AstraZeneca’dan 2 Satın Alım

astrazeneca logo

AstraZeneca, biyoteknoloji şirketi Neogene’i satın aldığını, biyofarmasötik şirketi CinCor’u ise satın almak üzere anlaşma imzaladığını duyurdu.

AstraZeneca, küresel biyoteknoloji şirketi Neogene Therapeutics’i (Neogene) 320 milyon dolara satın aldığını açıkladı. Neogene, klinik düzeyde yeni nesil T-hücre reseptör tedavilerinin (TCR-T’ler) keşfi, geliştirilmesi ve üretilmesine öncülük ediyor. Bu satın alma ile Neogene artık AstraZeneca’nın bir iştiraki olarak Amsterdam, Hollanda ve Kaliforniya’da faaliyet gösterecek.

Öte yandan AstraZeneca, ABD merkezli biyofarmasötik şirketi CinCor Pharma’yı da yaklaşık 1,8 milyar dolara satın almak için kesin bir anlaşma imzaladığını duyurdu. CinCor, dirençli ve kontrolsüz hipertansiyonun yanı sıra kronik böbrek hastalığı için yeni tedaviler geliştirmeye odaklanıyor.

Tıpta Uzmanlık Kontenjanları Neden Artırıldı?

kapak final

2022 yılında Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) kontenjanlarında ciddi bir artış oldu. Her bir TUS için yaklaşık 6000 kontenjan açılırken Nisan TUS’unda 12 bin 300’e yakın kontenjan açıldı. Yerleştirme aşamasında birtakım kontenjanların boş kaldığı anlaşıldı. Çocuk cerrahisi, genel cerrahi, göğüs cerrahisinde özellikle kontenjana göre yerleştirenlerin sayısının görece az olduğu fark edildi. Çocuk sağlığı ve hastalıklarında bu oran %40’a kadar yükseldi yani 952 kontenjandan 376’sı boş kaldı.

TTB Merkez Yürütme Kurulu 2016-2018 Dönem Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel tarafından ifade edilen bu bilgiler, TTB İstanbul Tabip Odası tarafından düzenlenen 28. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayında ifade edildi. Kurultay, çok sayıda tıpta uzmanlık alanı temsilcisini konuk etti ve istihdam, yönetim, çalışma hayatı, performans, eğitim gibi sistemin can alıcı konuları masaya yatırıldı.  

Kontenjanlar Hangi Kriterlere Göre Belirlenmeli?

TUS kontenjanlarının belirlenme kriterlerinin tartışıldığı kurultayda; sağlık hizmet sunucularının kapasiteleri, yatak sayısı, tıbbi işlem potansiyeli yanı sıra eğitim kurumunun bulunduğu bölge, şehir, nüfus ve ihtiyaç duyulan uzman gereksinimi, uzmanlık öğrencilerinin yeterli teorik ve pratik eğitimi alabilme imkanları, çalışma koşullarının uygunluğu gibi dinamikler detaylıca anlatıldı.

İstihdam Politikası Yok

Tıpta temel bilimlerde istihdam politikasının yokluğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gülriz Erişgen, uzmanların mecburi hizmetlerinde sıklıkla uzmanlık alanlarının dışında işlerle görevlendirildiklerini ve ayrıca performansa dayalı ücretlendirme politikası nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirtti.

Cerrahi Kontenjanda 2 Kata Yakın Artış

Kurultaya katılan Pof. Dr. Ahmet Serdar Karaca ise genel cerrahilerin çalışma koşullarına anlattı ve ideal olarak 25 bin kişilik nüfusa 1,5 genel cerrahinin düşmesi gerektiğini oysa ülkemizde 25 bin kişiye 1 cerrah düştüğünü ifade etti. TUS kontenjanlarının yıllar içerisinde düzenli olarak arttığını belirten Pof. Dr. Ahmet Serdar Karaca, 2022 kontenjanının 916 olduğunu ve cerrahi kontenjanlarının normalde 350-500 arasında değiştiğini söyledi.

Üniversiteler Değil Bakanlık Hastanelerine Kontenjan

Ortopedi ve travmatoloji uzmanlığının durumuna ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Demirhan ise, TUS kontenjanlarının yıllara göre dağılımına bakıldığında YÖK kontenjanının düşerken Sağlık Bakanlığı ve eğitim araştırma hastaneleri kontenjanlarının arttığına dikkat çekti. “Siz üniversitenize asistan aldığınızı zannediyorsunuz ama hayır, o asistan eğitimini bitirdiği an Sağlık Bakanlığına geçiyor” diye konuşan Prof. Dr. Mehmet Demirhan asistan kadrosunun 300’den 500’e çıktığını belirterek 2026 projeksiyonuna göre bu rakamın 725’e kadar yükseleceğini söyledi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanlığında Durum Nasıl?

