Türkiye Sağlık Sektörüne Güven Arttı

“Pandemi Sonrasında Türkiye Sağlık Sektörüne Güvenin Arttığını Düşünüyorum. Bunu İlerleyen Zamanlarda Sağlık Turizmindeki Geri Dönüşlerle de Göreceğiz”

Mg 0383
Başak Güneş Çimili

ACENDIS Proje Müdürü Başak Güneş Çimili, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliğini bitirdikten sonra yine Teknik Üniversitede Biyomedikal Mühendisliğinde yüksek lisansımı tamamladım. Sonrasında sırasıyla Siemens Healthineers, Meditel Healthcare, Acıbadem Sağlık Grubu ve Acıbadem Proje Yönetimi şirketlerinde çalıştım. 10 yıla yakın bir süredir de ACENDIS GMBH’ta Proje Müdürü olarak görev yapıyorum.

Covid-19 salgını sizi nasıl etkiledi? Bu süreçte çalışma hayatınız nasıl biçimlendi; günlük rutinleriniz, müşteri ilişkileriniz, şirket içi iletişimleriniz vb ne yönde devam etti?

Salgının ilk günlerindeki şaşkınlık ve belirsizlik bir süre sonra yerini yeni bir rutin oluşturmamıza bıraktı. Hem ev hem de iş rutinlerimizi yeni düzene adapte ettik. Yüz yüze yaptığımız müşteri ziyaretlerimizi online platformlara taşıdık.

ACENDIS’in salgın döneminde aldığı tedbirler nelerdir?

Ofis çalışanlarımızın mümkün olduğunca home office olarak çalışmasını sağladık. Bazı arkadaşlarımız dönüşümlü ofise gelip işlerin aksamaması için elinden geleni yaptı. Fakat bu süreçte en büyük özveri teknik serviste çalışan arkadaşlarımızındır. Löweinsten Medical’e ait Türkiye’nin birçok yerine dağılmış başta ventilatör cihazları olmak üzere sorumluluğumuzdaki tüm medikal cihazlara servis hizmeti vermeye devam ettiler. Bunu yaparken fiziksel tüm koruma önlemlerini almalarını sağladık.

Hastanelerin salgın sürecinde sizden beklentileri neler oldu? İhtiyaçlarında değişiklikler meydana geldi mi?

Salgının ilk günlerinde özellikle de tüm hastanelerin pandemi hastanesi olarak kabulünden sonra ventilatörler ve anestezi üniteleri cihazlarının bakım ve onarımlarıyla ilgili yoğun bir geri dönüş almaya başladık. Hizmet kalitemizden ödün vermeden tüm talepleri karşılamaya çalıştık.

Acendis Logo

Pandemi süreci kurumunuzu ekonomik açıdan nasıl etkiledi? Şirketinizin istihdamında azalma oldu mu? Çalışma kadrolarında veya yönetim biçiminde yenilikler, farklılıklar meydana geldi mi?

Her sektörde olduğu gibi sağlık sektörü de ekonomik olarak etkilendi bu süreçte. İlk olarak hastaneler rutin ameliyat ve poliklinik hizmet sayılarında büyük düşüşler yaşadı. İnsanlar acil durumlar dışında hastane ihtiyaçlarını ertelemeye başladı. Bu düşüş bizim gibi şirketlere bakım ve onarım hizmetlerinde indirim talebi olarak geri döndü. Ayrıca hastaneler de kendi mali yapılarını dengelemek için yatırımlarını bir süreliğine durdurdu. Tüm bu gelişmelere rağmen ACENDIS istihdam kaynaklarında herhangi bir düzenlemeye gitmedi. Bir azalma olmadan tüm çalışma arkadaşlarımızla görevlerimize devam ediyoruz.

Sağlık sektörü paydaşlarını ve özelde kendi iş faaliyetlerinizi göz önünde bulundurarak, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” önermesine katılıyor musunuz?

Bu ifadeye kısmen katılıyorum. Şöyle ki birçok olağan üstü durum ortadan kalktığı anda eskiye dönmek sanki hiç yaşanmamışçasına eski kaygılar ve yanlışlara düşmek insanın doğasında var. Fakat şuna eminim ki sağlığın değeri, sağlık çalışanlarının kıymeti hiç unutmayacağımız şekilde belleklerimize kazındı. Tabi ki bu durumun bize kattığı öğretiler olacak sektörümüzde, belki hastanelere izole olabilecek departmanlar eklenecek, yoğun bakım kapasiteleri arttırılacak vs vs.

Pandemi dolayısıyla, sağlık dışında farklı bir sektörde görev yapıyor olmayı diler miydiniz?

Yaptığım işi ve mesleğimi seviyorum. Yıllar önce yaşadığım büyük bir sağlık sorunu sonrasında biyomedikal mühendisi olmaya karar vermiştim. İnsanlara bir ucundan bile olsa yardım edebildiğimi düşünmek çok güzel bir duygu.

Dijitalleşme çalışma hayatınıza nasıl yansıyor? Müşteri ilişkilerinizi sürdürülebilmeniz yönünde dijital olanaklar sizin için ne kadar yeterli, ihtiyaçlarınızı ne derece karşılıyor?

Pandemi öncesinde telefon, işimin ayrılmaz bir parçasıydı. Bu süreçten sonra telekonferanslar, video konferanslar yer bulmaya başladı iş hayatımızda. Pandemi bitse de bu nimetlerden yararlanmaya devam edeceğimizi düşünüyorum. Ama ne olursa olsun işimizin bir parçası insan ilişkisiyse yüz yüze iletişimin yerini hiçbir şeyin dolduramayacağını düşünenlerdenim.

Pandemi sırasında, sektörünüzü ve kendi faaliyet alanınızı gözden geçirdiğinizde, sunduğunuz hizmetlerin (ürünlerinizin) değişmesi/farklılaşması kısaca yeniden şekillenmesi gerektiğini düşündünüz mü? Pazarlama, satış, müşteri ilişkileri, hastane proje yönetimi vb süreçler açısından iş yapma süreçlerinizde revize edilmesi gereken neler olabilir?

Hastane planlamalarında bazı değişiklikler olacağını düşünüyorum. Yoğun bakım ve acil yapılanmaları kapasiteleri gibi… Bu bizim müşteriye sunduğumuz çözümleri de değiştirecektir.

Gözlemlediğiniz kadarıyla, hastaneler bu salgın sürecinden sizce neler öğrendi? Hizmet sunumlarında, teknolojik donanımlarında, personel yönetiminde yenilikler, farklılıklar olabilir mi?

Ülkemizin en büyük şansı bu süreçte canla başla çalışan sağlık personelidir. Hastanelerin çıkarabilecekleri en büyük pay insan kaynağına vermeleri gereken önem olmalıdır kanaatindeyim.

Pandemi sonrası sizce sağlık turizmi nasıl şekillenecek? Özel hastanelerin sağlık turizminde yeni imkan ve olanakları neler olabilir? Ülkemiz pandemi sürecini çok iyi yönetmiş ve dünyadaki birçok gelişmiş ülkenin yaşadığı sıkıntılı süreçleri yaşamamıştır. Tüm dünya tarafından izlenen bu süreç sayesinde Türkiye sağlık sektörüne güvenin arttığını düşünüyorum. Bunu ilerleyen zamanlarda sağlık turizmindeki geri dönüşlerle de göreceğiz.

Yapay Zeka Teknolojilerine Talep Artacak

Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Dsc 4963
Haluk Karabatak

Kurumunuzun salgın döneminde aldığı tedbirler nelerdir?

Küresel çapta tüm insanlığı tehdit eden, ülkemizde de olağanüstü önlemlerin alınmasına sebep olan COVID-19’a karşı mücadele ederken; her birimizin bilinçli davranması, üstüne düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor. Biz de hem globalde hem de ülkemizde şirket çalışanlarımızın sağlığını korumak adına evden çalışma sürecine girdik. 16 Mart’tan bu yana evden çalışıyoruz. Sürecin her aşamasında çalışanlarımıza güncel bilgi verebilmek üzere rutin duyurular paylaşıp toplantılar yapıyoruz. Evden çalışma sürecinde şirket eğitim ve toplantılarımızı online toplantı platformları aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. Bu süreçte biz de kritik müşteri ihtiyaçlarını karşılama, iş sürekliliğini sağlama, çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini koruma olmak üzere üç ana alana odaklandık.

Müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için:

Philips, operasyonlarını aktif bir şekilde izleyerek destekleyen, sağlık otoritelerinin tavsiyeleri doğrultusunda kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını kesintisiz karşılamak üzere hem küresel hem bölgesel bir görev gücü oluşturdu. Saha servis mühendislerimizin güvenli bir şekilde müşterilerimizi desteklemelerinin yanı sıra, sağlık hizmeti sağlayıcılarına profesyonel sağlık ürün ve çözümlerimizin kullanımına ilişkin klinik rehberlik sağlıyoruz.

Çalışanlarımızın sağlıklı ve güvende olmalarını sağlamak için:

Yüksek riskli bölgelere iş seyahati kısıtlamalarıyla birlikte şirket genelinde kişisel hijyen önlemleri uyguladık. Ayrıca, her türlü donanımı sağladığımız çalışanlarımızın işlerini uzaktan yürütülebilecekleri küresel bir ‘evden çalışma’ protokolünü hayata geçirdik. Bu tedbirler aynı zamanda iş açısından kritik faaliyetler yürüten, ofise gitmesi gereken iş arkadaşlarımız için güvenli bir çalışma ortamının korunmasına da yardımcı oluyor. Bu tür operasyonlar üretim, tedarik zinciri ve bazı Ar-Ge faaliyetlerini kapsıyor.

İşimizin sürekliliği için:

Uluslararası standartlarla uyumlu ISO 22301:2012 sertifikalı bir İş Sürekliliği Yönetim Sistemine sahibiz. Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü ve ulusal otorite yönergelerine dayalı ihtiyati tedbirleri de sürekli gözden geçiriyoruz.

Basın Bülteni Foundation Görsel 1

Hastanelerin salgın sürecinde sizden beklentileri neler oldu? İhtiyaçlarında değişiklikler meydana geldi mi?

COVID-19, büyük zorlukları da beraberinde getirdi. Özellikle vaka sayısının artması yoğun bakım ünitelerindeki yoğunluk seviyelerini yükseltti. Bu durum sağlık çalışanlarına büyük sorumluluklar getirdi. Ayrıca, hastanelerde ihtiyaç duyulan ekipman ve cihaz konusunda sıkıntılar yaşandığını da gördük. Biz de Sağlıklı Yaşam’dan başlayarak önlem alma, teşhis, tedavi, evde bakıma kadar pek çok alanda sunduğumuz yenilikler, geliştirdiğimiz inovatif ürün ve hizmetlerimiz ile tüketicilerimizin her zaman yanında olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Özellikle bu süreçte özveriyle mücadele eden sağlık çalışanlarına destek olmak öncelikli görevlerimiz arasında yer alıyor.

COVID-19 akciğer komplikasyonlarının zatürreyle benzerlik göstermesi nedeniyle zatürreden etkilenen akciğer dokularının görüntülenmesinde kullanılan ultrason, bu dönemde daha da önemli bir tıbbi cihaz haline geldi. Philips’in Reacts özelliği bulunan mobil ultrason çözümü Lumify’ın da yer aldığı ultrason portföyümüz, sağlık uzmanlarına tanı sırasında destek veriyor. Philips’te tele-sağlık ve uzaktan sağlık çözümlerinden oluşan geniş bir portföye sahibiz. Mevcut kanıtlanmış tele-sağlık çözümlerimizden birini de hastaları uzaktan tarama, izleme yetenekleriyle donattık. Bu uzaktan tarama çözümü, sağlık kurumlarının hastaları teşhis- tedavi etmelerine olanak tanırken, sınırlı olan yoğun bakım kapasitesinin korunmasına yardımcı oluyor. Hekimlerin yanı sıra sağlık kuruluşlarına yönelik, çevrimiçi tarama, takip anketleri, izleme ve harici çağrı merkezi iş birliği için özel, ölçeklenebilir bir tele-sağlık çözümü sunuyoruz. Bu sayede sağlık çalışanlarının COVID-19’dan dolayı artan hasta akışını yönetmelerine aynı zamanda evde karantinaya alınan hastaların uzaktan izlenmesine destek sağlıyoruz.

Basın Bülteni Foundation Görsel 2 1

Gözlemlediğiniz kadarıyla, hastaneler bu salgın sürecinden sizce neler öğrendi? Hizmet sunumlarında, teknolojik donanımlarında, personel yönetiminde yenilikler, farklılıklar olabilir mi?

Ülkemizdeki sağlık sisteminin birçok Avrupa ülkesine göre daha gelişmiş olduğuna şahit olduk. Yoğun bakım ünitelerinin kapasitesi, sağlık görevlilerinin özverili çalışmaları, COVID-19 sürecinde bizi bir adım öne taşıdı. Bu süreçte son teknoloji donanımı ve 2682 yatak kapasitesi ile dikkat çeken ve açılışı yapılan Avrupa’nın en büyük hastanesi, İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi’nin en büyük teknoloji partneri olarak biz de 2233 klinik ve görüntüleme cihazımızla yer alıyoruz. İlerleyen süreçte inşa edilecek hastanelerin teknolojik özelliklerinden donanımına kadar daha fazla yatırım yapılacağını düşünüyorum.

Diğer taraftan, hastanelerde hem hasta hem de çalışan güvenliği yönünden tedbirler alındığını görüyoruz. Ortak kullanım alanı ofisler, hasta poliklinik odaları, bekleme salonları, yemekhaneler ve asansörlerin Bakanlık tarafından yayımlanan rehbere göre oluşturulduğunu da biliyoruz. Hastanelerde hasta kabullerinin nasıl yapılacağına kadar pek çok yeni süreç de hayata geçirildi. Uzun bir süre bu alınan tedbirlerin devam edeceğine inanıyorum.

Bundan sonraki süreçte, bulaşıcı hastalıkları erken tespit ederek önlemek adına erken uyarı sistemini yapay zekâ teknolojilerinin yardımı ile kurma konusunda yoğun bir talep olacağı kanısındayım.

Dijitalleşme çalışma hayatınıza nasıl yansıyor? Müşteri ilişkilerinizi sürdürülebilmeniz yönünde dijital olanaklar sizin için ne kadar yeterli, ihtiyaçlarınızı ne derece karşılıyor?

Dijitalin hayatımızın her alanına girmesiyle birlikte çok büyük, hızlı bir değişime tanıklık ediyoruz. Hem dijital teknolojileri hem de uzaktan çalışma platformlarını hali hazırda kullanan bir sağlık teknoloji şirketiyiz. Bu da yaşadığımız sürece daha hızlı uyum sağlamamızı sağladı. Dijitalleşme ile yapay zekanın gelişmesi sayesinde hayatlarımızın hiç olmadığı kadar kolaylaştığını da fark ediyoruz. Philips, keşfetmeyi seven, bulunduğu çağın dinamiklerine çok hızlı uyum sağlayarak ilerisini gören bir şirket. Bu bağlamda aslında evde ya da o an neredeysek işlerimizi dijital ortamda gerçekleştirebiliyoruz. Toplantılarımızı ve eğitimlerimizi online platformlar sayesinde sorunsuz sürdürüyoruz. Müşterilerimiz işimizin kalbi. Bu yaklaşımla, müşterilerimizle iletişimimizi kuvvetlendirmek aynı zamanda sürekli hale getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunu gerçekleştirirken de onların her koşulda yanlarında olacağımızı vaat ediyoruz.

Medikal Cihaz Yönetiminde “Uzaktan Bağlantı” Dönemi

“Bu Süreçte Özel Hastanelerin Maddi Kayıpları Oldu. Hasta Sayıları Yarıya ve Bazı Zamanlarda Yarıdan da Aza Düştü. Bu Kayıplar Dolayısıyla Birçok Büyük Grup veya Hizmet Alımı ile Uğraşan Kurum Ana Giderlere Yönelip Bakım Onarım Anlaşmalarını Durdurdu”

Siemens Healthineers Türkiye Servis Ülke Yöneticisi Fırat Aksoy, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Chan3063 1
Fırat Aksoy

Siemens Healthineers Türkiye Servis birimi hangi alanlarda hizmet veriyor?

