Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde 13 yılda 45 Düzenleme

8

Mart 2002’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde bugüne dek yapılan ve her biri çok sayıda madde değişikliğini içeren 45 düzenleme mercek altına alındı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Hukuk Bürosu’ndan Av. Özgür Erbaş’ın hazırladığı “Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Yapılan Değişikliklerin Kronolojisi: Yıllara Yayılmış Bir Cinayetin Anatomisi” başlıklı rapor yayımlandı.

Raporda Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte Mart 2002’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde bugüne dek yapılan ve her biri çok sayıda madde değişikliğini içeren 45 düzenleme incelendi. Raporda öne çıkan hususlar şunlar:

Ruhsatta Yapılan Değişiklikler

15 Şubat 2008 yılında yapılan değişiklikler ile kadrolu tabiplerin “başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışamayacağına” dair ibare kaldırılmakla birlikte tamgün istihdam esası korundu. Faaliyet izin belgesi tanımı yapılarak, ruhsat sonrası değişikliklerin de ruhsatlandırmaya tabi olacağına dair kural esnetildi.

Hastane yatak sayısı ile hasta yatak sayısı ayrı ayrı tanımlanarak “Hasta yatak sayısı: Bir özel hastanede yoğun bakım yatağı ve gözlem yatağı haricinde hastaların yatacağı yatak sayısının toplamını” olarak belirlendi.

Genel hastanelerin C grubu için getirilen ölçütleri ile B grubu hastaneler için gerekli kadro koşulları birleştirilerek “Genel Hastane” tanımı yapıldı, “yoğun bakım ve gözlem yatakları hariç” tutularak yatak sayısı belirlendi, “radyoloji, biyokimya ve/veya mikrobiyoloji laboratuvarlarını bünyesinde bulunduran veya bu laboratuvar hizmetlerini satın alan” ibaresi ile sayılanların taşeronlaştırılmasına izin verildi.

Denetimin Özelleştirilmesinin Önü Açıldı

Hastanenin bulunacağı alana dair özel düzenleme tümüyle değiştirilip “yetkilendirilen mercilerden alınan rapor” ibareleri ile belediyelerin yetkisi kısıtlanırken denetimin de özelleştirilmesinin önü açıldı. Ön izin için gerekli koşullar yeniden değiştirilip esnetildi.

Hastane kompleksleri olarak tarif edilen ancak tanımı bulunmayanlar için yasak olan faaliyetlere istisna getirildi.

Düzenlemeye göre “İmar mevzuatına uygun olarak imar planında yer alması kaydıyla; aynı sahiplikte ve aynı isim altında ruhsatlandırılacak olan, sınırları belirli, bütünlük arz eden bir alan içinde birbiriyle fizik olarak bağlantısı olan veya bağımsız bina komplekslerinin oluşturduğu dal hastanesi ve/veya genel hastane binalarından oluşan hastane kompleksinde; laboratuvar hizmetleri, görüntüleme hizmetleri, acil hizmetleri, ameliyathaneler, yoğun bakım ve sterilizasyon üniteleri ile benzeri diğer tıbbî hizmetler ortak hizmet verecek şekilde planlanabilir. İdarî birimler, morg, depo ve benzeri destek birimler ile otopark, kreş, kafeterya, lokanta, otel, rehabilitasyon merkezi, banka, PTT, konferans salonu, ibadethane, spor ve eğitim tesisleri gibi sosyal alanlar hizmeti aksatmayacak şekilde ve mimari açıdan yapı kullanma izin belgesi alarak hastaneye ait belirlenen sınırlar içerisinde farklı binalarda hizmet verebilir”.

Çalışanlarla yapılan sözleşmelerin başvuru dosyasına eklenmesi zorunluluğu kaldırılıp ruhsat alındıktan sonra sunulmasına dair hüküm getirildi.

Birden Fazla Yerde Çalışmak Nasıl Mümkün Oldu?

23.07.2008 tarihinde yapılan düzenlemeler ile tabipler için birden fazla yerde çalışma düzenlemesindeki “en fazla iki özel sağlık kurum veya kuruluşunda” ibaresi “en fazla iki sağlık kurum ve/veya kuruluşunda” olarak değiştirildi, yan dal uzmanları için üç yerde çalışmanın önü açıldı

23.07.2008 tarihinde yapılan düzenlemeler ile tabipler için birden fazla yerde çalışma düzenlemesindeki “en fazla iki özel sağlık kurum veya kuruluşunda” ibaresi “en fazla iki sağlık kurum ve/veya kuruluşunda” olarak değiştirildi, yan dal uzmanları için üç yerde çalışmanın önü açıldı. Hekim dışındaki sağlık çalışanları için de “Ruhsata esas olmamak kaydıyla tabip harici sağlık çalışanı, en fazla iki sağlık kurum ve/veya kuruluşunda çalışabilir.” düzenlemesi yapıldı.

2008 yılında yürürlüğe giren SSGSS ve SUT ile birlikte acil sağlık hizmetlerine ilişkin madde yeniden düzenlendi. Acil sağlık hizmetini sağlamak esasen kamunun görevi olmasına karşın özel hastanelere yapılacak başvuruların ve hastanelerden yapılacak sevkler ile ücret tahsilatı örtük olarak düzenlendi. Özel hastanede tedaviye bağlı gelişen komplikasyon nedeniyle sevke dair yeni madde düzenlemesi yapıldı.

Ruhsatları geri alınan hastanelerin binalarının hastane olarak yeniden ruhsatlandırılması kabul edilirken yararlanacakları istisnalar da belirlendi.

Denetimlere İlişkin Standartlarda Değişiklikler

Sağlık hizmeti planlamasına dair maddeye “Ücretli veya ücretsiz izinli sayılarak yurtdışına gönderilen kamu görevlisi tabipler ile ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri bulunan tabipler hariç olmak üzere, yurtdışında en az iki yıl süreyle mesleğini icra eden tabipler, bu maddede belirtilen planlamadan istisna tutularak Türkiye’de meslek icra edebilirler” hükmü eklenerek işgücü planlamasına dair maddede gerekçesi açıklanmaksızın istisna yaratıldı.

15.2.2008 tarihinde yapılan değişiklikle planlamadan muaf tutulmak için aranan koşullara dair hükümde değişiklik yapılarak Ekim 2008 tarihine kadar ek süre tanındı.

Denetimlere ilişkin standartlarda değişiklikler yapıldı.

Yönetmelikte 3 ay sonra 17 Ekim 2008’de tek maddelik bir değişiklik daha yapıldı. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (h) bentleri ile aynı fıkranın (ı) bendinin (1), (4) ve (7) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirildi.

“e) Özel hastane bir şirket tarafından açılacak ise sermaye durumunu ve şirket ortaklarını gösteren ticaret sicil gazetesinin örneği, vakıf tarafından açılacak ise, vakıf senedinin örneği,”

“h) Ambulans ruhsatının veya ambulans hizmetleri sözleşmesinin örneği,”

“1) Özel hastanede mesul müdür ve mesul müdür yardımcısı olarak çalışacaklarına dair mesul müdürlük ve mesul müdür yardımcılığı sözleşmeleri,”

“4) T.C. Kimlik Numarası,”

“7) Sabıka kaydının olmadığına dair yazılı beyanı,”

Kısmi Zamanlı ve Konsültan Çalışma

11.03.2009 tarihinde yapılan düzenleme ile özel hastane, hastane yatak sayısı ve hasta yatak sayısı tanımları yürürlükten kaldırıldı. Komisyon bileşimine devlet hastanelerinden uzmanların da alınabilmesine dair düzenleme yapıldı. Kısmi zamanlı çalışma ibare olarak metne girdi. Konsültan hizmet verilecek alanlar ibaresi madde metninde açıklanmasa da hükme alındı

11.03.2009 tarihinde yapılan düzenleme ile özel hastane, hastane yatak sayısı ve hasta yatak sayısı tanımları yürürlükten kaldırıldı. Komisyon bileşimine devlet hastanelerinden uzmanların da alınabilmesine dair düzenleme yapıldı.

Kısmi zamanlı çalışma ibare olarak metne girdi. Konsültan hizmet verilecek alanlar ibaresi madde metninde açıklanmasa da hükme alındı.

Yönetmelikle zorunlu tutulan alanlarda “kadrolu çalıştırma” zorunluluğu “çalıştırma zorunluluğu” olarak değiştirildi. Kadrosuz çalışma türleri düzenlenerek esas çalışma biçimi istisna hale getirildi. Kadrolu çalışma maddesinin düzenlemesiyle esasen birden fazla yerde çalışma bu hal içinde de düzenlendi. Kısmi zamanlı çalışma muayenehanede çalışan hekimler için de kabul edildi. Konsültan olarak çalışma adı altında yeni bir statü oluşturuldu. Yan dal veya iki uzmanlığı olan hekimler kadrolu ve kısmi zamanlı çalışmaya olanak sağlandı ve hekim üzerinden her iki uzmanlık dalının hastanenin faaliyet izin belgesine işlenmesine olanak sağlandı.

Poliklinik odalarına dair maddede yapılan değişiklikle “faaliyet izin belgesinde kayıtlı her uzmanlık dalı için ayrı olmak üzere, yeterli sayıda ve genişlikte” ibaresi çıkarılıp “faaliyet izin belgesinde kayıtlı klinik uzmanlık dalları için yeterli şekilde aydınlatılan ve havalandırılan” olarak değiştirildi. “Klinik uzmanlık dalları dışındaki dallarda kadrolu veya kısmi zamanlı çalışan uzman tabiplere yeterli sayıda ve genişlikte, yeterli şekilde aydınlatılan ve havalandırılan çalışma odaları ayrılabilir.” olarak düzenleme yapıldı.

Aynı Poliklinik Odasında Birden Fazla Tabip Çalıştırma Mümkün

Laboratuvar hizmetlerinin kadrolu veya kısmi zamanlı çalışan uzman hekim sorumluluğunda yürütüleceği düzenlendi. Satın alma yoluyla görülecek hizmetlere ilişkin “hastaneler ile 992

sayılı Kanuna ve 3153 sayılı Kanuna göre Bakanlıkça ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşlarından karşılanabilir” ibaresi “müstakilen faaliyet göstermek üzere ilgili mevzuat uyarınca ruhsatlandırılan veya diğer özel hastaneler bünyesinde ruhsatlı olan veyahut kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde kurulan laboratuvarlardan karşılanabilir” olarak değiştirildi.

Aynı poliklinik odasında “en fazla” denilerek birden fazla tabibin aynı odada çalışmasının önü açıldı.

Yaptırım Maddelerinde Esneklik

Tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için verilebilecek süre en fazla 6 ay iken 1 yıla çıkarıldı, süre sonunda ruhsat geri alınarak yaptırım öngörülmüşken bu ruhsatın askıya alınması olarak değiştirilip ek 1 yıllık süre daha tanındı.

Devirlerde denetimlerde tespit edilen eksiklik ve usulsüzlüklere ilişkin özel hüküm madde metninden çıkarıldı.