Göğüs hastalıkları uzmanlığına ilişkin konuşan Prof. Dr. Hayati Bilgiç de 2023 yılında, nüfusa göre beklenen göğüs hastalıkları uzman sayısının 2215 olması gerektiğini oysa Sağlık Bakanlığının hedeflediği göğüs hastalıkları uzman sayısının 2750 olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Hayati Bilgiç, göğüs hastalıkları uzmanlık öğrenci kontenjanları belirlerken; eğitici sayısı, asistan sayısı, yatak sayısı, bronkoskopi sayısı, poliklinik, yatan hasta, yapılan girişimsel işlemler, alerji polikliniği, sigara ve KOAH polikliniği, tez, sunum, seminer, olgu tartışması, makale tartışması, dosya konsey, kurs, nöbet, vizit gibi parametrelerin dikkate alınması gerektiğini anlattı.

Yılda bir kez düzenlenen ve Türkiye’deki tıp eğitimi, hekim istihdamı ve çalışma hayatına sunduğu bütünlüklü perspektif ile düzenlenmesi gereken sağlık politikalarına ışık tutması, altyapı hazırlaması beklenen Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı haberlerini bu sayıda derledik. Keyifli okumalar dileriz.

Sayı: 25

023 1

Polifarma’dan Kıbrıs’ı Ağaçlandırmaya Katkı

1672230830 polifarma k br s etkinli i 2

37 yıllık geçmişe sahip ve %100 yerli sermayeli ilaç firması Polifarma, 2022 yıl sonu değerlendirme toplantısını Kıbrıs’ta gerçekleştirdi. “Değerini Biliyoruz’’ mottosu ve sektördeki köklü, güçlü bir şirket olduğuna vurgu yapan  ‘‘Zeytin Ağacı” temalı yıl sonu toplantısı kapsamında hayata geçirilen projeyle, Mehmetçik İlköğretim Okulunun arazisine zeytin fidanları dikildi ve Polifarma Hatıra Ormanının temelleri atıldı.

Polifarma, kurum içi sosyal sorumluluk projesi Polifayda kapsamında sürdürülebilir bir gelecek için Mehmetçik İlköğretim Okulunun uzun yıllardır atıl durumda bulunan okul arazisini ağaçlandırma projesini üstlendi. Mehmetçik İlköğretim Okulunda hayat bulan Polifarma Hatıra Ormanının zeytin fidanı dikim etkinliği, Polifarma üst yönetiminin de katılımıyla büyük bir dayanışma içerisinde yürütüldü. Etkinliğe Mehmetçik-Büyükkonuk İlçesi Belediye Başkanı Cemil Sarıçizmeli ve Mehmetçik İlköğretim Okulu yöneticileri katılarak teşekkürlerini sundular. Firma aynı zamanda; Eczacı Necdet Nuri Kumrulu Burs Fonu isimli eğitime destek verdikleri projeleri kapsamında gençlere ve geleceğe yatırım yapmaya devam ediyor.

1672230833 polifarma k br s etkinli i

Polifarma, pazar lideri olduğu serum üretiminin yanında, IV (damar yolu) ilaç portföyünü hızla geliştiriyor. 2021 itibarıyla girdiği reçeteli pazarlarda büyümeye devam ediyor. 

 

AstraZeneca Türkiye’de Atama

yigit yaman
Yiğit Yaman

Yiğit Yaman, AstraZeneca Türkiye Kardiyovasküler Pazarlama Müdürü oldu. 2020 yılında AstraZeneca Türkiye’ye Biyofarma İş Birimine bağlı Kıdemli Ürün Yöneticisi olarak katılan Yiğit Yaman, 1 Kasım 2022 tarihi itibarıyla Kardiyovasküler Pazarlama Müdürü görevine başladı.

Kariyer hayatına 2010 yılında Illinois Üniversitesi Şikago’da biyoteknoloji araştırma görevlisi olarak başlamasının ardından 2011-2012 yılları arasında sırasıyla Biofarma İlaç, Novartis ve Servier İlaç firmalarında Pazarlama Departmanlarında çalıştı. 2012 yılında Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Askeri İlaç Fabrikası’nda Fabrika Müdür Yardımcısı, 2013 – 2015 yıllarında Servier İlaç’ta Satış Temsilcisi, sonrasında CSL Behring Biyoterapi’de Kilit Hastaneler Müdürü görevlerini üstlendi. 2016 -2017 yıllarında Boehringer Ingelheim’da Bölgesel Medikal Müdür sorumluluğu alarak çalışan Yaman, daha sonra aynı kurum içerisinde sırasıyla Ürün Yöneticisi ve Kıdemli Ürün Yöneticisi olarak görev aldı.

astrazeneca logo

2020 yılında AstraZeneca Türkiye’ye Kıdemli Ürün Yöneticisi olarak katılan Yaman, 1 Kasım 2022 tarihi itibarıyla Kardiyovasküler Pazarlama Müdürü ve ayrıca eş zamanlı olarak Pazara Erişim Rotasyoneri olarak kariyerine devam edecektir.