Siemens Healthineers’ın sunduğu ürün portföyü temelde görüntüleme ile laboratuvar diagnostiğinden oluşuyor. Tüm bu ürün yelpazesi, tek ve ortak bir servis ve servis operasyon yönetimi olarak yapılanmış bir matris organizasyonuyla yönetiliyor. Servisi, CCC (Customer Care Center) olarak adlandırdığımız bir müşteri çağrı ve operasyon merkezi, servis pazarlama ve bölge servis yönetimi matrisiyle yönetiyoruz. Operasyon merkezimizde 16 bölge yetkilimiz ile günde yaklaşık olarak 400 çağrı karşılıyoruz ve gerekli kayıtları açıyoruz. Müşterilerimizden arıza bildirimi, şikâyet ya da öneriler, bakım veya yedek parça talebi gibi farklı çağrılar gelebiliyor.

Çalışma sisteminiz nasıl?

Müşterilerimizden gelen taleplerin dışında garanti ve bakım anlaşması yaptığımız cihaz parklarımızın planlı bakımları ve güncellemeleri de servis operasyon altındaki servis planlama grubumuz tarafından planlanıyor ve gerçekleştiriliyor. Burada ayda yaklaşık 3 bin kayıt işleniyor, gerekli olanlar için de saha organizasyonları planlanıyor. Saha organizasyonu sonrasında tespit edilen arızalar için gerekli parçaların sipariş ve saha gönderimi de yine operasyon grubu altındaki lojistik grubumuz tarafından yapılıyor. Tüm bu servis operasyonlarıyla birlikte büyük bir veri de oluşuyor. Servis olarak biz şimdi bu veriyi de işlemeye başladık. Bunun için de Robotik Proses Otomasyonu’nu kullanıyoruz. Bunun örneklerinden biri, Safety Queen adını verdiğimiz robot projemizdir. Bu projede yapay zekâ ile bazı anahtar kelimeleri kullanarak hasta güvenliğini ve çalışan güvenliğini daha etkili bir şekilde takip ediyoruz.

Sh Logo Rgb 1

Pandemi sürecinde hastanelerin sizden beklentileri neler oldu? İhtiyaçlarında değişiklikler meydana geldi mi?

Pandemi sürecinde hastanelerde rutin hasta işlemlerinde bir azalma söz konusu oldu. Bu azalmaya karşılık, özellikle acil girişi yapılan COVID-19 semptomları gösteren hastalara yönelik, Bilgisayarlı Tomografi cihaz grubu kullanımında ciddi artışlar görüldü.

Müşterilerimizin öncelikli beklentileri, bu cihazların arızalarının hızlı tespiti ve aynı hızda arızanın giderilmesi oldu.

Cihazların çalışır tutulması için bakım ve onarımın hızlı tamamlanmasına öncelik verdik. Bu süreçte özellikle cihazların yedek parça ve X ışın tüpü Türkiye stoklarımızı artırıp hızlı çözüm üreterek müşterilerimizin hızlı teşhis ve çözüm talebini başarıyla karşılamış olduk. 

Pandemi hastanesi ilan edilen özel kurumlarda ödeme sisteminin ilk zamanlarda belirsiz olması, rutin hastaların hastaneye gitmemesi, yabancı hasta alan kurumlarda hastaların seyahat kısıtlamasıyla karşılaşması nedeniyle özel hastanelerin maddi kayıpları oldu. Hasta sayıları yarıya ve hatta bazı zamanlarda yarıdan da aza düştü. Bu kayıplar dolayısıyla birçok büyük grup veya hizmet alımı ile uğraşan kurum ana giderlere yönelip bakım onarım anlaşmalarını durdurma yaklaşımında bulundu.

Devlet ve özel hastanelerin hasta kapasitelerinin düşmesiyle laboratuvar kit kullanım sayılarında da düşüşler oldu. Özellikle Bilgisayarlı Tomografi ve bir kısım röntgen sistemlerinde teşhisin laboratuvar test sistemlerinden daha kesin ve erken sonuç vermesi dolayısıyla yüksek oranda hasta artışları yaşandı. Bizden en büyük beklenti, bu yüksek kapasitenin yönetilmesinde yeterli ve hızlı destek sağlanmasıydı.  Altyapımız ve teknik hizmetler performansımız sayesinde bu beklentileri başarıyla karşıladık.

Çok az çalıştırılan sistemlerde, bu kısa çalışma aralığında sorun olmaması önemli hale geldi. Arızalar ve sorunlarla ilgili arka planda arkadaşlarımız kesintisiz destek verdiler.

Geçmişte ülke olarak pek çok kriz ya da sıkıntılı dönemlerden geçtik. Fakat pandemi bizler için yeni bir süreç. Doğal olarak müşterilerimiz de karşılaştıkları bu durumu en az kalıcı etkiyle atlatabilmek adına bizlerden kesintisiz destek beklediler.

Bu zorlu süreçte hasta sayılarında ciddi düşüş yaşamış olsalar da, özellikle hastalığın tespiti için tomografi ve röntgen cihazlarının sürekli çalışır durumda olması çok önemliydi. Siemens Healthineers Servis Bölümü olarak “onsite to online” yani “sahadan çevrim içine” mottomuz ile uzun yıllardır bu alanda yatırımlarımız oldu. İçinden geçtiğimiz bu süreç, cihazların olası problemlerinin uzaktan tespiti ve sürekli çalışır halde tutulması için uzaktan bağlantının önemini ve yatırımlarımızın ne kadar gerekli olduğunu hem bizlere hem de müşterilerimize göstermiş oldu.  Rakamlarla konuşmak gerekirse, sahadan gelen taleplerin %65’ini uzaktan bağlantı yoluyla karşılayarak müşterilerimizin en büyük talebini, yani cihazların sürekli çalışır olmasını sağladık.

Bu dönemde olası yedek parça ihtiyaçları için de lokal stok depomuzda ciddi anlamda bir artış yaparak yurt dışından parça ithalatı için vakit kaybetmeden müşterilerimize hızlı hizmet vermeyi başardık.

Gözlemlediğiniz kadarıyla, hastaneler bu salgın sürecinden sizce neler öğrendi? Hizmet sunumlarında, teknolojik donanımlarında, personel yönetiminde yenilikler, farklılıklar olabilir mi?

Kurumsal olarak, müşterilerimiz için ne kadar iyi bir iş ortağı olduğumuzu bu dönemde bir kez daha gösterdiğimize inanıyoruz. Onlar bu süreçte yalnız olmadıklarını gördüler. Bu yaklaşımın, onların zor süreçte moral ve motivasyonlarına katkıda bulunduğunu düşünüyoruz. Ayrıca çalışanlarımız ve müşterilerimiz için hijyenik ortam sağlama çabalarımızın da takdir edildiğini ve örnek alındığını görmek bizleri mutlu ediyor.

Konsept olarak hastanelerin çalışma düzeninde radikal değişiklikler olmamasına rağmen birçok kurum kısa çalışma ödeneğini devreye soktu. Bazı kurumlar, çalışana devletin verdiği destekten yararlanıp aradaki farkı kendileri ödeyerek veya çalışanları ücretsiz izne çıkararak, bazıları da ekipleri uzaktan çalıştırarak bu dönemi atlatmaya çalıştı. Özellikle ofis-hastane ve destek gruplarına büyük baskı oldu ve küçülmeler yaşandı. Kurumlarda hali hazırda adaptasyon süreci halen devam ediyor ve uzaktan çalışma altyapısının sürdürülebilirliği bizzat yaşanarak test ediliyor.

Siemens Healthineers olarak uzun yıllar öncesinden bu yana sistemlerimizin uzaktan takibi, arıza durumunda sistemlere ilk müdahalenin uzaktan yapılabilmesi için gerekli altyapımız mevcut ve yoğun olarak kullanımda idi. Kurumların pandemi etkisiyle gerekli değişikliklere adaptasyon sürecinde, servis desteğinin sunulma yöntemleri bakımından farklı yaklaşımlara daha fazla yatkınlık kazandığını söyleyebiliriz. Özellikle seyahat kısıtlamaları, sosyal mesafenin korunması önlemleri gibi etkiler de göz önünde bulundurulduğunda, kurumların bu denli hızlı çözüme kavuşan durumları doğrudan deneyimlemesi, farklı hizmet yöntemlerine daha açık hale gelmeleri bakımından çok önemli bir etken.

Dijitalleşme çalışma hayatınıza nasıl yansıyor? Müşteri ilişkilerinizi sürdürülebilmeniz yönünde dijital olanaklar sizin için ne kadar yeterli, ihtiyaçlarınızı ne derece karşılıyor?

