reklam
Ana Sayfa Tüm Haberler

“USHAŞ’tan Çok Ümitliyiz”

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Dr. Reşat Bahat: “USHAŞ’tan çok ümitliyiz; istişare kültürüne en açık mekanizma olarak parlıyor. Bu, eminim sağlık turizmine de katkı sağlayacak. Sağlık turizmine engel olan her türlü unsuru sektörün önünden çekmek gerekiyor”

Resat Bahat
Dr. Reşat Bahat

Sağlık Zirvesine katılan, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Dr. Reşat Bahat, konuşmasında şunları kaydetti:

“Pandemi sürecinde fiyat artışı söz konusu oldu bu bizi mutlu etti fakat acil statüsüne bağlanması bizi vatandaşla karşı karşıya getirdi ve biz bu hizmeti verirken çok zorlandık. Yüzde 40 oranında yanlış negatiflik veren PCR testinin ödemenin esası olarak alınmış olması bizi üzdü. Çünkü hastalarımızın çoğu covid-19 hastası biz bunların ödemesi için pozitifliğin esas alınmasını çok doğru bulmuyoruz. SGK fiyat güncellemesi yaptı fakat enflasyon ortamında yeni bir maliyet güncellemesine ihtiyaç duyduğumuzu belirtmeliyim. Kısa çalışma ödeneği konusunda belirsizlik sürüyor… Sayın Bakanım ile görüşmemizde kısa çalışma ödeneğinden yararlanacağımız sözünü aldık.

Otelciler ve restoran işletmecilerin en azından kapalı kalma şansları var ve kapalı kaldıkları sürece giderleri bizim kadar fazla değil. Biz 24 saat güçlü şekilde hayatta kalmak zorundayız. Silahlı kuvvetler ülke için nasıl stratejik ise sağlık sektörü de öylesine stratejik öneme sahip. Sağlık bakanlığı tarafından planlamanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Planlamanın sağlık turizmi önünde çok ciddi engel olmaya başladığını ve planlamanın bu haliyle asimetrik rekabetin aracı olduğunu ve düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. Sağlık turizmi bizim için uzun vadede kurtarıcı hizmetlerimiz arasında. Türkiye dünyadaki 10 önemli destinasyondan biri olarak gösteriliyor ki bu çok önemli bir başarı. USHAŞ’tan çok ümitliyiz; istişare kültürüne en açık mekanizma olarak parlıyor bu eminim sağlık turizmine de katkı sağlayacak. Sağlık turizmine engel olan her türlü unsuru sektörün önünden çekmek gerekiyor.  

“Bizim malpraktis davaları ile başımız dertte! Her isteyen bizi mahkemeye verebiliyor. 5TL, 10TL’lik enjeksiyonlar için milyonluk tazminat davalarıyla karşılaşıyoruz. Bu şekilde devam edersek özel sektörde çalışacak doktor bulmakta çok zorlanacağız”

Bir başka sorunlu konu malpraktis davaları… Bizim malpraktis davaları ile başımız dertte! Her isteyen bizi mahkemeye verebiliyor. 5TL, 10TL’lik enjeksiyonlar için milyonluk tazminat davalarıyla karşılaşıyoruz. Bu şekilde devam edersek özel sektörde çalışacak doktor bulmakta çok zorlanacağız.

Sağlık davalarımızın tüketici mahkemelerinde görülmesi sağlığı çok bilmeyen bir hakim-savcı kitlesi ile karşı karşıya kalmamız sonucunu doğuruyor. Afaki sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Ben tüm bu sorunların konuşarak düzeltileceğine inanıyorum. Bu durumdan hızla çıkmamız gerekiyor. Bir başka konu, halkın bilinçlendirilmesinin devam etmesi gerekir diye düşünüyorum…”

klinikiletişim yeni sayısı yayımda!

Medikal sektörün yenilikçi dergisi klinikiletişim 16. sayısı ile huzurlarınızda… Bu sayıda neler var:

Kapak 16
Okumak için tıklayınız
  • Pandemi dolayısıyla yaşanan sağlık sektöründe ekonomik daralma ve sağlık sektörüne etkileri,
  • USHAŞ ve sağlık turizmi politikaları,
  • Tamamlayıcı Sağlık Sigortasının (TSS) canlandırılması konusunda paydaşların güncel talepleri,
  • Özel sağlık hizmet sunucuları ve medikal endüstrinin pandemi kaynaklı finansal sorunları ve talepleri,
  • Sağlık harcamaları ve sürdürülebilirliği,
  • Sağlık Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve SGK’nın pandemi yönetimi ve alınan tedbirler,
  • Dijital sağlık yatırımlarında Google Health örneği,
  • Global ilaç pazarı ve klinik araştırmalar konusunda Türkiye’nin durumu gibi haber ve röportajlar dergimizin bu sayısında takip edilebilir.

Dünyanın En Çok Sağlığa İhtiyacı Olan Dönemde Sağlık Şirketleri Neden Batıyor?

Kapak 16 1

Online toplantıların hem iyi hem kötü tarafı şu; hiçbir toplantıyı, sempozyumu, kongreyi kaçırmıyorsunuz… Öte yandan her yıl rutin katıldığınız ve yüz yüze sohbetine alışkın olduğunuz insanlara sadece uzaktan el sallamakla yetiniyorsunuz.

Görünen o ki bu kış böyle geçecek ve bence online konsept, üstte belirttiğim konforundan ve mini ekonomisinden dolayı, daha tercih edilebilir olabilir.

Medikal sektörün bir araya geldiği Sağlık Zirvesinin dokuzuncusu bu sene online düzenlendi. Sağlık turizmi ile Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) öne çıkan iki konu oldu. Kongreden bir süre önce, mini bir sempozyum yapıldı ve TSS derinlemesine tartışıldı. Buradan çıkan sonuçlar da, ki buna bir nevi ortak aklı toplantısı da denilebilir bence, Kongrede sunuldu.

TSS Yine Yeniden Gündemde

Buna göre, kamu karar vericilerin nezdinde TSS mutabık kalınan bir uygulama! TSS %200 fark sınırının kalktığı yasal bir imkan sağlıyor. Sağlık poliçesi ihraç edilerek sağlık turizmi pazarının büyütülmesi de ayrıca mümkün!

Doğru poliçe fiyatı için bireysel sağlık sigortası riskinin ölçülebilmesi kritik öneme sahip! Katastrofik sağlık harcamalarının TSS kapsamına alınması değerlendirilmeli… TSS maliyetlerinin artması uygulamanın topluma yayılımı engeller. İşveren, çalışan ve bireyler için bireysel emeklilik benzeri pirim teşvikleri getirilmeli… Gelir vergisi kanununda yapılacak değişiklik ile vergi teşvikleri kombine edilmeli; sadece TSS değil özel sigortalar da teşvik edilmeli.

