Acıbadem Kent Sağlık Grubunu Bünyesini Kattı

acibadem saglik grubu 1200x675 1

“Acıbadem Sağlık Grubu, İzmir’in önde gelen özel sağlık kuruluşlarından Kent Sağlık Grubunun %100 hissesinin satın alımı için bağlayıcı sözleşmelerin imzalandığını açıkladı. İşlemler, resmi onay süreçleri sonrası 2023’ün ilk çeyreği içerisinde tamamlanacak”

Acıbadem Sağlık Grubu, 2004 yılından beri İzmir’de faaliyet gösteren ve 1 hastane ile 2 tıp merkezi bulunan Kent Sağlık Grubunu bünyesine katarak, Türkiye’deki hizmet ağına yeni bir halka daha ekliyor. 45bin metrekare kapalı alanda, 340 yatak kapasitesiyle hizmet veren, aynı zamanda 2018 yılında açılan Kanser Merkeziyle de sağlık hizmeti sunan Kent Hastanesi, İzmir’de faaliyet gösteriyor.

Acıbadem Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, Kent Sağlık Grubunun Acıbadem bünyesine katılmasıyla ilgili şunları söyledi:

“Türkiye’nin en büyük üçüncü şehri olan İzmir’e Acıbadem markasını getirmenin gururunu yaşıyoruz. Bu işlem, hem Türkiye’deki büyüme stratejimizin önemli bir parçasını tamamlamamız hem de İzmir için uzun süredir planladığımız hedefi gerçekleştirmemiz anlamına geliyor. Acıbadem olarak, özel sağlık sektöründe İzmir’in saygın kurumlarından Kent Sağlık Grubunu bünyemize katarak İzmirlilere Acıbadem kalitesinde sağlık hizmetlerimizi sunacağımız için mutluluk duyuyoruz.”

“Kent Hastanesi, Acıbadem’in Türkiye’de 19., globalde ise 25. hastanesi olacak. Ayrıca grubun tıp merkezi sayısı da bu satın almayla 16’ya yükselecek”

Kent’in Yönetim Ekibini Destekledik

Kent Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve MidEuropa Sağlık Sektörü Yönetici Ortağı Matthew Strassberg ise: “MidEuropa olarak, son 10 yıl içerisinde en gelişmiş teknolojilere sahip kanser merkezi ve yeni bir tıp merkezi açılışı da dahil olmak üzere Kent’in kapasitesini iki katından fazlasına çıkaran yatırımlarımız ile, Kent’in yönetim ekibini aktif bir şekilde destekledik. Acıbadem Sağlık Grubu tarafından yapılacak olan satın alma işlemi, hem Kent tarafından bu yatırımlar aracılığı ile oluşturulan stratejik değerin bir ispatı hem de tıbbi alandaki ve hizmet sunumundaki mükemmeliyet odaklılığın hastalar ve diğer paydaşlar yararına devam edeceğinin bir teminatıdır.” dedi.

Kent Hastanesi, Acıbadem’in Türkiye’de 19., globalde ise 25. hastanesi olacak. Ayrıca grubun tıp merkezi sayısı da bu satın almayla 16’ya yükselecek. Gerekli resmi onayların tamamlanmasını müteakip, işlemin 2023’ün ilk çeyreği içerisinde tamamlanması bekleniyor.

Tıbbi Cihaz Sektörü Ülke Ekonomilerinin Dinamosu

Johnson & Johnson MedTech Türkiye Genel Müdürü Ceylan Yokuş, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

0c93ca99 e4b4 4745 b0c7 ebfcebf5d140
Ceylan Yokuş

“TIBBİ CİHAZ SEKTÖRÜ YÜKSEK BÜYÜME HIZI İLE EKONOMİLERİN DİNAMİK SEKTÖRLERİNDEN BİRİ OLARAK KONUMLANIYOR. PAZAR BÜYÜME HIZI DA YÜKSEK OLDUĞUNDAN, PAZAR TRENDLERİNDE ORTALAMANIN ÜZERİNDE BİR PERFORMANS SERGİLİYOR, DOLAYISIYLA EKONOMİYE DİNAMİZM GETİRİYOR”

Kendinizden ve kariyer yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz?

1982 Antalya doğumluyum. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra üniversite öğrenimime Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümünden devam ettim, ardından da İspanya’da EADA Business School’da yüksek öğrenimimi Uluslararası Pazarlama üzerine yaptım. Hacettepe Tıp kökenli bir anne-babanın çocuğu olarak, her daim cerrahiye ilgim vardı dolayısıyla iş arayışımı medikal cihaz sektöründe yoğunlaştırdım. 2006 yılında Johnson & Johnson Medtech yolculuğuma satış temsilcisi olarak başladım. İlk 5 yıl Türkiye organizasyonunda satış temsilcisi ve ürün müdürü olarak görev yaptıktan sonra, 2011 yılında Avrupa’da Bölge Pazarlama ekibine katıldım. 2013 yılında Türkiye ekibine dönerek önce satış müdürlüğü ardından iş birim direktörlüğü görevlerini üstlendim. Ardından bir 5 yıllık Global Stratejik Pazarlama ve Global R&D tecrübelerim oldu. Bu yolculuğumda sırasıyla Kuzey Kaliforniya, Londra ve Münih’te yasadım; Robotik Cerrahi ve Dijital Cerrahi üzerine farklı görevler üstlendim. Dünyanın farklı yerinden insanlarla çalıştım, hayatımın her döneminde hatırlayacağım paha biçilmez tecrübeler edindim.