Teknik hizmetler olarak, cihazlarımıza uzaktan erişim ile bağlanıp arızaların tespiti ve mümkünse giderilmesi için kullandığımız altyapı bu dönemde daha da önem kazandı. Bu şekilde birçok cihazdaki arızaları sahaya gitmeden teşhis ettik ve büyük kısmını uzaktan çözdük. Bu yöntem, müşterilerimizin sorunlarının hızla giderilmesini sağladı ve teknik personelimize de COVID-19 bulaşma riskini minimize etti.

Zaten yaklaşık 20 yıldır sanal ofis konseptiyle çalıştığımız için pandemi döneminde şirket içi çalışmalara çok kolay adapte olduk. Diğer taraftan şirket-müşteri iletişim yönetiminde pek fazla tecrübe etmediğimiz bir dönemden geçiyoruz. Dijital iletişim platformların ilerlemesi bu dönem çok işe yarıyor ve gerekli şartlar sağlanmış durumda. Birçok hastane kendi tedarikçileriyle bire bir görüşmeleri olabildiğince azalttı. Yeni dönem ve alışkanlıklar, kendi yöntemlerini geliştirdi diyebiliriz.

Bizler kurumların ve kullanıcılarımızın ihtiyaçları doğrultusunda servis desteğimizi, gerekli olduğu noktalarda fiziksel olarak hastane sahalarında bulunarak devam ettiriyoruz.

Bunun yanı sıra, pandemi sürecinin ilk aşamalarında Siemens Healthineers sistemlerinin kullanan sağlık profesyonellerinin katılımına yönelik olarak tasarladığımız Uzaktan Eğitim Serisi’ni hayata geçirdik.  Görüntüleme ve laboratuvar teşhislerine, sistemlerin çalışma prensiplerine, cihazların kullanımı esnasında dikkat edilmesi gereken hususlara, özellikle pandemi döneminde kullanıcı ve hasta güvenliğinin sağlanması ve sistemlerin dezenfektasyon yöntemleri hakkında bilgilere yer verdiğimiz online eğitimlerimiz birçok kullanıcımızın takdirini topladı.

Bundan sonrası için iş yapma süreçlerinizde yenilenmesi gereken neler olabilir sizce?

Uzun zaman önce Siemens Healthineers olarak aksiyon aldığımız dijitalleşmenin önemini bu yaşanan süreçte daha iyi anladık ve ne kadar doğru bir karar aldığımızı gördük. Mekandan bağımsız çalışma ortamına geçiş sürecimizin yine ne kadar doğru bir karar olduğunu bu dönemde yaşayarak gördük. Pandemi süreci başlar başlamaz, daha önceden altyapısını hazırladığımız sanal ofis uygulamaları ve iş akışlarımızın takibi ile hiçbir sürecimizi, işimizi aksatmadan hizmet vermeye devam ettik. Kısacası, içinden geçmekte olduğumuz bu dönem, bize çok doğru kararları zamanında aldığımızı gösterdi.

Dijital ofis ve iş süreçleri uygulamalarımızı geliştirme çabamız artarak devam ediyor. Her zaman ilerlemek adına yeni konseptler geliştiriyoruz, her yeni senemiz bir önceki seneden farklı geçiyor. Pandemi özelinde, müşterilerimizin zor anlarında onlara destek vermek birincil önceliğimiz oldu ve olmaya devam ediyor. Esnek çalışma ve iş geliştirme olanaklarımızla, bugün ve bundan sonra da pazarın beklentilerine çok hızlı adapte olabileceğimizi düşünüyoruz.

Sağlık Sektörü için İhracatta Başarı Tüyoları

“Yurt dışında bir proje varsa, o projeye bizim sadece yatak ihraç edebilmemiz yeterli değil, onun yanında mobilyasını, mefruşatını, teçhizatını ekleyerek katma değeri yüksek bir hale getirmemiz ve tek nokta çözüm ortağı olabilmemiz çok önemli”

Ram Genel Müdürü Fatma Zeynep Kuman, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

1 1
Zeynep Kuman

Sizi tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, ben Zeynep Kuman. Konya Maarif Koleji, ODTÜ, sonrasında Koç Üniversitesi ile devam eden bir eğitimim var. İş hayatıma başladığım şirkette, Genel Müdür olmak gibi bir konfora, Koç Topluluğunda çalışmak gibi bir gurura ama eş zamanlı büyük bir sorumluluğa sahibim. Ülkeme hizmet etmek gibi de bir hayat amacım var.

Ram Dış Ticaret A.Ş olarak sağlık sektörüne yönelik faaliyetleriniz ne zaman başladı? Hangi alanlara yönelik nasıl çözümler sunuyorsunuz? Kısaca anlatır mısınız?

Ram Dış Ticaret, Koç topluluğunun dış ticaret şirketi. 1970’de Sayın Vehbi Koç tarafından kurulmuş bir şirket. Bugün Türkiye’de ihracat denilince akla gelen ilk özel sektör kurumu denilebilir. İhracatın okulu diye bilinir, bu misyonunu değişen konjonktüre rağmen hala devam ettiriyor. Biz Ram’da değişen koşullarda, değişen pazarlarda, değişen talepleri görmeye, bazen talep yaratmaya, oralara gidip gelmeye, yaşamaya, iş ilişkilerimizi güvenli temeller üzerine kurarak sürdürülebilir olmaya öncelik vermeye çalışıyoruz.

Türkiye’de faaliyet gösteren özel hastaneler ve medikal endüstrinin dış ticaret hacmini geliştirebilmesi yönünde Ram olarak hizmetleriniz nelerdir?

Ram olarak, sağlık sektöründe ambulans ihracatı ile uzun zamandır varız. Ram, merkezi alım ihaleleri ile toplu alım yapan yabancı devlet kuruluşlarının ihalelerinde iyi performans gösteren bir şirkettir. Bu kapsamda çevre ülkelerin pek çoğunun ambulans filolarına katkımız olmuştur.

Covid-19 ile beraber sağlık sektörü, bu alandaki yatırımlar ve yapılanmalar yurtdışında değişmeye başlıyor. Süreçte yaşanan tedarik sıkıntısı, ülkeleri kendine yetebilir adımları atmaya, yatırım yapmaya yönlendirecektir.

2019 yılında Avrupalı bir firma ile beraber mobil hastane üretmek ve ihraç etmek üzere yola çıktık. Bu yıl ilk ihracatımız yapmak üzere üretim ve tedarik çalışmalarını yürütüyoruz. 

Mobil hastaneler dışında, Ram’ın pazar ve ürün geliştirme çalışmaları neticesinde, yerli firmalarla anlaşmalar yaparak, sağlık sektörüne yönelik ürün ve teçhizatlarının ihracatına başladık. Bu ihracatlar gerek toptan ve perakende kanalına, gerekse devlet ve fonların açtığı ihaleler kanalı ile gerçekleşiyor.

Ram’ın yurtdışında yatırım yapmayı planlayan sağlık sektörü firmalarına açabileceği güvenilir bir network portföyü var. İhtiyaç duyan firmalarımızla bu birikimimizi her zaman paylaşmaya hazırız. İhtiyaç ne alanda ise biz ona yönelik çözüm ortağı olmaya çalışıyoruz.

Türkiye sağlık sektörü göz önünde bulundurulduğunda, dış ticaret imkanından en fazla yararlanması gerektiğini düşündüğünüz ürün ve hizmet alanları nelerdir?

Türkiye’de sağlık sektörü son yıllarda içe ve dışa dönük bir atılım içinde. Bu hepimiz için bir gurur vesilesi. Firmalarımız, pek çok ülkeye çok başarılı ihracatlar gerçekleştiriyorlar, Covid-19 döneminde TV’lerde Avrupa ülkeleri hastanelerindeki yoğunluğu ve şartları izlerken, bir yandan üzüntüyü, diğer yandan Türk markalarını görerek gururu bir arada yaşadık. Yurt içinde neyi iyi yapıyorsak, yurt dışında önceliği o konuya vererek başlamak lazım. Burada kümelenme ve kümelenmelere konsolidasyon hizmeti verebilmek çok önemli. Yani yurt dışında bir proje varsa, o projeye bizim sadece yatak ihraç edebilmemiz yeterli değil, onun yanında mobilyasını, mefruşatını, teçhizatını ekleyerek katma değeri yüksek bir hale getirmemiz ve tek nokta çözüm ortağı olabilmemiz çok önemli.