Yönetmeliğe eklenen ek-5. Madde ile Sağlık Bakanlığının temel istihdam ve planlama kurallarının uzun bir istisna listesi belirlendi. Gerekçesi “Kalite ve verimliliği artırmak” olarak sağlık hizmet gerekleriyle ilgisi kurulmadan açıklandı. Bunlar arasında yatak sayısı artırmaya izin vermek, 11/3/2009 tarihine kadar kurulmuş ve işletilmekte olan teknoloji yoğunluklu tıbbî cihazlar, başka bir özel hastanede veya tıp merkezinde kullanılmak üzere devredilmesi, 11/3/2009 tarihine kadar ruhsatlandırılmış müstakil laboratuvarlardan hizmet alınarak hastane bünyesinde laboratuvar kurdurulabilir” vardır. Hastane bünyesinde bir birimin hizmet alımı yolu da açılmıştır.

Emekli Hekimlerin İstisnai Çalışmasının Yolu Açıldı

Hekimlerin çalışma biçimlerinde sürekli yeni istisnalar yaratılarak işgücü olarak tümüyle esnekliğe bırakılma kabul edildi. 3359 sayılı Yasaya konulan geçici hükümlerle DHY muafiyeti düzenlemelerine paralel olarak “iki yıl ve halen yurtdışında çalışmış olmak” istisnalardan yararlanma ölçütü sayıldı. Yaş haddinden veya kadrosuzluk nedeniyle zorunlu emekli olan uzman tabipler, gerektiğinde faaliyet izin belgesine uzmanlık dalı ilavesi yapılarak çalışabilir hükmü ile emekli hekimlerin istisnai çalışmasının yolu açıldı.

Planlama ve İstihdam Komisyonu kuruldu, ancak içinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden sağlık sektörüyle ilgili iki temsilci bulunması kabul edilmesine karşın TTB ce diğer meslek örgütlerine yer verilmedi.

Bina inşaatı tamamlanmamış olanlar için verilen süre yeniden uzatıldı. Yürürlükten kaldırılan maddeye göre ruhsat alınmaya devam edilmesinin yolu aynı metinle açıldı. Kadro hakkı kısıtlamaları ile yapılan düzenleme için 1 yıllık istisna getirildi.

23.09.2010 tarihinde yapılan düzenlemeler ile özel hastane yatak sayısı en az 100’e çıkarıldı, “sağlık hizmet bölgelendirmesi” ibare olarak metne girdi, istisna 50’nin altında olmamak kaydıyla düzenlendi

Özel Hastane Yatak Sayısı En Az 100 Oldu

23.09.2010 tarihinde yapılan düzenlemeler ile özel hastane yatak sayısı en az 100’e çıkarıldı, “sağlık hizmet bölgelendirmesi” ibare olarak metne girdi, istisna 50’nin altında olmamak kaydıyla düzenlendi. Geçici madde ile “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlı veya ruhsat başvurusunda bulunan özel hastaneler ile ön izin almış veya ön izin işlemleri devam eden hastaneler, Yönetmeliğin 5 inci maddesinde öngörülen “gözlem yatakları hariç en az yüz hasta yatağı olma” şartından muaftır. Özel hastanelerin taşınmaları halinde de bu muafiyetleri geçerlidir” düzenlemesi ile de kuralın istisnası belirlendi. Özel hastaneler “yatırım listesine” alınarak ilgili mevzuattaki teşvik ve benzerinden yararlandırılmaya başlandı.

Kadrolar Devredilebilir Unsura Dönüştürüldü

Özel hastanenin kuruluşunda bulunması zorunlu kadro yaklaşımı tümüyle terk edildi. Tahsis edilen kadrolar devredilebilir unsura dönüştürüldü. Dal hastanelerini düzenleyen madde yürürlükten kaldırıldı. Laboratuvarlar için önce “kadro kısıtlaması” yaratılıp ardından bunun ruhsatlı laboratuvarlardan veya kamudan hizmet alınarak giderilmesinin yolu açıldı. Kamudan hizmet alımına dair ölçütlere yer verilmediği gibi kamu kurumunun özel sağlık sermayesine neden hizmet verdiği de açıklanmadı. Bir kişinin birden fazla birimin de sorumlusu haline getirildi.

Yaptırımlar Para Cezası ile Sınırlandı

Yenidoğan ve bebek ölümlerini belirlenen biçimde bildirmeyen hastanelerin “uyarılacağı” ve devamı halinde “Faaliyete Esas Bilgiler” başlıklı 1 inci bölümünün 31 inci maddesine göre işlem yapılır.” denilerek “para cezası” kesileceği düzenlendi. Faaliyet askıya alma vb. yaptırım ihlal olduğu tespit edilmesine karşın yapılmayacağı da belirlenmiş oldu.

Kadro Dışı Geçici Çalışma Yaygınlaştırıldı

Sürekli konsültan hekim ihtiyacı duyulması gibi kendi içinde çelişkili düzenleme ile “kısmi zamanlı veya nöbetçi” olarak bunun giderilmesine dair hüküm eklendi. Hekimlerin başka illerde de çalışmalarının önü açıldı, muayenehane hekimlerinin özel sağlık kuruluşlarından yararlanma koşulları Özel Hastaneler Kanunundaki hükme rağmen yeniden düzenlendi. Kadro dışı geçici çalışma yaygınlaştırılarak kabul edildi. Kısmi zamanlı çalışan hekimlerin kadrolu olmak istemeleri halinde planlama dışı geçici çalışmalarına izin verileceği düzenlendi.

Denetim Ölçütleri Yeniden Değiştirildi

14.01.2011 tarihinde yapılan düzenlemeler ile kadro devrine dair 3 ay önce yapılan düzenlemenin ardından bir değişiklik daha yapıldı. İller arasından karşılıklı uzmanlık dalı değişimi de maddeye eklendi.

15 Şubat 2008’de Yönetmeliğe eklenen Geçici 6. Maddeye yapılan ek ile 3 yıldır belirlenen inşaatı ve tadilatı tamamlayamamış olanlara ek 1 yıllık süre tanındı.

Denetimlere esas ölçütler de yönetmelik ekleriyle değiştirilmeye devam etti.

Az Doktora Çok İş Yaptırmanın Yolu Neden Açılır?

7.04.2011 tarihinde yapılan düzenlemeler ile yaptırımları düzenleyen maddedeki “kadrolu uzman tabip bulundurulmamasına” dair hüküm “uzman tabip bulundurulmaması” olarak değiştirilip “çalıştırılacak tabip temini” ibaresi ile ilgili dalda kadrolu uzman bulunmaması başlı başına bir eksiklik olmaktan çıkarıldı. Hastane devrinde “işletmenin devri” ibaresi eklenerek sahiplikle işletmenin birbirinden ayrılmasının da önü açıldı.

Hekimler istisnai çalışmasına dair ek-5. Madde sürekli değiştirilerek madde kendi içindeki anlam ve atıf bütünlüğünü de kaybetti. Tam gün yasası ve 1219 s. Kanun değişikliklerinin ardından Yönetmelikte de değişiklik yapıldı.

Özel Hastanelere Hasta Garantisi

7.04.2011 tarihinde yapılan düzenlemeler ile vakıf üniversiteleri ile özel hastanelerin iş birliği yapmaları Yönetmelik metnine alındı. Kendisine ait hastanesi olmayan vakıf üniversiteleri tıp fakültelerinin mevzuattan kaynaklı yükümlülükleri bu yolla üstlerinden alınırken iş birliği yapan özel hastaneler de üçüncü basamak sağlık tesisi statüsü ve bu kapsamda hasta garantisine kavuşmuş oldu ve kapasite artışlarının da önü açıldı

Vakıf üniversiteleri ile özel hastanelerin iş birliği yapmaları Yönetmelik metnine alındı. Kendisine ait hastanesi olmayan vakıf üniversiteleri tıp fakültelerinin mevzuattan kaynaklı yükümlülükleri bu yolla üstlerinden alınırken iş birliği yapan özel hastaneler de üçüncü basamak sağlık tesisi statüsü ve bu kapsamda hasta garantisine kavuşmuş oldu ve kapasite artışlarının da önü açıldı. Ön izinler il içinde taşınabilir hale getirildi.

Yönetmelikte 24.6.2011 tarihinde yapılan değişiklikle 2 ek madde eklendi. Madde ile ağız ve diş sağlığı hastanesi, geriatrik tedavi merkezi, klinik konukevi ile turistin sağlığı kapsamında konaklama tesislerinde kurulan sağlık kuruluşları, sağlıkla ilgili diğer kuruluşlar olarak değerlendirilir” hükmüyle konaklama tesislerinde kurulacak sağlık tesisleri maddesi ile sağlık hizmeti gereklerinin tümüyle dışında ve turizm sektörü içindeki yerlerde alan açılmasına yol açıldı.

Özel Hastaneler Yönetmeliğine Ek 9. Madde eklenerek “Ağız ve diş sağlığı hastanesi, geriatrik tedavi merkezi, klinik konukevi ile turistin sağlığı kapsamında konaklama tesislerinde kurulan sağlık kuruluşları, sağlıkla ilgili diğer kuruluşlar olarak değerlendirilir” düzenlemesi yapıldı. Yine “Konaklama tesislerinde kurulacak sağlık tesisleri başlıklı Ek-10. Madde ile turizm amaçlı tesislerde sağlık birimleri kurulmasının önü açıldı.

Özel Hastanelerde Yoğun Bakım Hizmetleri Yoğunlaştı

27.05.2012 tarihinde yapılan düzenlemeler ile 663 sayılı KHK sonrası yetkili birimlerin adlarına ilişkin uyum düzenlemesi yapıldı.

Kadro tahsislerinin, işgücünün dengeli dağılımı amacıyla yapıldığı belirtilmişse de nihayetinde özel sektörün işveren olduğu bu hastanelerde çalışacak kişi sayısının doğrudan idare tarafından belirlenmesi esasen çelişkilidir. Bununla birlikte kadroların idare elinde bulunması diğer yandan hangi sağlık kuruluşunun “rahat” edeceğini, kimlerin “zorlanacağını” da belirleme aracı haline gelmiştir.

Acil sağlık hizmetlerine dair maddede hastaya ilk müdahalenin “yoğun bakım hizmeti dahil” verilmesinin zorunlu tutulması, kural marifetiyle teşvik sağladı. Özel hastanelerde yoğun bakım hizmetlerinin yoğunlaşması, SUT’un yürürlüğe girmesi, özel hastanelerden hizmet alınması ve acil tıbbi hizmetin gerekleri ile açıklanmayan bu düzenlemeler yoluyla yapıldı. Maddede “ilk tıbbi müdahale” sonrası yatış yolu açılarak acil hal sonrası ücretlendirmenin ve ücreti alınamayacak durumda olan hastanın sevkine olanak sağlandı.

Ücret Tespit Komisyonundan TTB Çıkarıldı

Özel hastanelerin yatak ücretlerini kendilerinin serbestçe belirlemesine izin verildi. Bu ücretin belirlenmesi için kurulan ve için TTB temsilcisinin de olduğu komisyona ilişkin hüküm de yürürlükten kaldırıldı.

1219 sayılı Yasadaki vatandaşlık koşulunun kaldırılması sonrası yabancı uyruklu hekimlerin çalışmasına dair düzenleme yapıldı. Geçici maddede yapılan değişiklikle hastane gereklerini yerine getiremeyenlere yeniden ek süre verildi.

Geçici madde ile kadrosunu tamamlayamamış hastanelere ek süre verilerek daha az insanla iş yapılmaya devam edilmesi sağlandı. Yönetmeliğin eklerinde yapılan değişikliklerle gerekler, denetimler ve yöntem değiştirildi.