“GÖREVE GELİŞİM İLE BENİM İÇİN ÇOK HEYECAN VERİCİ BİR DÖNÜŞÜM BAŞLIYOR; HEKİMLERİMİZ, SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZ VE HASTALARIMIZ İÇİN DAHA FAZLA ETKİ YARATAN BİR KONUMA YÜKSELMEK İÇİN TÜM EKİP VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞARAK, ENDÜSTRİDE BAŞARI HİKAYELERİ YAZMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Göreve gelişiniz ile önümüzdeki dönem içerisinde hayata geçirmeyi planladığınız plan ve projeler nelerdir? Johnson &Johnson’a katmayı hedeflediğiniz değerler neler olacak?

Hepimizin bildiği üzere son yıllarda Türkiye, sağlık sektöründe en önde gelen ülkeler arasında yer alıyor ve yurt dışından da çok sayıda kişi tedavi amaçlı ülkemize geliyor; alanında yetkin hekimlerimiz ve endüstriye hizmet veren teknolojiler sayesinde insanlar sağlığına kavuşuyor. Bu anlamda Johnson & Johnson MedTech Türkiye organizasyonu olarak bizler de ülkemizde sağlık sektöründe her gün daha çok insanın hayatına dokunacak çözümler geliştiriyor ve bununla gurur duyuyoruz. Önümüzde çok hedef var, teknolojilerimizin hastalara erişimi ve hastalarımızın sağlıklarına kavuşması bizim için her şeyden değerli. Göreve gelişim ile benim için çok heyecan verici bir dönüşüm başlıyor, Türkiye’nin sağlıklı geleceğine katkıda bulunmak için şirketimizi; hekimlerimiz, sağlık çalışanlarımız ve hastalarımız için daha fazla etki yaratan bir konuma getirmek için tüm ekip var gücümüzle çalışarak, endüstride başarı hikayeleri yazmaya devam edeceğiz.

image001

“ENDÜSTRİDE AKTİF OLMAK, POLİTİKALARI ŞEKİLLENDİRMEDE TAKİPÇİ OLMAK, PAYDAŞLARIMIZ İLE İÇ İÇE OLMAK BAŞLICA STRATEJİLERİMİZ ARASINDA. YÖNETİM EKİBİMİZ İLE KAMU İLETİŞİMİNİ ÇOK ÖNEMSİYOR VE ÖNCELİKLENDİRİYORUZ. ENDÜSTRİDE ÇOK ÖNEMLİ ROL OYNAYAN, PROAKTİF KATKI SAĞLAYAN PAYDAŞLARIMIZ İLE ÇALIŞMAYA DEVAM EDEREK SEKTÖRÜN ŞEKİLLENMESİNDE OYUNCU OLMAYI ÖNEMSİYORUZ”

Johnson &Johnson MedTech olarak Türkiye için hedef ve stratejileriniz nelerdir?

Katlanarak artan bir hızla ve sürekli olarak değişen düzen, hepimizi de gereken değişikliklere uymaya zorluyor. Firma ve oluşumlar, uyum ve hayatta kalabilmek için, hem çevre değişikliklerini önceden tahmin etmek, hem de güçlü bir rekabet ortamında üstünlük sağlamak durumunda. Bana göre bir şirketin kültürü, kişilerin felsefesi, dünya görüşü, bakış açısı ile çok iç içedir. Şirketimizin kültürünü etkileyen en önemli nokta bana göre çalışanlarımız; onların nitelikleri, çalışkanlıkları ve iş birlikleridir. Geçtiğimiz yıl bu sayede gösterdiğimiz başarılar için bu sene de en başta hevesimiz aynı şekilde devam edecek, ben de bu anlamda elimden geldiğince ekibimizi desteklemeye gayret edeceğim. Ekiplerimiz ile omuz omuza çalışarak, en önemli öncelik olan ülke hastalarımıza en yeni ve yüksek teknolojiler ile çözüm oluşturmaya devam edeceğiz. Endüstride aktif olmak, politikaları şekillendirmede takipçi olmak, paydaşlarımız ile iç içe olmak önemli noktalardan bir diğeri. Yönetim ekibimiz ile kamu iletişimini çok önemsiyor ve önceliklendiriyoruz. Endüstride çok önemli rol oynayan proaktif katkı sağlayan paydaşlarımız ile çalışmaya devam etmek çok önemli, bu anlamda sektörün şekillenmesinde oyuncu olmayı önemsiyoruz.

Bir süredir yurt dışında görev yapan bir Türk iş kadını olarak uluslararası bir üretici markası olarak Türkiye ‘Tıbbi Cihaz’ endüstrisinde faaliyet göstermenin avantajlı, dezavantajlı noktaları, fırsat ve gelişim alanlarını nasıl değerlendirirsiniz, önerileriniz neler olabilir?