Cumhurbaşkanlığı: “TSS Gerekli”

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının görüşleri de bunu destekleyici nitelikte… Daire Başkanı Osman Nuri Erdem“TSS’nin geliştirilmesi GSS sisteminin mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi için son derece gerekli. Geniş kamu sağlık teminat paketinin daraltılmasıyla TSS’ye alan açılmalı” diye konuştu.

USHAŞ’a Yeni Yönetim

Kongrede öne çıkan bir diğer konu Sağlık Turizmi idi… Yaklaşık 2 aydır görevde olan USHAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salih Kenan Şahin, şikayet mekanizmasını uygulamaya başlayacaklarını belirterek, “Yurtdışından gelen misafirlerimizin aldığı hizmetin teminatı olan şikayet mekanizması üzerinde çalışmalara başladık. hedefimiz sağlık turizminde sağlık lideri olmak” dedi. Ayrıca henüz kurulan Tıbbi Ürün Ve Hizmet İhracatçıları Konseyine (TÜHİK) dikkat çekti.

Google Health Pazarlama Müdürü Neler Anlattı?

Bu süreçte takip ettiğimiz bir başka ilgi çekici webinar, Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneğinin (ARTED), sektörün ve sağlık ekosisteminin geleceğini konuşmak üzere başlattığı“Geleceğin Sağlık Ajandası” webinar serisi oldu. Yurtiçinde yaşadığımız klasik sağlık gündeminden bambaşka bir yöne başımızı çevirdik ve Google Health Pazarlama Müdürü Cozi Namer!i dinledik. Namer, pandemi deneyiminden çıkan sonucu şöyle özetledi:

“Birkaç inovasyon dışında sağlıkta 4. endüstri evresine geçilemediğini düşünüyorum. Düşünün ki hastaneye gidiyorsunuz ve bir bekleme odasına alınıyorsunuz… Dünyada nerede bekleme odası konsepti kaldı? Her ziyaretinizde siz sağlığı beklemek zorundasınız.”

Öte yandan pandemi dolayısıyla 2020 yılında dijital sağlık yatırımlarında patlama yaşandğına dikkat çeken Namer, şunları söyledi:

“Yatırım rakamı ortalama 9,4 milyar dolar! Tarihin en büyük yatırımı denilebilir. Hastaneler 300 milyar dolar para kaybetti. Dünyanın en çok sağlığa ihtiyacı olan dönemde sağlık şirketleri neden batıyor? Çünkü sistemleri hasta bakımına odaklı, sağlık tedarik etmeye değil! Bir hastane senin sağlığınla ilgilenmiyor, hastalığınla ilgileniyor.”

Enteresan değil mi? Cozi Namer’in ifadeleri üzerinde düşünülmeyi hak ediyor…

Keyifli okumalar…

Covid-19 Bilimsel Veriye Dönüşebilecek mi?

Kapak15

klinikiletişim’in bu yaz sayısında, covid-19 pandemisinin etkilerini tartışmaya devam ediyoruz. Sağlık sektörü üzerinde hiç kuşkusuz, kalıcı etkilere sahip olması beklenen bu salgın, önümüzdeki süreçte hizmet sunucularının yatırımlarını, politikalarını yeniden şekillendirecek. Özel ve kamu sağlık hizmeti sunucuları, medikal endüstri, ilaç endüstrisi ve politika üreticiler önümüzdeki on yılların planlamasını yaparken salgın hastalık gibi krizleri önemli bir parametre olarak düşünecekler!

Sorular, Sorular…

klinikiletişim’e konuk olan sağlık yöneticilerinin de sıklıkla ifade ettiği üzere, Sağlık Bakanlığı salgın yönetiminde şeffaf davranmaya gayret gösterdi. Fakat halen açıklığa kavuşturulamayan birçok husus gizliliğini korumaya devam ediyor. İlk akla gelenler arasında; salgının mali boyutu, dağılım periyodu, bilimsel veri toplayabilme imkanı, hastanelere getirilen bilimsel çalışma kısıtı, şehir hastanelerinin ödemeleri ve inşaatı devam edenlerin gelecekteki durumu, Atatürk havalimanına yapılan salgın hastanesinin işlevi sayılabilir.

Covid-19 ile gelen “kazanım”!

Bu süreçte önem kazanan yoğun bakım kliniklerinin, bundan sonraki süreçte nasıl devam edeceklleri de ayrı bir merak konusu… Sağlık Bakanlığı Covid-19 Bilim Kurulu ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Covid-19 Yoğun Bakım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arzu Topeli İskit, salgın ile birlikte ilk kez yoğun bakım kliniklerinin tam kapasite ile hizmet verebildiğini söyledi ve “Biz ilk defa iki hastaya bir hemşire ve daha çok sayıda doktor ile çalıştık ki bu olması gereken aslında… Normal şartlarda dört hastaya bir hemşire veya çok az sayıda doktor ile hizmet veriyoruz. Bu dönemde ilk defa personel sayımız ve altyapımız geliştirildi, malzemeler, eksik cihazlar satın alındı ve hatta kapalı olan yataklarımız dahi açıldı” diye konuştu.

Bilimsel Verilerin Gücü

Prof. Dr. Arzu Topeli İskit, röportajında, pandeminin çok iyi değerlendirilmesi gereken bir fırsat sunduğunu da ifade ederek, “Türkiye covid-19 ile mücadelede kendi kurumum da başta olmak üzere çok başarılı oldu. Bizim bu sonuçları bilimsel veriye dönüştürmemiz lazım. Bu başarıyı bilimsel veriye dönüştürmediğimiz sürece bunu dünyaya anlatamayız” diye konuştu.

İzne Bağlı Bilimsel Araştırma!

Öte yandan, Sağlık Bakanlığı anlaşılmaz bir şekilde, covid-19 konulu bilimsel çalışma yapılmasını kendi iznine bağladı! TTB, birçok uzmanlık derneği ile birlikte yaptığı açıklamada bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti ve açıklamada “Hekimlerin, çalıştıkları yerlere bakılmaksızın, kişilerin kimlik bilgilerinin gizli kalmasına özen göstererek, COVID-19 ile ilgili sağlık hizmeti sırasında elde edilen kişisel verilerden yararlanarak, bilimsel araştırma yapma hakkı bulunmaktadır” denildi.

Bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi, artırılması ve daha nitelikli hale getirilmesi gereken ülkemizde, böylesi bir kısıtlama, Sağlık Bakanlığının pandemi yönetimine ilişkin akılda tutulması gereken çok ciddi bir geri adımdır.

Yapay Zeka Teknolojilerine Talep Artacak!

“Bundan sonraki süreçte, bulaşıcı hastalıkları erken tespit ederek önlemek adına erken uyarı sistemini yapay zeka teknolojilerinin yardımı ile kurma konusunda yoğun bir talep olacağı kanısındayım”

Haluk Karabatak
Haluk Karabatak

Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Kurumunuzun salgın döneminde aldığı tedbirler nelerdir?