11.7.2013 tarihinde yapılan düzenlemeler ile “hastane kadrosu” tanımı ile kişiden arındırılmış, hekimin şahsından bağımsız bir ticari unsur yaratıldı. Bu yolla kadronun kendisi alınır, satılır, devredilir bir ticaret nesnesine dönüştü

Kadro Alınıp Satılır Hale Getirildi

11.7.2013 tarihinde yapılan düzenlemeler ile “hastane kadrosu” tanımı ile kişiden arındırılmış, hekimin şahsından bağımsız bir ticari unsur yaratıldı. Bu yolla kadronun kendisi alınır, satılır, devredilir bir ticaret nesnesine dönüştü. Yönetmelikte iller arasında kadro ve uzmanlık alanı kadrolarının alınıp satılmasına izin veren düzenleme “işlevini tamamladığında” ertesi yıl yürürlükten kaldırıldı.

Yönetmeliğin geçici maddeleri süre uzatımlarıyla kalıcı, esas maddeleri ise “duruma göre” değiştirilerek bir tür geçici madde haline getirildi.

Ruhsatlandırılmış hastane binasında, ön izne esas mimari projeyi de etkileyecek değişikliğe sebep olan tadilat işlerine başlanılmadan önce ön izin alınması zorunluluğu kaldırılıp ön izinlerin devredilmezliği kuralına istisna getirildi. Ayrıca kimi tadilatlar için belediyeden proje onayı aranmaksızın ruhsata esas son proje üzerinde değişiklik yapılmasına izin verildi.

Kardiyoloji uzmanlık dalında kadro dışı geçici statüde hekim veya özel hastanede tek kardiyovasküler cerrahi uzmanı çalıştırılması durumunda koroner yoğun bakım ünitesi ile kardiyovasküler cerrahi yoğun bakım ünitesi kurulması zorunlu değildir. Ancak koroner ve kardiyovasküler cerrahi yoğun bakım takibi ve tedavisi gerektiren durumlarda, ilgili Tebliğe göre işlem yapılır, düzenlemesi ile cerrahi girişim yapılan hastanede ilgili yoğun bakım biriminin “zorunlu olmadığı” belirtildi. Laboratuvarlarda çalışan hekimlerin kadrolu ve güvenceli çalışmaya dair hükümle bağı kesildi.

Hastane binalarında sürekli değişiklikler yapılmasına, bunların ön izinden ruhsat süreçlerinden bağımsız yürütülmesine olanak tanıyan Yönetmelik her bir hekim için bir muayene odası olması gereğinden dahi vazgeçerek aynı odanın iki hekim tarafından da kullandırılmasının yolunu açtı.

Acil Müdahale Sonrası Ücretlendirme

Acil müdahale sonrası ücretlendirme yapılabileceği örtük olarak kabul edildi. Aykırılık halinde 10 gün olan hasta kabulü yasağı 3 güne indirildi. Acil durumda ilave ücret alınması durumunda ise mesul müdürün uyarılması “yaptırım” olarak kabul edilip “Bir yıl içinde üçüncü tespitte hastanenin acil vakalar haricinde hasta kabulü bir gün süreyle valilikçe durdurulur. Aynı yıl içinde aykırılığın dördüncü ve daha fazla tespitinde ise bu maddenin onuncu fıkrasında yer alan müeyyideler birinci müeyyide sırasından başlamak üzere sırasıyla uygulanır” denilerek artırımlı para cezalarıyla yetinileceği açıkça düzenlendi.

Bina içinde bu Yönetmeliğe uygun olmayan bir değişikliğin tespiti durumunda bu Yönetmeliğe uygunluğu sağlanıncaya kadar faaliyetin durdurulması maddesi yürürlükten kaldırıldı. Denetim formunda belirtilen sürelerin sonunda tıbbi hizmet bütünlüğünü etkileyen eksikliğin giderilmediğinin tespiti durumunda bir aya kadar olan faaliyet durdurma süresi 15 güne indirildi. “Toplumun” sağlığının kötü etkilenmesi hali yaptırım gerektiren aksaklık olmaktan çıkarıldı.

Vakıf ile Özel Hastanelerin İş Birliği

“Taşınma amacıyla faaliyetini askıya alan özel hastaneler, başvuru tarihinden itibaren en geç iki yıl içerisinde ön izin belgesi ve ön izin belgesinin alındığı tarihten itibaren ise beş yıl içerisinde ruhsat almak zorundadır.” Düzenlemesiyle gerekçesiz olarak toplam 7 yıllık süre tanındı. Ruhsat ve faaliyet izin belgesi verme yetkisi valiliklere devredildi.

Vakıf üniversiteleri ile özel hastanelerin iş birliğini düzenleyen maddeye kadro ilavesi koşulu “ve sadece iş birliği yapılan hastanede çalışmak” olarak değiştirildi. Profesör ve doçent unvanlı hekimlerin akademik faaliyeti tümüyle göz ardı edildi.

Geçici 1. Maddede yeniden değişiklik yapılarak esasen 2002 yılında verilen süreler yeniden uzatıldı.

Özel Hastanenin İmar ile İlgili Çelişkili Mevzuatı

21.03.2014 tarihinde yapılan düzenlemeler ile özel hastanenin “İmar ile ilgili mevzuat uyarınca her tür ve ölçekteki planlarda özel sağlık alanı kullanım kararı verilmiş olması” zorunluluğu “özel hastane yapılabileceğine dair ilgili belediye tarafından düzenlenmiş belge,” olarak değiştirilip planlama ilkeleriyle sağlık hizmet alanlarının ilişkisi kesildi.

Otopark zorunluluğu da tümüyle esnetildi ve ön izin için “Hastane yerleşimi ile 8 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendine göre ayrılmış otopark miktarının, otopark ile ilgili diğer hususların” gösterilmesi gerektiğine dair bölüm “hastanenin yerleşimi” olarak değiştirildi. Ayrıca “İmar Kanununun 21 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen tadilat ve tamiratların yapılması halinde” ibaresi metinden çıkarıldı.

Belediye imar müdürlüğünden mimar yerine çevre ve şehircilik müdürlüğünden mimarın katılımı yolu açılarak belediyenin yetkisinin gasp edilmesinin yolu açıldı.

Özel Hastanenin İşçi Sağlığı Yükümlülükleri Azaltıldı

Mesul müdürün görevleri arasında “Özel hastanede görev yapan bütün personelin HIV ve hepatit testleri başta olmak üzere gerekli görülen tetkiklerini ve muayenelerini periyodik olarak yaptırmak,” var iken “Özel hastanede görev yapan bütün personelin sağlık taramalarını yaptırmak,” olarak değiştirilip özel hastanenin meslek hastalığı ve iş güvenliği, işçi sağlığı yükümlülükleri azaltıldı.

Yan dal uzmanlarının uzmanlıklarına ve yetkinliklerine uygun biçimde istihdam edilmelerinin sağlanamaması nedeniyle anadallarında da çalışmalarına izin verilip uzmanlık eğitimi verilen/verilmeyen illere göre ayrım yapıldı.

Hastane bünyesindeki laboratuvarlarda çalışacak kişilerin kadro güvenceleri kaldırılıp hizmet alınması durumunda hiç kadrolu uzman olmaması durumunda da hizmet verilebileceği kabul edildi. Bu birimlerin ayrı biçimde ruhsatlandırılmasının da yolu açıldı.

Komplikasyon gelişen hastaların sevklerine dair kuraldan “Hastanın nakli ve sevk edildiği hastanedeki tedavisiyle ilgili zorunlu giderler sevk eden hastane tarafından karşılanır, hastadan talep edilemez. Hastadan ücret farkı da alınamaz” yasakları kaldırıldı.

Fatura düzenlenmesine ilişkin maddedeki “Özel hastanelerde ayakta veya yatarak tedavi edilen bütün hastalar için fatura düzenlenmesi zorunludur. Hastane faturalarında muayene ücreti, tetkik ve tahlil bedelleri, yatak ücreti, ilaç bedelleri, ameliyat ücreti ile hastalara kullanılan protez-ortez, sarf malzemeleri ve diğer iyileştirici tıbbî malzemeler dökümü olarak ve birim fiyatları belirtilmek suretiyle gösterilir veya dökümlü ilaç ve malzeme listesi de faturaya eklenir” hükümleri çıkarılıp “Özel hastanelerde ayakta veya yatarak tedavi edilen bütün hastalar için ilgili mevzuatına göre satış fişi veya fatura düzenlenmesi zorunludur. Satış fişi veya fatura ekinde hastaya sunulan sağlık hizmetinin ayrıntılı dökümünü ve birim fiyatlarını gösteren belge düzenlenir.” olarak düzenlendi.

Acillerin Ücretlendirilmesi

01.07.2014 tarihinde yapılan düzenlemeler ile acillerin ücretlendirilmesi ve ilave ücret alınması durumunda önceki düzenleme ile hafifletilen yaptırımlar tümden kaldırıldı.

Önceki düzenlemelerde hizmet alımına açıkça izin verilmesine karşın son olarak “Özel hastanelerde, hasta kabul ve tedavi edilen uzmanlık dallarının gerektirdiği biyokimya ve/veya mikrobiyoloji laboratuvarları bulunur” hükmü de metinden çıkarıldı.

Ambulans şirketlerinin kurulması sonrası yapılan düzenlemelerle hizmet satın alma zorunlu hale getirilmiştir.

Yasaklar arasından, faaliyet izin belgesinde belirtilen uzmanlık dalları haricindeki uzmanlık dallarında hasta kabul ve tedavisi yapılamayacağı ile “Ayrıca, bulundurulması zorunlu olmayan uzmanlık dallarına ait ve geçici süre ile de olsa kullanılmayan muayene odaları, kesinlikle kapalı ve kilitli tutulur. Bu odaların kapılarındaki tabelalar kaldırılır.” kuralı çıkarıldı.

Yönetmelik 1 Temmuz 2014 yürürlük tarihi olmak üzere 19 gün sonra bir değişiklik daha yapıldı. Yani önceki yönetmeliğin yayın tarihinde yürürlük kazanması amacıyla geriye dönük düzenleme yapıldı.

Özel Hastaneler Yönetmeliğinin Geçici 11 inci maddesi ile “taşınırları, taşınmazları ve personeli Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna devredilen özel hastaneler, mezkur maddenin ikinci fıkrasında yer alan süre içerisinde ruhsatında yer alan hakları ile aynı il içerisinde taşınabilir veya faaliyette olma şartı aranmaksızın devredilebilir.” Hükmü ile geçici 14. Madde ile “Türkiye Diyanet Vakfına ait hastaneler, taşınır ve taşınmazları; alt işveren veya hizmet alımı ilişkisi olmaksızın bir iş sözleşmesine dayalı olarak 21/11/2013 tarihi itibarıyla anılan hastanelerde çalışmakta olup da Sosyal Güvenlik Kurumuna tescili yapılmış olanlardan 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde öngörülen genel ve ilgili kadro veya pozisyon için aranılan özel şartları taşıyanlar aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde Vakfın talebi üzerine bir yıl içinde Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna devredilir” denildi.

Yoğun Bakım Yatakları Hasta Yatağına Eklendi

22 Mart 2017 tarihinde yapılan düzenlemeler ile hasta yatağı tanımı dışında çıkarılan yoğun bakım ve kuvöz sayısının toplam yatağın yüzde 30’unu geçemeyeceği kuralı getirildi.