İhracat süreçlerinde, Türkiyeli yatırımcılar için, hangi ülkeler daha avantajlı sayılabilir?

İhracat pazarları olarak, çevre ülkeler, Sahra altı Afrika ve Doğu Avrupa, Ukrayna ve tabii Rusya öncelikli pazarlarımız. ABD, diğer sektörlerde olduğu gibi merceğimizde…

00

Mobil hastaneler Türkiye için yeni sayılabilecek bir hizmet… Bu hastanelerin özelliklerini kısaca anlatır mısınız?

Mobil hastane üniteleri muayene odalarından, laboratuvara, ileri görüntüleme odalarından ameliyathanelere kadar bir hastane binasında bulabileceğiniz tüm donanımı bünyesinde barındırabiliyor. Tüm bir hastane olarak temin edilebileceği gibi ihtiyaç ve bütçeye bağlı olarak tek tek modüller halinde de tedarik edilebilir. Treyler üzerinde genişleyen platform, kendini yükleyen konteynerler ve bunların kombinasyonları olarak ihtiyaca göre özel olarak tasarlanmaktalar. Yaşadığımız salgınının gösterdiği gibi ani klinik vaka sayılarının artışında pek çok ülkede gerekli kapasite artışını sağlayabilmek geleneksel hastaneler ile mümkün değil. Ek olarak, gerek iklim değişikliği sonucu gerekse doğal afetlerle ortaya çıkan sağlık hizmeti gereksinimlerini de göz önüne aldığımızda mobil hastaneler kolay saklanabilmesi, düşük ilk yatırım maliyeti, düşük bakım maliyetleri, sağlık hizmetini tam gereken zamanda tam gereken noktada sunabilmesiyle çok önemli bir güç çarpanıdır. Tüm dünyada bu ürünlere yönelik ihtiyaç ve talep artmaktadır. Mobil hastanelerin bünyesinde pek çok Türk sağlık sektörü firmasının da ürünlerini kullanarak Türkiye’nin ihracatını arttırma hedefimizi de gerçekleştiriyoruz. Mobil hastaneler, yapılan anlaşmaya göre karşı taraf Sağlık Bakanlığınca çalıştırılabileceği gibi, kamu ve özel sektör işbirliği modeli de uygulanabilir.

Türkiye sağlık sektöründe ihracatın artırılması için alınması gerektiğini düşündüğünüz tedbirler neler? Yatırımcılar, finansörler, Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu otoritelerinden taleplerinizi kısaca ifade eder misiniz?

Sağlık endüstrisi denildiğinden bir konuyu özellikle vurgulamak istiyorum. Ağırlıklı olarak çalıştığımız satış kanallarımız, doğrudan ilaç firmalarının odağında değiller. Mevcut mevzuat, dış ticaret firmalarının ilaç ihracatı gerçekleştirmesini zorlaştırıyor. Bu noktada, kontrolü kaybetmeden mevzuatta yapılabilecek değişiklikler ile Türk ilaç sanayinin ürünlerini rahatlıkla satabilir ve ülkemizin katma değerli ihracat hedeflerine erişmesini kolaylaştırabiliriz.

Yatırım Projelerimiz Hız Kesmeden Devam Ediyor!

Refik Oner
Refik Öner

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar, Türkiye ve MISSA (Magreb, İran, Sahra Altı Afrika) Genel Müdürü Refik Öner, J&J’nin covid-19 yönetimine ilişkin klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye olarak pandemi süreci kurumunuzu nasıl etkiledi? İş yapış ve yönetim biçimi ile ilgili farklılıklar meydana geldi mi?

Covid-19 salgının başlangıcından itibaren, Johnson & Johnson şirketleri olarak dünyada ve Türkiye’de 4 ana önceliğe odaklanmıştık:

  1. Çalışma arkadaşlarımızın ve onların ailelerinin fiziksel ve psikolojik sağlıklarını korumak, fiziksel mesafe ve maske kullanım kurallarına uyulmasını sağlayarak enfeksiyon zincirinin kırılmasına destek olmak;
  2. Covid-19 öncesinde olduğu gibi, Covid-19 esnasında da hizmet ve ürünlerimize ihtiyaç duyan hastalarımızın, hekimlerimizin, hemşirelerimizin, sağlık çalışanlarımızın ve tüketicilerimizin hizmet ve ürünlerimize ulaşımını kesintisiz bir şekilde sağlamak;
  3. Covid-19 sürecinde, sosyal sorumluluk bilinciyle içinde yaşadığımız topluma destek olmaya çalışmak;
  4. En hızlı ve etkin bir şekilde Covid-19’a karşı aşi geliştirmek ve bunu tüm dünyada acilen insanlığın hizmetine sunmak.

Bahsettiğim bu 4 önceliğin hepsinde hem küresel düzeyde hem de Türkiye’de çok hızlı bir şekilde organize olduk, somut adımları attık, önemli projeleri hayata geçirdik.

Şirket olarak 16 Mart 2020 tarihinden itibaren evden çalışma modeline geçtik. Bilgisayar ve telefonlarla işlerimizi yürütmeye başladık. Evrak hazırlanması ve imzalanması gibi acil ve kısa süreli ihtiyaçlar dışında merkez ofisimize gitmedik.

Hastanelere ürün teslimatı, vakalarda klinik destek gibi ürün ve hizmetlerimizin hasta sağlığı için gerekli olduğu durumlarda ise, hiç tereddüt etmeden hekimimizin, hemşiremizin, sağlık çalışanlarımızın yanında olmaya devam ettik. Arkadaşlarımız maskelerini taktılar, temizlik ve mesafe tedbirlerine riayet ettiler ve görevlerine özveriyle devam ettiler.

Bu vesileyle, bu zor günlerde en ön cephede özverili bir şekilde savaşan hekimlerimize, hemşirelerimize, sağlık çalışanlarımıza ve devlet yetkililerimize tekrar teşekkür ederim.

Öte yandan global olarak, Covid-19 aşı adayı çalışmalarımızı hızlandırdık. Eylül ayında gerçekleştirmeyi planladığımız Faz 1/2a klinik çalışmasının tarihini öne çekerek Temmuz ayının ikinci yarısında başlatmayı planlıyoruz.

Haziran ayı başından itibaren geçmeye başladığımız “normalleşme” sürecinde, ana önceliklerimizde ve prensiplerimizde herhangi bir değişiklik öngörmüyoruz; zira salgının yayılma riski devam ediyor. Dolayısıyla, salgının başından beri olduğu gibi bundan sonra da takım arkadaşlarımızın sağlıklarını korumak ve enfeksiyon zincirinin kırılmasına katkıda bulunmak için, işimizin gereklerini mümkün olduğunca evlerimizden çalışarak yerine getireceğiz. Maske, mesafe ve temizlik kurallarına sonuna kadar riayet edeceğiz. Sahadaki arkadaşlarımız, yine en üst düzey güvenlik önlemlerini alarak, hastalarımızın, hekimlerimizin, hemşirelerimizin ve sağlık çalışanlarımızın yanında olmaya, dikkatli bir şekilde hizmet vermeye devam edecek. Elimizden geldiğince, çevremize ve toplumumuza maddi manevi desteğimizi vermeyi sürdüreceğiz. Global olarak da aşı çalışmalarımız yoğun ve hızlı bir şekilde devam edecek.

1l0a8098

Hastanelerin salgın sürecinde sizden beklentileri neler oldu? İhtiyaçlarında değişiklikler meydana geldi mi?

Öncelikle şunun altını çizmek isterim ki hastanelerimiz, hekimlerimiz, hemşirelerimiz, sağlık çalışanlarımız, Covid-19 sürecinde tüm dünyada parmakla gösterilen bir başarıya imza attılar. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözünde belirttiği sonsuz güvene ne kadar layık olduklarını, kendi hayatlarını ortaya koyarak verdikleri eşsiz hizmet ile fazlasıyla kanıtladılar. Ne mutlu bize, ne mutlu bütün milletimize…

Covid-19 sürecinde hastanelerimiz, sağlık çalışanlarımız ve devlet yetkililerimiz, birçok bilinmeyen ile aynı anda mücadele etmek, tam anlamıyla “kriz yönetmek” durumunda kaldılar. Enfeksiyon zincirinin yavaşlatılması, geniş tabanlı testlerin yapılması, Covid-19’a yakalanan hastaların tedavi edilmesi ve toplumun eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gibi konularda salgın ile savaşılırken, diğer taraftan Covid-19 dışındaki hastalıklarla mücadele eden vatandaşlarımızın tedavisinin aksamaması için büyük emek gösterildi.