OHSAD Kurultayı Aralık 2023’e Ertelendi

ekran goruntusu 2022 11 16 133106

Ülkemizde yaşanan deprem felaketi nedeniyle, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından 1 – 5 Mart 2023 tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantısı Aralık 2023 tarihine ertelendi.

Kamu ve Özel Sektör Bir Arada

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantısında Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu üst düzey temsilcileri, özel, kamu, şehir ve üniversite hastaneleri yöneticileri, hastane idarecileri ve satın alma birimleri, sigorta şirketleri ve sağlık sektörüne ürün ve hizmet sağlayan firmaların temsilcileri gibi sektörün tüm paydaşları ile birlikte sağlıktaki değişim ve yenilikleri değerlendirerek sektörün sorunlarını ve uygun çözüm önerilerini tartışılıyor. Detaylar için tıklayınız.

Radyoloji Kongresinde HoloLens Deneyimi

siemens healthineers turkrad

Siemens Healthineers, görüntüleme alanındaki teknolojilerini 43. Ulusal Radyoloji Kongresi’nde (TÜRKRAD) tanıttı. 1400’den fazla katılımcının ziyaret ettiği kongrede Siemens Healthineers, katılımcılara HoloLens deneyimi yaşattı ve bilgisayarlı tomografide yeni bir dönemi başlatan photon-counting teknolojisine sahip çözümlerini sergiledi. Kongrede aynı zamanda Siemens Healthineers Radyoloji Ödülü ve yine Siemens Healthineers tarafından düzenlenen Yapay Zekâ İnovasyon Yarışması’nın ödülleri de sahiplerini buldu.

Photon- Counting Teknolojisi

Türkiye’de radyoloji alanının en önemli etkinliği olan Ulusal Radyoloji Kongresi, 1-5 Kasım tarihleri arasında gerçekleşti. Ülkemizdeki sağlık sektörü temsilcilerini Antalya’da buluşturan 43. TÜRKRAD’ın odağındaki “Yaşlanma ve Dejeneratif Süreçler” ile “Yapay Zekâ” konuları bilimsel programlar ve oturumlarda ele alındı. Konferans kapsamında gerçekleşen fuarda ise sağlık sektörünün önde gelen şirketleri, yenilikçi ürünlerini ziyaretçilerle buluşturdu. Sağlık sektörü için geleceğin çözümlerini bugünden sunan Siemens Healthineers Türkiye, TÜRKRAD 2022’deki standında ultrason cihazlarına ek olarak yapay zekâ, derin öğrenme ve photon- counting gibi yeni teknolojilere sahip çözümleriyle katılımcılardan yoğun ilgi gördü.

Cinematic Reality Uygulaması

Kongrede, sağlık profesyonelleri tarafından en çok ilgi gören çözümlerden biri de Siemens Healthineers’ın inovatif yaklaşımının görüntüleme alanındaki en yeni örneklerinden biri olan Microsoft HoloLens 2 destekli Cinematic Reality uygulaması oldu. İki boyutlu bilgisayarlı tomografi görüntülerini yapay zeka yardımıyla gerçekçi üç boyutlu görüntülere dönüştüren teknoloji ile kullanıcı, 3 boyutlu hologramları görebiliyor ve görüntülerle gecikme olmaksızın etkileşime girebiliyor. Bu teknoloji, cerrahi müdahaleleri planlamak, sağlık profesyonellerini eğitmek, hastalara vücutlarında aslında ne olduğunu göstererek onların prosedüre hazırlanmasına ve endişelerinin azalmasına yardımcı olmak için kullanılabiliyor.

siemens healthineers turkrad

Öngörülebilir ve Kişiselleştirilmiş Sağlık

Siemens Healthineers Türkiye Genel Müdürü Enis Sonemel, kongre ile ilgili görüşlerini şöyle ifade etti: ‘’Sağlık hizmetlerini dijitalleştirerek sağlık ekosistemini güçlendirme odağımızla bugün pazara 65’ten fazla yapay zekâ destekli ürün sunuyoruz. Yapay zekâ destekli ürünlerimizle verimli operasyonların, bakıma erişimin, daha öngörülebilir ve kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerinin gelişmesine katkı sağlıyoruz. Her yıl katıldığımız ve bir parçası olmaktan mutluluk duyduğumuz TÜRKRAD 2022’deki çözümlerimizin bu kadar yüksek bir ilgi görmesi de sağlık sektörümüzün ve değerli sağlık profesyonellerimizin beklentilerine ve ihtiyaçlarına doğru yanıtlar sunduğumuzun bir göstergesi. Dijitalleşme, sağlık hizmetlerini her yönden değiştirmeye devam edecek ve biz de geçmişten bugüne olduğu gibi sağlık sektörünün değişime en iyi şekilde yanıt vermesini sağlayacak çözümler geliştireceğiz.”