Küresel çapta tüm insanlığı tehdit eden, ülkemizde de olağanüstü önlemlerin alınmasına sebep olan COVID-19’a karşı mücadele ederken; her birimizin bilinçli davranması, üstüne düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor. Biz de hem globalde hem de ülkemizde şirket çalışanlarımızın sağlığını korumak adına evden çalışma sürecine girdik. 16 Mart’tan bu yana evden çalışıyoruz. Sürecin her aşamasında çalışanlarımıza güncel bilgi verebilmek üzere rutin duyurular paylaşıp toplantılar yapıyoruz. Evden çalışma sürecinde şirket eğitim ve toplantılarımızı online toplantı platformları aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. Bu süreçte biz de kritik müşteri ihtiyaçlarını karşılama, iş sürekliliğini sağlama, çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini koruma olmak üzere üç ana alana odaklandık.

“2682 yatak kapasiteli İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesinin en büyük teknoloji partneri olarak 2233 klinik ve görüntüleme cihazımızla yer alıyoruz. İlerleyen süreçte inşa edilecek hastanelerin teknolojik özelliklerinden donanımına kadar daha fazla yatırım yapılacağını düşünüyorum”

Müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için:

Philips, operasyonlarını aktif bir şekilde izleyerek destekleyen, sağlık otoritelerinin tavsiyeleri doğrultusunda kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını kesintisiz karşılamak üzere hem küresel hem bölgesel bir görev gücü oluşturdu. Saha servis mühendislerimizin güvenli bir şekilde müşterilerimizi desteklemelerinin yanı sıra, sağlık hizmeti sağlayıcılarına profesyonel sağlık ürün ve çözümlerimizin kullanımına ilişkin klinik rehberlik sağlıyoruz.

Çalışanlarımızın sağlıklı ve güvende olmalarını sağlamak için:

Yüksek riskli bölgelere iş seyahati kısıtlamalarıyla birlikte şirket genelinde kişisel hijyen önlemleri uyguladık. Ayrıca, her türlü donanımı sağladığımız çalışanlarımızın işlerini uzaktan yürütülebilecekleri küresel bir ‘evden çalışma’ protokolünü hayata geçirdik. Bu tedbirler aynı zamanda iş açısından kritik faaliyetler yürüten, ofise gitmesi gereken iş arkadaşlarımız için güvenli bir çalışma ortamının korunmasına da yardımcı oluyor. Bu tür operasyonlar üretim, tedarik zinciri ve bazı Ar-Ge faaliyetlerini kapsıyor.

İşimizin sürekliliği için:

Uluslararası standartlarla uyumlu ISO 22301:2012 sertifikalı bir İş Sürekliliği Yönetim Sistemine sahibiz. Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü ve ulusal otorite yönergelerine dayalı ihtiyati tedbirleri de sürekli gözden geçiriyoruz.

“Özellikle vaka sayısının artması yoğun bakım ünitelerindeki yoğunluk seviyelerini yükseltti. Bu durum sağlık çalışanlarına büyük sorumluluklar getirdi. Ayrıca, hastanelerde ihtiyaç duyulan ekipman ve cihaz konusunda sıkıntılar yaşandığını da gördük”

Hastanelerin salgın sürecinde sizden beklentileri neler oldu? İhtiyaçlarında değişiklikler meydana geldi mi?

COVID-19, büyük zorlukları da beraberinde getirdi. Özellikle vaka sayısının artması yoğun bakım ünitelerindeki yoğunluk seviyelerini yükseltti. Bu durum sağlık çalışanlarına büyük sorumluluklar getirdi. Ayrıca, hastanelerde ihtiyaç duyulan ekipman ve cihaz konusunda sıkıntılar yaşandığını da gördük. Biz de Sağlıklı Yaşam’dan başlayarak önlem alma, teşhis, tedavi, evde bakıma kadar pek çok alanda sunduğumuz yenilikler, geliştirdiğimiz inovatif ürün ve hizmetlerimiz ile tüketicilerimizin her zaman yanında olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Özellikle bu süreçte özveriyle mücadele eden sağlık çalışanlarına destek olmak öncelikli görevlerimiz arasında yer alıyor.

COVID-19 akciğer komplikasyonlarının zatürreyle benzerlik göstermesi nedeniyle zatürreden etkilenen akciğer dokularının görüntülenmesinde kullanılan ultrason, bu dönemde daha da önemli bir tıbbi cihaz haline geldi. Philips’in Reacts özelliği bulunan mobil ultrason çözümü Lumify’ın da yer aldığı ultrason portföyümüz, sağlık uzmanlarına tanı sırasında destek veriyor. Philips’te tele-sağlık ve uzaktan sağlık çözümlerinden oluşan geniş bir portföye sahibiz. Mevcut kanıtlanmış tele-sağlık çözümlerimizden birini de hastaları uzaktan tarama, izleme yetenekleriyle donattık. Bu uzaktan tarama çözümü, sağlık kurumlarının hastaları teşhis- tedavi etmelerine olanak tanırken, sınırlı olan yoğun bakım kapasitesinin korunmasına yardımcı oluyor. Hekimlerin yanı sıra sağlık kuruluşlarına yönelik, çevrimiçi tarama, takip anketleri, izleme ve harici çağrı merkezi iş birliği için özel, ölçeklenebilir bir tele-sağlık çözümü sunuyoruz. Bu sayede sağlık çalışanlarının COVID-19’dan dolayı artan hasta akışını yönetmelerine aynı zamanda evde karantinaya alınan hastaların uzaktan izlenmesine destek sağlıyoruz.

Gözlemlediğiniz kadarıyla, hastaneler bu salgın sürecinden sizce neler öğrendi? Hizmet sunumlarında, teknolojik donanımlarında, personel yönetiminde yenilikler, farklılıklar olabilir mi?

Ülkemizdeki sağlık sisteminin birçok Avrupa ülkesine göre daha gelişmiş olduğuna şahit olduk. Yoğun bakım ünitelerinin kapasitesi, sağlık görevlilerinin özverili çalışmaları, COVID-19 sürecinde bizi bir adım öne taşıdı. Bu süreçte son teknoloji donanımı ve 2682 yatak kapasitesi ile dikkat çeken ve açılışı yapılan Avrupa’nın en büyük hastanesi, İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi’nin en büyük teknoloji partneri olarak biz de 2233 klinik ve görüntüleme cihazımızla yer alıyoruz. İlerleyen süreçte inşa edilecek hastanelerin teknolojik özelliklerinden donanımına kadar daha fazla yatırım yapılacağını düşünüyorum.

Diğer taraftan, hastanelerde hem hasta hem de çalışan güvenliği yönünden tedbirler alındığını görüyoruz. Ortak kullanım alanı ofisler, hasta poliklinik odaları, bekleme salonları, yemekhaneler ve asansörlerin Bakanlık tarafından yayımlanan rehbere göre oluşturulduğunu da biliyoruz. Hastanelerde hasta kabullerinin nasıl yapılacağına kadar pek çok yeni süreç de hayata geçirildi. Uzun bir süre bu alınan tedbirlerin devam edeceğine inanıyorum.