Küresel ekonomideki gelişmelere bakıldığı zaman ‘Tıbbi Cihaz’ sektörü çok ciddi büyüme gösteren alanlardan birisi olarak karşımıza çıkmış, teknolojik gelişmeler, teşhis ve tedavi hizmetlerinin sunum şeklini ve kalitesini önemli ölçüde etkilemiş ve sağlık endüstrisini yeniden şekillendirmiştir. Son dönemdeki medikal gelişmeler teşhis, tedavi ve rehabilitasyon amaçlı çok sayıda cihazın geliştirilmesini ve kullanıma sunulmasını mümkün kılmış ve bu destekle belirli hastalıkların tedavisinde önemli başarılar sağlanmıştır. Tıbbi cihaz denildiğinde çok fazla tür ve bunların alt gruplarından bahsetmiş oluyoruz. Sahip oldukları oldukça geniş ürün yelpazesi nedeniyle de tıbbi cihazların tanımı gibi sınıflandırılmalarında da farklı uygulama ve sistemler mevcuttur. Tıbbi Cihaz sektörü yüksek büyüme hızı ile ekonomilerin dinamik sektörlerinden biri, pazar büyüme hızı da yüksek olduğundan, pazar trendlerinde ortalamanın üzerinde bir performans sergilemektedir ve bu nedenle ekonomiye dinamizm getirir. Bir süredir yurt dışında görev yapan bir Türk kadını olarak ülkemizdeki sektör gelişmelerini özlemle takip etmiştim. Şimdi aynı heyecan ile ülke ve sektörüme katkı sağlamaya devam etmek beni oldukça heyecanlandırıyor.

“BEN OFİSİNDE OTURAN BİR LİDER DEĞİLİM, HİÇBİR ZAMAN OLMADIM. BU YÜZDEN HAFTANIN YARISINI EKİBİMİZLE BİRLİKTE SAHADA MÜŞTERİLERİMİZİ ZİYARET EDEREK, GERİ BİLDİRİMLERİNİ ALARAK; DİĞER YARISINI İSE OFİSTE TOPLANTILAR VE BİREBİR GÖRÜŞMELER YAPARAK PLANLIYORUM. BENİM EN BÜYÜK MOTİVASYON KAYNAĞIM İNSANDIR”

Rutin bir iş gününün veya çalışma haftanız nasıl geçiyor? Çalışma hayatınızda beslendiğiniz, size iyi gelen motivasyon kaynaklarınız nelerdir?

Göreve 1 Mayıs itibariyle başladığımdan ajandam oldukça yoğun bu sıra ancak bu çok heyecanlı ve mutlu bir yoğunluk. Ben ofisinde oturan bir lider değilim, hiçbir zaman olmadım. Bu yüzden haftanın yarısını ekibimizle birlikte sahada müşterilerimizi ziyaret ederek, geri bildirimlerini alarak; diğer yarısını ise ofiste toplantılar ve birebir görüşmeler yaparak planlıyorum. Benim en büyük motivasyon kaynağım insan. Bu gerek tedavi süreçlerine ürünlerimizle destek olduğumuzu bildiğimiz hastalar gerek ürünlerimize güvenen müşterilerimiz gerekse kendi iç ekibimiz. İnsanlarla bir arada olmak, onları dinlemek, onlarla başarıları, zorlukları paylaşmak ve yine omuz omuza Credo’muz (Andımız) rehberliğinde misyonumuz için savaşmak en büyük enerji kaynağım.

Johnson & Johnson MedTech Türkiye organizasyonu olarak deprem sürecinde ülkece geçirdiğimiz zor günlerde yaklaşımınız ve aksiyonlarınız nelerdi? Çalışanlarınız açısından ve sektör paydaşı olarak endüstride süreç yönetiminden biraz bahseder misiniz?

Ülkemizi derinden üzen deprem felaketi sebebiyle firmamız uluslararası sivil toplum kuruluşlarının afet yardımı çabalarını desteklemek için 1 milyon dolar katkı sağladı. Aynı zamanda termal battaniye, hijyen ürünleri, ameliyat iplikleri, yara örtüleri ve diğer tıbbi ürünler dahil olmak üzere acil ihtiyaç duyulan diğer malzeme bağışları da tarafımızca gerçekleştirildi. Paralel olarak, felaketten etkilenen şirket çalışanlarımız ile ailelerine geçici konaklama ve ulaşım ile her türlü desteği sağlamaya çalıştık, organizasyonumuz için çalışanımız ve ülke vatandaşlarımız çok kıymetli.

Sağlık sektöründe çalışma hayali kuran gençlere, kariyer yolculukları, meslek seçimleri ve iş hayatı açısından öneri ve mesajlarınız nelerdir?