Siemens Healthineers Radyoloji Ödülü

TÜRKRAD 2022’nin son gününde, Türk radyolojisinin gelişimine katkı sağlamak ve genç radyologların uluslararası platformlardaki etkinliğini artırmak amacıyla Siemens Healthineers Radyoloji Ödülü Töreni gerçekleştirildi. Bu yıl 14. kez verilen Radyoloji Ödülü’nü Dr. Yusuf Kenan Çetinoğlu kazandı.

Yapay Zekâ İnovasyon Yarışması

Sağlık sektöründe yapay zekânın öncülerinden Siemens Healthineers, Kongre kapsamında bir “Yapay Zekâ İnovasyon Yarışması” da düzenledi. Yaklaşık 40 adayın katıldığı yarışmanın ön eleme aşamasında jüri değerlendirmesi sonucu son 12’ye kalan ekipler, 4 Ekim’de proje sunumlarını gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Oğuz Dicle, Prof. Dr. Ercan Karaarslan, Prof. Dr. Mustafa Harman, Prof. Dr. Şükrü Mehmet Ertürk, Prof. Dr. Mustafa Nasuh Özmen ve Prof. Dr. Abdullah Utku Şenol’dan oluşan jüri, TÜRKRAD 2022’nin kapanışında birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödüllerinin kazananlarını belirledi. Birincilik ödülünü kazanan Özüm Tunçyürek ECR Kongresi’ne katılmaya hak kazanırken; ikinci olan Murat Yüce’ye TÜRKRAD 2023 kaydı, üçüncü olan Mustafa Burak Karadenizli’ye ise 2023 MR Kongresi’ne katılım davetiyeleri hediye edildi.

HIMSS EMRAM Ödülleri Sahiplerini Buldu

dscf2842

T.C. Sağlık Bakanlığı ve HIMSS iş birliği ile düzenlenen 2022 HIMSS Eurasia Sağlık Bilişimi Konferansı ve Fuarı, 10-12 Kasım tarihleri arasında Antalya’da yapıldı. Dijital hastane, e-sağlık, sağlıkta akıllı sistemler ve teknolojiler, yapay zekâ ve ileri uygulamaların sergilendiği ve sağlık bilişim firmaları ile kamu, özel sektör, sağlık yöneticileri ve sağlık IT profesyonellerini bir araya getiren HIMSS Eurasia’22, uluslararası kapsamda sağlık bilişimi ve teknoloji alanında iş birliklerine zemin sağladı.

Sağlık Bakanlığı, özel hastane ve sağlık kuruluşları ile üniversitelerinin sağlık bilişimi ve teknolojileri alanında yönetici ve uzmanları çoğunlukta olmak üzere 18 ülkeden 1125 ziyaretçinin takip ettiği etkinliğe sektör liderlerinden 58 firma da fuar katılımı sağladı.

Telesağlıktan yeni nesil akıllı şehirlere, büyük verinin kimliksizleştirilmesinden, ilaç endüstrisinin dijital dönüşümüne, akılcı tedarik zincirinden, uzaktan sağlık hizmetlerine kadar pek çok güncel konunun tartışıldığı konferans katılımcıların yoğun ilgisiyle tamamlandı.

HIMSS Standartlarına Göre Dijital Dönüşümünü Tamamlayan 33 Hastaneye Sertifikaları Verildi

T.C. Sağlık Bakanlığından üst düzey yönetici ve bürokratlarının katılımıyla gerçekleşen HIMSS Eurasia’22, HIMSS EMRAM validasyonu alan Kamu hastanelerinin ödül törenine ev sahipliği yaptı. Hastanelerinin dijitalleşmesinde gösterdikleri başarı ile HIMSS EMRAM ve O-EMRAM seviye 6 ve 7 validasyonu almaya hak kazanan hastanelere ödülleri T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcıları Dr. Şuayip Birinci ve Doç. Dr. Tolga Tolunay tarafından verildi. Bu yıl 3 hastaneye seviye 7 ve 32 hastaneye de seviye 6 olmak üzere toplam 35 ödül verildi. Dijitalleşme süreçlerini hızlı bir şekilde tamamlayarak kısa sürede hem 6 hem 7 seviyeye ulaşan İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Bahçelievler Devlet Hastanesi çifte ödül alırken EMRAM 7 seviye alan üçüncü hastane de Sinop Ayancık Devlet Hastanesi oldu. Böylelikle sağlıkta dijital olgunluk seviyelerini ifade eden HIMSS EMRAM derecelendirmelerinde gün itibari ile 250’den fazla hastane en az bir kere seviye 6 ve 10 hastane de seviye 7 validasyonu almış oldu. Türkiye’de hastanelerin dijital olgunluk seviyesi bakımından HIMSS Sertifikasını almış 250 hastaneyi geçmesiyle Türkiye Avrupa’nın tamamını geçmiş oldu.