Bundan sonraki süreçte, bulaşıcı hastalıkları erken tespit ederek önlemek adına erken uyarı sistemini yapay zekâ teknolojilerinin yardımı ile kurma konusunda yoğun bir talep olacağı kanısındayım.

Dijitalleşme çalışma hayatınıza nasıl yansıyor? Müşteri ilişkilerinizi sürdürülebilmeniz yönünde dijital olanaklar sizin için ne kadar yeterli, ihtiyaçlarınızı ne derece karşılıyor?

Dijitalin hayatımızın her alanına girmesiyle birlikte çok büyük, hızlı bir değişime tanıklık ediyoruz. Hem dijital teknolojileri hem de uzaktan çalışma platformlarını hali hazırda kullanan bir sağlık teknoloji şirketiyiz. Bu da yaşadığımız sürece daha hızlı uyum sağlamamızı sağladı. Dijitalleşme ile yapay zekanın gelişmesi sayesinde hayatlarımızın hiç olmadığı kadar kolaylaştığını da fark ediyoruz. Philips, keşfetmeyi seven, bulunduğu çağın dinamiklerine çok hızlı uyum sağlayarak ilerisini gören bir şirket. Bu bağlamda aslında evde ya da o an neredeysek işlerimizi dijital ortamda gerçekleştirebiliyoruz. Toplantılarımızı ve eğitimlerimizi online platformlar sayesinde sorunsuz sürdürüyoruz. Müşterilerimiz işimizin kalbi. Bu yaklaşımla, müşterilerimizle iletişimimizi kuvvetlendirmek aynı zamanda sürekli hale getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunu gerçekleştirirken de onların her koşulda yanlarında olacağımızı vaat ediyoruz.

Medicana Hastaneleri Covid-19’u Nasıl Yönetti?

“Bazı branşlarda sanal video-konferans yöntemiyle muayene ve teşhis konulmaya çalışılması bu sanatın gerekliliklerini değiştiremeyecektir. Sanal muayene yöntemi belki geliştirilebilir. Ancak tetkik gerektiğinde nasıl kan alınacağı, nasıl filmlerinin çekileceği halen açıkta kalan alanlarıdır”

Cetin Koksal
Dr. Çetin Köksal

Medicana Sağlık Grubu Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr. Çetin Köksal, klinikiletişim’e pandemi sürecini anlattı.

32 yıllık meslek hayatıma okul dönemini de katarsak yaklaşık 40 yıllık hekimlik deneyimimde kolera, kızamık, domuz gribi, AIDS, Sars, Mers gibi birçok bulaşıcı hastalık dönemlerini gördük ve geçirdik. Bundan sonra da sanırım başkalarını görmeye devam edeceğiz. Çiçek, çocuk felci gibi hastalıkları da yeryüzünden sildik bu sürelerde.

Şimdi içinde bulunduğumuz yılda, yeni bir salgınla karşı karşıyayız: Covid-19. Bunu da tarihe gömeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Üretilmiş ya da doğal yollarla oluşmuş olmasının da bu zaferimizi gölgelemesi mümkün olamayacaktır.

Salgının çıktığı günden itibaren hemen grubumuz içerisinde akademik kurul oluşturulmuştur. Bu kurul başlangıçta her gün, Nisan ayı itibariyle de haftada 2-3 gün şeklinde toplanarak ortak kararlar almış ve bu kararların uygulanmasını sağlamıştır. Bu sayede tedavi protokolleri ortak oluşturulmuştur ve tüm grupta uygulanması sağlanmıştır. Bu kurul aynı zamanda Bakanlığımızın bilim kurulunu yakın takip etmiş ve protokollerdeki değişiklikleri anında hekimlerimize bildirmiştir. İlaç temininde ekipler kurulmuş ve hastalarımızın ilaç ile ilgili hiçbir eksikliği olmamıştır. (Bu teminde Sağlık Bakanlığımızın rolü çok fazladır. Buradan başta Sayın Bakanımız olmak üzere tüm Bakanlık çalışanlarına teşekkür ediyoruz.)

Aynı zamanda Grubumuzun bir hastanesi bünyesinde Covid-19 PCR testi yapılmaya başlandı. Böylece hastaların hızla teşhisinin konması ve tedavisinin de bir o kadar hızlı başlanması sağlanmıştır.

“Hangi tedaviyi uygularsak uygulayalım mutlaka erken safhada yani hasta henüz kötüleşmeden uygulamalıyız. Sağlık Bakanlığımız da dünya ortalamasına göre ölüm oranlarımızın düşük olmasını erken tedaviye başlama ile açıklamaktadır”

İmmün Plazma Tedavi Başarısı Net Değil!

İmmun plazma tedavisi, hastalığı geçirmiş ve bağışıklık kazanmış kişiden kanın şekilli elemanları hariç, sıvı kısmının alınarak hasta olan kişiye verilmesi yöntemidir. Temelde pasif bağışıklama yöntemi olarak isimlendirilir. Aşı ise aktif bağışıklama yöntemidir. Pasif bağışıklama yani immun plazma tedavisinin etkisi ve başarısı konusu net değildir. Ancak tabi ki denenmelidir. Biz de aferez laboratuvarlarımızda plazma alarak hastalarımız tedavisinde kullandık. Çok dramatik sonuçlar alamasak da hastalarımız için bu şansı kullanmış olduk. Burada önemli bir ince ayrım fark ettik; hangi tedaviyi uygularsak uygulayalım mutlaka erken safhada yani hasta henüz kötüleşmeden uygulamalıyız. Sağlık Bakanlığımız da dünya ortalamasına göre ölüm oranlarımızın düşük olmasını erken tedaviye başlama ile açıklamaktadır.

“Grubumuzun bir hastanesi bünyesinde covid-19 PCR testi yapılmakta. Böylece hastaların hızla teşhisinin konması ve tedavisinin de bir o kadar hızlı başlanması mümkün oldu. Grubumuzda covid-19’a yakalanan hastalarımızın neredeyse tamamı iyileşti ve ölüm oranları % 0,76 civarında kaldı”

Ölüm Oranlarımız % 0,76 Civarında

Covid-19’a karşı bütün dünya savaş vermektedir. Bu topyekün bir savaştır.  Öyle bir savaş ki haklı-haksız; zengin-yoksul; güçlü – güçsüz; ayrımı yapmadan her birey tehlike altındadır. Sadece genç olanların kısmi bir ayrıcalığı olmaktadır. Bu savaşta neferlerimiz ise sağlık çalışanlarımızdır. Hekiminden hemşiresine, hasta danışmanından temizlik görevlisine, aşçısından kat görevlisine kadar her çalışan bir nefer olarak savaşmaktadır.

Hal böyle olunca bu çalışanların korunması da en önemli işlerimizden biri haline gelmektedir. Grubumuz olarak, Sağlık Bakanlığı tavsiyeleri doğrultusunda hemen bir Covid-19 kıyafet talimatı oluşturulmuş ve tüm çalışanlarımızın bu talimata uyması sağlanmıştır. Ayırım yapmadan ve panik oluşturmadan gereklilikler yerine getirilmiştir.

