Sigorta Sektörünün Kurtarıcısı: Tamamlayıcı Sağlık Sigortası

Türkiye Sigorta Birliği Sağlık Komite Üyesi Dr. Hamdi Erişkon, GSS uygulamasına ilişkin sektörün içinde bulunduğu durumu anlattı ve şunları söyledi:

“Özel sağlık sigortası geçtiğimiz 5 – 6 yıl içinde büyümeyi durdurdu. Tamamlayıcı sağlık sigortasına (TSS) pazarda tek bir şirket cesaretle girdi. Mücadele verdiler. Sektör için kilit ürün halinde ve adeta kurtarıcımız!

Sağlıkta karlılık konuşulmaz. Dünyanın hiçbir yerinde konuşulmaz; sağlık sigortacılığında kar ettiğini söyleyen dünyada çok az ülke vardır ama ABD gibi dış ülkeleri çıkartalım… Sağlığa sosyal sigorta olarak bakan Türkiye gibi ülkeler için sağlık sigortacılığı genellikle para kaybeder. Parayı nereden karşılıyorsunuz: kasko ve konut satarak sağlık sigortacılığındaki zararı sübvanse ediyor. Sigortada gerçek budur. Sağlık hizmeti öne çıkartır.

2018 yıl sonu sigortalı sayısı 6,7 milyon
10 yıllık ortalama büyüme oranı % 17

Yeni ürün çıkartma konusunda durduk; sektör son bir yılda yeni ürün çıkartamadı. Satın alma maliyetleriyle sigorta sektörünü harekete zorladığınız anda sektör kar etme durumundan çıkıyor ve tekelleşmeye gidiyor.”

2018 yıl sonu sigortalı sayısı 920 bin
4 yıllık ortalama büyüme oranı % 108
3 Yıllık adetsel büyüme 785 bin

GSS’de İstediğimiz Noktada Değiliz!

Acıbadem Sağlık Grubu Genel Müdürü ve SGK’nın ilk Başkanlarından Tahsin Güney GSS’nin geldiği noktaya ilişkin şunları kaydetti:

“GSS uzun yıllar tartışıldı. GSS çok temel bir esas üzerine kurulu, sağlığın toplumsallaştırılması. 2. Konu; Türkiye tercihini sigortacılık üzerine yaptı. Kamu sağlığının finansmanını vergilerle de yapabilirsiniz sigortacılık esasına göre de yapabilirsiniz. Türkiye sigortacılığı seçti. Sigortacılık devreye girince hasta katılım payı gündeme geliyor. Burada yaşanan sorun şöyle; GSS’nin finansmanı sigortacılık esasında kurulu olan SGK’da iken öte yanda aslında yıllarca vergi esasına göre çalışmış olan Sağlık Bakanlığı var. Sağlık Bakanlığının varlık amacında vatandaşın sağlık hizmetine ulaşımı için para ödememe mantığı var. Bu iki iş yapma tarzı sektörü bazen sıkıntılara sokabiliyor. Bu çatışmaları yönetmek özel sektörün üzerine kalıyor. Sigortacılık esası varsa GSS prim gelirleri ile diğer prim gelirlerini birbirinden ayırır. Sigortacılık mantığına göre aldığınız parayı niçin alıyorsanız oraya harcamalısınız. Ama şu ana baktığımızda bu ayrım var denilemez. GSS için toplanan primlerle diğer sigorta kollarının da sübvanse edebildiğini görüyoruz. Bu da GSS’nin kuruluş amacına terstir. Sağlığa harcamanız gereken parayı başka yere harcadığınız için hem sağlıktan ödün veriyorsunuz hem de sigortacılığın diğer alanında örneğin emeklilik alanında yaşanması gereken sorunları yokmuş gibi gösteriyorsunuz. Kısaca sorunları öteliyorsunuz.

Sevk Zinciri Kurulamadı

GSS’nin bir başka esası da sevk zinciridir. 1., 2. ve 3. basamaklara göre sağlık hizmetinden yararlanması konusu var ki bir çok ülkede bu zincir vardır. Aile hekimliği güzel bir atılımdı ama istenen düzeyde olmadığı için sevk zinciri oturmuyor. Şu anda üniversite hastanesi 3. basamak olmasına rağmen burayı özendirici bir yapı var; üniversiteye daha düşük ödeme yapılıyor. Oysa üniversite hastanelerini zorlaştırmak gerekir, sevk zincirinden sapma var. GSS’de MEDULA gibi ciddi bir datamız var. Dünyada sayılı sistemler arasındadır. Buradan çıkan sonuçlarla klinik çalışmalara pencere açılabilirdi, kaynakların rasyonel kullanımı sağlanabilirdi, gereksiz kullanımın önüne geçilebilirdi… GSS’nin temelinde bu büyük verinin toplanması, işlenmesi ve karar verme süreçlerinde kullanılması mantığı vardı.

Gelir Yükseldikçe Sağlık Harcaması Artıyor

Bir başka unsur da tamamlayıcı sağlık sigortası idi. Keşke bir acil eylem planı olsa da kısa sürede bu sorunlar çözülebilse. Araştırmalar şunu gösteriyor; gelir ve eğitim düzeyi yükseldikçe sağlık hizmetlerinden insanlar daha fazla yararlanıyor. Yüksek geliri olan insanların sağlık harcamalarına katkısını engelledikçe aslında gelir düzeyi düşük insanlardan onlara bir transfer yapıyorsunuz. Bunu engellemek için gelir düzeyi yüksek insanların sağlık sistemine katkılarının önünü açmanız gerekiyor. Bunlardan biri tamamlayıcı sağlık sigortasıdır. Maalesef toplumun yüzde 3 – 4’ü civarında özel sağlık sigortası var. GSS’de istediğimiz yere geldik mi derseniz bana göre gelmedik.