Dr. Şuayip Birinci: “İş yükü eşit dağıtmalı, herkes sorumluluk almalı”

dscf8691
Dr. Şuayip Birinci

HIMSS Eurasia’22’nin kapanış konuşmasını T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci yaptı. Önümüzdeki yıl daha güçlü olmak ve bakış açılarını iş kolaylığına dönüştürmek gerektiğine inandığını ifade eden Birinci, tüm dünyada her alanda bir yılgınlık olduğunu ve hekimlerin yaptığı işi kolaylaştırıp hobiye dönüştürerek bu yılgınlığın önüne geçilebileceğini söyledi. İş yükünü eşit dağıtmaya, herkesin sorumluluğunu daha fazla almalarına ve kuvvetli yardımlaşmaya ihtiyaç olduğunu sözlerine ekleyen Birinci, “Takım oyunlarında başarıyı boş alanları doldurarak yardımlaşmak getiriyor. Gelecek yıl sizlerin daha büyük heyecan ve daha yeni projelerle buraya gelmenizi istiyorum” dedi. Başhekimlere hitaben konuşan ve kendilerine gelen küçük, inovatif projelerden ve bütçelerinden korkmamalarını söyleyen Birinci, “İnsanları ilerletin, birlikte yeni şeyler üretmeye çalışın, bunları bizimle paylaşın ve biz size destek verelim. Yeni şeylerle gelin ve yeni arayışlar içinde olun. Bu sektör ancak böyle gelişir. Sizden çok şey bekliyorum. Dikkatiniz, emekleriniz, şimdiye kadar kurumlarda gösterdiğiniz fedakarlıklar için teşekkür ediyorum. Alkışı fazlasıyla hak ediyorsunuz. Hele ki pandemi döneminde bu sağlık ordusunun başarılarını sadece biz değil tüm dünya takdir etti” diye konuştu.

Dünyada Türk Sağlık Sistemine Güven Çok Arttı

Tüm dünyada Türkiye’nin sağlık sistemine güvenin arttığını ifade eden Birinci, “Neticede kaliteli sağlık hizmeti üretir ve bu sisteme güveni artırırsanız gücünüz de artar” dedi ve şöyle devam etti; “Herkesin tüm önyargıları kırıldı. Türkiye’nin birçok Avrupa ülkesinin önünde olduğu görüldü. Nüfusu bize yakın bazı Avrupa ülkelerinin toplam yoğun bakım sayısı kadar yoğun bakımı, pandeminin ilk 6 aylık döneminde ilave olarak hizmete aldık. Salgın sırasında yarın herhangi bir ilde kaç hastanın yoğun bakıma gireceğini dijital sistemlerimiz aracılığıyla biliyorduk. Böyle bir kapasiteyi hizmete almak için sağlam bir altyapınız olmalı. Salgın sürecini böylesine dinamik bir altyapı ve bilgiyle yönettik. Böyle bir sağlık sisteminin mensupları dışarıdan tabi ki talep görür. Bu durum Türkiye’nin güçlü sağlık sisteminin getirdiği bir taleptir. Keşke insan kaynağımız daha fazla olsa da tüm dünya ve çevre coğrafyalarımızın sağlık ihtiyaçlarını buradan yönetsek. Bu sağlık sistemini, herkesin gıpta ile baktığı bir sağlık sistemi olarak devam ettirmeye bizim gücümüz, sizlerin de enerjisi var. Bu özgüven ve özveriyle yönetme anlayışımız ile sağlık alanında potansiyelimizi daha da arttıracağımızı, dijital teknolojilerin katkısı ile de çok geniş bir coğrafyanın sağlık ihtiyaçlarına cevap vereceğimizi düşünüyorum.”