Tüm bunların sonucunda grubumuzda Covid-19’a yakalanan hastalarımızın neredeyse tamamı iyileşmiş ve ölüm oranları % 0,76 civarında kalmıştır

Normale Doğru Atılan İlk Adım

Dolayısıyla yine Sağlık Bakanlığının da açıklamaları dikkate alınarak bir normalleşme planı yapıldı. Öncelikle Covid-19 hastaları hastanenin izole bir katına toplandı. Tüm çalışanlar bu bölüm için özel olarak görevlendirildi. Öyle ki yemek için veya mola saatlerinde bile diğer çalışanlarımızla bir araya gelmemelerini sağlamak amacıyla özel alanlar ayırdık. Ayrıca yemek dağıtımı amacıyla kullanılan kapları ve bardakları tek kullanımlık olarak ayarlandı. Bu bölümlerden çıkarılan tüm atıklar tıbbi enfekte atık statüsünde değerlendirildi ve buna göre imhası sağlandı. Bu bölümün çamaşırları ve temizliği için de yine ayrı prosedür ve uygulamalar devreye alındı. Bunu tüm hastanelerimiz için aynı şekilde ve aynı zamanlama ile planlamış olduk. Yani hasta riskini minimize ederek maksimum güvenli alanlar oluşturulmuş oldu.

Bütün bu önlemlerden sonra artık acil olmayan ama beklemeleri de riskli olabilecek vakaları alarak normal hastalarımıza hizmet vermeye başladık. Bu normale doğru atılan ilk adımdı. Heyecanlıydık çünkü gerçekten bir zafer kazanmıştık ülke olarak. Ağır bir yükün altından kalkar gibiydik. Normal hastaları aldıkça hem moral olarak kendimize gelmekte hem de güvenimiz yavaş yavaş artmaktaydı.

Tabi ki bu dönemde hangi hastanın Covid-19 olup olmadığı bilinemeyeceği için önlemlerimizi de bu çerçevede yürütmek zorundaydık. Şöyle ki birçok kişi alışveriş merkezlerinden bile bu hastalığa yakalandı bu süreçte. Dolayısıyla sanki her normal hasta da Covid-19 varmış gibi önlemlerimizden de asla vazgeçmemeliydik. Bu zaman zarfında giderek hastalarımız da bilinçlenmeye başladı ve ilk zamanlarda yaşanan korku yerini bilinçli davranışlara bırakmaya başladı. Artık maske ve sosyal mesafe çok iyi bilinen birer virüs silahı olarak kullanılmaktaydı. Böylece bu geçiş dönemini de atlatacağımızdan kimsenin şüphesi yoktu artık.

Covid-19 Sonrası Nasıl Olacak?

En önemli değişikliğin sosyal mesafe ve maskenin uzun süre hayatımızda olması olacağını biliyoruz. Artık maske ve sosyal mesafe kurallarıyla birlikte yaşamaya alışmalıyız. Şayet aşı yeterince üretilir, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanırsa ancak bundan sonra bu hastalık normal bir grip gibi algılanabilir ve hayatımız mevcut normale geri dönebilir olacaktır.

Bu arada sağlığımızın gerektirdiği diğer sorunlarımızı da ihmal etmemeli sağlık birimlerine ve hekimlere gitmekten korkmamalıyız. Hekimlik sanatı hastayla birebir iletişime geçilen bir sanattır. İnsanlara el sürme yetkisi olan bir sanatçıdır hekim. Son zamanlarda bazı branşlarda sanal video-konferans yöntemiyle muayene ve teşhis konulmaya çalışılması bu sanatın gerekliliklerini değiştiremeyecektir. Sanal muayene yöntemi belki geliştirilebilir. Ancak tetkik gerektiğinde nasıl kan alınacağı, nasıl filmlerinin çekileceği halen açıkta kalan alanlarıdır. Bu yöntemde hasta muayenemizde kullandığımız en temel göstergeler olan ateş, tansiyon ve nabız alınamamaktadır. Hastaya aldırılması ne kadar güvenlidir veya hastanın aldığı veriler üzerinden karar verilebilir mi net değildir. Tedavi yazılabilir mi? Hukuki altyapısı ne olacaktır? Halen belirsiz olan alanlardır. Dolayısıyla yeni alternatif bir sağlık ve /veya muayene yöntemi olarak algılanması mümkün değildir.

Bulaşıcı Hastalıklar Hastaneleri Kuruluyor

Diğer yandan önümüzdeki dönemler için, Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulaşıcı hastalıklar hastaneleri kurulmaya başlanmıştır. Bu durum bundan sonra da bu tür salgınlarla karşılaşacağımız anlamı taşımaktadır. Belki geleceğin savaşları da böyle olacaktır. Bizim ülkemizin de bu tür yeni saldırılara karşı gereken önlemi alması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı bu konuyu çok kapsamlı olarak ele almaktadır.

2020 yılı içerisinde aşı (Eğer bulunabilirse) uygulaması başlayacaktır. Şayet başka bir salgın ortaya çıkmazsa aşı sonrası hayatımız tamamen normale de dönebilir.

Bu zorlu süreçte hepimiz birbirimize destek olmalı ve yaralarımız hızla sararak yolumuza devam etmeliyiz. Sağlık ve huzurlu günler bizleri bekliyor. İnanalım ve çalışalım.

Sağlık Turizmi, Covid-19 Yönetimimizden Olumlu Etkilenecek!

“Pandemi Öncesinde Turguality Markası Olmamız Liv’in Önüne Açtı. Yurt Dışında Daha Çok Tanıtım Yaparak İlerleyeceğiz. Batı Ülkelerine Nazaran Türkiye’nin İyi Sonuçlara Erişmiş Olması Nedeniyle Türk Sağlık Turizmi Bundan Olumlu Etkilenecek”

Meriistiroti22
Meri İstiroti

Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

“Dijitalleşme çalışmaları hayatımızın oldukça yoğun bölümünü kapsıyor. Özelikle hastaneye gelmekten çekinen misafirlerimiz, kronik rahatsızlığı olanlar, birtakım uygulamalarla online hekimleriyle görüntülü konuşabiliyor. bu anlamda pandemi krizi özel hastanelere çok yeni bir perspektif sundu. Yatırım yapılacak alanlar da bu alanlar olacak”

Hastaneniz covid-19 salgınından nasıl etkilendi; (covid poizitif) hasta yükünüz nasıl seyretti?