“Fiyat Dondurmak bir Kontrol Sistemi Olmamalı”

En önemli konu finansman! Sağlık harcamalarının kontrolü sadece bizim ülkemizin sorunu değil, en gelişmiş ülkelerin de sorunu. Türkiye 2035’te yaşlı nüfusa sahip olacak. Bu, sağlık harcamanız yükselecek demek. Hazırlıklı olmak gerekiyor. Türkiye de sağlık harcamasını kontrol etmeye çalışıyor ama bana göre bunu çok basit bir yolla yapıyor: Fiyatları dondurarak! Fiyatları dondurarak sağlık harcaması yapmanın altında yatan mesaj şudur: Fazla işlem yap! Bence bu çok sağlıksız bir mesaj… Fiyatları dondurarak yapılan bir fiyat kontrolü sistemi de tembelleştirir. Siz nerede tasarruf edilecek, hangi alanları kısmam gerekir demeniz gerekirken fiyatları dondurarak bir anlamda siz fiyatları kontrol ettiğinizi düşünüyorsunuz. Bu da sistemi yani bürokrasi, MEDULA, döner sermaye ve tabi ki vizyonunuzu tembelleştirdiği için yeni kaynaklar yaratamıyorsunuz ve geleceğe hazırlık da yapamıyorsunuz. Fiyatlama basit gözükebilir ama örneğin TUS’ta çok yüksek puanlar almış hekimlerin tercihlerine baktığınız zaman zaten anlıyorsunuz ki bazı branşları seçmemeye başlıyorlar. KVC, cerrahi gibi branşlar… Mesela bazı hastaneler bazı branşları daraltmaya, kısıtlamaya başlıyorlar. Oysa o branşlar o kadar kıymetli ki… İşte sizin orada koyduğunuz bir fiyat Türkiye’nin geleceğe yönelik hastane yapısını, hekim yapısını sürekli değiştiriyor. Kaynakların rasyonel dağılımını engelleyen bir sisteme doğru gidiyorsunuz. O nedenle ben şöyle görüyorum, güzel bir ağaç dikildi iyi meyveler verdi ama ağaca bakıyor muyuz derseniz işte orada bazı sorunlar var.”

GSS 10 Yaşında! Peki Beklentileri Karşıladı mı?

GSK GSS Genel Müdürü Dr. Mustafa Özderyol, GSS’de bugün gelinen noktayı anlattı:

“Üzerinde çok düşündük ama GSS’ye hızlı başladık gibi geliyor bana. Birçok konuyu kervan yolda dizilir ile yola çıktık. Bu şartlarda GSS gider mi diye tartışmamız gerekir diye düşünüyorum. 76TL’lik primle bir aileye bakılmasının ve sistemin yürütülmesinin imkan dahilinde olmadığı ilerleyen sürede görülecektir.

GSS’ye ilk geçtiğimiz zaman büyük bir işi başardık: MEDULA gibi bir sistem kurduk. Bizim ülkemiz ölçeğinde olan benzer ülkelerde yoktur diye iddia ediyorum. Mahrem olarak ifade edebileceğim kişisel bilgileri hiç sızdırmadan bugüne kadar geldik. Tek sigorta çatısı altında olmamızın bazı handikapları da oldu, herke bu veri için GSS’yi hedef tahtası haline getirdi. 2015’te ciddi tartışmalar yaşandı ve biz kanunumuza kişisel sağlık verilerinin paylaşılamayacağı hükmünü koyduk. Bu hüküm bazı yerlerde bizim elimizi güçlendirdi ama biraz da kurumun kendi içine kapanmasına sebep oldu. böyle büyük bir verinin toplandığı bir ülkede ileriye dönük projeksiyonların yapılması gerekir diye düşünüyorum. Bu verilerin kişisel değil anonimleştirilerek açılması gerektiğine inanıyorum. Akademisyenlerin, üniversitelerin bu veriler üzerinde çalışması gerektiğine inanıyorum. Bu yönde hazırladığımız yönerge vardı ve yüksek yargı tarafından yürütmesi durduruldu. Bu yaz yayınlayacağımız yönetmelik çalışmamız var ve biz bu veriyi kullanıma açacağız.

Kamuda Biyometrik Kimlik Doğrulama Yapılacak

MEDULA’nın başından beri içindeyim. Ben başarı olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte MEDULA’nın hızlı dönüşümüne şahit olacaksınız. Burada en büyük çıkmazımız hastaneye gitmeyen hastaların bize fatura ediliyor olması. Özel sektörde bu yok ama kamuda biyometrik kimlik doğrulama olmadığı için biz kamu tarafına şüpheyle yaklaşıyoruz. 2019 yılı Cumhurbaşkanlığı eylem planında tüm vatandaşlara biyometrik kimlik doğrulaması getirilmesi ile ilgili karar yazıldı. TÜBİTAK ile çalışıyoruz, sene sonuna pilot uygulamayı bitireceğiz. Tüm sağlık paydaşlarımıza biyometrik kimlik doğrulamayı getireceğiz.

SGK Her Koşulda Ödemeye Devam Ediyor!

Burada hedef sadece hastaya hizmet verilip-verilmediğini tespit etmek değil; ciddi manada tasarruf oluşturmak ve bunu da SUT fiyatlarının artışı yönünde kullanmak olacaktır.

Hizmetin kalitesinin yeterli olmadığını düşünüyorsanız ne yapıyorsunuz diye sorulduğunda şunu diyoruz: Ülkemizde bir doktor bütün vakalarını komplikasyonlarla çıkarsa da biz ödemeye devam ediyoruz. Bu durumda GSS’nin sürdürülebilir olma durumu yok. Organize suç işliyor; her ay aynı hatayı yapıyor ve taşradaki hekimler sadece kesiyorlar. Kendi denetimimden bir örnek vereyim; bir hekim, İstanbul’daki tüm vakalardan daha fazla sayıda vaka yapıyordu ve biz hiçbir şey yapamadık biliyor musunuz? Teftişle kestik ama onlar mahkemeyle aldılar. Bütün o branşın hekimleri diyor ki: Bu kadar sayıda vakayı bulma imkanı yok! Ama maalesef başka kanallar vasıtasıyla aldılar. İşlem yapılmış mıydı? Aynı branşın hekimleri dediler ki “yapılıp yapılmadığını tespit edemezsiniz!” günde 176 adet yapmış o işlemden.

“SGK Denetçilerimizin Elini Güçlendirmeliyiz”

Böyle bir sistemde GSS daha nereye kadar gider ben bilmiyorum. MEDULA’da topladığımız verileri önümüzdeki yıllara projekte ederek ciddi planlama yapmalıyız. Kronik hasta yönetimini getirmeliyiz. Sağlık Bakanlığı yöneticileri bu işin kendi işleri olduğunu düşüneceklerdir. Değer bazlı ödemeye geçmeliyiz. Yani Hakkari’deki 2. basamak devlet Hastanesi ile Hacettepe’dekine ben aynı şeyi ödememeliyim. Ya da dokunduğu her hastaya dokunduğunun 10 katı komplikasyon ücreti ödediğim bir hekimle gerekirse sözleşme yapmamalıyım. Bunları yapabilirsek ve denetçilerimizin elini güçlendirecek yasal düzenlemeleri çıkarabilirsek GSS bugünkü haliyle onlarca yıl bu ülkeye yetecektir diye düşünüyorum.