Ben kendi yolculuğumdan yola çıkarak, genç arkadaşlarıma, ‘hayal kurmaktan kaçınmayın ve devamında mutlaka hayalinizi – o anda ne kadar ütopik görünürse görünsün – bir plan etrafında kurgulayın’ derim. Ne istediğini bilip, onu elde etmek için gereken çalışmayı iyi niyetle ve yapıcı tavırla yılmadan ortaya koyanın başaramama gibi bir olasılığı olamaz. Sağlık sektöründe çalışmak gurur verici; biliyorsunuz ki kullanılan her ürünle bir yerlerde birilerinin sağlığına kavuşup sevdikleriyle daha fazla zaman geçirmesine destek oluyorsunuz. Bunun verdiği mutluluk paha biçilemez.

Pediatri İlaçlarına Pahalılık Engeli

1683906523 tpk foto 2

“Türkiye gibi akraba evliliklerinin çok olduğu ülkelerde çekinik genden geçen hastalıklar oldukça sık görülüyor. Her geçen gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor. Genel olarak bakıldığında oldukça sık görülen hastalıklar olmasına rağmen maalesef ilaçları çok pahalı. İlaca ulaşım sıkıntısı çeken hastalar için alternatifleri kullanmaya başlıyoruz fakat etkilerini uzun dönemde göreceğiz”

Türk Pediatri Kurumu Derneği tarafından düzenlenen 58. Türk Pediatri Kongresi 9 – 13 Mayıs tarihleri arasında KKTC’de düzenlendi. Çocuk sağlığı ve hastalıklarının konuşulduğu kongrede, 1.788 katılımcı ile birlikte 5 kurs ve 75 bilimsel panel gerçekleşti. 

Türkiye’deki en eski ve en köklü pediatri derneği olan Türk Pediatri Kurumu Derneği,   58. Ulusal Kongresini fiziki olarak 9 – 13 Mayıs tarihlerinde KKTC’de düzenledi. Limak Deluxe Hotel’de gerçekleşen ve 5 gün süren kongreye Türkiye genelinde 1.788 çocuk doktoru katıldı. 

Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, son dönemlerde uzmanlık alanı olarak pediatri dalının daha az tercih edilmesi sebebiyle ülkemizin pediatri konusunda kritik bir dönemden geçtiğini söyledi. Bu nedenle 58’incisi hayata geçirilen kongrenin çok önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çokuğraş;  cumhuriyetin 100. Yılında gerçekleştirdikleri kongrenin ana konusunun cumhuriyetin kazanımları ve cumhuriyetin sağlık alanındaki getirileri olduğunun altını çizdi ve şunları söyledi:  

Branşımıza Talep Azalıyor

“Görevimiz bu kongrelerde pediatri konusundaki güncel gelişmeleri tartışarak fikir alışverişinde bulunmak ve kongre çıktılarının geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak. Biz pediatristlerin en büyük amacı, çocuklarla ilgili her türlü sorunda bir taraf olarak onların haklarını desteklemek ve onların sağlık sorunlarını gidermeye katkıda bulunmak, kısacası çocukların avukatlığını yapmak. Hocalar olarak aynı zamanda bu alandaki uzmanların, asistanların sıkıntılarını dinliyor ve nasıl çözüme ulaşabileceğini konuşuyoruz. Maalesef ülkemizde sağlık çalışanlarının ciddi can güvenliği sorunu bulunuyor. Bazen sözlü, çoğunlukla ise fiziksel saldırılarla karşı karşıya kalıyoruz. Oysaki biz hekimler zor şartlarda insanlara daha sağlıklı bir yaşam sağlayabilmek çalışıyoruz. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda yeni mezun hekimlerin pediatri, yoğun bakım, cerrahi gibi riskli alanları tercih etmediğini görüyoruz. Branşlara azalan bu talep beraberinde farklı problemleri de getiriyor. Tıp fakültelerinde yetkin eğitici kadro sorunları doğuyor. Hedefimiz bunları dile getirerek çözümler bulunmasına destek olmak.” 

Deprem bölgesindeki çocukların sağlık sorunları

Deprem bölgesindeki çocukların sağlık sorunlarıyla ilgili ellerinden gelen katkıyı sağlayarak bu bölgede yaşanan acıları gidermeye çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Haluk Çokuğraş sözlerine şöyle devam etti: 

“Deprem sebebiyle değişik uzuvlarını kaybetmiş 800’den fazla çocuk olduğunu biliyoruz. Bu çocukların proteze ve fizik tedavi olanaklarına erişmesini, bir taraftan da psikolojik destek almasını çok önemsiyoruz. Sürdürülebilir niteliği olan projemiz kapsamında 140 başvuru aldık. 18 çocuk değerlendirme sürecinde, 3 çocuğun ise protezi takıldı. Bu proje bizim için çok kıymetli, Amacımız çocukları fiziki ve mental açıdan sağlıklarına kavuşturmak. Şimdilik sadece depremzedelere hizmet veren bir proje olsa da zaman içerisinde başka nedenlerle ampute olmuş çocuklara da hizmet vermeyi planlıyoruz. Amacımız bir Ar-Ge bölümü kurarak, protez üretimi, uygulamaları gibi bir takım ek birimler oluşturmak.” 