Ön izin alınması zorunlu haller arasından “b) Bakanlık tarafından ön izin verilmiş mimari projenin uygulanması sırasında, bu projede bir değişiklik yapılması durumu” çıkarıldı.

Ek Süre Üstüne Yeniden Ek Süre

20.04.2018 tarihi itibariyle yapılan düzenlemelerde eksikliklerini gidermeyen, koşulları sağlayamayan ve ruhsat koşullarını sağlayamayan hastanelere ek süreler tanındı.

Hastane Faaliyeti Ne Zaman Durdurulur?

17.12.2022 tarihinde yapılan düzenleme ile hastanenin herhangi bir biriminde veya kısmında hastaların tedavisini olumsuz etkileyecek bir eksikliğin tespiti halinde eksiklik giderilinceye kadar, toplumun veya sağlık hizmeti alanların sağlığını olumsuz etkileyeceği düşünülen durumların ortaya çıkması halinde bu durum ortadan kaldırılana kadar hastanenin tamamında faaliyetin durdurulacağına dair madde yürürlükten kaldırılıp hastanenin bir kısmında faaliyetin durdurulması maddesine eklendi.

“Hasta hakları ihlali yapıldığının tespit edilmesi halinde ilgili birimin faaliyeti uygun şartlar sağlanana kadar Bakanlığın kararı üzerine Valilikçe söz konusu birim dışındaki hastaların tanı ve tedavi sürecini aksatmayacak şekilde geçici olarak durdurulur ve ilgililer hakkında ilgili mevzuatı uyarınca idari ve adli işlem yapılır. İlgili birimin, acil servis, tıbbi laboratuvar, görüntüleme ve yoğun bakım gibi hasta teşhis ve tedavisinde hayati önemi haiz birim olması halinde birimin, aynı ilde Müdürlükçe belirlenecek bir komisyonun gözetimi altında faaliyet göstermesi sağlanır” düzenlemesiyle hastaların başka bir hastaneye sevki yerine faaliyete devam edilmesinin yolu açıldı.

Sağlık Sisteminin Finansmanı Genel Bütçeden Karşılanmalı

07

“Sağlık sisteminin finansmanı genel bütçeden karşılanmalı, hizmet sunumu ile finansmanı birbirinden ayrılmamalıdır. Sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi yaşam, çalışma ve eğitim alanlarında kamu mülkiyetinde ve tek bir çatı altında bölgeye ve nüfusa dayalı ve merkez ve yerel dikkate alınarak basamaklı olarak gerçekleştirilmelidir”

İstanbul Tabip Odası Sağlık Politikaları Komisyonu ile TTB Toplum ve Hekim Dergisi Hakem Kurulu’nun birlikte hazırladığı ‘Sağlık Sisteminde Çöküş Kamucu-Toplumcu Çıkış’ başlıklı sempozyum, 9 Şubat 2025 tarihinde, İstanbul’da 170 kişinin katılımla yüz yüze ve 2.250 kişinin de çevrimiçi katılımıyla gerçekleştirildi. Sempozyum sonunda yayımlanan sonuç bildirgesinde şunlar kaydedildi:

“Her geçen gün ağırlaşan sağlık koşulları ve eriyen ücretler. Her yıl ülke nüfusunun iki katından daha fazla sayıda hastaya hizmet vermeye çalışan acil servisler. Prim parası ödeyemeyenin ulaşamadığı, ödeyenin de parasıyla rezil olduğu sağlık sistemi. Mahşer yerini aratmayan poliklinikler. Beş dakikanın da altına indirilmiş muayene süreleri. Günlerce telefonla randevu almaya çalışan yurttaşlar. Sonrasında da aynı anda iki kişiye birden verilen muayene randevuları. Tanısı geciken, ilaca ulaşamayan, kontrol muayeneleri yapılmayan kronik hastalar. Aile hekimliğinde dayatılan ‘Eziyet Yönetmeliği’. Meslekleri yok sayılıp, ‘aile sağlığı elemanı’ olarak adlandırılan sağlık emekçileri. Yıllardır durmak bir yana daha da artan, sözelden fizikiye dönüşen şiddet. AKP döneminin eseri Yenidoğan Çetesi. Derinleşen bölgeler arası eşitsizlikler. Her yıl daha da artan önlenebilir bebek ve çocuk ölümleri.

Yukarıda ana hatlarıyla özetlenen azı değil, daha fazlasıyla sorunların üst üste biriktiği bu tablo son beş, altı yıldır ülke genelinde hemen herkesin bizzat yaşadığı ve tanığı olduğu karamsar bir durumun yansıması. Bu tablo tek bir duruma işaret ediyor: ‘Türkiye sağlık sistemi çöktü!’ Enkazın altında kalanlar yalnızca hekimler değil; bütün sağlık emekçileri, hastalar ve yurttaşlar. Kazananlar ise özel hastane patronları ile ilaç ve tıbbi teknoloji şirketleri.

“Türkiye’de sağlık sorunu yaratan değil hastalıklardan koruyan ve iyileştiren; ‘Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün!’ Bütün sağlık emekçilerine insanca çalışma ve yaşam koşulları sağlamak da ülkede yaşayan herkese, bütün topluma yaşadığı, çalıştığı ve okuduğu yerde eşit, nitelikli ve parasız sağlık hizmeti sunmak da mümkün”

Nitelikli ve Parasız Sağlık Hizmeti

Oysa Türkiye’de sağlık sorunu yaratan değil hastalıklardan koruyan ve iyileştiren; ‘Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün!’ Bütün sağlık emekçilerine insanca çalışma ve yaşam koşulları sağlamak da ülkede yaşayan herkese, bütün topluma yaşadığı, çalıştığı ve okuduğu yerde eşit, nitelikli ve parasız sağlık hizmeti sunmak da mümkün.

Gerçekleşen sunumlarda Türkiye’nin sağlık karnesinin üyesi olduğu OECD ülkelerinin oldukça gerisinde olduğu ve yıllar içinde de bu mesafenin daha da arttığı ortaya kondu. Beraberinde, ülke genelinde hekimlik yapabilme koşullarının ortadan kalktığı gerçeği; tıp fakültesi, Sağlık Bakanlığı ve özel hastane örnekleri ile acil servisler, birinci basamak ve işyeri hekimliği ortamlarına yönelik aktarımlarla 20 yıl öncesine göre, belirgin bir şekilde kötüleştiği gözlemlere dayalı olarak paylaşıldı. Benzer bir durumun sağlık sisteminin üç ana başlığında da yaşanmakta olduğu bilimsel bilgilere dayalı olarak aktarıldı.

Sağlıklı bir toplum için öncelikle eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barışın hâkim olduğu, yeterli ve dengeli beslenme, barınma, temiz içme ve kullanma suyu, eğitim ve sağlık hizmetlerinin pozitif yurttaşlık hakkı kapsamında ayrım yapılmadan toplumun bütün üyelerine sağlandığı bir toplumsal yaşantıya olan gereksinim bilimsel bilgi ve tarihsel deneyimler ışığında ortaya kondu.

Öznesinin insan olduğu bir sağlık sisteminde geliştirici, kişiye ve çevreye yönelik koruyucu, ayaktan ve yatarak tedavi edici ile sosyal ve fiziksel esenlendirici sağlık hizmetinin bütünlüklü bir şekilde bulunması gerekir.

“Özel hastaneler, 1996 yılı öncesindeki gibi hizmet sunumu ve finansmanına tabi olmalıdır. Sağlık emekçilerinin her biri sağlık ekibinin asli üyeleri olarak kabul edilmeli, tek işte ve tam süreli çalışacak şekilde ve emekliliğe de yansıyan yeterli ücretle istihdam edilmelidir”

Finansman Genel Bütçeden Karşılanmalı

Sağlık sisteminin finansmanı genel bütçeden karşılanmalı, hizmet sunumu ile finansmanı birbirinden ayrılmamalıdır. Sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi yaşam, çalışma ve eğitim alanlarında kamu mülkiyetinde ve tek bir çatı altında bölgeye ve nüfusa dayalı ve merkez ve yerel dikkate alınarak basamaklı olarak gerçekleştirilmelidir. Sağlık hizmetlerinin sunumu da kamuya ait ve standardize edilmiş sağlık kurumlarında, kamu eliyle; ekibe dayalı ve ekibin katılımıyla, ana dilinde, sürekli, toplum ve yerel yönetimlerin katılımı sağlanarak, kişi ve çevreye yönelik olarak gerçekleştirilmelidir. Özel hastaneler, 1996 yılı öncesindeki gibi hizmet sunumu ve finansmanına tabi olmalıdır. Sağlık emekçilerinin her biri sağlık ekibinin asli üyeleri olarak kabul edilmeli, tek işte ve tam süreli çalışacak şekilde ve emekliliğe de yansıyan yeterli ücretle istihdam edilmelidir.”

Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün

klinikiletisim kapak web 265x364px

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Hukuk Bürosundan Av. Özgür Erbaş’ın hazırladığı “Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Yapılan Değişikliklerin Kronolojisi: Yıllara Yayılmış Bir Cinayetin Anatomisi” raporu çok çarpıcı tarihi bilgiler veriyor. Raporda Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte Mart 2002’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde bugüne dek yapılan ve her biri çok sayıda madde değişikliğini içeren 45 düzenleme incelendi. Raporun öne çıkan hususları bu sayıda okunabilir.

TTB’nin 2 Önemli Önerisi

Araştırma ve raporlarıyla geçmişten günümüze Türkiye sağlık sisteminin profilini mercek altına alan ve çözüm politikaları üreten TTB, başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğuna ilişkin yaptığı değerlendirmelerde; bütün sağlık emekçilerine insanca çalışma ve yaşam koşulları sağlamanın ve bütün topluma yaşadığı, çalıştığı ve okuduğu yerde eşit, nitelikli ve parasız sağlık hizmeti sunmanın mümkün olduğunu ortaya koydu. TTB’nin 2 önemli önerisi şöyle:

“Sağlık sisteminin finansmanı genel bütçeden karşılanmalı, hizmet sunumu ile finansmanı birbirinden ayrılmamalıdır. Sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi yaşam, çalışma ve eğitim alanlarında kamu mülkiyetinde ve tek bir çatı altında bölgeye ve nüfusa dayalı ve merkez ve yerel dikkate alınarak basamaklı olarak gerçekleştirilmelidir.”

“Özel hastaneler, 1996 yılı öncesindeki gibi hizmet sunumu ve finansmanına tabi olmalıdır. Sağlık emekçilerinin her biri sağlık ekibinin asli üyeleri olarak kabul edilmeli, tek işte ve tam süreli çalışacak şekilde ve emekliliğe de yansıyan yeterli ücretle istihdam edilmelidir.”

Ege Tıp Neonatoloji Hemşireleri ile Röportajımız

Bu sayıda, Ege üniversitesi Tıp Fakültesi Neonatoloji Bilim Dalı Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlu Hemşireleri Tülin Özdemir ve Ayşegül Çelik ile dergimize özel yaptığımız röportajlarda yenidoğan hemşireliği ve cihaz yönetimine ilişkin bilgiler edindik.