Manuel Reçete Kalmayacak

Elektronik reçeteye geçtiğimizde reçete sayısında düşme oldu; sonrasında insanlar orada da yolu buldular: Bir gün ben web sitelerinde gezinti yaparken e-reçete yazacak siteler gördüm. bu sitelerden nasıl reçete yazılabilir ki diye merak ettim. Kendi doktor tescil numaram ve şifremi girdiğimde reçete yazıldığını fark ettim. MEDULA’ya dedim ki artık e-şifreli reçete olmayacak herkes elektronik kartlı şifreye geçecek. Elektronik kartlı şifre biliyorsunuz mevzuatsal anlamda ıslak imzayla birebir eşdeğer. Sağlık Bakanlığı ile protokol yaptık ve kısa süre içinde manuel reçete kalmayacak. Tamamen e-reçetelerden oluşacak. Sahteciliğin biteceğini düşünüyorum. Hastanelerde kullanılan ilaçlara karekod sonlandırması getireceğiz. Artık kimse karekod sonlandırmadan ya da bir ilacı 2 defe bize satamayacak. Şu anda tek açığımız hastaneler kaldı.

Patronsuz ve Hastasız Hastaneler Geliyor!

29 yıldır Güven Hastanesinin işletmeciliği görevini üstlenen Güven Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan yardımcısı Banu Küçükel, geleceğin hastaneciliğinin dijital platformlarda büyüyeceğini ifade etti.

“Etap etap hastanenin neredeyse tüm bölümlerinde çalışarak bugünlere geldim ve 20 yıldır SUT konusunda konuşulanlar, hep aynı” diye konuşan Küçükel, kurumların sürdürülebilir iş modelleriyle yönetilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“En büyük sorumluluğumuz, kurumlarımızı sürdürebilmek… Güncel gelişmelere adapte edebilmek… Geçmişteki işletme modelinin bugün geçerli mi diye tartışmak istiyorum.

Dünyada kişi başı sağlık harcamaları artıyor, dünyada yaşlanan bir nüfus var. Bizim coğrafyamızda ne yazık ki birden fazla kronik hastalığı olan yaşlı nüfus var. Bizim toplumumuzda yaşlılarımız sağlıksız yaşlanıyor.

Yatak Sayısı Dramatik Şekilde Azalıyor

İşletme modellerini tartışırken dünyadaki trendlere bakmak lazım; dünyanın her yerinde kişi başına düşen yatak sayısı dramatik şekilde azalıyor, Avrupa’da yaşlanan nüfusa rağmen bu böyle. Oysa Türkiye’de artış görüyoruz.

Avrupa’da hastane sayıları azalıyor, Türkiye’de hala kurulan hastanelerin sayıca arttığını görüyoruz. Gelişen teknolojiler nedeniyle tüm dünyada hastanede kalış süresi azalıyor, Türkiye’de de bu azalmayı görüyoruz.

Bugün realitesi çok farklı; dünya bugün küresel sağlık sorunlarını konuşuyor; dijitalleşme, inovasyon, kişisel tıp, sağlık datalarının siber ataklara karşı korunması, çalışan kapasitesi gibi konular konuşuluyor.

İşletmeler Kar Etmek Zorunda

Türkiye sağlık hizmeti sunucularının önündeki engelleri paylaşmak isterim;

Kamu da özel de dahil olarak tüm işletmelerin karlı olması mecburdur. Buna rağmen Türkiye öyle bir kur dengesizliğinin içinde ki! Üzerimizdeki maliyet baskısıyla karlılık erozyona uğramış durumdayız. SUT’ta biliyorsunuz karlılığı konuşturacak fiyat politikası yok.

Sağlıklı yaşam, yaşlılık, yaşlıya hizmet sunumu konusunda mevzuat hazır değil, önümüzü açan, dünyadaki dinamizmi kavrayan bir yol ülkemizde ne yazık ki yok.

Değer Odaklı Sistemlerde Çalışmalıyız

Bugüne kadar hep plan odaklı ilerledik ama gelecekte bu yok; artık değer odaklı sistemler var ve ona geçmemiz lazım. Biz yıllık bütçe yapardık ama şimdi anlık, haftalık ve aylık ayarlamalar yapmak zorunda kalıyoruz. Çünkü çok dinamik bir ortamdayız. Kurumlarınızda 10 kişinin yetenekli, vizyoner olmasının hiç önemi yok. Kaç kişiyseniz o kadar insanın aynı yöne kürek çekmesi lazım. Ekip çalışması, ekip yeterliliği çok önemli… Buna dinamik ölçek deniyor.

İş Modellerimizi Yeniden Kurmalıyız

Özel sağlık sektörünün büyümesinin önündeki en büyük engel regülasyonlar ve haksız rekabet. Günümüz iş modelinde büyümek artık hayal. Kurumlarımızın içindeki iş modellerini yeniden gözden geçirmek! Tüm iş modellerini karlılığa çevirmeliyiz. Çalışma arkadaşlarımızı daha iyi yetiştirmeliyiz. Değer bazlı yönetim modeline geçmek için medikal sonuçlarla ödüllendirme sistemine geçmeliyiz. Bu, bugünün gerçeği! Peki gelecekte ne olacak? Ülkemizde özel sektör gittikçe daralıyor. Bunu kabul edelim.

Uzaktan Sağlık Hizmetleri Vereceğiz

Ticaret ve iş yapma şekli dünyada değişiyor biliyorsunuz biz artık uzaktan sağlık hizmetleri vereceğiz. Toplam nüfusun yüzde 10 – 15’i 80 yaş üstü kişilerden oluşacak. Türkiye’de de bu trend olacak 2030’larda. Hepimizin işi aslında büyük datayı doğru toplamak, doğru analiz etmek ve uygulamaya geçirmek olacak. Kurumlarımızda tüm stratejilerimizi datayla yapmak zorundayız. Araştırmalarda görülen o ki dünyada gençlerde yapay zekaya güven var. Kendi kurumlarımızda bu teknolojiye adaptasyonu hızla gerçekleştirmek zorundayız.

Hastasız Hastanecilik Geliyor

Gelecekte biz büyümeyi dijital platformlarda büyümek olarak göreceğiz. Hastasız hastanecilik geliyor. Hatta patronsuz hastanelerin geleceği konuşuluyor. Hastanelerimizin sınırlarına bağlı kalmayacağız ve orada planlama yok artık! Burada hayal edebiliriz ve burada büyüyebiliriz. Koruyucu sağlık hizmetleri olabilir, evde bakım hizmetler olabilir, yaşlı bakım olabilir.

Biz artık tüm iş modellerinde karlılığı ön plana alacağız ve insan kaynağımız ne kadar yetkinse ölçek olarak o kadar büyüyebileceğiz.