İlaca Erişimde Sorun Yaşanıyor

Çocukların beslenme alışkanlıklarının hayatlarını etkilendiklerini ifade eden Türk Pediatri Kurumu YK Üyesi  Prof. Dr. Fügen Çollu Çokuğraş; 

“Çocuklarda ilk 5 yaş beslenme açısından son derece önemli. Çocukların ileriki yaşlarda karşılarına çıkacak hastalıkları da etkilemesi açısından çok kritik. Pediatri alanının diğer branşlarda olmayan bir niteliği var. Bizim bölümümüzün ismi çocuk sağlığı ve hastalıkları. Adında sağlık geçen tek branşız. Bir taraftan çocukların sağlığını korumaya çabalarken bir taraftan da tedavilerini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Tabii bunun en önemli noktalarından bir tanesi de ilaçlara erişim. Son dönemdeki ekonomik durum nedeniyle ilaçlara erişimde de ciddi sıkıntılar yaşamaya başladık” diyerek, beslenmenin çocukların yaşam kalitelerine olan etkisine dikkat çekti.

İlaçlar çok pahalı

İlaca erişimin tedavi seyrini etkilediğini söyleyen Türk Pediatri Kurumu YK Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Aktuğlu Zeybek ise; 

Ülkemizde ilaçlara ulaşamadığımız bir dönem oldu. Akabinde her türlü ilacı sağlayabildiğimiz hiçbir sıkıntı yaşamadığımız bir zamana geçtik. Şimdi ise yine bu konuda çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Türkiye gibi akraba evliliklerinin çok olduğu ülkelerde çekinik genden geçen hastalıklar oldukça sık görülüyor. Her geçen gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor. Genel olarak bakıldığında oldukça sık görülen hastalıklar olmasına rağmen maalesef ilaçları çok pahalı. İlaca ulaşım sıkıntısı çeken hastalar için alternatifleri kullanmaya başlıyoruz fakat etkilerini uzun dönemde göreceğiz dedi.

5 gün süren kongre boyunca 6 farklı salonda gerçekleşen bilimsel panellerin yansı sıra katılımcıların, Beslenme, Yeni Doğan, İnteraktif Pediatrik Acil, Çocuk Yoğun Bakım, Çocuk Alerji/Dermatoloji Kurslarına katılma imkânı da oldu. 

Pediatri dünyası için oldukça önemli ve bilgilendirici olan, bilimsel programlar ve çeşitli kurslar ile zenginleşen kongrede Cumhuriyetin 100. yılını kutlama vesilesiyle “100. Yılında Cumhuriyet” Temalı Fotoğraf Yarışması düzenlendi. Gerçekleşen yarışmada 55 fotoğraf jüri tarafından değerlendirildi ve dereceye giren fotoğraflar ödüllendirildi. 

Merck’ten 25 Tıp Fakültesi Öğrencisine Burs

1683547913 merck t rkiye genel m d r ehram zayer gorsel1

İlaç ve kimya şirketi Merck’in global olarak 355. ve Merck Türkiye’nin 25. kuruluş yıl dönümü olması dolayısıyla Merck Türkiye, 25 Tıp Fakültesi öğrencisine burs sağlamak için Türk Eğitim Vakfı (TEV) iş birliğiyle Merck Türkiye 25. Yıl Burs Fonunu oluşturdu. Şirket ayrıca, 25 lisans düzeyinde depremzede öğrenciye de eğitim bursu verdi. 

Merck Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer, “25 yıldır olduğu gibi bundan sonra da içinde bulunduğumuz topluma katkı sağlamaya ve gençlerin eğitimine destek olmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Atama | Bayer Türkiye

1683791376 seda demirkol de irmenci

Seda Demirkol Değirmenci, Bayer Türkiye’de İlaç Ruhsatlandırma, Pazar Erişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Türkiye & İran olarak atandı. Değirmenci, daha öncesinde Ruhsatlandırma Bölümü Türkiye & İran Ülke Ruhsatlandırma Müdürü görevini yürütüyordu.

Atama | Pierre Fabre Türkiye

hande demirdere

2017 yılından itibaren Pierre Fabre Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Dr. Hande Demirdere Pierre Fabre Birleşik Krallık ve İrlanda Genel Müdürlüğü’ne atandı.
Fransa kökenli olan ve dünyada 43 ülkede faaliyet gösteren Pierre Fabre; Onkoloji, Kadın Sağlığı, Üroloji, Tüketici Sağlığı ve Dermokozmetik alanlarında faaliyet gösteriyor.

Bayer | Hedefe Yönelik Onkolojide Hasta İnovasyonu Ödülleri

1684227493 popia logo
  • 2023 ödül programı pediatrik kansere odaklanacak ve hedefe yönelik onkoloji tedavisine erişimi iyileştirmeye ve dünyanın dört bir yanındaki kanser hastası çocukların karşılaştığı eşitsizliklerle mücadele etmeye yönelik inovasyon ve iş birliklerini teşvik etmek üzere her biri 50 bin dolar değerinde iki hibe ödülü verecek.
  • Programa, yerel mevzuat kapsamında izin verildiği ölçüde hasta örgütleri/dernekleri ve sağlık kurumları dahil olmak üzere kâr amacı gütmeyen her türlü kurumdan başvuru kabul edilecek. 

