıdır.

Tedavi hedefleri yalnızca estetik kaygılar değil, metabolik sağlığın iyileştirilmesi, eşlik eden hastalıkların azaltılması ve uzun dönem sağlık risklerinin kontrol altına alınması olmalıdır.

İnkretin Bazlı Tedaviler

Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan farmakolojik ajanlar önemli gelişmeler göstermiştir. Özellikle inkretin temelli tedaviler (GLP-1 reseptör agonistleri ve GLP-1/GIP kombinasyon tedavileri) uygun hasta seçimi ve düzenli takip ile klinik olarak anlamlı kilo kaybı sağlayabilmektedir.

Farmakolojik tedavilerin etkin ve güvenli şekilde kullanılabilmesi için doğru hasta seçimi yapılması, doz titrasyonunun dikkatli planlanması, yan etkilerin yakından izlenmesi ve uzun dönem takip sistemleri kurulmalıdır.

Hastaların inkretin temelli ilaçlara hekim reçetesi olmadan ulaşabilmeleri konusunda, eczacıların hastaları hekim kontrolü olmaksızın ilaç kullanmamaları konusunda uyarmaya çalıştıkları ancak bu konuda zaman zaman güçlük yaşandığı ifade edildi.

Orlistat

Orlistatın günümüzde daha az gündeme gelmesine rağmen obezite tedavisinde belirli bir yeri olduğu değerlendirildi. Özellikle kilo kaybı sonrası idame döneminde kullanılabileceği ifade edildi.

Orlistata bağlı gastrointestinal yan etkiler konusunda hastaların önceden bilgilendirilmesinin tedaviye uyumu artırabileceği belirtildi ve bu süreçte eczacıların hasta eğitimi açısından önemli katkı sağlayabileceği vurgulandı.

Kas Kaybı Riski ve Beslenme Yönetimi

Farmakolojik tedaviler sırasında kilo kaybının bir kısmı yağsız vücut kütlesinden gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle kas kütlesinin korunması tedavi planının önemli bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Yeterli protein alımı ve düzenli egzersiz programları kas kaybının önlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Diyetisyen kontrolünde planlanan beslenme programları hem kas kütlesinin korunmasına hem de sağlıklı kilo kaybının sürdürülebilmesine katkı sağlamaktadır.

Ayrıca farmakolojik tedavi alan hastalarda mikrobesin dengesinin korunması ve uzun dönem sürdürülebilir beslenme planlarının oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Raporun tamamı için tıklayınız.