Biz neye alışığız; parasını verip ultrason cihazı almaya alışığız diyelim. Böyle bir ticaret artık yok. Çünkü teknoloji o kadar maliyetli ki karlılık da yok… Her türlü teknolojiye ayak uydurmanız da mümkün değil. Artık stratejik iş birliği dönemleri başlıyor. Bu da bizi yeni bir ticaret anlayışına doğru götürüyor.”

Söz Uçar Yönetmelik Kalır!

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) bu yıl 10. Kurultayını gerçekleştirdi. klinikiletişim dergisi olarak oturumları takip ettik ve öne çıkan hususları bu sayıda sizlere aktarıyoruz.

10. Kurultayın ana teması sağlığın finansmanıydı; aynı zamanda Genel Sağlık Sigortası (GSS) 10. Yılı dolayısıyla bugün geldiği durum değerlendirildi.

GSS’nin hazırlık aşamasında görev alan Sağlık Bakanlığı eski Müsteşar Yardımcısı ve şu anda OHSAD Yönetim Kurulu Danışmanı olan Hüseyin Çelik, önemli bir değerlendirmede bulundu ve şunu ifade etti:

“GSS’yi hayata geçirirken özellikle finansal sürdürülebilirlik adına kaygılar vardı. Bugün gelinen noktada anlaşılan o ki yapılan düzenlemelerle kantarın topuzunu kaçırırcasına sıkı bir maliyet politikası uygulandı. Hem kamu hem de özel hastaneler ve üniversite sağlık hizmeti sunucularının mevcut hizmet standartları ve kalitesini tehdit eder hale geldi.

Sağlık finansman sistemimiz, geçmişte SSK’nın düştüğü hataya düşmemeli! SSK o dönemde hep maliyet tasarrufu yöntemine gitti; hizmet kalitesini, vatandaşın memnuniyetini ikinci plana koydu. GSS’nin sadece maliyet kontrolüne odaklanmış olması hizmet sunucularının sorunlarına gereken önemi vermemiş olması bence en temel sorunlardan biri.”

Yeni Yönetmelik ile Soğuk Duş Etkisi

Kurultayda bir araya gelen özel hastane yöneticileri ile Sağlık ve Çalışma Bakanlıkları, SGK ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu üyeleri sektörün dile getirdiği sorunları, çözüm önerilerini can kulağıyla dinledi ve hemen ertesinde yayınladığı Yönetmelik ile mevcut politikasından taviz vermeyeceğini ilan etti. Sözkonusu düzenleme sektörde epeyi hayal kırıklığı yarattı. Görüşünü aldığımız OHSAD Y.K. Başkanı Reşat Bahat,

“SUT fiyatlarının yüzde yüz oranında arttırılmasını ve enflasyona endekslenmesini beklerken bu düzenleme bizlerde şok etkisi yarattı. İkinci problemimiz birinci problem haline getirildi. Çok daha planlamacı çok daha katı bir Yönetmelik oldu” diye konuştu.

Üniversite ile Neden Afiliye Olayım?

Özel hastaneler ve vakıf üniversiteleri arasındaki afiliasyon uygulamasının sorunları tartışıldı. Bu tarz iş birliklerinin iyi ve verimli işlemesi için kağıt üzerinde ve uygulamada daha titiz çalışılması gerektiği ifade edildi.

Reşat Bahat, konuşmasında branş bazlı afiliasyonunun uygulanması gerektiği üzerinde özellikle durdu. Fakat son yayınlanan Yönetmelik’teki değişiklikler karşısında Bahat, “Branş ilave edemeyeceksem, hocanın ücretini ben ödeyeceksem, fazla ödeme alamayacaksam, üniversite hastanesi olmanın para dışında hiçbir avantajı olmayacaksa özel hastane olarak ben neden üniversite ile afiliye olayım?” diye eleştirisini ifade etti.

OHSAD’dan Sağlık Finansmanı İçin Öneriler

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Kurultayında yapılan Sağlık Finansmanında Reform Arayışları konulu ortak akıl toplantısı sonuçları Prof. Dr. Haluk Özsarı ve Uğur Genç-tarafından açıklandı. Sonuçlar şöyle:

En Sık Kullanılan Kavramlar:

  • Sürdürülebilirlik
  • Katkı payı
  • SUT Fiyatları
  • Aile Hekimliği
  • Yeni bir sağlık reformu
  • Tıp eğitimi
  • Sağlık okur-yazarlığı
  • Çıktı değerlendirilmesi
  • Değer bazlı ödeme sistemi
  • Kaynak israfı
  • Tamamlayıcı Sağlık Sigortası

Sağlık Finansmanında Türkiye’de Yaşanan Olumlu Başlıklar:

  • Sağlıkta Dönüşüm ”ilk dönem”
  • Erişilebilirlik ve hasta memnuniyeti artışı
  • Yüksek memnuniyet oranına “düşük maliyet” odaklı ulaşma isteği
  • “En geniş kapsamlı sağlık finansmanı” altyapısının kurulması
  • “Tamamlayıcı Sağlık Sigortası” ile SGK gereksiz başvurularında azalma
  • Coğrafi ve stratejik konum gereği “sağlık turizmi” fırsatı

Sağlık Finansmanında Türkiye’de Yaşanan Olumsuz Başlıklar

  • “En geniş kapsamlı sağlık finansmanı” altyapısı kurulması
  • Sağlık hizmetlerinde “kalite” bakışının yeterince artmaması
  • “Sürdürülebilirlik” kavramının daha sık tartışılır hale gelmesi
  • “Memnuniyet” artışının durup düşüşe geçmeye başlaması
  • Sağlıksız “yaşlanma” ve aynı zamanda yoksullaşma
  • Gereksiz kullanım ve “israf”
  • Planlamanın amacını aşarak “kısıtlama” haline gelmesi
  • “Değer” yerine öncelikle sayılar ver fiziksel koşulları değerlendirme
  • “Beyin göçü” tehlikesiyle fazlaca karşı karşıya olunması
  • “SUT” fiyatlarının maliyet bazlı olmaması ve güncellenmemesi
  • “Maliyet muhasebesi”ne tabi olmayan kamu kurumlarıyla, tabi olan özel sağlık kuruluşlarının aynı işi aynı ücretle yapıyor olması beklentisi
  • Mali değerlendirmelerde “amortisman bedeli” eklenmemesi gibi nedenlerle ”karlılık” konusunda yanılma payı yüksekliği
  • Sağlık kuruluşlarının devamlılık için “fark almak” zorunda bırakılması
  • Medikal Firmaların elinde “1 aylık malzeme” kalmış olması
  • “Aile hekimliği” sistemine toplumun yeterince güvenmemesi
  • Yabancı firmaların ülke pazarından “çekilme” sürecine girmeleri
  • “Üniversite hastaneleri” finansal yapılarında bozulması