31 yıldır yenidoğan yoğun bakımda görev yapan Tülin Özdemir, yenidoğan bebeklerin hassas bakımından bahsederek “Her işlemin 2 -3 kez düşünülmesi, irdelenmesi ve aynı zamanda çok hızlı başlatılması gerekiyor. Sürekli alert durumdayız. Minicik bir bebeği hayatta tutmaya çalışmanın duygusal ve psikolojik yıkıcı yükünü kelimelere dökmem çok zor inanın” diye konuştu. 17 yıldır yenidoğan yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapan Ayşegül Çelik ise, “Biz yenidoğan hemşireleri bebeklerin adeta beş duyusu olup onlar adına görüp, duyup, onlar gibi hissetmeliyiz. Bir mücevheri işler gibi emekle, sabırla ve sevgiyle yaklaşmamız çok önemli” dedi.

12 Günlük Sertifika Programlarıyla Yetki Verilmesi

Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu uzmanlık eğitimi almamış kişilere yalnızca 12 günlük sertifika programlarıyla yetki verilmesine karşı bir basın açıklaması yaptı. Cerrahlar, “Sağlık alanında yapılan düzenlemeler, bu alanda uzmanlık eğitimi almamış kişilere yalnızca 12 günlük sertifika programlarıyla yetki verilmesine imkan tanımaktadır. Bu durum hem tıp etiğini hem de halk sağlığını ciddi biçimde tehdit etmektedir. “Ödeme karşılığında sertifika dağıtılması, sağlık sisteminin itibarını zedelediği gibi Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki güvenilirliğini de ciddi şekilde riske atmaktadır. Tıp eğitimi ve halk sağlığının korunması için, bu tür kısa süreli kurslarla, yetkisiz kişilere sertifika verilmesi uygulamalarını kabul etmiyor ve ilgili düzenlemelerin acilen gözden geçirilmesini istiyoruz” dedi.

Kanserle Savaşta Umut Vadeden Çalışmalar

Bu sayıda kanser araştırmaları, erken teşhisin önemi, tarama testleri ve korunma yöntemlerine ilişkin birçok habere yer verdik. Geçtiğimiz günlerde Türk İmmünoloji Derneği ve Acıbadem Üniversitesi iş birliğiyle 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi düzenlendi. Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü yaptığı açıklamada, “Bağışıklık sistemini kanserle savaşta daha etkin hale getirmek için çalışıyoruz. CAR-T ve NK hücreleriyle lösemi, lenfoma ve melanom gibi kanser türlerine yönelik umut vadeden sonuçlarımızı paylaştık. NK hücreleri, sağlıksız gördükleri hücreleri öldürme kapasitesine sahip, sağlıklı hücrelere ise dokunmuyorlar. Bu açıdan tedavide kullanılmasının da daha güvenli olacağı düşünülüyor. Daha hızlı, daha etkin ve daha az yan etkili tedaviler üzerinde çalışıyoruz” dedi.

“Yenidoğan Yoğun Bakım Hatayı Affetmez”

tülin hem1
Tülin Özdemir

“Yenidoğan bebekler hassas varlıklar. Her işlemin 2 -3 kez düşünülmesi, irdelenmesi ve aynı zamanda çok hızlı başlatılması gerekiyor. Sürekli alert durumdayız. Minicik bir bebeği hayatta tutmaya çalışmanın duygusal ve psikolojik yıkıcı yükünü kelimelere dökmem çok zor inanın”

Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlu Hemşiresi Tülin Özdemir, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi mezunuyum. 4 yıllık lisans eğitimim sonrasında Ege Üniversitesi Hastanesi yenidoğan yoğun bakımda çalışmaya başladım. 1 ay çocuk yoğun bakım deneyimim bulunmaktadır. 31 yıldır yenidoğan yoğun bakımda çalışıyorum. Uzun yıllardır yönetim pozisyonundayım. 3 yıl çocuk hastanesi başhemşire yardımcılığı görevinde bulundum. Hemşirelik fakültesi öğrencilerine intörn sorumlu hemşiresi olarak görev yapıyorum. Çeşitli kongre ve kurslarda eğitici olarak bulundum.

Hastanenizde Acendis’in hangi ürünlerini kullanıyorsunuz?

Ünitemizde Atom hibrit küvöz  ve Atom transport küvözlerini kullanmaktayız.

Atom Medical kuvözlerinin sıcaklık kontrolü, nemlendirme ,oksijen uygulaması, gözlem kolaylığı, enfeksiyon önleme ,ve sessizlik açısından kullanıcı deneyimlerinizi paylaşır mısınız?

Atom küvözlerin fiziki olarak kullanımı ergonomik, iç hacmi ve yüksekliği hareket kısıtlılığına sebep olmayacak kadar geniştir. Isı kontrolü kolaylıkla sağlanmakta ve immatür bebekler dahi uygun ısı aralığı düzenlenmiş şekilde kolaylıkla küvöz içinde izlenmektedir. Elektronik panellerin menü kolaylığı açısından kullanımı zor değildir. Ventilatör dışı oksijen alan bebeklerde ROP oluşumuna sebep olunmaması için oksijenin küvöz ortamında dağılımı sağlanmıştır. Küvöz içi nemlendirilmesi her nem kademesinde ihtiyaca cevap vermektedir.

tülinn1

Acendis ile çalışmanın avantajları nelerdir.?

“Yenidoğan yoğun bakım ortamları hatayı affetmeyecek kadar hassas davranılması gereken ortamlardır. Acendis ile çalışıyor olmak bu açıdan da bizlere güven vermektedir”

Acendis çalışanları profesyonel, bilinçli, farkındalıkları yüksek ve gözlemlediğim kadarıyla işini seven kişilerden oluşuyor. İletişim, malzeme temini, servis hizmetlerinin sağlanması konusunda asla sorun yaşamıyoruz. Bu büyük bir avantaj. Kaldı ki yenidoğan yoğun bakım ortamları hatayı affetmeyecek kadar hassas davranılması gereken ortamlardır. Acendis ile çalışıyor olmak bu açıdan da bizlere güven vermektedir.

Yenidoğan yoğun bakımda görev yapmanın duygusal emek yüküne ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Yenidoğan bebekler hassas varlıklar. Her yapılan ve yapılacak olan işlemin 2 -3 kez düşünülüp, irdelenip, kar  ve zarar ilişkisi gözetildikten sonra ama çok hızlı başlatılması gereken ortamlarda çalışıyoruz. Sürekli alert durumdayız. Minicik bir bebeği hayatta tutmaya çalışmanın duygusal ve psikolojik yıkıcı yükünü kelimelere dökmem çok zor inanın.

tüll

“Bir bebeğin ventilatörden ayrılışı; küvözden çıkarak anne kucağına geçişi, ilk kanguru bakımı ve sonrasında eve taburculuğu bizim için bir büyük mutluluk kaynağı”

Çalışma hayatınızda beslendiğiniz motivasyon kaynaklarınız nelerdir?

Tabi ki bir bebeğin ventilatörden ayrılışı; küvözden çıkarak anne kucağına geçişi, ilk kanguru bakımı ve sonrasında eve taburculuğu bizim için bir büyük mutluluk kaynağıdır.

Kurumunuza, görev yaptığınız birime kattığınızı düşündüğünüz değerler nelerdir?

Güleryüz, sabır, samimiyet ve ekiple iş birliği içerisinde çıkarsız kurulan güven ilişkisi çerçevesinde görev yapmak ve bebeklerimizin sağlığına kavuşturulması temel hedefimizdir.

Tıbbi ekipmanların bakım ve kontrolleri, periyodik muayenelerine ilişkin Acendis’ten aldığınız hizmeti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Samimiyetle söyleyebilirim cihazlar üniteye teslim edildiği andan itibaren firma aktif olarak çalışmaya başlıyor. Cihaz tanıtımları hemen başlatılıyor. Defalarca istenen cihaz eğitimleri firma görevlilerini asla yormuyor. Eksik veya yetersiz olan malzeme hemen temin ediliyor. Daha ne olsun!

a

Yenidoğan Bakımında Temel Prensip “Az Dokun Çok Gözle”

aysegul hem1
Ayşegül Çelik

“Yenidoğanlar çok özel ve hassas varlıklar. Biz yenidoğan hemşireleri adeta onların beş duyusu olup onlar adına görüp, duyup, onlar gibi hissetmeliyiz. Bir mücevheri işler gibi emekle, sabırla ve sevgiyle yaklaşmamız çok önemli”

Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlu Hemşiresi Ayşegül Çelik, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi sorumlu hemşiresi olarak görev yapıyorum. Celal Bayar Üniversitesi Hemşirelik Yüksek okulundan 2008 yılında birincilikle mezun oldum. Hemen akabinde Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım ünitesinde çalışmaya başladım. 17 yıldır yenidoğan yoğun bakım hemşiresi olarak çalışmaktayım. 2024 Eylül ayından itibaren de sorumlu hemşirelik yapmaktayım.

Hastanenizde Acendis’in hangi ürünlerini kullanıyorsunuz?

Ünitemiz içerisinde Atom Hibrit küvöz ve Atom transport küvözleri kullanmaktayız.

ayss

“Atom Medikal Küvöz içi nemlendirmesiyle prematüre bebekler için anne karnındaki doğal nemli ortamı yaratmaktadır. Özellikle immatür bebeklerimizde ‘az dokun çok gözle’ prensibiyle hareket ettiğimizden, hemşireler için her açıdan gözlem alanı sağlamaktadır”

Atom Medikal küvözlerinin “sıcaklık kontrolü”, “nemlendirme”, “oksijen uygulaması”, “gözlem kolaylığı”, “enfeksiyon önleme” ve “sessizlik” özelliklerine ilişkin kullanıcı deneyimlerinizi kısaca anlatabilir misiniz?

Atom küvözlerimiz kullanım açısından hem prematüre bebeklerimize uygun yaşam alanı hem de onlara bakım hizmeti veren hemşirelere kolaylık sağlamaktadır. Bakım sırasında uygun iç hacim olanağı yaratarak, küvöz ve bebek modlarıyla değişik sıcaklık kontrolüne imkan tanımaktadır. Küvöz içi nemlendirmesiyle prematüre bebekler için anne karnındaki doğal nemli ortamı yaratmaktadır. Özellikle immatür bebeklerimizde “az dokun çok gözle” prensibiyle hareket ettiğimizden, hemşireler için her açıdan gözlem alanı sağlamaktadır. Küvöz içi oksijen alan bebeklerde prematüre retinopasi oluşmaması öncelikli hedeflerimizdendir. Bu bağlamda da bebeğin oksijeni, ihtiyacı kadar ve eşit dağılmış olması uygun bakım ortamı oluşturmaktadır.

Acendis ile çalışmanın avantajları nelerdir?

“Hedefimiz teknolojinin bize sağladığı yenilikleri ünitemiz içerisinde bulundurarak, her türlü gelişime ve eğitime ayak uyduran pozitif bir ekiple sağlıklı bebekleri topluma kazandırmaktır”

Acendis kurumsal, profesyonel, yaratıcı, yeniliklere ve çözüm üretmeye açık bir firmadır. Kendilerinin her zaman yanımızda olduğunu bilmek bize güven veriyor.

aysegu

Tıbbi ekipmanların bakım ve kontrolleri, periyodik muayenelerine ilişkin Acendis’ten aldığınız hizmeti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Klinik içinde kullandığımız Atom marka küvözlerimiz hastanemizin klinik mühendislik birimi aracılığıyla hizmet satın alınarak sağlanmaktadır. Bu bağlamda taleplerimiz doğrultusunda küvöz arızaları ve periyodik muayeneleri gerçekleşmektedir. Acendis firması cihaz üniteye girdiği andan itibaren gerek cihazın tanıtımı olsun gerekse arıza durumunda her zaman yanımızda olmuştur.