Sağlıkta Dijitalleşmede Süper Güç Konumundayız

OECD verilerine göre Türkiye’nin 2010 yılından itibaren elektronik ortam sağlık bilgisi talebi hizmetinde en fazla artış gösteren ülkelerden biri olduğunu belirten Dr. Şuayip Birinci, Avrupa Komisyonu’nun raporlarına göre Türkiye’nin aynı zamanda sağlık hizmetlerinde dijitalleşmede nüfusa oranla Avrupa birincisi olduğunu ifade etti. Birinci, “Kapsamı itibariyle Türkiye dünyanın en fazla sağlıkta dijitalleşme endeksine sahip ülkesi, sağlıkta dijitalleşmede süper güç konumundayız. Bu oranlar sağlıkta dijital dönüşüme toplumumuzun entegrasyonunun ne kadar hızlı olduğunu göstermektedir. Kısa süre önce, bizzat G20 tarafından GI Hub’ın ortaya koyduğu Dijital Altyapı Projelerinde ‘E-Nabız: Gizlilik, Şeffaflık ve Siber Güvenlik alanlarında; RUHSAD ve ÖZDES: Sağlık Hizmetlerinde Etkili Dönüşüm’ yaklaşımlarıyla dünyaya örnek projeler olarak gösterildiğini gururla ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Yine OECD verilerine göre Türkiye’nin 65 yaş üstü nüfusunun 2021 yılında yüzde 9,7 ve 80 yaş üstü nüfusun ise 2019 yılında yüzde 2,1 olduğunu; 2050’de bu rakamların 65 yaş üstü nüfus için yüzde 20,1’e ve 80 yaş üstü nüfus için ise yüzde 5,4’e yükselmesinin beklendiğini kaydetti. Kısa süre içinde dünyada neredeyse 1 milyar insanın 65 yaş üstü kronik hastalıklarla karşı karşıya kalacağını ve dünyanın yüzde 20’sinin bakıma muhtaç hale geleceği hesaplandığında sağlık sistemlerinde paradigma değişimine ve yeni bakış açılarına ihtiyaç olduğunu belirten Birinci, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu ve benzeri büyük sorunların çözümünde teknoloji; önümüzü açacak ve süreci kolaylaştıracak en önemli araçlardan birisidir. Sağlık hizmetlerinde ve her alanda verimlilik için dijitalleşme, medikal teknolojiye daha fazla yatırım, IOT, mobil sağlık, kronik hasta takibi ve ilişkili ekosistemin olgunlaşması ve yalınlaşma temelli dijital inovasyon beklentisinin, gelişmiş dünyanın en gözde başlıkları olduğu dikkatten kaçmamalıdır.

Dünyada Dijital Sağlığı Geliştiren Ülkelerin Başındayız

Bu kapsamda beşerî sermayenin teknolojik yetkinliğinin arttırılması önem arz eden diğer konulardan bir tanesidir. Geniş kapsamlı standardizasyon, sektörün olgunlaşmasının sağlanması, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran ihtiyaca odaklı kısa ve uzun vadeli dijital dönüşüm stratejilerimiz, bu gün bizi ülkemizde yaşayan 68 milyondan fazla insanımızın kendi sağlığını takip edebildiği ve hatta yönetmesine aracı olarak kullanabildiği, hekimlerin ise hastalarının sağlığını yönetirken daha güçlü olduğu E-Nabız kişisel sağlık sistemi ve 50 Milyardan fazla görüntünün 264 milyon radyoloji raporunun bulunduğu teleradyoloji projesi gibi bir çok ülkenin gıpta ile baktığı büyük dijital dönüşüm projelerini edinmemizi kolaylaştırdı. Bunların yanında, SİNA, kronik hastalıkları yönettiğimiz Hastalık Yönetim Platformu (HYP), HSYS , AŞILA , HES , E-Nabız, FİTAS, RUHSAD ve ESİM gibi 30 yakın uygulama ve en son, hastalarımızın doğru hekime başvurmasını sağlayan ve teşhis tahmininde bulunan, günlük ortalama kullanımı 100 bin kişiye yaklaşan NEYİM VAR? projesi gibi, her biri ülkemiz mühendisleri tarafından yerli olarak geliştirilen sayısız sistem ve uygulamayla Dünyada dijital sağlığın geleceğini şekillendiren ülkelerin başında olduğumuzu gururla ifade etmek istiyorum.”

HIMSS EMRAM ÖDÜLLERİ ALAN HASTANELER

HIMSS EMRAM seviye 7 ve 6 validasyon alan hastane

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi

HIMSS O-EMRAM seviye 7 ve 6 validasyon alan hastane

Bahçelievler Devlet Hastanesi

HIMSS EMRAM seviye 7 validasyon alan hastane

Sinop Ayancık Devlet Hastanesi           

HIMSS EMRAM seviye 6 validasyon alan hastaneler

Ankara Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi

Artvin Arhavi Devlet Hastanesi

Aydın Nazilli Devlet Hastanesi

Aydın Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi

Bolu İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Çanakkale Ezine Devlet Hastanesi

Çanakkale Yenice Devlet Hastanesi

Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi

İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi

İstanbul Siyami Ersek Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi

İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

İzmir Torbalı Devlet Hastanesi 

Kayseri Pınarbaşı Devlet Hastanesi

Osmaniye Devlet Hastanesi

Osmaniye Kadirli Devlet Hastanesi

Trabzon Akçaabat Haçkalı Baba Devlet Hastanesi

Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Trabzon Sürmene Devlet Hastanesi