Ayrıca, ülkemize ve sağlık sistemimize önemli ölçüde gelir getiren sağlık turizminin tekrar canlandırılabilmesi için çözümler ve tedavi protokolleri oluşturuldu.

Bütün bu zorlukların aynı anda tezahürü, en azından bizim neslimizde dünyada daha önce görülmüş bir şey değildi. Salgınla mücadeleye devam ederken aynı zamanda strateji ürettik. Ürettiğimiz stratejileri sahada uygulayıp geliştirirken, dünyada olup bitenleri takip ederek yaklaşımımızı daha da rafine hale getirmeye çalıştık. Hastanelerimiz, sağlık çalışanlarımız, devlet yetkililerimiz ve toplumumuz olarak hep birlikte gerçekten çok zorlu bir süreçten geçiyoruz.

Bu topyekün halk sağlığı seferberliğinde, Johnson & Johnson olarak hastalarımıza, hekimlerimize, hemşirelerimize, annelere, babalara, ürünlerimizden ve hizmetlerimizden yararlanan herkese karşı sorumluluğumuzun daha da arttığına inanıyoruz. Bu çerçevede Sağlık Bakanlığımızın yönergeleri doğrultusunda devam eden ameliyatlar için ihtiyaç duyulan ürünlerimizi hiçbir aksaklık olmadan hekimlerimize ve hastanelerimize ulaştırıyoruz. Klinik desteğimizin elzem olduğu ameliyatlarda, ekiplerimiz fedakarca hizmet vermeye devam ediyor. Hekimlerimizin, hemşirelerimizin, sağlık çalışanlarımızın dünyadaki en iyi profesyonel eğitim imkanlarına ulaşmalarına destek oluyoruz. Yetkinlikleri ve liderlikleri ile dünyada itibar gören hekimlerimizi dijital ortamlarda buluşturuyoruz. Covid-19 ortamında ameliyatların güvenli bir şekilde yapılabilmesi için protokollerin oluşturulması konusunda kanaat önderi hekimlerimize iş birliği ortamı oluşturuyor, sağlık sistemimize ve devlet yetkililerimize destek olmalarına aracı olmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda hekimlerimizi dünya çapındaki kanaat önderi hekimlerle dijital ortamlarda karşılıklı istişareler için bir araya getiriyoruz.

Bir taraftan ülkemizdeki sağlık ekosisteminin daha da gelişmesi, sağlık turizmi alanında ülkemizin dünyada lider konuma gelebilmesi için, ülkemize yatırımlarımıza devam ediyoruz. Bu yatırım projeleri içinde profesyonel eğitimler, cerrahi eğitim merkezleri, mükemmeliyet merkezleri ve ülkemizdeki lider hocalarımızın dünyada tanınmasına yönelik çalışmalarımız yer alıyor ve bu çalışmalar hız kesmeden devam ediyor.

Johnson & Johnson olarak, sağlık sisteminin geliştirilmesi için bir çözüm ortağıyız. Bu misyon ile bütüncül bir hizmet anlayışı sunarak hekimlerimizin, hemşirelerimizin, sağlık çalışanlarımızın, hastalarımızın ve devlet yetkililerimizin yanında yer alıyoruz ve katma değer sağlamayı amaçlıyoruz. Bu bilinçle ve hizmet anlayışı ile işimize sarılıyor, sağlık çalışanlarımızın ve sağlık sistemimizin ihtiyaçlarına destek olmak için çalışıyoruz.

Sağlık sektörü paydaşlarını ve özelde kendi iş faaliyetlerinizi göz önünde bulundurarak, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” önermesine katılıyor musunuz?

Elbette bazı konularda ve yöntemlerde temel değişiklikler olacaktır, ancak her şeyin kökten değişime uğrayacağı gibi bir genelleme, bana çok doğru gelmiyor.

Bu süreçte birçok işin dijital mecralar aracılığı ile yapılabildiğini gördük. Mesela, her toplantıyı aynı odada birlikte olarak yapmak zorunda olmadığımızı, dijital mecralar ile de etkin bir şekilde iletişim kurabildiğimizi yaşayarak öğrendik. Elbette dijital ortamlar yüz yüze iletişimin yerini tutmuyor. Sosyal canlılar olarak, insan insana temas etmek istiyoruz ve bunun eksikliğini hissediyoruz Ancak enfeksiyon risklerinin azaltılması, genel verimlilik, trafikte geçirilen süreden tasarruf, doğa kirliliğini önleme gibi açılardan bakıldığında da, dijital toplantıların bundan sonraki süreçte de tercih edilebileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla ofis ve seyahat ihtiyaçlarının zamanla azalabileceğini, evden çalışarak iş gereklerinin sağlanabileceği durumlarda evden çalışmanın giderek yaygınlaşacağını düşünüyorum. Benzer şekilde, birçok profesyonel eğitimin dijital mecralarda, yeni geliştirilen dijital uygulamaların yardımıyla verilmeye başlanacaktır.

Öte yandan, insan hayatının ve insan sağlığının kıymeti ve önemi değişmeyecektir. Hastalarımızın dünya standartlarında tedavi ihtiyacı; hekimlerimizin, hemşirelerimizin, sağlık çalışanlarımızın en modern ve en kaliteli sağlık malzemelerine, profesyonel eğitimlere, klinik destek hizmetlerine erişimlerinin aksamadan sürdürülmesinin önemi, kanımca değişmeyecektir. Kaliteli yaşam süresinin uzatılmasına yönelik ülkemizde ve dünyada araştırma geliştirmeye yapılan yatırımlar, yenilikçi sağlık çözümleri ve teknolojileri artarak devam edecektir.

Johnson & Johnson olarak yaptığımız her işin merkezinde yer alan hastalarımıza, hekimlerimize, hemşirelerimize, sağlık çalışanlarımıza olan sorumluluğumuz her zaman olduğu gibi önceliğini koruyacaktır.

2020 yılı içerisinde yapılacak kongre, toplantı vb. etkinliklere Johnson & Johnson Medikal Cihazlar katılacak mı?

Salgın süreci ile birlikte dijitalleşmenin mecburi bir şekilde artan önemini her sektörde olduğu gibi biz de deneyimledik. Yüz yüze gerçekleştirmeyi planladığımız etkinliklerimizi öteledik ya da online platformlara taşıdık. Bu çerçevede online eğitim ve toplantılarımızı artırarak hekimlerimize ulaşmaya devam ediyoruz. Yıl içerisinde Sağlık Bakanlığımızın kararları dahilinde hareket etmeye devam edeceğiz.

Bitirirken, şu konunun altını çizmek isterim: Günlük yaşantımızda otomatikman kabul ettiğimiz bazı rahatsızlıklarımız artık yok. Etkin bir aşı bulunup bu salgın sona erene kadar da bu rahatsızlıklarımız olmayacak. Mesela artık maske, mesafe ve temizlik kurallarına uymak bir tercih değil, bir mecburiyettir. Sayın Cumhurbaşkanımız, normalleşme sürecini başlatırken bunu çok net ifade etti. Fakat üzülerek görüyoruz ki, toplumumuz bu kurallara ne yazık ki gerektiği gibi uymuyor. Benim bu söyleşiyi okuyan herkesten istirhamım, kendimizi düşünmüyorsak bile hiç olmazsa ninelerimizi, dedelerimizi, annelerimizi, babalarımızı, ablalarımızı, ağabeylerimizi, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı düşünerek hareket edelim. Maske, mesafe ve temizlik konularında çevremize davranışlarımızla örnek olalım.  Bu halk sağlığı seferberliğine, en vicdani duygularımızla en önden katılalım.

Hacettepe ve 5 Üniversiteye Yeni Rektör Atandı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla, 24 Haziran 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan atama kararlarına göre, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Fuat Erdal, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Metin Aksoy, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Rektörlüğüne Prof. Dr. Semih Aktekin, Bingöl Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Çapak ve Doğuş Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Turgut Özkan getirildi.

MSD’den, Salgın Mücadelesine 3 Milyon TL’lik Bağış

MSD, Sağlık Bakanlığının COVID-19 pandemisi ile mücadeledeki başarılı çalışmalarına katkıda bulunmak üzere, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüne 3.350.000 TL bağışta bulundu.