Yenidoğan yoğun bakımda görev yapmanın duygusal emek yüküne ilişkin neler söylersiniz?

“Biz yenidoğan hemşireleri her zaman bebeklerimizin gözlerine bakıp yüreklerini okşayan şifacı elleriz”

Yenidoğanlar çok özel ve hassas varlıklar. Biz yenidoğan hemşireleri adeta onların beş duyusu olup onlar adına görüp, duyup, onlar gibi hissetmeliyiz. Bir mücevheri işler gibi emekle, sabırla ve sevgiyle yaklaşmamız çok önemli. Bu süreçte canlarını bize emanet eden annelerimiz destek olmamız, onlara güç vermemiz ve motive etmemiz gerekiyor. Mesleğe ilk başladığım yıllarda bakım verdiğim prematüre bir bebeği ilk kez anne kucağına veren hemşiresi olarak annede yarattığım o etki ve her prematüreler gününde karşılaştığımızda bana bebeğini kucağına verdiğim o anda yaşadığı muhteşem duyguları tariflemesi beni her zaman etkilemiştir. Kısacası biz yenidoğan hemşireleri her zaman bebeklerimizin gözlerine bakıp yüreklerini okşayan şifacı elleriz.

Çalışma hayatınızda beslediğiniz, size iyi gelen motivasyon kaynaklarınız nelerdir?

Yenidoğan hemşireliği duygusal anlamda çok büyük yüklerin taşındığı zorlu bir meslek. Mesleğimizde psikolojik olarak ayakta kalabilmek için en büyük motivasyon kaynağımız yine en kıymetlilerimiz bebeklerimiz. Onların sağlıkla büyüdüğünü görmek, anneleriyle kavuşmaları, aşı kontrolleri sırasındaki mucizevi değişimleri en büyük mutluluğumuz oluyor.

Kurumunuza, görev yaptığımız birime kattığınızı düşündüğünüz değerleri, kurumsal hedeflerinizi kısaca ifade edebilir misiniz?

Kurumsal hedefimiz teknolojinin bize sağladığı yenilikleri ünitemiz içerisinde bulundurarak her türlü gelişime ve eğitime ayak uyduran pozitif bir ekiple sağlıklı bebekleri topluma kazandırmaktır. Bu bağlamda adalet, empati, güvenilirlik, sabır ve motivasyon olmazsa olmazlarımızdandır.

aa

Mutlu Yıllar

klinikiletisim banner

Sağlık Krizlerine Yerli Çözümlerin Adresi TÜSEB

10. ttd kurultayı 15112024 8

TÜSEB’in koordinasyonunda teknoloji transfer ofisleri kurulması planlanıyor. Bu ofislerle, bilim insanlarının ve sağlık çalışanlarının yenilikçi fikirlerinin ticarileşerek ürünlere dönüşmesi ve böylece küresel sağlık krizlerine yanıt verebilecek yerli çözümler geliştirilmesi hedefleniyor

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından “Afetlerde Sağlık ve Sağlığın Geleceği” ana temasıyla düzenlenen 10. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ve 2024 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni, 15-17 Kasım 2024 tarihleri arasında İstanbul’da yapılıyor. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Kurultayın açılış konuşmasında şunları söyledi:

“TÜSEB ( Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ), sağlık bilimleri ve biyoteknoloji alanlarında araştırma ve geliştirme faaliyetlerini teşvik eden, ülkemizin sağlık alanındaki bilgi ve teknoloji üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen stratejik bir kurumdur.

TÜSEB, kuruluşundan bu yana sağlık teknolojilerinin yerlileştirilmesi, biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesi ve Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi gibi birçok alanda ülkemize önemli katkılar sağlamıştır. Aynı zamanda yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi ve sağlık sektöründe bağımsızlığın sağlanması yönünde güçlü bir vizyon ortaya koymaktadır. Bu kapsamda TÜSEB, yüksek katma değerli yerli sağlık ürünleri ve yenilikçi Ar-Ge projeleri geliştirmek üzere ülke genelinde çok yönlü çalışmalarını sürdürmektedir.

10. ttd kurultayı 15112024 4

“TÜSEB, sağlık sektörünün genelinde dışa bağımlılığı azaltmayı ve sağlık alanında stratejik bağımsızlık kazanmayı hedefleyen güçlü bir strateji olarak öne çıkmaktadır”

Bu vizyon doğrultusunda TÜSEB öncülüğünde geliştirilen “Üreten Sağlık Modeli”, sadece afet dönemlerinde değil, sağlık sektörünün genelinde dışa bağımlılığı azaltmayı ve sağlık alanında stratejik bağımsızlık kazanmayı hedefleyen güçlü bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, bu modelle sağlık teknolojilerinde bağımsızlığı amaçlamakta; ilaç, tıbbi cihaz ve medikal ekipman gibi kritik sağlık ürünlerinde yerli üretimi destekleyerek dışa bağımlılığı en aza indirmeyi hedeflemektedir.

Teknoloji Transfer Ofisleri

Üreten Sağlık Modeli’nin başarıya ulaşması ve yerli sağlık ürünlerinin küresel rekabette yer edinebilmesi için, TÜSEB’in koordinasyonunda teknoloji transfer ofislerinin kurulması planlanmaktadır. Bu ofisler, ülkemizin dört bir yanındaki sağlık çalışanlarının ve bilim insanlarının inovatif fikirlerinin somut ürünlere dönüşmesini sağlayacaktır. Teknoloji transfer ofisleri ile akademik bilginin sanayiye aktarımı sağlanacak, Ar-Ge projeleri desteklenerek yerli üretime odaklanılacaktır. Böylece, ülkemiz sağlık teknolojilerinde yenilikçi ve kendi kendine yeterli bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerleyecektir.

Üniversitelerle iş birliği

Bu süreçte TÜSEB, ulusal ve uluslararası iş birliklerine büyük bir önem vermektedir. Yerli sağlık ürünlerinin Ar-Ge süreçlerini desteklemek amacıyla başta üniversitelerimiz olmak üzere çeşitli sağlık ve araştırma enstitüleriyle kapsamlı iş birlikleri oluşturulmaktadır. Ayrıca, uluslararası alanda da dost ve kardeş ülkeler ile bilimsel projeler geliştirmek üzere ortaklıklar kurularak bölgesel ve küresel çözümler üzerinde çalışmalar yürütülmektedir.

Bu iş birlikleri sayesinde, ülkemiz sağlık alanında sadece yerel değil, uluslararası düzeyde de etkili bir rol oynamayı hedeflemektedir. Özellikle afet dönemlerinde ihtiyaç duyulan tıbbi cihaz ve ilaçların yerli üretimle hızlı bir şekilde sağlanması, ülkemizin bölgesel ve küresel sağlık krizlerine hızlı ve etkin yanıt verme kapasitesini artıracaktır.

Afet Durumlarına Hazırlık

10. ttd kurultayı 15112024 1

“TÜSEB’in aktif katkılarıyla sağlık alanında gerçekleştirilen bu dönüşüm, Türkiye’nin hem afet durumlarına hazırlık kapasitesini artıracak hem de sağlık sektörünün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak”

Üreten Sağlık Modeli ve TÜSEB’in çabaları, yalnızca Türkiye’de değil, Türk dünyasında ve dost ülkelerde de sağlık alanında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda, dost ve kardeş ülkelerden gelen bilim insanları ile ortak projeler üreterek medikal çözümleri daha geniş bir coğrafyada erişilebilir hâle getirmeyi amaçlıyoruz. Türk dünyasında bilimsel dayanışmayı güçlendirerek krizlere karşı sağlık sistemleri oluşturma hedefimize bir adım daha yaklaşmayı planlıyoruz.

Bu kurultayda ele alacağımız yeni iş birlikleri ve Ar-Ge projeleri, Üreten Sağlık Modeli’ni daha da güçlendirecek ve ülkemizin küresel sağlık rekabetinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacaktır. TÜSEB’in aktif katkılarıyla sağlık alanında gerçekleştirilen bu dönüşüm, Türkiye’nin hem afet durumlarına hazırlık kapasitesini artıracak hem de sağlık sektörünün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır.

Sağlık Krizlerine Yerli Çözümler

Sağlık hizmetlerinin eşit, adil ve erişilebilir olması gerektiği ilkesi doğrultusunda, ülkemiz sağlık altyapısını güçlendirmek için önemli adımlar atmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, mevcut hastanelerimizin modernize edilmesi ve yeni sağlık yatırımlarının hayata geçirilmesi ile sağlık hizmetlerini ülkemizin her köşesine ulaştırıyoruz. Sağlık Bakanlığı olarak sürekli gelişen bir sağlık sistemi ve nitelikli sağlık hizmeti sunumu üzerinde titizlikle çalışıyoruz.

Bu bağlamda, Türkiye’nin yurt dışında yaşayan Türk bilim insanları ile kurduğu bağları güçlendirme hedefi, sağlık alanında dayanışmamızı uluslararası bir güç hâline getirmek yönündeki çabalarımızın bir parçasıdır. Bu alanda yürüttüğümüz çalışmalarla, yurt dışında bilgi ve deneyim biriktiren bilim insanlarımızla iletişim ağlarını güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve sağlık teknolojilerinde ortak projeler geliştirmeyi amaçlıyoruz. Araştırma ve geliştirme faaliyetleri, bu iş birliklerinin temel unsurlarından biri olup bilim insanlarımızın birikimlerini ülkemize taşımalarına ve bu alandaki projelerin Türkiye’de hayata geçirilmesine büyük imkân sağlamaktadır.

TÜSEB’in sağladığı altyapı ve teknoloji transfer ofisleri, bu iş birliklerinin somut sonuçlar doğurması için önemli bir köprü görevi görmektedir. Bu ofisler, bilim insanlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın yenilikçi fikirlerinin ticarileşerek ürünlere dönüşmesini ve böylece küresel sağlık krizlerine yanıt verebilecek yerli çözümler geliştirilmesini sağlamaktadır. Bu projeler yalnızca Türkiye’nin değil, aynı zamanda Türk dünyası ve dost ülkelerin de sağlık sistemlerinin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.

10. ttd kurultayı 15112024 7

Aynı zamanda, Türk dünyasından ve dost ülkelerden gelen bilim insanlarıyla kurduğumuz bağları kalıcı bir iş birliği yapısına dönüştürme hedefindeyiz. Sağlık krizlerine karşı birlikte hareket etme kapasitemizi artıracak bu köprüler, bilgi ve teknoloji paylaşımını hızlandıracak, ortak projelerle karşılıklı bilgi alışverişi ve destek sağlanmasına olanak tanıyacaktır.

Bu iş birlikleriyle, sağlık teknolojilerinde bağımsızlığı ve yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlayan Üreten Sağlık Modeli’ni bölgesel bir dayanışma örneğine dönüştürmeyi hedefliyoruz. TÜSEB’in koordinasyonunda geliştirilen uluslararası ortak araştırma programları ve Ar-Ge projeleri, sağlık alanında dijitalleşme, biyoteknolojik ürün geliştirme ve tıbbi cihaz üretimi gibi stratejik alanlarda karşılıklı iş birliğine dayalı projeleri desteklemektedir.