Trabzon Tonya Devlet Hastanesi         

Trabzon Vakfıkebir Devlet Hastanesi

HIMSS O-EMRAM seviye 6 validasyon alan hastaneler

Antalya Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi

Antalya Alanya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

Antalya Manavgat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

Aydın Nazilli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

Aydın Söke Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

Denizli Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi

Mersin Silifke Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi        

Trabzon Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi

Tunceli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

TÜSAD Yeni Yönetim Kurulu Seçildi

tusad myk 2022 2024 1
TÜSAD 2022 – 2025 dönemi için seçilen Yönetim Kurulu

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), SOLUNUM 2022 Kongresi’nin ardından yapılan genel kurulla yeni yönetimini belirledi. TÜSAD’da başkanlık görevini Prof. Dr. Ülkü Yılmaz’dan devralan Prof. Dr. M. Şule Akçay, “Bu bir bayrak koşusu. Cumhuriyetimizin 100. yılında 52 yıllık köklü bir uzmanlık derneği olarak 5 bine yakın hekim üyemizle birlikte akciğer sağlığı konusunda çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz” dedi.

Alanında Türkiye’nin ilk ve en büyük uzmanlık derneği olan Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği’nde (TÜSAD) bayrağı yeni yönetim devraldı. Bu yıl 44’üncüsü düzenlenen Uluslararası Katılımlı Ulusal Kongresi’nin (SOLUNUM 2022) ardından yapılan genel kurulla yeni yönetim seçildi. TÜSAD’da 2022 – 2025 dönemi için seçilen yeni yönetim kurulunda başkanlığı Prof. Dr. Müşerref Şule Akçay üstlendi.

prof. dr. sule akcay tusad baskani
Prof. Dr. M. Şule Akçay

Başkanlık bayrağını Prof. Dr. Ülkü Yılmaz’dan devralan Prof. Dr. M. Şule Akçay, “Bu bir bayrak koşusu. Yeni yönetim olarak derneğimizin mottosunda olduğu gibi ‘Tükenmeyen Nefesle’ hep daha ileriye doğru koşacağız” dedi. Akçay, yeni yönetim olarak görevi üstlendikleri dönemin özel bir anlam taşıdığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Ben ve benimle birlikte bazı ekip arkadaşlarım TÜSAD’ın bir önceki yönetiminde de görev almıştık. Bu dönem TÜSAD’ın 50. yılına denk geldiği için bizim için çok anlamlıydı. TÜSAD; çok genç bir Cumhuriyet’te, ileri görüşlü bir grup hekimin özverisi ile kurulmuş bir dernek.  Böyle bir derneğin altın yılına tanıklık etmek gerçekten çok değerliydi.”

DENEYİMLERİMİZİ CUMHURİYETİMİZİN 100. YILINA TAŞIYACAĞIZ

Bu süreçte tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi ile de mücadele etmek zorunda kaldıklarını hatırlatan Akçay, sözlerini şöyle sürdürdü: “50. yılın denk geldiği yılda, 2020 yılında aynı branşta birlikte çalıştığımız tüm hekimler pandemi yönetiminde önemli sorumluluklar üstlenmek durumunda kaldı. Bilgi üretmek, yaymak, sağlık hizmeti sunumu, koruyucu hekimlik anlamında pandemide derneğimiz önderlik ve rehberlik görevini hakkıyla yerine getirdi. Solunum yoluyla bulaşan tüm enfeksiyon hastalıklarını gelecek dönemlerde de gündemimizden düşmeyeceğini söylemek gerek. Pandemiden edindiğimiz deneyimler işimize hep yarayacak. Şimdi edindiğimiz bu deneyimlerle Cumhuriyetimizin 100. yılında derneğimizi temsil edeceğiz. Cumhuriyetimizin 100. yılında 52 yıllık köklü bir dernek olmanın bilinci ve heyecanı ile çalışmaya, üretmeye ve 5 bine yakın hekim üyemizle birlikte toplumumuzun akciğer sağlığı konusunda bilinçlendirmek için çaba harcamaya devam edeceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi yeni yönetimde de iyi bir ekip uyumu olacağına inancım tam. Derneğimizin yönetsel ilkeleri ve geniş vizyonu doğrultusunda, güncel gelişmeler ve gereksinimleri takip ederek bayrağı daha ileri taşımaya çalışacağız.”

Göğüs hastalıkları alanının en geniş katılımlı kongrelerinden biri olarak 5-8 Kasım tarihleri arasında Girne’de gerçekleşen SOLUNUM 2022’ye son kez başkanlık eden Prof. Dr. Ülkü Yılmaz da yeni yönetime başarılar dilerken, “TÜSAD olarak birlikte çalışma kültürü edinmiş bir derneğiz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da TÜSAD olarak mesleki gelişimin sürdürülmesine ve toplumun akciğer sağlığının korunmasına yönelik çalışmalarımız aynı hızla devam edecektir” dedi.