1591009983 Msd T Rkiye Genel M D R Renan Zyerli 1
Renan Özyerli

MSD Türkiye Genel Müdürü Renan Özyerli, “İnsan yaşamı, toplumumuz, sağlık sistemleri ve sağlık çalışanları daha önce görülmemiş bir risk ile karşı karşıya. Bu salgını ancak global çapta dayanışma ve iş birliği içinde aşabileceğimize inanıyoruz. Sağlık Bakanlığının COVID-19 pandemisine karşı yürütttüğü başarılı mücadeleye bir nebze de olsa katkıda bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bununla birlikte, aşı alanındaki tecrübemiz ve Ar-Ge alanındaki köklü bilgi birikimimiz ile COVID-19 salgınına etkili bir yanıt geliştirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Bu bağlamda, küresel iş birlikleri ile mücadelemizi sürdürüyoruz. Sağlık Bakanlığı ve tüm sağlık çalışanları içinde bulunduğumuz bu zorlu süreci büyük bir özveri ile yönetiyor. Minnettarız.” dedi.

Johnson & Johnson, Covid-19 Aşı Adayı Çalışmalarına Başlıyor!

Johnson & Johnson, COVID-19 Aşı Adayı Çalışmalarını Hızlandırdı! Faz 1/2a Klinik Araştırması Temmuz Ayının İkinci Yarısında Başlayacak!

Johnson & Johnson, çalışmaları devam eden Covid-19 aşısı ile ilgili eylül ayında gerçekleştirmeyi planladığı Faz 1/2a klinik çalışmasının tarihini öne çekerek temmuz ayının ikinci yarısında başlatacağını duyurdu.

Johnson & Johnson, taahhüt ettiği global aşı ihtiyacını karşılamak üzere üretim kapasitesini ve ortaklıklarını da geliştirmeye devam ediyor.

Johnson & Johnson, ilaç şirketi Janssen aracılığıyla; SARS-CoV-2 aşısı Ad26.COV2-S rekombinantı için Faz 1/2a ilk insanlı klinik denemelerinin başlatılmasını hızlandırdığını açıkladı. Eylül ayı olarak planlanan başlangıç tarihi öne çekilerek çalışmanın temmuz ayının ikinci yarısında başlatılması bekleniyor.

Johnson & Johnson’ın SARS-CoV-2 aşısının gelişimini ve üretimini hızlandırma çalışmaları, Janssen ve Amerika Birleşik Devletleri Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) iş birliği ile yürütülüyor.

Johnson & Johnson Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Bilimsel Başkanı Paul Stoffels, “Şimdiye kadar gördüğümüz klinik öncesi verilerin gücüne ve ruhsatlandırma kurumlarıyla yaptığımız görüşmelerimize dayanarak SARS-CoV-2 aşımızın Ad26.COV2-S rekombinantının klinik gelişimini daha da hızlandırdık. Aynı zamanda, önemli global ortaklıklar kurmak üzere çalışmalarımıza devam ediyor, aşı üretim teknolojimize ve üretim kapasitemize yatırımlarımızı da sürdürüyoruz. Hedefimiz tüm dünyaya aşı sağlayabilmek ve toplumu bu salgından korumaktır” diye konuştu.

18-45 yaş arası ve 65 yaş üstü randomize olarak seçilen 1.045 sağlıklı kişi ile yapılacak olan Faz 1/2a çalışması ile SARS-CoV-2 aşısı Ad26.COV2-S rekombinantının güvenliği, aşılamaya ve bağışıklık durumuna yanıtı değerlendirilecek. Çalışma ABD ve Belçika’da yapılacak.

Faz 1 çalışmalarının sonuçları ve onayı beklenirken, Johnson & Johnson SARS-CoV-2 aşısı Ad26.COV2-S, rekombinantın Faz 3 klinik çalışmasını orijinal programından önce başlatmak amacıyla Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü ile de iletişimini sürdürüyor.

Şirket SARS-CoV-2 aşısı Ad26.COV2-S rekombinant araştırmalarını klinik olarak geliştirirken, üretim kapasitesini artırmaya ve dünya çapında erişim sağlamak için global ortaklarla görüşmelerde bulunmaya devam ediyor. Johnson & Johnson, aşının güvenli ve etkili olması koşuluyla, 2021 yılı boyunca global olarak bir milyardan fazla doz sağlamayı taahhüt ediyor.

COVID-19, solunum sistemine saldıran koronavirüs isimli bir virüs grubuna ait SARS-CoV-2’den kaynaklanmaktadır. COVID-19 için şu anda onaylanmış bir aşı bulunmamaktadır.

Johnson & Johnson’ın pandemiyle mücadeleye yönelik çok yönlü yaklaşımı hakkında daha fazla bilgi için: www.jnj.com/coronavirus 

Sağlık Bakanlığından 3 bin 250 Personel Alımı | 15 Haziran 2020

Saglik Bakanliginin Logo 1 1

Sağlık Bakanlığı, İstanbul’daki sağlık tesislerinde istihdam edilmek üzere, KPSS puanına göre ÖSYM tarafından yapılacak merkezi yerleştirme ile 3 bin sözleşmeli sağlık personeli alacak.

Alımlar, 2 bin 302’si hemşire ve 606’sı sağlık teknikeri olmak üzere ebe, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist ve sosyal çalışmacı unvanlarında olacak.Tercih Kılavuzu, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlandıktan sonra adaylar tercihlerini 16 Haziran – 22 Haziran 2020 tarihleri arasında yapabilecek.

Sözleşmeli sağlık personeli alımı duyurusu için Bakanlığın Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve ÖSYM internet siteleri takip edilebilir.

Ayrıca, 108’i temizlik hizmetleri, 113’ü bakım ve onarım hizmetleri ve 29’u koruma ve güvenlik hizmetlerinde görev yapmak üzere 250 sürekli işçi alınacak. İşçi alım duyurusu için Bakanlığın Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve İŞKUR internet siteleri takip edilebilir.

Sağlık Sigortası Pandemiden Nasıl Etkilendi?

Businesspeople At Work During Covid 19 Pandemic

Koronavirüs pek çok sektörü değiştirdi. Bu sektörlerden biri de sigorta sektörü oldu. Sağlık sigortalarında salgın hastalıklar kapsam dışı tutulmuş olmasına rağmen ülkemizin kamu sağlık finansmanına destek olmak ve sigortalılarının kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak amacıyla salgın hastalık nedeniyle oluşan sağlık harcamaları jest olarak bu döneme özel ödeme kapsamına alındı. Şimdi herkes bundan sonraki süreçte teminatların içeriğinin ne olacağını merak ediyor.

Pandemi sonrasında sigortalar değişecek

Bülent Eren

Demir Sağlık Genel Müdür Yardımcısı Bülent Eren, pandemi sonrasında sağlık ve hastalık sigortaları anlayışında değişiklikler olacağını söylüyor. Öncelikle grup sağlık sigortalarından başlamak üzere ve belki de hemen peşinden bireysel ürünlerde pandemi olguların poliçe kapsamına alınmaya başlanacağını belirten Eren, “Ancak bu teminat genişletilmesi, sektörün son dönemde 2 aylık süre içinde pandemi olgularına 33 milyon gibi bir hasar ödemesi yaptığı düşünüldüğünde poliçe primlerini de etkileyecektir. Belki pandemi dahil ve hariç olmak üzere seçenekli ürünler oluşabilir. Ek olarak pandemi olgularını teminat altına alan hastalık sigortası türü ürünlerin de gelişmesi bekleniyor.” Türkiye sigorta pazarında sağlık sigortacılığı yüzde 12 gibi bir pay alıyor. Yeni sigortalı katkısının tamamlayıcı sağlık sigortası tarafında olduğunu gözlemlediklerini belirten Eren, bu alanda da poliçe teminatları ve kapsamlarının değişeceğini, Demir Sağlık olarak ilerici bir vizyon ile yeni ürün ve hizmetlerle pazarda ilkleri gerçekleştirmeye devam edeceklerini söylüyor.