Bilim insanlarımızın ve sağlık profesyonellerimizin bu kurultayda kuracakları bağların, sağlık teknolojilerinde bağımsız ve güçlü bir altyapı oluşturmak adına yeni projelere, karşılıklı desteğe ve uzun vadeli iş birliklerine dönüşeceğine inanıyorum. TÜSEB’in rehberliğinde yürütülecek bu iş birlikleriyle, sizin de en büyük ideallerinizden biri olduğu üzere, Türkiye’nin sağlık alanında bölgesel ve küresel düzeyde, dayanıklı ve güçlü bir sağlık sistemine katkıda bulunacağına yürekten inanıyorum.

Özel Hastaneler Hem İlave Ücret Sınırını Aşıyor Hem de Cezasını Ödüyor

kapak fİnal

Özel sağlık sektörü temsilcileri 16-17 Ekim 2024 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen 12. Sağlık Zirvesinde bir araya geldi. Programa katılan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, sürdürülebilir sağlık ekonomisi oluşturmadıklarını belirterek sistemin cepten harcamalarla desteklendiğini söyledi.

Özel sektörü her zaman destekleyeceklerine Bakanlık olarak söz veren Memişoğlu, son 5 yılda muayenehane artış oranının yüzde 81 olarak kaydedildiğini belirterek “Bu oran, hekimlerin özel ve kamu hastaneleri dahil olmak üzere sektörden çıkmasının işaretidir” dedi.

Bakan, gündemlerinde USHAŞ ve TÜSEB yapılandırılması yanı sıra büyük hastanelerin teknoloji üssü haline getirilmesi olduğunu ifade etti.

Hem İlave Ücret Sınırını Aşıyoruz Hem de Cezasını Ödüyoruz

Özel Hastaneler Platformu Derneği Yönetim Kurulu Başkan V. Dr. Esat Mehmet Arslan ise “Türkiye’deki 565 hastanenin hepsi yaptığı her işlemde yüzde 200 ilave ücret sınırını ihlal ediyor. Nasıl mı? SGK ile yaptığımız sözleşmeye göre yüzde 200’den fazla ilave ücret aldığımızda fazla alınan ilave ücretin 5 katı tutarında ceza alıyoruz. Bir diğer maddede de bu cezaya üst sınır getiriliyor. Biz hem ilave ücret sınırını aşıyoruz hem de cezasını ödüyoruz. Taraflar arasında konuşulmamış bir mutabakat var. Herkes her şeyi görüyor biliyor ama görmezden geliyor. Etik mi? Hayır değil! Sürdürülebilir mi? Hayır! Etik olmayan bir uygulama sürdürülebilir olamaz. Şu anda sürdürülebilir olmasının sebebi SGK’nın uyguladığı cezaların üst sınırının olması. Mevcut durumda SGK’nın ve kamu sağlık hizmet sunucularının finansman sorunu yok görünüyor. Kamunun verileri bunu düşündürüyor. SGK’nın toplamış olduğu GSS primleri, sağlık hizmeti harcamalarını karşıladığı gibi artıyor bile…” diye konuştu.

Dr. Esat Mehmet Arslan, Sağlık Bakanı ile yaptıkları görüşmede Bakan Memişoğlu’nun günümüz koşullarının 2008 yılının kısıtlayıcı planlama şartlarından farklı olduğunu ve planlamanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca ruhsatların askı süreci ve idari para cezaları konusunda çalışma yapılacağını ifade etti.

Anadolu’da Hastaneler Zorda

Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Dr. Mehmet Altuğ ise özel sektörün giderek küçüldüğünü belirterek “Özellikle Anadolu’da hastanelerin büyük kısmı zor durumda. Hasta sayıları alım gücünden dolayı inanılmaz azaldı. Bundan sonra hasta sayılarını artacağını düşünmüyorum. Devlet sağlık hizmetinin tamamını finanse edemez. Dünyanın hiçbir yerinde de sağlığın tamamını devlet finanse etmiyor, katılım payları var. Değilse hiçbir sağlık kurumu hastadan 1 kuruş almak istemez, keyifli bir iş de değil zaten…” diye konuştu.

Afiliasyonun Sağlık Turizmine Katkısı

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Dr. Reşat Bahat da “Üniversiteler ile afiliasyon yapmanın çok büyük avantajları olduğunu düşünüyoruz. Afiliasyonun sağlık turizminde, bilgi üretiminde, kültürde ve eğitimde çok büyük avantajları var. Özel hastanelerdeki birçok branşın ve doktorun kamu hastaneleri kadar iyi donanıma sahip olmasına rağmen sağlık eğitiminden uzak kalmasını istemiyoruz” dedi.

Keyifli okumalar dilerim.

Son 5 Yılda Özel Muayenehaneler Yüzde 81 Arttı

saglık bakanı

“Son 5 yılda muayenehane artış oranı yüzde 81 olarak kaydedildi. Bu oran, hekimlerin özel ve kamu hastaneleri dahil olmak üzere sektörden çıkmasının işaretidir. Bunu elbette zorla geri alabiliriz ama hekimlik zorla yapılabilecek bir iş değildir. Hekimlerimiz değerli olduğunu hissetmek istiyor”

Özel Hastaneler Platformu Derneği tarafından 16-17 Ekim 2024 tarihleri arasında düzenlenen 12. Sağlık Zirvesine katılan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, şunları kaydetti:

“22 yıldır sağlık alanında faaliyet gösteriyorum. Özellikle 2007’den itibaren büyük bir gelişim gösteren fakat 2013-2014 yıllarından itibaren duraklama dönemine geçen sektörde herkes SUT fiyatlarından, Çalışma, Maliye ve Sağlık Bakanlığından şikayet etti. En verimli ve çalışmalarının meyvelerini topladığı zamanlarda bile Sağlık Bakanlığından şikayet edildi. Çünkü bu dönem kurallar konuldu.

Sürdürülebilir Sağlık Ekonomisini Oluşturmadık

“Özel sektörün de adil ve eşit şekilde büyümesi gerekir. Bununla ilgili bir yapılanma ihtiyacımız var. Nasıl adil ve eşit büyüyeceğiz? Belki de planlamayı revizyondan geçirmeliyiz. Büyük hastanelerimizi aynı zamanda teknoloji üssü haline getireceğiz. Teknoloji, bilim insanı, hasta aynı yerde olacak ve buna özel bir finansman ayıracağız”

2007-2014 arasındaki süreç herkesin amatör şekilde içtenlikle çalıştığı ve yeniden yapılanmaların olduğu bir dönemdir. Bu dönem sürdürülebilir hale gelmedi maalesef ve bence bazı işleri yapmakta geciktik. Sürdürülebilir sağlık ekonomisini oluşturmadık. SUT fiyatları düşük ise bunu değiştirmeliyiz elbette fakat SUT’un üzerine yüzde 200 ilaveler ekliyorsak burada sürdürülebilir bir sağlık sistemimiz yok, cepten harcamalarla desteklenen bir sağlık sistemimiz var demektir. Sosyal devlet açısından çok iyi bir tabloda değiliz!

Doktor sayınız ve nüfusunuz artarken sağlık hizmetiniz sağlık turizmi ile gelişirken özel sektördeki planlamanın aynı kalması ve büyümemesi iddiası bence çok yanlış. Özel sektörün de adil ve eşit şekilde büyümesi gerekir. Bununla ilgili bir yapılanma ihtiyacımız var. Nasıl adil ve eşit büyüyeceğiz? Belki de planlamayı revizyondan geçirmeliyiz.

Vakıflar Özel Üniversite Değil

“Vakıf üniversiteleri özel üniversite gibi algılanıyorSon 5 Yılda Özel Muayenehaneler Yüzde 81 Arttı! Vakıf üniversiteleri, mütevelli heyeti ile ve vakıf finansmanıyla yürütülen kamu üniversiteleridir. Fakat kamu mu özel mi diye biz bile bazen tartışıyoruz”

Vakıf üniversiteleri özel üniversite gibi algılanıyor fakat Türkiye’de özel üniversite yok! Vakıf üniversiteleri, mütevelli heyeti ile ve vakıf finansmanıyla yürütülen kamu üniversiteleridir. Fakat kamu mu özel mi diye biz bile bazen tartışıyoruz. Planlamaya dahil mi değil mi pozisyonları ne olmalı bunlar ayrı bir husus. Çünkü üniversiteler sağlığın geleceğini yönetiyorlar. Sağlıkta insan kaynağının kalitesini ve kişiliğini oluşturuyorlar. Eğer üniversiteler iyi olmazsa 10 sene sonra SUT fiyatını değil insan kalitesinin yetersizliğinden bahsediyor olacağız ve bunun düzeltilmesi o kadar kolay olmayabilir. Bunlar hepimizin gerçekleri.

Sağlık turizminde gördük ki sağlık aslında getirisi olan kendi kendini finanse eden bir sektör! Ürettiği işin finansal değeri olan bir sektörden bahsediyoruz. Bu sektörün bilgisini, teknolojisini üreten ve bundan gelir elde eden bir sağlık sektörü yaratmalıyız.

Sadece geri ödeme kurumuna bağlılığıyla varlık gösterebilen sağlık sektörü modelinin dışına çıkmalıyız. SUT konusunda sizleri yalnız bıraktığımızı düşünmeyin orada da mücadelemiz sürüyor ama sağlık sektörünün bu perspektiften de bakmasını sağlamalıyız. Kendi bilimini, teknolojisini üretebilen ve bundan kazanç elde edebilen bir yapıya kavuşması gerekmekte.

Sizi Destekleyeceğimize Söz Veriyorum

Özel sağlık kurumları ülkemiz için bir şanstır. Finansman riski yatırdınız ve zor bir alanda ticaret yapıyorsunuz. Bakanlık olarak her zaman sizi destekleyeceğimize söz veriyorum.

5 Yılda Özel Muayenehaneler Yüzde 81 Arttı

Hekimlik; etik değerleri, adanmışlığı ve hedeflerini kaybetmememiz gereken bir meslek grubudur. Hekimliğin bu empati duygusunu, özverisini, hasta ile iletişimini bozarsak hepimiz kaybederiz. Son 5 yılda muayenehane artış oranı yüzde 81 olarak kaydedildi. Bu oran, hekimlerin özel ve kamu hastaneleri dahil olmak üzere sektörden çıkmasının işaretidir. Bunu elbette zorla geri alabiliriz ama hekimlik zorla yapılabilecek bir iş değildir. Hekimlerimiz değerli olduğunu hissetmek istiyor. Zoraki yapılabilecek bir iş değildir.

“Sağlıklı tarafını da sağlığını yönetmemiz gerekiyor. Sağlıklı kalmak isteyene de bir hizmet sunmalıyız. Aile hekimlikleri ile bunu biraz yapmaya çalışıyoruz ama bunu daha fazla desteklememiz gerek”

Sağlıklı Birey Üzerinden Değer Üretmek

“TÜSEB’i tüm klinik çalışmaların, bilim üretmek isteyen insanların ve kurumların, yatırım yapmak isteyen fonların ekosistemini oluşturacak bir yapıya dönüştüreceğiz. TÜSEB’in bir şirketi de var biliyorsunuz, tüm bu çalışmaların finansman çözümlerini bu şirket ile yapabileceğini öngörüyoruz”

Sağlık sistemimizde şöyle bir sıkıntı var; gelirlerimiz hastalık üzerinden elde ediliyor. Buna karşın hastalıktan ziyade sağlıktan gelir elde edebileceğimiz bir taraf var. Dünyada sağlıklı kalma potansiyeli var, sağlıklı yaşamanın büyük bir finansal kitlesi var. Buraya hiç yatırım yapmıyoruz. Koruyucu sağlık hizmetleri diyoruz fakat bu tarafa hiç yatırım yapmıyoruz. Özel sektörün en büyük şansı, görsel olanın sağlığını yönetmesidir, estetik, botoks gibi… Bunu yakaladık ama sağlıklı tarafın da sağlığını yönetmemiz gerekiyor. Sağlıklı kalmak isteyene de bir hizmet sunmalıyız, sigortalar da dahil olmak üzere bunu yapmıyoruz. Aile hekimlikleri ile bunu biraz yapmaya çalışıyoruz ama bunu daha fazla desteklememiz gerek.