Sağlık Finansmanında Türkiye İçin Öneriler

  • Sağlıkta Dönüşüm “2. Faz” başlamalı,
  • GSMH içindeki “sağlık hizmetleri payı” artırılmalı 
  • “Verimli” kaynak kullanımı sağlanmalı
  • Hastadan “fark” alınmalı
  • Sürdürülebilirlik için “sağlık turizmi” teşviklerine yönelinmeli
  • Gereksiz kullanım azaltılmalı
  • Finansmana hızlıca etki için kamudaki 6 lira 15’e çıkmalı
  • “Genel bütçeden pay” arttırılmalı
  • Özel sektörün “rolü” iyi tanımlanmalı
  • Zenginleşmeden yaşlanmamak için sağlıklı yaşam finanse edilmeli
  • Sistem aksaklıkları “onarılmalı”
  • Güven kaybına “acil ve basit çözüm”lerle müdahale edilmeli
  • Kamu, özel sektör ve üniversite “eşit koşul”larda çalışmalı
  • Ödemeler yılın sonunda “şeffaf” bir şekilde açıklamalı
  • “SUT” sadece özel sağlık hizmet sunucularının derdi olmamalı
  • Aciller ve yoğun bakımlardaki “zarar”ın önüne geçilmeli
  • Fiziki altyapılarının denetiminden çok “çıktı”lar değerlendirilmeli
  • Görüntüleme cihazı ve tıbbi cihaz üreticileri açısından şehir hastanesi “kontratları” sürdürülebilir hale gelmeli
  • Zincirleme etkilenmeme için “batma” noktasındaki hastanelere önlem alınmalı
  • Katkı payı “çeşitlendirilmeli”
  • “Sevk zinciri” uygulaması yeniden düzenlenmeli
  • “Maliyet temelli” bakışla SUT fiyatları gözden geçirilmeli
  • Geri ödeme fiyatıyla satış fiyatı birbirinden ayrılmalı
  • Sağlık Bakanlığının hizmet satış fiyatına göre SGK geri ödeme fiyatı belirlenmeli
  • Yüzde 200 sınırlandırılması yeniden düzenlenmeli
  • İnsan kaynağı temininde vergi oranları çalışan ve kurum farklılaştırılması yapılmalı
  • İlaç- sarf kısmında yerli malzeme desteklenmeli
  • Stok yönetimi konusunda sistem daha iyi çalıştırılmalı
  • Özel hastanelerin satın aldığı malzemelerin alacağı konusunda finansal bir model olarak garantörlük sistemi olmalı, faktöring ve kamu bankaları devreye girilmeli.
  • Yerlileşme ile dışa bağımlılık azaltıldığı zaman bazı avantajlar ve hedefler konmalı
  • Gereksiz ve hakkaniyetsiz kullanımın önüne geçilmeli
  • Acillerde muayene sistemi yeniden kurgulanmalı
  • SUT’ta yer alan malzeme kodları firmalar ve SGK açısından yeniden ele alınmalı
  • Sadece sağlık finansmanında değil, sağlık politikalarında da reform olmalı
  • Uzmanlık dernekleri karar süreçlerine katılmalı
  • Toplumun aile hekimlerine güveni artırılmalı
  • SGK’nın topladığı primlere ek olarak sisteme daha fazla para girişi sağlanmalı; destekleyici, tamamlayıcı, uzun süreli sağlık sigortası olmalı
  • Sağlık okuryazarlığı artırılarak sigortacılıktaki aşırı ve kötüye kullanım önlenmeli
  • Değer bazlı ödemeye geçebilmek için öncelikle klinik performansı izleyebilecek veri toplanmalı
  • Sağlıklı yaşlanmaya ilişkin önlemlerle birlikte bakım sigortası düşünülmeli
  • Tamamlayıcı Sağlık Sigortası; fatura oluşumu yolu ile vergilendirilmeli ve hizmet kullanımına sınırlamalar getirmeli
  • Tamamlayıcı Sağlık Sigortası bireysel emeklilik gibi bir mevzuata kavuşturulmalı
  • MEDULA’da oluşan “big data” kullanılarak sürdürülebilirlik açısından analiz fırsatı oluşturulmalı
  • Yaşlı bakımı mevzuatı gözden geçirilmeli, yatırımcılara yönelik teşvik mekanizmaları oluşturulmalı
  • Sağlıkta çıktıların kontrolü amacı ile liberalleşme yöntemleri ve buna bağlı olarak mikro finansman modelleri oluşturulmalı
  • Devlet ve özel sektörün harcama ve cihaz kullanımındaki paradoks giderilmeli
  • Tıp eğitiminin gözden geçirilip dönüştürülmeli
  • Kanıta dayalı veri odaklı tıp uygulaması kültürü oluşturulmalı
  • Performansa dayalı ödemelerde ince ayar yapılmalı
  • Kronik hastalık yönetimi uygulanmalı
  • Sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesi sağlanmalı
  • Sağlık bakım hizmetlerinin dikey ve yatay entegrasyonu gerçekleştirilmeli
  • İlaç, cihaz, sarf malzemeleri, veri güvenliği için ulusal Ar-Ge yatırımı yapılmalı
  • Değer bazlı sağlık sistemine geçişte miktar yerine sağlıklılığa odaklanılmalı
  • Beşeri sermayeye yatırım (kadın ve kız çocuklarına yatırım) yapılmalı
  • Temininde güçlük çekilen sağlık çalışanlarının maaşlarını destekleyici prim avantajları sağlanmalı
  • Sağlık yatırımcısına prim teşviki oluşturulmalı
  • Uzun süreli yaşlı bakımı ile palyatif bakım alanında özellikle Avrupa’da oluşan talebi karşılamaya yönelik model kurulmalı
  • Bölge konumu dikkate alınarak Türkiye’de sağlık turizmine odaklanmalı (Hindistan 160 milyon dolar ile Afrika’ya fiberoptik kablo bağladı ve telemedicine yapıyor)
  • Sağlık hizmetlerinin birinci, ikinci ve üçüncü basamakları arasındaki koordinasyon güçlendirilmeli
  • Yaşlanan ve sağlıksız nüfus dikkate alınmalı
  • Kaynaklar verimli kullanılmalı
  • Katkı payının tüm oyunlarda aynı olmalı ve gereksiz başvurunun azaltılmalı
  • Bireyler sisteme finansal katkı sağlamalı
  • Yeni gelir kaynakları yaratılmalı (Sağlık turizmi)
  • Özel sektöre zarar vermeyen sevk zinciri kurgulanmalı
  • Sağlık okur-yazarlığı artırılmalı
  • Yerelleşme desteklenmeli
  • Bütünsel yaklaşılmalı
  • Malpraktis düzenlenmeli
  • Yeni sistem yerine mevcut sistemin yanlışlıkları düzeltilmeli
  • Aile hekimleriyle diğer basamaklardaki hekimlerin ilişkisi güçlendirilmeli
  • Suiistimallerin azaltılmasına çaba gösterilmeli
  • Değer bazlı ödeme sistemine geçilmeli
  • Prim miktarı artırılmalı
  • Kronik hastalık yönetimi sağlanmalı
  • Koruyucu sağlık hizmetleri konusunda düzenlemeler yapılmalı