Pandemi döneminde hastane içinde kanser tedavisi gören hastaların tedavi görecekleri alana ayrı ulaşabilmeleri için onlara özel asansör belirlendi. Acil servis girişinde ve hastanenin ana girişinde bir hemşire ve misafir hizmetleri danışmanı tarafından ilk triyaj Sağlık Bakanlığı kurallarına göre yapıldı. Acil vakaların teşhis alanı ile şüpheli korona hastaları teşhis ve tedavi alanları ayrıldı. Şüpheli korona hastalarının triyajı için hastane bahçesinde 2 alan oluşturuldu. Test için numune alma yeri hastane dışında planlandı. Şüpheli gelen hastaların bekleme alanlarından tuvaletlere kadar her şey dikkatle ayrıldı. Çocuk hastalar için “ateşli çocuk” ve “sağlıklı çocuk klinikleri” belirlendi. Tüm binanın içinde ayrılan korona pozitif ve şüpheli servislerinde özel havalandırma sistemi yapıldı ve negatif basınçlı odaları artırıldı. Ameliyathanede 1 salon korona şüphesi olan hastalar için ayrıldı. Tüm ameliyat olacak hastalar için rutin test yapılıyor ve bilgisayarlı tomografi çekiliyor. Yoğun bakımda izolasyon odaları bulunuyor. Hasta katları diğer hastalardan ayrı izole bir kat belirlendi. Yatışı karar verilen korona şüpheli hastalar için ayrı bir asansör belirlendi. Radyolojide her hastadan sonra temizlik ve dezenfeksiyon yapıldı.

Pandemi süreci çalışma sisteminizi nasıl etkiledi?

Diğer sağlık kuruluşlarında olduğu gibi dönüşümlü çalışma sistemine girdik. Covid-19’un en tepe yaptığı hastalarda idari kadroların bir kısmı evden çalışarak devam etti. Her departmanın sahada temsilcileri vardı. Her şeyden önce çalışan ve doktorları korumak için Covid-19 hastalarına bakan ekiplerin dönüşümlü olarak görev almasını istedik. Covid-19 ile karşılaşmanın getirdiği risk yükünü dönüşümlü çalışma sistemiyle azaltmaya gayret ettik.

Gözlemlediğiniz kadarıyla, sağlık sektörü, özellikle hastaneler, bu salgın sürecinden sizce neler öğrendi? Hizmet sunumlarında, teknolojik donanımlarında, personel yönetiminde yenilikler, farklılıklar olabilir mi?

“Bu kadar büyük bir krizden sonra ne yaşam biçimimiz ne iş yapma pratiğimiz ne de toplumsal anlamdaki iletişim becerilerimiz eskisi gibi olacaktı. Bu yüzden şüphesiz yeni bir hayat biçimi olacak ve oluşuyor da zaten. daha çok online olacağız”

Sağlık sektörü pandemiden oldukça büyük dersler alarak çıktı. Dünyanın karşı karşıya kaldığı bu durum zaten bir ilk olma özelliği taşıyordu. Karşımızda özelliklerini bilmediğimiz, tanımadığımız bir düşman vardı. Bu yüzden pandemiyi bizden önce yaşayan ülkelerde nasıl ele alındığı, krizin tıbbi ve sosyolojik anlamda nasıl yönetildiği ve bunun sonuçlarının ne olduğuyla ilgili çıktılar Türkiye için önemli bir referans noktası oldu. Sağlık sektörü diğer ülkelerde uygulanan başarılı ya da başarısız sonuçları hızlı bir şekilde kendince yorumladı. Sağlık hizmetinde Türkiye bu süreçte çok daha üst düzeyde olduğunu gördü. Ayrıca teknolojik donanımımızın Amerika ve Avrupa ülkelerinden çok daha üst düzede olduğunu gördük. Yetkin personelimizin sürekli olarak sahadaki eğitimleri ve o eğitimlerin hızlı bir şekilde tekrar tedavi yöntemlerine dönüştürülmesi sağlandı. Bir yandan personelin kendini koruması ile ilgili olarak eğitimler verilirken bir yandan da hastalara yönelik uygulamalar çok daha hızlı ve disiplinli bir şekilde hayata geçirildi. Ayrıca Sağlık Bakanlığının aldığı tedbirler bizi farklılaştıran taraflar oldu. Bu konudaki ortak duyarlılık kısa sürede meyvelerini verdi.

Sağlık sektörü paydaşlarını ve özelde kendi iş faaliyetlerinizi göz önünde bulundurarak, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” önermesine katılıyor musunuz?

Bu önermeye katılıyorum, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Dünyadaki kırılma noktalarına baktığımızda tarih boyunca salgınlar, afetler, ekonomik krizleri beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu kadar büyük bir krizden sonra ne yaşam biçimimiz ne iş yapma pratiğimiz ne de toplumsal anlamdaki iletişim becerilerimiz eskisi gibi olacaktı. Bu yüzden şüphesiz yeni bir hayat biçimi olacak ve oluşuyor da zaten. Daha çok online olacağız, şirketlerin kendi politikaları doğrultusunda çalışanlara evden çalışma zorunluluğu getirmesi, kültürel, sosyal alanda alışveriş gibi unsurların artık internet üzerinden yapıldığı, birtakım aplikasyonlarla evde spor veya dans, müzik yapabilme olanaklarının olduğu bir döneme giriliyor. Aslında bireyselliğin derinleşerek arttığı bir süreçte olacağız. Bu süreç bize farklı şeyler öğretti ve öğretecek gibi görünüyor, hep birlikte yaşayarak öğreneceğiz. Sağlıklı kalmak ve güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak her zamankinden fazla gündemimizde kalan bir konu olacak.

Dijitalleşme çalışma hayatınıza nasıl yansıyor? Hasta ilişkilerinizi sürdürülebilmeniz yönünde dijital olanaklar sizin için ne kadar yeterli, ihtiyaçlarınızı ne derece karşılıyor?

Dijitalleşme çalışmaları hayatımızın oldukça yoğun bölümünü kapsıyor. Özelikle hastaneye gelmekten çekinen misafirlerimiz, kronik rahatsızlığı olanlar, birtakım uygulamalarla online hekimleriyle görüntülü konuşabiliyor. Bu anlamda pandemi krizi özel hastanelere çok yeni bir perspektif sundu. Ancak tabii ki bu insana dokunan bir meslek olan hekimlik için yeterli bir süreç değil. Klasik süreçlere baktığımızda hasta doktor arasındaki ilişki gerçekten birtakım pandemi tedbirlerini uygulayan hastaneler için kesintisiz devam edecek şekilde ele alınacaktır. Bu anlamda alınan tedbirler, verilen eğitimler çok kıymetli. Yatırım yapılacak alanlar da bu alanlar olacak.

Pandemi sonrası sağlık turizmi sizce nasıl şekillenecek? Hastanenizin sağlık turizminde yeni imkan ve olanakları neler olabilir?

Pandemi öncesinde Turguality markası olmamız Liv’in önüne açtı. Yurt dışında daha çok tanıtım yaparak ilerleyeceğiz. Batı ülkelerine nazaran Türkiye’nin iyi sonuçlara erişmiş olması nedeniyle Türk sağlık turizmi bundan olumlu etkilenecek.

Önümüzdeki süreçten beklentileriniz neler? Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu otoritelerinden taleplerinizi kısaca ifade eder misiniz?