Bayer tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Hedefe Yönelik Onkolojide Hasta İnovasyonu Ödülleri’ne başvurular başladı. Son iki yılda, inovasyonu teşvik etme ve hedefe yönelik onkoloji tanı ve tedavilerine erişimi kolaylaştırma, tedavi ve bakımı yönlendirme ve sonuçları iyileştirmeye yönelik tasarlanan projeler için 50’den fazla başvuru yapıldı. Şirketin küresel düzeyde kanser araştırmalarına katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü ödül programı, hedefe yönelik onkoloji tedavisini iyileştirmeye ve dünyanın dört bir yanındaki kanser hastası çocukların karşılaştığı eşitsizlikle mücadeleye yönelik inovasyon ve iş birliklerini teşvik etmeye odaklanıyor. 

İki hibe ödülü verilecek

2023 programında her biri 50 bin dolar değerinde iki hibe ödülü verilecek. Bu yılki hibeler, kâr amacı gütmeyen hasta kuruluşları ve kâr amacı gütmeyen sağlık kuruluşları olmak üzere iki kategoride sunulacak. Dünyanın dört bir yanından uygun kuruluşlar 16 Haziran 2023 tarihine kadar başvuru yapabilecek. Hibe şeklinde verilecek ödüller, genomik değişiklik olasılığının daha yüksek olduğu ve hastaların önemli karşılanmamış tıbbi ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldığı pediatrik kanserlerde, bazen genomik test olarak adlandırılan biyobelirteç testine erişimi iyileştirmeye odaklanan inovatif programları destekleyecek.

Bunun yanı sıra iş birlikleri ile hayata geçirilen programların teşvik edilmesine ek olarak mevcut programların genişletilmesi için de destek sunulacak. Başvurular, Bayer’den bağımsız, klinik ve hasta gruplarından deneyimli temsilcilerin yer aldığı bir değerlendirme paneli tarafından değerlendirilecek.

Ödüller hakkında daha fazla bilgi almak ve başvuru yapmak için www.precisiononcologyawards.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz. 

Bu Yıl 8 Mart’ı Buruk Karşıladık

8 Mart Dünya Kadınlar Gününü bu yıl buruk kutluyoruz. 6 Şubat 2023’te dokuz saat arayla meydana gelen, merkez üsleri sırasıyla Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Ekinözü ilçesi olan, 7,8 ve 7,5 büyüklüklerindeki iki deprem hepimizi derinden sarstı. Depremler sonucunda Türkiye’de resmi rakamlara göre en az 50 bin kişi Suriye’de ise en az 9 bin kişi hayatını kaybetti ve toplam 150 bine yakın insan yaralandı.

Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan “Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri” konulu yayın, bizlere depremin sonuçları hakkında önemli bilgiler veriyor. Yoksullar depremlerden daha çok etkileniyor çünkü depreme dayanıklı bina inşaat giderlerini karşılayamıyorlar; yerleşimleri genellikle fay hatlarında ve sel riski yüksek olan deniz ve nehir kenarlarında oluyor; endüstriyel alanlara yakın bölgelerde kötü binalarda, kötü koşullarda yaşıyorlar. TTB’nin çalışmasına göre; doğal nedenli olağandışı durumlarda ölümlerin %96’sı, dünya nüfusunun % 66‘sını oluşturan en yoksul ülkelerde görülmektedir.

Hiçbir Özel Durum Şiddeti Meşrulaştırmaz

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) tarafından yayımlanan rapor da TTB’yi destekler nitelikte. Buna göre, kriz durumlarında toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşiyor, cinsiyet temelli şiddet vakaları artıyor. Rapora göre; “Türkiye dahil pek çok ülkede zaten var olan toplumsal cinsiyete bağlı eşitsizlikler, afet durumlarında daha da derinleşmekte, cinsiyet temelli şiddetten korunma ve şiddet ile mücadele uygulamaları aksayabilmektedir. Bu nedenle sağlık hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde verilmesi gerekmektedir. Hiçbir özel durumun, şiddeti meşrulaştıramayacağını bilmek önemlidir.”

“Bir Gramlık Korunma”

Çoğu doğal olağandışı durumların yıkıcı etkisinden “bir gramlık korunma” ile gerçek bir fark yaratmak mümkün! Örneğin Çin’de son 40 yılda selleri önlemek için harcanan 3,15 milyar dolar, 12 milyar dolarlık maddi kaybı önlemiştir.

Korkarız ki Türkiye olağandışı durumları yaşamaya devam edecek. Çünkü ülke topraklarının % 92’si, nüfusun % 95’i, toplam endüstriyel yatırımların % 75’i ve barajların % 41’i deprem kuşağı üzerindedir.