Katılımcılar

Feyzullah Akben, Mehmet Altuğ. M. Enis Arabacı, Ayhan Arslan, Zekeriya Avşar, Reşat Baha, Uğur Baran, Tolga Birgül, Yelda Ulu Colin, Hüseyin Çelik, Onur Demirkol, Nurettin Demirkol, Sermet G. Erdem, Ufuk Eren, Sevinç Ertan, Uğur Genç, Cengiz Gül, Seyit Karaca, Erol Kılıç, Mustafa Koçak, Z. Füsun Kümet, Kemal Memişoğlu, Fuat Mert, Mehmet Özkül, Haluk Özsarı, Ü. Gülşen Öztürk, Sema Ramazanoğlu, Sezai Sevgin, Abdulvahit Sözüer, Feza Şen, Nedim Tarakçı, Doğan Tatari, Dilek Tüzün, Recep Uslu, Necdet Ünüvar, Serhat Yanık, Mustafa Yılmaz.

TÜSEB’in Yeni Projesi için Son Başvuru 21 Ağustos

Sağlık Bakanlığı, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) aracılığıyla sağlık araştırmaları ve tıp teknolojisi alanında yeni bir proje hazırlığında!

TÜSEB, “Bireysel ve Dönüşümsel Tıp Alanı Uygulamalı Proje İş Birliği Çağrısı” için ilanını yayınladı. TÜSEB’in ilk uygulamalı projesi olacak çalışma ile Türkiye’de görülen kanser, kronik ve nadir hastalıkların erken tanı, tedavi ve önlenmesinde etkili olabilecek, özgün ve katma değeri olan yerli ve milli ürünlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Bireysel ve dönüşümsel tıp projesi ile aynı zamanda Türkiye Genom ve Türkiye Kanser Gen Projeleri yürütülecek.

Bireysel tıp, her bireyin kendine özgü özelliklerine dayanarak hastalıkların önlenmesi, teşhisi ve tedavisine yönelik strateji izlenmesi anlamına geliyor. Bu yaklaşım, “herkese uyan ortak çözüm” paradigmasının değişimini temsil ediyor.

Projenin ilk aşamasında kanserler, kronik ve nadir hastalıklarda geniş bir biyolojik örneklem (kan, idrar, tükürük, doku gibi) oluşturulacak. Araştırma ekibine hasta başına 1.000 TL’ye kadar bütçe sağlanacak. İkinci aşamada veri üretim sürecine geçilecek. Üçüncü aşamada, bu veriler; veri madenciliği ve yapay zeka teknikleri kullanılarak bütüncül bir yaklaşımla analiz edilecek. Projenin son aşamasında ise bu hastalıkların önlenmesi, erken tanısı ve tedavisi için yöntemler ve ürünler geliştirilecek. Projenin bir diğer katkısı, ülkemizdeki sağlık personelinin yurt dışında en iyi merkezlerde eğitim alabilmeleri için maddi destek sağlayacak olması.

Son Başvuru 21 Ağustos

Tüm devlet ve vakıf üniversiteleri, araştırma enstitüleri, kamu ve özel hastaneler, halk sağlığıyla ilgili birimler ve sağlık alanında faaliyet gösteren özel kuruluşlar projeye paydaş olarak davet edildi. TÜSEB’in internet sitesinde ( https://www.tuseb.gov.tr/ )yayınlanan ilana başvurular 21 Ağustos’ta sona erecek.

TÜSEB Hakkında
TÜSEB, sağlık bilimi ve teknolojisi alanında bilgi üretmek amacıyla kuruldu. Bilim ve teknoloji alanında, serbest rekabete dayalı, şeffaf ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde, bilimsel araştırmalar yapan ve destek veren bir kurumdur.

TÜSEB’in yeni başkanı olarak görevlendirilen Prof. Dr. Adil Mardinoğlu, 28 Mayıs’ta görevine başladı. Elektrik ve Elektronik Mühendisi olan Prof. Dr. Adil Mardinoğlu, yurtdışında ilaç teknolojileri konusunda çalışıyordu. TÜSEB Genel Sekreterliğine ise nanoteknoloji uzmanı Prof. Dr. Hasan Türkez getirildi.

Vakıf Hastaneleri de Planlama Kapsamında

Sağlık Kurumlarının Basamaklandırılmasına İlişkin Genelge ile Özel Hastaneler Yönetmeliği Değişikliği Yayınlandı.

Sağlık hizmeti sunucularının basamaklandırılmasına ilişkin genelge ile özel hastaneler yönetmeliği değişikliği aynı gün yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu düzenlemelerle, hem özel hastanelerin hizmet sunumları esnasında tespit edilen çeşitli aksaklıklara çözüm getirilmesi hem de sağlık kuruluşlarının basamaklandırmalarında niteliği öne çıkararak daha üst düzeyde sağlık hizmeti sunumunun sağlanması amaçlanıyor.

Sağlık hizmeti sunucularının basamaklandırılması genelgesi ile bu kuruluşların hangi seviyede hizmet sunabileceklerinin sınırının daha net belirlenmesi, özellikle üçüncü basamak hastanelerde hizmet kalitesinin daha üst seviyelere çekilmesi hedefleniyor.

İleri Düzey Hastane adıyla yüksek seviye merkezler tanımlandı
Bu merkezlerin en önemli özelliği, yüksek teknolojiye sahip özellikli sağlık hizmetlerinin de sunulduğu ve bütün hizmetlerin tek çatı altında verildiği, başka bir hastaneye sevk ihtiyacının olmadığı merkezler olması. Bu şartları karşılayan sağlık kuruluşları “İleri Düzey Hastane” olarak tespit edilebilecek. Sağlık turizmi açısından ülkemizin dünya çapında marka değer oluşturması adına ileri düzey hastanelerin yüksek kalite ve sayısal yeterlilikleri karşılaması şart koşuldu.

Belirlenen şartlara uyum sağlayarak hizmet standartlarını karşılayabilen hastaneler, ancak yetkili kurumlarca akredite edilerek 3. Basamak vasfını kazanabilecek. Bu kriterler Sağlık Bakanlığı, üniversite hastaneleri ve özel sektöre ait tüm hastanelere eşit şekilde uygulanacak ve şartları karşılayan her hastane 3. Basamak niteliğini hak edebilecek.