Öncelikle içinden geçtiğimiz sürecin fizibilitesi Sağlık Bakanlığı tarafından çok iyi bir şekilde yapıldı ve yapılıyor. Koronavirüs ülkemize girdiğinde ne yapmamız gerektiğini çok iyi biliyorduk, hareket planımız belliydi. Çok kıymetli bir yaklaşımdı. Bakanlığımız gerek devlet hastanelerinde gerek özel hastanelerde bu ağır sorumluluğunun bilinciyle hareket etti ve çok iyi iş birliği yaptı. Tabii ki bu işin olmazsa olmazı, kahramanlarımız değerli hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve her noktada olan sağlık çalışanlarımız. Salgınla mücadelede başı çektiler, var güçleriyle salgınla savaşıyorlar. Onlar bu sürece sahip çıktılar.

Antikor Testi İçin Bakanlıktan Onayımızı Aldık!

“Bakanlıktan Aldığımız İzin Kapsamında, Antikor Testi Yapabiliyoruz. Sars-Cov-2 Antikor Testleri Tanı Amaçlı Değildir, Virüse Karşı Bağışıklık Cevabını Göstermektedir. Ankara’da, Aynı Gün İçinde Sonuçlar Alınabiliyor”

Image 1 1
Merve Sarıkaya

Düzen Laboratuvarlar Grubu Marka Yönetim Uzmanı Merve Sarıkaya, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Düzen Laboratuvarı olarak covid-19 salgınından nasıl etkilendiniz?

Pandemi sürecinin ilan edilmesi ile birlikte tüm sektörler için alınan kararlar sağlık sektörü için de alındı ve tüm sektörümüzde olduğu gibi Kurum olarak bizler de ani etkilenme yaşadık.

Laboratuvarlarınızda Covid-19 testleri yapıldı mı?

COVID-19 testleri yapıp yapmadığımız konusu bizlere çok fazla sorulmakta fakat tüm dünyada salgınlarda denetimin sağlanabilmesi ve vaka sayılarında spekülasyon yaşanmaması için test çalışması tek bir merkez tarafından kontrollü olarak yapılır. Bizim ülkemizde de bu süreci Sağlık Bakanlığına bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarları yürütmektedir. Bu nedenle laboratuvarımız testi çalışmaya başlamamıştır.

İş yükünüzde, çalışma sisteminizde nasıl değişiklikler meydana geldi? Özellikle hangi hastanelere ve kurumlara hizmet verdiniz?

Birimlerin isleyişine bağlı olarak kısa çalışma ve IT ekibimizin hızlı aksiyonu ile uzaktan çalışma düzenine geçtik. Özellikle şu kurumlara hizmet verdik diyemeyiz çünkü kurum olarak çok geniş bir portföyümüz var; Türkiye’nin birçok noktasına hizmet sağlayabiliyoruz yine bu süreçte de hassas ve özenli şekilde çalışmaya devam ettik.

Pandemi süreci kurumunuzu ekonomik ve sosyal yönden nasıl etkiledi?

COVID-19 ile enfekte (semptomatik) hasta kabulü yapmadığımız için insanların sağlık kuruluşlarına korkarak gittiği bu dönemde içleri daha rahat geldikleri bir kurum olduk ve evde bakim hizmetlerimiz ile de onların kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı olmaya çalıştık.

Düzen Laboratuvarlar Grubu olarak; bu tarz kriz dönemlerinde her zaman istihdam azaltmadan “aile dayanışması” kavramı ile konuyu ele alırız. En az zarar ile hepimiz bu durumu nasıl atlatabiliriz? Çalışma arkadaşlarımız ile bu süreci hep birlikte atlatmayı hedefledik.

Tedbirler konusunda Türkiye’de henüz vakalar açıklanmadan, kurum içi yatay iletişimi ve bilgi paylaşımını artırmak amacıyla düzenlediğimiz Analitik Birimler Arası Harmonizasyon toplantılarımızda konuyu ele aldık. Vaka açıklandığında Mikrobiyoloji Uzmanımız Dr. Tutku Taşkınoğlu önderliğinde pandemi komitesi oluşturduk. Ankara içindeki 3 şubemiz ve polikliniğimize yerinde; İstanbul, Adana ve Mersin şubelerimize ise uzaktan salgın eğitimleri verdik. Bu eğitimleri kurum içi duyuru ve talimatlar takip etti. Sık sık hastalığı ve hastalıktan korunma yollarını duyuran paylaşımlar yapıldı. Personelin kişisel korunma ekipmanları gözden geçirildi, eksikler tamamlandı ve nasıl giymeleri gerektiği konusunda eğitimler verildi. Düzen Norwest Çevre ve Gıda Laboratuvarımız önderliği ile yüzey temizliği için ve el için dezenfektan üretildi. Ulaşılabilecek her yere el dezenfektanları yerleştirildi. Özellikle hasta kayıt kabuldeki personel ve hasta arasına bulaşı önlemek amacıyla bariyerler yerleştirildi ve sosyal mesafe çizgileri çekildi. Klimalar ve havalandırmalar temizlendi, bakımları yapıldı ve temizleme sıklığı değiştirildi. Tüm mekanlar her gün 3 defa temizlenecek şekilde organize edildi. Ve neredeyse her gün bu tedbirlerimize ilaveler yapılmaya devam ediliyor.

Salgın ile birlikte testler de kritik bir önem kazandı. Bu anlamda Türkiye’nin laboratuvar hizmetleri sizce yeterli ve yaygın mıdır? Covid-19 süreci bizlere ne öğretti? Böyle bir salgın durumunda şimdiden alınması gereken tebdirler, oluşturulması gereken altyapılar sizce neler olmalı?

Kurum olarak Türkiye’nin laboratuvar hizmetlerinin yeterli ve yaygınlığından önce kaliteli olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu süreçte hazır olma gereksinimi ve her zaman kaliteli hizmet sunumunun ne kadar değerli olduğunu görmüş olduk. Online platformların ne kadar etkin olduğunu gördük. Çok hızlı organizasyon yapılmak zorunda kalınabileceğini gördük. Ama en önemlisi şeffaf bilgilendirmenin önemini ve karşınızdakine güven vermenin her şeyden daha kıymetli olduğunu gördük. Öte yandan henüz salgın bitmedi; ikinci dalganın geleceği söyleniyor ve tablo daha kötü bir hale gelebilir.

Her kurumun mutlaka acil eylem planı olmalı; bu sadece pandemi için değil her türlü krize karşı hazırlık senaryoları olmalı ve sistemin bu kriz ortamlarında işlerliği sağlanabilmeli.

Gözlemlediğiniz kadarıyla sağlık sektörü, özellikle hastaneler, bu salgın sürecinden sizce neler öğrendi?

Her sektörde olduğu gibi sağlık sektörü de dijitalleşmenin önemini görmüş oldu. Hastanelerin ve laboratuvarların rutin dışı test çalışabilecek donanıma (makine, teçhizat ve personel) sahip olması gerektiği anlaşıldı.