Cinsiyet Eşitliği için 286 Yıla İhtiyaç Var

Bu sayıda Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye Kamu İlişkileri Direktörü Ferda Bayşu da röportajımızda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin herkesten daha çok kadınları olumsuz etkilediğini vurguladı. Birleşmiş Milletler‘in 2022 yılında yayınladığı son raporuna göre dünyanın cinsiyet eşitliğine ulaşması için 286 yıla ihtiyaç olduğunu kaydeden Bayşu, “Afetlerde kadınların hayatlarını kaybetme riski erkeklerden 14 kat daha fazla görülüyor ve afetlerin sonucu kadınlar için bir başka felakete yol açabiliyor. Kadınlar genellikle sosyal, ekonomik ve kültürel faktörler gibi çeşitli nedenlerle afet bölgelerinde orantısız bir şekilde etkileniyor ve güvenli barınma ortamı, hijyen ve temizlik maddeleri, sağlık ve korunmak gibi hizmetlere ihtiyaç duyuyorlar” diye konuştu.

Deprem yaralarının en hızlı şekilde sarılabilmesi umuduyla;
keyifli okumalar dileriz.

Yeni Sayıda Neler Var?

26 kapak

Bu Yıl 8 Mart’ı Buruk Karşıladık

8 Mart Dünya Kadınlar Gününü bu yıl buruk kutluyoruz. 6 Şubat 2023’te dokuz saat arayla meydana gelen, merkez üsleri sırasıyla Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Ekinözü ilçesi olan, 7,8 ve 7,5 büyüklüklerindeki iki deprem hepimizi derinden sarstı. Depremler sonucunda Türkiye’de resmi rakamlara göre en az 50 bin kişi Suriye’de ise en az 9 bin kişi hayatını kaybetti ve toplam 150 bine yakın insan yaralandı.

Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan “Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri” konulu yayın, bizlere depremin sonuçları hakkında önemli bilgiler veriyor. Yoksullar depremlerden daha çok etkileniyor çünkü depreme dayanıklı bina inşaat giderlerini karşılayamıyorlar; yerleşimleri genellikle fay hatlarında ve sel riski yüksek olan deniz ve nehir kenarlarında oluyor; endüstriyel alanlara yakın bölgelerde kötü binalarda, kötü koşullarda yaşıyorlar. TTB’nin çalışmasına göre; doğal nedenli olağandışı durumlarda ölümlerin %96’sı, dünya nüfusunun % 66‘sını oluşturan en yoksul ülkelerde görülmektedir.

Hiçbir Özel Durum Şiddeti Meşrulaştırmaz

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) tarafından yayımlanan rapor da TTB’yi destekler nitelikte. Buna göre, kriz durumlarında toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşiyor, cinsiyet temelli şiddet vakaları artıyor. Rapora göre; “Türkiye dahil pek çok ülkede zaten var olan toplumsal cinsiyete bağlı eşitsizlikler, afet durumlarında daha da derinleşmekte, cinsiyet temelli şiddetten korunma ve şiddet ile mücadele uygulamaları aksayabilmektedir. Bu nedenle sağlık hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde verilmesi gerekmektedir. Hiçbir özel durumun, şiddeti meşrulaştıramayacağını bilmek önemlidir.”

“Bir Gramlık Korunma”

Çoğu doğal olağandışı durumların yıkıcı etkisinden “bir gramlık korunma” ile gerçek bir fark yaratmak mümkün! Örneğin Çin’de son 40 yılda selleri önlemek için harcanan 3,15 milyar dolar, 12 milyar dolarlık maddi kaybı önlemiştir.

Korkarız ki Türkiye olağandışı durumları yaşamaya devam edecek. Çünkü ülke topraklarının % 92’si, nüfusun % 95’i, toplam endüstriyel yatırımların % 75’i ve barajların % 41’i deprem kuşağı üzerindedir.

02
1 1

Sayı: 26

kapak final

Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılı, Kadın ve Kız Çocukları için Fırsat Eşitliğini de Beraberinde Getirsin!

johnsonjohnson kopya
Ferda Bayşu

“Erkekler ve kadınlar felaketleri farklı yaşıyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle kadınlar depremin yıkıcı sonuçlarından herkesten daha fazla etkilendi”

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye Kamu İlişkileri Direktörü Ferda Bayşu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, klinikiletişim’in sorularını yanıtladı.

Kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye Kamu İlişkileri Direktörü olarak, sağlık sektöründe 25 yıllık tecrübe ile görev yapıyorum. Mevcut rolüm öncesinde GE Healthcare, Boston Scientific Medikal Cihazlar organizasyonlarında farklı sorumluluk alanlarım oldu. İçinden geçtiğimiz zor dönemde de sağlık sektörü öncelikleri adına fayda sağlamaya, hastalarımızın iyileşmesine vesile olmaya, sağlık politikalarının düzenlenmesinde ve uygulanmasında pozitif katkı sunmaya devam ediyorum.

Hem iş hem de özel hayatımda karşıma çıkan insanları farklı yönleri ile anlamak, onlara dokunmak ve ilham olmak arzusundayım.

Şirketimizin odağında her zaman ‘hasta’ var, her türlü strateji ve önceliğimizi merkeze hastalarımızı koyarak şekillendiriyoruz. Johnson & Johnson Medikal Cihazlar Türkiye organizasyonu olarak ülkemiz insanlarının sağlıklarına kavuşabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla, en yüksek teknolojiye sahip ürünlerimizi onlarla buluşturabilmek için var gücümüz ile çalışıyoruz.