Vakıf üniversite hastaneleri de artık planlama kapsamında
Özel hastaneler yönetmeliğindeki değişiklik de önemli düzenlemeler getiriyor. Vakıf üniversite hastaneleri de diğer tüm hastaneler gibi artık Sağlık Bakanlığının bölge planlamasına dahil olacaklar.

Yükseköğretim Kurulunun belirlediği eğitim alt yapısı ve asgari standartları sağlayan özel hastaneler vakıf üniversiteleri ile iş birliği protokolü imzalayabilecek. Ancak iş birliği, özel hastaneye ayrı bir imtiyaz sağlamayacak. Hastane sahip olduğu hizmet kapsamı ve kalitesine göre değerlendirilecek. Bu sayede verilen tıp eğitiminin yüksek standartlarda gerçekleşmesi ve akademik personelin verimli kullanımı sağlanmış olacak.

Yönetmelikte yapılan değişiklikle özel hastanelerin aynı ilde başka bir özel hastane ile birleşmesine imkan sağlanmış oluyor, ancak farklı illerdeki birleşme talepleri Sağlık Bakanlığının iznine tabi olacak.

Özel hastaneler aynı bölgede olmak şartıyla Bakanlık iznine tabi olmadan ihtiyaç duydukları kadrolarda de birbirleri arasında aktarım yapabilecek.

Yönetmelikle özel hastanelerin yoğun bakım yatak sayılarına da üst sınır getiriliyor, buna göre yoğun bakım yatak sayısı toplam yatak sayısının %30’unu geçemeyecek.

Sağlık Bakanlığından izin almış, inşaatına başlamış ancak herhangi bir nedenle inşaatını tamamlayamamış hastanelere; bu yatırımın atıl kalmasının ülke ekonomisi açısından kaybı değerlendirilerek, bir defaya mahsus inşaatlarını tamamlama süresi verilecek. Benzer şekilde, daha önce faal olan ancak değişik nedenlerle sağlık hizmetini sunamadığı için faaliyet belgesi askıya alınan hastanelere, ilgili yatırımların yeniden ekonomiye kazandırılması amacıyla bir defaya mahsus ruhsat devir hakkı sağlanacak.

İstanbul İkitelli Başakşehir Şehir Hastanesinin Yapımında Son 1 Yıla Girildi

İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesinin yapımında son 1 yıla girildi. Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürü Hüseyin İnceöz, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Prof. Dr. Hilmi Ataseven, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve beraberindeki heyet, inşaatı devam eden şehir hastanesinde incelemelerde bulundu.

2 bin 682 yataklı İstanbul İkitelli Başakşehir Şehir Hastanesinin önümüzdeki yıl tamamlanması hedefleniyor.

Sağlık Yatırımları Genel Müdürü Hüseyin İnceöz, “İstanbul’un nitelikli yatak sayısının artırılması gerekliliği gözardı edilemezdi. Bu noktada Başakşehir Şehir Hastanesi, sağlık hizmeti alanında sadece yeni bir vizyon kazandırmayacak, ihtiyaç duyulan nitelikli yatak sayısını da karşılayacak” diye konuştu.

Başakşehir Şehir Hastanesinde inşaat, medikal ekipman ve medikal hizmetlerde en son teknolojinin kullanılacağını kaydeden İnceöz, şöyle konuştu:

“En küçük aile sağlığı merkezinden, şehir hastanelerine kadar uluslararası standartlarda sağlık tesislerinin yapımı ve yenilenmesi konusunda yüklendiğimiz sorumluluğun farkındayız. İster 50 yataklı hastane olsun, ister şehir hastanesi olsun tüm sağlık tesislerimizi yüksek standart ve teknolojiyle donatıyoruz. Polikliniklerden, ameliyathanelere, yoğun bakım ünitelerinden, hasta odalarına, sosyal donatı alanlarına kadar hem hastalara hem de refakatçilere hastanede bulundukları süre içinde konforu en üst seviyeye çıkaran imkanlar sunuyoruz.”

8 Hastane bir arada

Başakşehir Şehir Hastanesi, tamamlandığı zaman bünyesinde 8 farklı hastane ile hizmet verecek. Toplam 2 bin 682 yatak sayısı, branş hastanelerine göre farklı dağılıma sahip olacak. Tam kapasiteyle hizmete girdiğinde, genel hastane 445 yatak, kadın doğum hastanesi 359 yatak, çocuk hastanesi 521 yatak, onkoloji hastanesi 367 yatak, kalp damar hastalıkları hastanesi 327 yatak, ortopedi-nöroloji hastanesi 311 yatak, fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi 200 yatak, psikiyatri hastanesi 128 yatak ile hizmet verecek.

Bursa Şehir Hastanesinde Son Hazırlıklar Yapılıyor!

Bursa Şehir Hastanesinde hasta kabulü öncesi son hazırlıklar yapılıyor. Sağlık Bakan Yardımcısı Muhammet Güven, yapımı tamamlanan Bursa Şehir Hastanesinde incelemelerde bulundu.

Türkiye’nin 10. şehir hastanesi olan Bursa Şehir Hastanesinde hasta kabulü öncesi son hazırlıklar yapılıyor. Sağlık Bakanı Yardımcısı Muhammet Güven, Sağlık Yatırımları Genel Müdürü Hüseyin İnceöz ve Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Prof. Dr. Hilmi Ataseven Bursa Şehir Hastanesini ziyaret etti. Değerlendirme toplantısının ardından Bakanlık heyeti poliklinikleri, ameliyathaneleri, hasta odalarını, laboratuvarları ve diğer birimleri inceledi.

Bakan Yardımcısı Muhammet Güven, Bursa Şehir Hastanesinin hizmete girmesiyle birlikte Bursa ilinde sağlık hizmet sunumunun daha dengeli hale geleceğini söyledi. Güven, “Şehir hastanemiz Bursa’da en özellikli ameliyatların yapılacağı, nitelikli sağlık hizmetlerinin bir arada verileceği merkez konumunda olacak. Her birimiyle uluslararası standartlarda, en yüksek kalitede sağlık hizmet sunumu gerçekleştirilecek” diye konuştu. Yapımının tamamlandığını belirten Bakan Yardımcısı, ‘Hastanemiz hizmete girmeden önce en ince ayrıntısına kadar planlamamızı ve hazırlıklarımızı yapıyoruz. Tüm bunları eksiksiz bir şekilde yerine getirerek vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız ve hasta kabulüne başlayacağız” dedi.