Düzen olarak; Ankara, İstanbul, Adana ve Mersin’de faaliyet gösteriyoruz. Bu illerde evde bakım hizmetleri de sunuyoruz. Hastaneye gidemeyen, kronik hastalığı olan kişilerin rutin kontrollerinin aksamamasını sağladık.

Hasta ilişkilerinizi sürdürülebilmeniz yönünde dijital olanaklar sizin için ne kadar yeterli, ihtiyaçlarınızı ne derece karşılıyor? Bu konuda ağırlık vermeyi düşündüğünüz, yatırım yapabileceğiniz alanlar var mı?

Bu, her zaman önem verdiğimiz bir kavram. Kendi işletim sistemini kullanan kendi bünyesinde IT ekibi olan bir kurumuz. Bizler hem hasta odaklı hem de kurumlara hizmet veren bir kuruluşuz; bu sebeple kendi sistemimizi çağın gerisinde bırakmamak için projeler üretiyoruz. Dijital olanaklarımızı yaratabiliyoruz fakat teknoloji çok hızlı değişmekte ve buna mutlaka ayak uydurmalıyız. Bizim için dijitalleşme temelinde “hasta memnuniyeti” yatmaktadır. Dijitalleşme; hasta kuruma girdiği anda veya numunesi elimize ulaştığı andan itibaren başlamalıdır. Numune şu an hangi işlemde? Uygunsuzluğu var mı? Raporlamada herhangi bir uyarı notu gerekiyor mu? Daha önce bize geldi ise diğer sonuçları arasında fark var mı? gibi tüm detayları içeren sistemimizi IT ekibimiz ile sürekli geliştiriyoruz.

Önümüzdeki süreçten beklentileriniz neler? Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu otoritelerinden taleplerinizi kısaca ifade eder misiniz?

Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu otoritelerinden pandemi durumunda, yetkinliği ve güvenilirliliği kontrol edildikten sonra özel kurulusların da bu testleri çalışabilmesine olanak sağlayan düzenlemeler yapmalarını istiyoruz.

Bugün dünyada nadir yapılan, sadece birkac merkezde hatta bazen sadece bir merkezde yapılabilen, testlere ciddi şekilde yatırım yapıyoruz ve hasta tedavilerinin gecikmeden başlanmasına katkı sunmaya gayret gösteriyoruz. Düzen Laboratuvarlar Grubu olarak 44 yıldır devam eden tecrübemiz ile akademik çalışmalara ve araştırmalara dahil olarak, beraber hareket edebilmeyi ve tecrübelerimizi paylaşmayı umuyoruz.

9. Sağlık Zirvesinin Konusu: Pandemi ve Sürdürülebilir Sağlık

Özel Hastaneler Platformu Derneği tarafından bu yıl 9. kez gerçekleştirilecek olan Sağlık Zirvesi, pandemi sonrası yeni normalde “Pandemi ve Sürdürülebilir Sağlık” temasıyla sağlığın tüm taraflarını 8-9 Ekim 2020 tarihlerinde ExpoNext Online Platformda interaktif etkinlikte buluşturacak.

Saglikzirvesi 01

Türkiye’de özel sağlık kuruluşlarının sağlık hizmet sunumunun ayrılmaz ve önemli bir parçası olduğunu kanıtlayan Covid-19 süreci aynı zamanda hizmet sunumundan teknolojiye, ilaçtan tıbbi tedarike, insan kaynaklarından finansmana kadar her alanda sağlık sektörünün bir bütün olduğunu gösterdi.

Tüm dünyanın aynı noktaya odaklandığı bu süreçte diğer dünya ülkeleri gibi Türkiye de kendi krizini yönetmekte ve sağlık alanında sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla birtakım dönüşümler gerçekleştirmektedir.

Bu anlamda Covid-19 sonrası yeni normalde değişen, dönüşen ve yeniden kurgulanan sağlık sisteminin konuşulacağı 9. Sağlık Zirvesi, kamu, özel sektör ve akademiden sektöre yön veren sağlık yöneticileri ile sektöre ürün ve hizmet sağlayan tüm firma yetkililerini buluşturuyor. “Pandemi ve Sürdürülebilir Sağlık” teması ile düzenlenen ve çıktıları ile sağlık otoriteleri ve politika yapıcılar için bir kaynak olması hedeflenen 9. Sağlık Zirvesi, 8-9 Ekim 2020 tarihlerinde ExpoNext Online Platformda interaktif bir ortamda düzenlenecek.

Özel Hastaneler Platformu Derneği’nin organize ettiği, Sağlık Bakanlığı ve SGK işbirliği ile düzenlenen 9. Sağlık Zirvesi’nde, finansal kaynak yönetimi, insan kaynağı yönetimi, hastane yaklaşımı ve medikal sektör yaklaşımı ile tedarik zinciri yönetimi gibi alt başlıklarla pandemi ve özel sağlık sisteminde kaynak yönetimi konuşulacak. Sağlık hizmet sunumu yönetiminin de Bilim Kurulu yaklaşımları, pandemide sağlık hizmet sunumu gerçekleri, ortam psikolojisi ve sağlık çalışanlarının durumu ve yeni normalde hastane mimarisi ve altyapılar alt başlıkları ile ele alınacağı Zirve’de tamamlayıcı sağlık sigortası, sağlık hizmet sunumunda dijitalleşme-telesağlık, sağlıkta istişare kültürü ve koordinasyon ve pandemi sonrası sağlık turizmi konu başlıkları da gündemdeki yerini alacak.

ARTED, Hizmet Sunumuna Kesintisiz Devam Ediyor!

Arted Logo 143405170

Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED), yaptığı basın açıklamasında, sağlık hizmeti sunumunda kritik bir sorumluluk üstlendiklerini ve buna kararlılıkla devam edeceklerini fakat medikal sektörün yaşadığı mali sorunların çözüme kavuşturulması için paydaşlarıyla iletişim içinde olduklarını ifade etti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Son günlerde yazılı/görsel basında ve sosyal medyada gerek tıbbi cihaz, gerek ilaç, gerekse Türkiye’deki sağlık sektörü ile ilgili çıkan haberleri üzüntüyle takip etmekteyiz.

Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumunda dünya çapında geldiği başarılı konum dikkate alındığında, ARTED üyesi firmaların bu süreçte üstlenmiş olduğu rol çok açıktır. Türkiye’de nitelikli sağlık hizmetinin zamanında sunumunun sağlanmasında, ARTED üyeleri en önemli paydaşlardandır.

Aynı bilinçle, ARTED üye firmaları olarak sağlık hizmetleri sunumunda üstlendiğimiz kritik sorumluluğun farkında olarak, hastalara, hekimlere ve sağlık hizmeti sunucularına Türkiye’nin her yerinde, 7 gün 24 saat hizmet vermeye devam etmekte kararlı olduğumuzu paylaşmak isteriz.

Yıllar içinde biriken yapısal sorunların adil ve kalıcı bir çözüme ulaştırılması için muhataplarımızla açık ve sürekli bir iletişim halindeyiz.

Konunun acil ve adil çözümü için devletimize ve hükümetimize olan güvenimiz tamdır.”