“Hem iş hem de özel hayatımdaki insanları farklı yönleri ile kabul etmek, onlara dokunmak ve ilham olmak arzusundayım”

Çalışma hayatınızda benimsediğiniz ilkeler nelerdir?

Profesyonel hayatlarındaki kariyer yolculuklarında doğru ve başarıyı arayan, geleceğin liderleri olmayı hedefleyen mesai arkadaşlarıma yol göstermek, tecrübelerimi paylaşmak beni çok mutlu ediyor. Kendi yolculuğumda bana ilham ve enerji veren insanlardan öğrendiklerimi, deneyimlerimi ekip arkadaşlarıma aktarmak, onların kariyerlerinde hedefledikleri noktaya ulaşabilmeleri yolunda katabildiğim en ufacık ‘değer’ beni çok mutlu ediyor.

Kendi hikayeme baktığım zaman; ‘yaptığım işi biri görsün, duysun’ düşüncesiyle hiçbir zaman hareket etmedim. Kıdem, hiyerarşi ve daha önemlisi insan ayrımı yapmadan, her zaman elimden gelenin en iyisini önce kendim için yaptım. Başarı ölçüsünün, olması gereken zamanda doğru liderler tarafından fark edileceğine inandım, yanılmadım ve başardım. Zaman, hepimiz için çok değerli! Zamanımı; doğruluğuna inandığım, katma değeri olabilecek eylem ve projelere ağırlık vererek en iyi şekilde yönetmeye çalışıyorum. Çünkü başarıya ulaşmayacağını öngördüğüm detaylar üzerinde çok vakit kaybettiğimde kaynakların doğru kullanılmadığını düşünerek bir miktar mutsuz olabiliyorum. Bu yüzden Atatürk ilke ve devrimlerini koruyarak geliştirmeye çalışan bir Türk kadını olarak hedeflediğim yolda ilerlerken etrafa sunabildiğim fayda benim için başarının olmazsa olmazı aslında!

“Birleşmiş Milletler‘in 2022 yılında yayınladığı son raporuna göre dü nyanın cinsiyet eşitliğine ulaşması için 286 yıla ihtiyaç var. Afetlerde kadınların hayatlarını kaybetme riski erkeklerden 14 kat daha fazla görülüyor ve  afetlerin sonucu kadınlar için bir başka felakete yol açabiliyor”

Depremin sonuçları kadınlar için daha ağır bir tablo oluşturuyor. Bunun nedenleri üzerine neler söylersiniz?

Ülkemizin içinden geçtiği bu derin üzüntü ve yas sürecinde hep birlikte sergilediğimiz dayanışma, bizlere güç ve umut verdi. Depremzedelerin yaralarının sarılmasında kadınlar en ön safta ve son derece mücadeleci vaziyette olağanüstü bir gayret içerisindeler. Gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyorlar. Bazen anne, bazen abla, kardeş şefkatiyle depremzedelerin yanında olup, onlara yalnız olmadıklarını hissettiren, çeşitli kurumlarda görevli veya gönüllü kadınlar, deprem bölgesinde iyilik için canla başla seferber oluyorlar. Erkekler ve kadınlar felaketleri farklı yaşıyorlar ve Kahramanmaraş merkezli bu depremde de toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle herkesten daha çok kadınlar olumsuz etkilendi.

Birleşmiş Milletler‘in 2022 yılında yayınladığı son raporuna göre dünyanın cinsiyet eşitliğine ulaşması için 286 yıla ihtiyaç var. Afetlerde kadınların hayatlarını kaybetme riski erkeklerden 14 kat daha fazla görülüyor ve afetlerin sonucu kadınlar için bir başka felakete yol açabiliyor. Kadınlar genellikle sosyal, ekonomik ve kültürel faktörler gibi çeşitli nedenlerle afet bölgelerinde orantısız bir şekilde etkileniyor ve güvenli barınma ortamı, hijyen ve temizlik maddeleri, sağlık ve korunmak gibi hizmetlere ihtiyaç duyuyorlar. Kadınların afet durumlarında daha savunmasız olmalarının nedenleri cinsiyet rolleri, sınırlı hareketlilik, kaynak eksikliği, cinsel şiddet ve ayrımcılık. Bu zor zamanları en kısa sürede atlatarak, yaraları en hızlı şekilde beraber sarabilmeyi umuyorum. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken kadın ve kız çocukları için ‘Fırsat Eşitliği’ anlamında daha adil bir düzen için çalışmaya devam edeceğim!

“Kadınların afet durumlarında daha savunmasız olmalarının nedenleri arasında toplumsal cinsiyet rolleri, sınırlı hareketlilik, kaynak eksikliği, cinsel şiddet, ve ayrımcılık ilk sıralarda yer alıyor”

Depremde Kaybettiğimiz Hekimlerimiz

6 Şubat 2023 depremi dolayısıyla hayatını kaybeden hekimlerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz.
Kaynak: Türk Tabipleri Birliği

51