Bakanlığın Gündeminde Neler Var?

“USHAŞ’ı yeniden yapılandırıyoruz, bu kurumu orkestranın baş koordinatörü olarak görüyoruz; organizasyonu koordine eden, devletin garantisini sunan bir alana çekeceğiz”

Gündemimizden bahsetmek isterim; USHAŞ’ı yapılandırıyoruz, bu kurumu orkestranın baş koordinatörü olarak görüyoruz; organizasyonu koordine eden, devletin garantisini sunan bir alana çekeceğiz. TÜSEB’i tüm klinik çalışmaların, bilim üretmek isteyen insanların ve kurumların, yatırım yapmak isteyen fonların ekosistemini oluşturacak bir yapıya dönüştüreceğiz. TÜSEB’in bir şirketi de var biliyorsunuz, tüm bu çalışmaların finansman çözümlerini bu şirket ile yapabileceğini öngörüyoruz. Bu kurumu Bakanlığımızın bilim ve üretim mutfağı haline getireceğiz. Sağlık verilerinin işlenmesi, yazılımı konusu da bu kurumda yapılandırılacak.

Hastanelerde Teknoloji Üssü Kurulacak

Büyük hastanelerimizi aynı zamanda teknoloji üssü haline getireceğiz. Teknoloji, bilim insanı, hasta aynı yerde olacak ve buna özel bir finansman ayıracağız.

Özel Hastaneler İlave Ücret Sınırını Nasıl Rahatlıkla Aşıyor?

img 9866

Dr. Esat Mehmet Arslan: “Türkiye’deki mevcut 565 hastanenin hepsi yaptığı her işlemde yüzde 200 ilave ücret sınırını ihlal ediyor. Nasıl mı? SGK ile yaptığımız sözleşmeye göre yüzde 200’den fazla ilave ücret aldığımızda fazla alınan ilave ücretin 5 katı tutarında ceza alıyoruz. Bir diğer maddede de bu cezaya üst sınır getiriliyor. Biz hem ilave ücret sınırını aşıyoruz hem de cezasını ödüyoruz”

Özel Hastaneler Platformu Derneği tarafından 16-17 Ekim 2024 tarihleri arasında düzenlenen 12. Sağlık Zirvesinde, Özel Hastaneler Platformu Derneği Yönetim Kurulu Başkan V. Dr. Esat Mehmet Arslan, Sağlık Sektörünün Finansal Geleceği konulu sunumunda şunları kaydetti:

“Sağlık Bakanımız, kendisiyle yaptığımız görüşmede, günümüz koşullarının 2008 yılının kısıtlayıcı planlama şartlarından farklı olduğunu ve planlamanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca ruhsatların askı süreci ve idari para cezaları konusunda çalışma yapılacağını bildirdi.

Hasta Memnuniyetinde Düşüş var

Sağlık istatistikleri 2022 rakamlarını baz alarak, sağlık hizmetlerinin alt yapısı, kullanımı ve finansmanı ile ilgili hazırladığımız çalışmada kişi başına düşen hastane yatağı sayısında Avrupa Birliği (AB) ortalaması, OECD (Organisation for Economic Co-Operation and Development – Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü) ortalaması ile karşılaştırıldığında ülkemiz 26. sırada; 1 milyon kişiye düşen MR cihazı sayısı kıyaslandığında ülkemiz 30. Sıradadır. Kişi başı hekime müracaat sayısı kıyaslandığında 4. sıradayız; MR cihazı başına düşen görüntüleme sayısında birinci sıradayız. Buna karşın yatak doluluk oranımız ve hastanede kalış süremiz AB ortalamasının çok altında bulunmaktadır. Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranımız yüzde 66! Bu oran ile 26. sıradayız 2011’de bu memnuniyet oranı 79 idi. O yıldan bu yıla yüzde onluk yaşanan bu düşüşün anlamlı olduğunu ve sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye’de Hekimler AB’nin Üç Katı Hasta Bakıyor

Cari sağlık harcamasının gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki oranı ülkemizde yüzde 3.7. Bu oranla da AB sıralamasında son sıradayız. Türkiye, kurum ve personel altyapısındaki yetersizliğe rağmen sunduğu sağlık hizmetlerinde ve buna ayırdığı bütçede oldukça iyi bir yerde bulunuyor. Bunu nasıl başardık? Sağlıkta Dönüşüm Programının bunda büyük bir etkisi var. Bir katkı da özveri ile çalışan doktorlarımız ve sağlık personelimizdir.

Türkiye’de sağlık hizmeti sunumunda insan kaynağı performansına baktığımızda ülkemizde bir hekim AB ortalamasının 2.8 katı fazla hasta görüyor. Sağlık hizmeti sunumunda sağlanan başarının büyük oranda doktor ve diğer sağlık personeline bağlı olduğunu görüyoruz. 100 bin kişiye düşen toplam hekim sayısına bakıldığında AB ortalaması 402 iken Türkiye değeri 228; kişi başı hekime müracaat sayısında AB ortalaması 6,2 iken ülkemizde 10. Hekim başına muayene sayısında AB ortalaması 1542 iken ülkemizde 4386. Türkiye’de hekimler yaklaşık olarak üç kat daha fazla hasta bakıyor.

Kamu Hastanelerinin Finansman Sorunu Yok

“Mevcut durumda SGK’nın ve kamu sağlık hizmet sunucularının finansman sorunu yok görünüyor. Kamunun verileri bunu düşündürüyor. SGK’nın toplamış olduğu GSS primleri, sağlık hizmeti harcamalarını karşıladığı gibi artıyor bile…”

SGK’nın sağlık harcamaları nasıl? Kurumun toplamış olduğu GSS primleri, sağlık hizmeti harcamalarını karşıladığı gibi artıyor bile… SGK, sigorta primlerinin yüzde 80-85’ni sağlık giderleri için harcıyor, yüzde 15-20 sini ise diğer kalemler için harcıyor. 2019 yılından itibaren SGK artık sadece toplam prim miktarını yayımlıyor, GSS primi kategorisini yayımlamıyor.

Mevcut durumda SGK’nın ve kamu sağlık hizmet sunucularının finansman sorunu yok görünüyor. Kamunun verileri bunu düşündürüyor.

Özel Hastaneler Gelir Kalemlerini Nasıl Arttırabilir?

Özel sektörde durumu nasıl? SUT fiyatları artırılmalı, yüzde 200 fark ücreti sınırı kaldırılmalı, planlamanın olumsuz etkileri yeniden düzenlenmeli, verilen cezalar azaltılmalı diye her platformda ifade ediyoruz fakat muhataplarımız her zaman kapanan – batan hastane olmadığını ve bir şekilde ayakta kaldığımızı, faaliyetlerimizi sürdürdüğümüzü ifade ediyor. Evet biz bir şekilde ayakta kalıyoruz ama bunu nasıl başardığımızı açıklamak istiyorum. Her ticari işletme gibi bizlerin de bir bilançosu var. Biz öncelikle giderlerimizi planlıyoruz, Buna uygun gelir elde etmenin çabası içerisine giriyoruz. Bizim giderlerimiz asgari ücrete, döviz kurlarına ve enflasyon artışına bağlı. Bu parametrelerin hepsi bizim dışımızda gelişiyor. Asgari ücret, döviz kuru, enflasyon artmasına rağmen SUT fiyatları artmıyor. Bu durumda gelir kalemlerimizi nasıl artıracağız?

Tek Seçeneğimiz İlave Ücretleri Arttırmak

Özellikle Anadolu’da faaliyet gösteren hastane gelirlerinin yüzde 80’i SUT’a bağlı gelirlerdir. SUT artmıyorsa ilave ücret de artmıyor, GSS ödemeleri de artmıyor! O durumda bizim açığımızı kapatacak tek kalem kalıyor o da SGK’lı hastalardan aldığımız ilave ücretler. Biz bunu nasıl artıracağız? Tek seçeneğimiz aldığımız ilave ücretleri arttırmak. Fakat üst sınır yüzde 200. Bu sınırı aşarak fazla ilave ücret almanın hukuki durumu nedir? 5510 sayılı Kanun’un 73. maddesi ilave ücretlerin üst sınırını 200 olarak belirlemiştir. Günümüzde Türkiye’deki mevcut 565 hastanenin hepsi yaptığı her işlemde bu hükmü ihlal etmektedir. Bu maddenin uygulanabilirliği yok. Bu sadece SGK cezaları için dayanak oluşturmaktadır. Onun dışında bir anlamı bulunmamaktadır. SGK ile yaptığımız sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin 12. maddesinin 5. bendi, yüzde 200 oranından fazla ilave ücret aldığımızda fazla alınan ilave ücretin 5 katı tutarında ceza öngörüyor. 14. maddenin 8. bendi de ayda ödenecek cezaya üst sınır getiriyor. Özel hastane ve özel işletme hem 5510 sayılı Kanun’un 10. maddesine muhalefet ediyor hem de sözleşmenin 12. ve 14. maddesinin gereğini yerine getiriyor… Hem sınırı aşıyor hem cezasını ödüyor. İşte özel hastaneler bu şekilde ayakta kalıyor. Yasal sınırın üzerinde ilave ücret olarak ayakta kalabiliyoruz. Bu durum ne kadar yasal ne kadar etik ne kadar sürdürülebilir?

Konuşulmamış Bir Mutabakat Var

“Taraflar arasında konuşulmamış bir mutabakat var. Herkes her şeyi görüyor biliyor ama görmezden geliyor. Etik mi? Hayır değil! Sürdürülebilir mi? Hayır! Etik olmayan bir uygulama sürdürülebilir olamaz. Şu anda sürdürülebilir olmasının sebebi SGK’nın uyguladığı cezaların üst sınırının olması”

Burada aslında taraflar arasında konuşulmamış bir mutabakat var. Herkes her şeyi görüyor biliyor ama görmezden geliyor. Etik mi? Hayır değil! Sürdürülebilir mi? Hayır! Etik olmayan bir uygulama sürdürülebilir olamaz. Şu anda sürdürülebilir olmasının sebebi SGK’nın uyguladığı cezaların üst sınırının olması. Son günlerde üst sınır cezadan bağımsız olarak Tüketici Hakem Heyeti kararları ve Sağlık Bakanlığının verdiği idari para cezaları bunun sürdürülebilirliğinin önünde risk olarak durmaktadır. Bu uygulama ile hem özel sağlık hizmeti sunucuları hem SGK hem de ülkemizin sağlık sisteminin itibarı ciddi şekilde zedelenmektedir. Buna kalıcı bir çözüm üretilmelidir. Biz çözüm önerilerimizi her platformda dile getiriyoruz.”