1.355 yatak kapasitesi

Bursa Şehir Hastanesi, bünyesinde 6 farklı branş hastanesi ile hizmet verecek. Genel hastanede 308, kadın doğum çocuk hastanesinde 222, kalp damar hastanesinde 271, onkoloji hastanesinde 254, fizik tedavi rehabilitasyon hastanesinde (FTR) 200, yüksek güvenlikli adli psikiyatri (YGAP) hastanesinde 100 yatak olacak.

Hastane, toplam 403 poliklinik, 49 ameliyathane, 217 yatak kapasiteli çocuk ve yetişkin yoğun bakım ünitesi ile hizmet verecek.

Future Healthcare Fuarı 24 Ekim’de İstanbul’da!

Future Healthcare Fuar ve Konferansı , 24-25 Ekim 2019 tarihlerinde İstanbul Swissotel the Bosphorus’da düzenlenecek. Yurt dışı ve yurt içinden 110 firmanın katılacağı fuar kapsamında düzenlenecek panellerde sağlığın geleceği ve yenilikler tartışılacak.

2023 yılında Wearable Healthcare ürünleri ( giyilebilir dijital ürünler ) sektörünün 50 milyar dolar olması bekleniyor. Gelecek aynı zamanda onlarca yıl sonrası değil. Örneğin Meme kanserinden korunmak için sütyenlere konulan bir micro aygıt sayesinde mobile telefonunuzdan çok genç yaşlardan itibaren gelen uyarıları takip edecek ve daha problem doğmadan bunu önleme imkanı olacak. Bu proje Amerika’da halen FDA onayı bekliyor ve onayın çıkması an meselesi!

Panellerde yapay zeka, sağlıkta block chain, sağlıkta drone anlatılacak.
UPS Kargo firması DRONE ile Baltimore Marryland Hastanesine nakil için başka bir bölgeden rekor kısa sürede böbrek yetiştirdi.
Uyurken giyilen pijamadan kalp takibi ve teknolojinin inanılmaz serüveni sağlığımıza katkılarda bulunacak.

Fuarımız aynı zamanda sağlık kuruluşları için de bir gösteri alanı. Hastaneler ve klinikler burada yeni geliştirdikleri konuları ziyaretçilerle paylaşabilecekler. Medikal ürün sektörü de geliştirdiği yenilikleri, piyasaya çıkmak üzere olan ürünlerini burada sergileyebilir ve piyasaya sürebilir.

Şehir hastaneleri , özel Hastaneler ve diğer sağlık kuruluşları Türkiye’nin son 12 yılında sıra dışı başarılara imza attılar ve bu arada medikal turizmde çok sayıda ülkeden gelen hasta için HASTANE ÜLKE olduk. Artık sağlıkta her türlü teknolojik gelişmeyi de hastalara ulaştırmak için Future Healthcare Fuarı dünya genelinde firmaların katılacağı bir vitrin oluyor.
Future Healthcare , geleceğin hastaneleri, ilaçları, tedavileri, doktorları ve ziyaretçiler, dinleyiciler için çok iyi vakit geçirecekleri bir 2 gün vaat ediyor.

Fuarda ünlü konuşmacılar da var . Örneğin dünyanın en iyi hastaneleri arasında işaret edilen Bangkok’daki Bumrungrad Hospital’ın Ceo Bayan Artirat Charukitpipat Future Healthcare’de olacak.
The Internet of Medical Things ( IoMT ) panellerinde firmalar b2b görüşme imkanı elde edecekler. Future Healthcare Fuarına Almanya, İngiltere , İtalya, Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ve Fransa’dan firmalar katılacak.

Bilgi: http://www.futurehealthcare-istanbul.com/

Üniversite Hastanelerini Ne Bekliyor?

Üniversite hastaneleri yapısal bir dönüşüm içerisine girmeye hazırlanıyor. Finansal kriz yanı sıra yönetim, eğitim – araştırma, işletmecilik, öğretim üyesi, personel vs tüm unsurları kapsayacak şekilde çözüm politikaları üzerinde epeydir çalışılıyor.

TÜSAP, geçtiğimiz günlerde düzenlediği toplantıda üniversite hastanelerini tartıştı ve toplantıya Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurul Üyesi Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ı davet etti. Sorunları ve çözüm önerilerini tek tek sıralayan Ünüvar, “Sağlık hizmeti, eğitim ve araştırmayı birbirinden ayırmaksızın kapsamlı, güncel ve çağın şartlarına uygun bir işletmecilik ile ilgili bir kanun ve teşkilat kanunu düzenlenmesi; döner sermaye yükünün kaldırılması; politik aksa uygun SUT fiyatlarının güncellenmesi ve bunun katsayısının hizmet sunan kurumlara uygun hale getirilmesi gerekmektedir” diye konuştu. Ünüvar, tek cümlede birçok soruna kökten çözüm planının işaretini verdi.

Hem Akademisyen Hem Hekim Olmak!

Toplantının ev sahibi konumunda olan TÜSAP Yürütme Kurulu Başkanı ve Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın ise, kendi tecrübelerinden yola çıkarak, hasta teşhis-tedavisi, öğrenci eğitimi ve araştırma yapmak gibi her biri kendi içerisinde zorluklar taşıyan faaliyetlerin hepsini birden üstlenmenin günlük çalışma hayatında yarattığı kısırdöngüye değindi.

Aydın’ın ifade ettiği ikinci önemli husus; incelediği ülke örneklerinde de yaygın ve kabul görmüş bir üniversite modeli olmadığı, her ülkenin kendine uygun farklı bir model benimsediği… Türkiye’nin de rol model alabileceği belli bir şablon olmadığı için kendine en uygun yapıyı oluşturmak zorunda…

Türkiye’nin Tıbbi Tedarik Gündemi

Yılda bir kez yapılan Tıbbi Tedarik Kongresi, gündem konuları dolayısıyla yakından izlediğimiz organizasyonların başında geliyor. Şehir hastaneleri, yerli üretim, sağlık market, ilaç ve medikal endüstri perspektifi, SUT ve geri ödeme sistemleri konu paydaşlarının katılımlarıyla bu sene de detaylıca tartışıldı. Sağlık sektöründe faaliyet gösteren, hal ve gidişi merak eden kişiler için ülke gündeminin kısa özeti olarak okunabilecek sunumları derledik.

Gözler USHAŞ’ta

Bu sayıda ayrıca, özel hastanelerin sıcak gündemi olan sağlık turizmi faaliyetlerini izledik. Her sayıda yer vermeye çalıştığımız sağlık turizmi, hastanelerin, acentelerin ve devletin radarında yer alıyor. USHAŞ’ın sağlık turizmi hareketlerini nasıl düzenleyeceği, bu yoğun trafiği nasıl organize edeceği merak konusu.