Sağlık sigortasının önemi anlaşıldı

Pandemilerin insan yaşamı boyunca devam edeceğini ifade eden Eren, geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan kuş gribi, domuz gribi, SARS, ebola gibi ölümcül olabilen yeni tip viral hastalıklar daha sık yaşanmaya başlanabilir diyor. Dünya nüfusunun artışına bağlı olarak nüfus yoğunluğunun da artması, sosyal ilişkilerin sıkılaşması, şehirleşmenin artışı ve elbette globalleşme bölgesel olarak ortaya çıksa bile bu tür hastalıkların hızla yayılmasına neden olabiliyor. Bu tip hastalıklar ve bunların tedavi maliyetleri, sağlık sigortasının önemini daha da ortaya çıkarıyor. Ülkemizde ve dünyada sağlık sigortasına olan ilginin ve ihtiyaç farkındalığının artmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Eren, mevcut sigortalıların yenileme oranlarında artış olacağı gibi yeni poliçe satışlarında da bir ivmelenme beklediklerini söylüyor.

Salgın dijitalleşmeyi hızlandırdı

Salgınla beraber pek çok hizmeti online ortamda almaya başladık. Söz konusu sigorta olunca önceleri yüz yüze yapılan görüşmeler de online ortama taşındı. Pek çok ihtiyaç artık web üzerinden halledilirken sigorta ihtiyaçları ve bu konudaki gereksinimler de artık online mecralarda gideriliyor. Yaşadığımız bu süreçte hem poliçe satışı ve yenilemesinin hem de satış sonrası hizmetlerin uzaktan erişimle sorunsuz bir biçimde yönetilebildiğini belirten Eren, artık farklı bir sürece girileceğini ve dijital satış kanalı üzerinden poliçe satışlarının arttığını, bunun bir lüks değil bir gereklilik olduğunu söylüyor: “Elbette sigorta şirketleri de bu değişime ayak uydurarak bugüne kadar kısıtlı olan dijital ortamda satışa sunulmuş ürün yelpazesini genişleteceklerdir. Bu dönemde kullanımının ciddi arttığını tespit ettiğimiz online doktor hizmeti gibi satış sonrası hizmetlerde de online ve dijital desteklerin artık her poliçeye entegre edildiğine şahit olacağız.”

Askeri Tıp Sektörü Military Medical Webex’te Buluştu!

1591775184 Militarymedicalwebex Ac L S

Askeri tıp sektörünün liderleri ve ülke ordularının askeri tedarik ofislerini bir araya getiren Military Medical Webex 9 Haziran’da başladı. İki gün sürecek online buluşmanın ana gündemini; koronavirüs salgınının uluslararası askeri sistemler üzerindeki etkisi, medikal tedarik zincirlerinin son durumu, salgınla mücadele sürecinde ülkelerin askeri medikal ihtiyaçları ve mücadele kapsamında alınan önlemler oluşturdu. Online fuarın ilk gününde 16 ülkenin askeri heyetleri, 60 firma ile 104 görüşme gerçekleştirdi.

İki gün sürecek programın ilk günü, moderatörlüğünü Hakan Çelik’in yaptığı, Kosova Savunma Bakanlığı Tıbbi Sorunlar Daire Başkanı Albay Dr. Xhevdet Tahiraj ve Military Medical Web Exhibition Genel Müdürü Hakan Kurt’un konuşmacı olarak katıldığı “Biyo Savunma Tehditleri ve Başarı Öyküleri” oturumu ile başladı.

“Salgınlar sistemleri değiştirir”

1591775390 Military Medical Webex Logo

Fuarın organizatörü olan Capital Exhibition’ın CEO’su Hakan Kurt, 50 milyondan fazla insanın ölümüne ve 500 milyon insanın enfekte olmasına sebep olan İspanyol gribinin hemen arkasından Dünya Sağlık Örgütünün kurulduğunu anımsatarak, “Örneklerden anlaşılacağı üzere dünya üzerindeki biyolojik salgınlar askeri ve siyasi sistemlerin kolayca değişmesine neden olur. Savaşlar başlatmış, sistemler değiştirmiş bu salgınlar mevcut yönetim sistemlerinin de değişmesine sebep olmuştur” diye konuştu.

Fuar programı hakkında bilgi veren Kurt, iki gün boyunca katılımcı firmalar ve askeri heyetler arasında ikili görüşmelerin gerçekleştirileceğinin de bilgisini verdi. Amerika’dan Bangladeş’e, Kolombiya’dan Pakistan’a, İngiltere’den Kosova’ya, Bosna’dan Afganistan’a kadar geniş yelpazede bir katılım olduğunu belirten Kurt, sabah erken saatlerde firmalar ve heyetler arasında görüşmelerin başladığını ve görüşmeler sırasında COVID-19 salgının etkisinin de değerlendirileceğini söyledi.

Kosova Savunma Bakanlığı: Daha az vaka ve daha az temas

Kosova Savunma Bakanlığı Tıbbi Sorunlar Daire Başkanı Albay Dr. Xhevdet Tahiraj konuşmasında webinar oturumlarının yeni bilgilere ulaşma ve yeni deneyimleri paylaşma noktasında önemine değindi. Tahiraj, “Görünmez bir düşmanla hepimiz mücadele etmekteyiz. Başka ülkelerin mücadelelerini dinlemek bu anlamda çok kıymetli” dedi. Bu noktada ortaya çıkacak kavramsal yaklaşımın benzeri bir durumla nasıl başa çıkılabileceğine hazırlık açısından önemli olduğunu belirten Tahiraj, salgınla mücadelede başarı olarak addedilen noktaların en başında, teknik anlamda ve yapılan mücadele nezdinde yayılımın azaltılması geldiğini söyledi. Tahiraj “Daha az vaka ve daha az temas için çok büyük çabalar kaydedildi. Vatandaşlar, kurumlar ve bakanlıklar eş güdüm içerisinde hareket etti” diye konuştu.

Webex sayesinde bu alandaki teknolojileri ve şirketleri tanıyıp, belirli mekanizmalarla birlikte herhangi bir biyolojik saldırı olması halinde nasıl savunmaya geçileceğinin kaynaklarının görüleceğini belirten Tahiraj, toplantının gelecekteki müdahaleler noktasında çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

COVID-19’un herkesin ortak deneyimi olduğuna işaret eden Albay Tahiraj, herkesin yek vücut halinde hareket ettiğini virüsün yayılımını birlik içerisinde engellemeye çabaladığını söyledi. Pandemiye hazırlıklı olmanın önemine değinen Tahiraj, önlemlerin, planlamaların ve önleyici faaliyetlerin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Askeri Sağlık Sektörü ve Fırsatları

Saat 14:00’da başlayan ikinci oturumun odağında ise ‘Askeri Sağlık Sektörü ve Fırsatları’ vardı. ZOLL Hükümet Birimi Küresel Askeri Satıştan sorumlu Başkan Yardımcısı Brenda M. Butler’ın konuşmacı olarak katıldığı oturumda askeri tedarik zincirindeki alanlar, yeni teknolojiler ve teknolojilere liderlik edenlerin bakış açıları ile sağlık teknolojilerindeki yenilikler, askeri endüstriye entegrasyon ve gelecekteki stratejiler tartışıldı.

1000 kişiyle sınırlı katılım

Ürünlerini sergilemek isteyenler için farklı toplantı ve sergileme paket seçenekleri sunan Military Medical Webex, fuarın katılımcı sayısını da 1.000 kişi ile sınırlandı. Dünyanın birçok ordusunun askeri tedarik ofisleri yeni nesil askeri medikal satın almalarının ilk kararını bu fuarda veriyor.

Detaylar: https://www.militarymedical.com.tr/sponsors-partners

Nobel’e Yeni Mali İşler Direktörü

Img 7196 101404627 1
Esra Eke

Esra Eke Ulkar – Nobel İlaç Mali İşler Direktörü olarak atandı.

2000 yılında Honda ve ardından, Colgate Palmolive ve Yudum Gıda şirketlerinde maliyet muhasebesi, bütçe raporlama, ticari finans ve hazine gibi alanlarda önemli roller üstlenen Eke, 2009 yılında The Coca-Cola Company’e geçerek şirketin Avrasya ve Afrika Bölgesi merkez ofisinde çalıştı. 2017 yılından beri Coca-Cola İçecek Finansal Planlama ve Analiz Müdürü olarak görev yapan Esra Eke 2020 Haziran ayından itibaren Ulkar – Nobel çatısı altında Mali İşler Direktörü olarak başarılı kariyerine devam edecek.

2001 yılında Marmara Üniversitesi Enformatik (Almanca) Bölümü’nden mezun olan Esra Eke, 2007 yılında Marmara Üniversitesi İşletme (İngilizce) masterı yaptı.