Yapılan görev dağılımının ardından TÜSAD 2022- 2024 yılı Merkez Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Başkan Şule Akçay, Önceki Başkan Ülkü Yılmaz, Başkan Yardımcısı Cengiz Özdemir, Genel Sekreter M. Onur Turan, Sayman Celal Satıcı ile Üyeler Nazan Şen, Yusuf Aydemir, Ayperi Öztürk, Sevinç Sarınç Ulaşlı, Özgür Batum, Şule Taş Gülen ve Sinem Sökücü.

Yoğun Bakımda Sedasyonun Önemi

sema turan
Sema Turan

Türk Yoğun Bakım Uzmanları Derneği tarafından düzenlenen 19. Ulusal Kongresi ve 11. Avrasya Yoğun Bakım Toplantısı, 9-12 Kasım 2022 tarihlerinde Cornelia Diamond Resort Hotel, Antalya’da düzenlendi.

Ulusal ve uluslararası alanda yoğun bakım profesyonellerinin bir araya geldiği, bilgi ve deneyimlerini paylaştığı Kongreye Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Ankara Şehir Hastanesi Yoğun Bakım Kliniği Öğretim Görevlisi ve TÜYUD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sema Turan Başkanlık yaptı.

11 Kasım 2022, Cuma günü Polifarma sponsorluğunda düzenlenen uydu sempozyumunda, “Yoğun bakımda deksmedetomidin, sedasyonun ötesinde etki” konusu tartışıldı. Kongre Başkanı Prof. Dr. Sema Turan gerçekleştirdiği sunumda şunları kaydetti:

Hastanın Sedasyon Seviyesi

“Uzun yıllardır yoğun bakımda bir grup hastanın sedasyon ihtiyacını biliyoruz. Bundan 20 yıl önce gördüğüm hasta grubu o kadar ağır sedasyon altındaydı ki mortalite oranı yüksekti… Ne yazık ki o hastalarda düzgün bir son kalım sağkalım gerçekleşemiyordu. Hayalimiz hep şuydu: Öyle bir ajan bulalım ki bu ajan, hastanın sedasyon seviyesini istediğimiz şekle getirsin! 

Daha Az Ventilasyon

Yapılan klinik araştırmalara göre; deksmedetomidin ile tedavi edilen hastalar ventilatörde daha az zaman harcadı; daha az deliryum yaşadı; daha az taşikardi ve hipertansiyon geliştirdi. Deksmedetomidinin en önemli yan etkisi bradikardi idi.

img 8117
Polifarma ekibi | TÜYUD Kongresi

Hastalar ve Klinisyen Memnuniyeti

Bizim yaptığımız işte hasta memnuniyeti sonucu çok değerli. Hasta memnuniyeti açısından da deksmedetomidinin oldukça yararlı olduğunu görüyoruz. Hasta kendi kontrolünü kaybetmemiş oluyor. Bir yoğun bakımcı olarak böyle bir hasta görmekten mutluluk duyuyorum. Aynı şekilde klinisyenlerin de memnuniyet oranının yüksek olduğunu vurgulamak isterim.

Avantajları Nelerdir?

Güvenilirlik, analjezi, hasta ve klinisyen memnuniyeti açısından deksmedetomidinin midazolama göre avantajları olduğunu ifade etmek isterim. Lokal anestezi kullanımı ile birlikte deksmedetomidin prosedürel sedasyon için midazolama iyi bir alternatif sağlıyor. 

Ekonomik Değerlendirme Parametreleri

Yoğun bakım hastalarında deksmedetomidinin ekonomik değerlendirme parametreleri şöyledir:

Dozu ve uygulama süresi, yoğun bakımda kalış süresi, hastanın mekanik ventilatörde kalış süresi, deliryum insidansı, hastanın deliryumda kaldığı süre, ajitasyon insidansı hastaların ajite olduğu süre.

Cost-Effective Bir Yaklaşım İçerisinde Olmalıyız

Deksmedetomidin kullanılan grupta mekanik ventilatörde kalma süresinin kısalması, deliryum prevelansının düşük olması ve bunlara bağlı olarak yoğun bakımda ve hastanede kalış süresinin kısalması ekonomik olarak tasarruf sağlar. Hastanelerin yoğun bakım yatakları çok değerli olmaları yanı sıra pahalıdır. Cost-effective bir yaklaşım içerisinde olmalıyız. Her ajanı kullanırken ilaca verdiğiniz para ile elde ettiğiniz sonuç arasındaki ilişkiyi iyi değerlendirmemiz gerekir.”

12
Polifarma ekibine, Kongre ekibi tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.

Her 3 Kadından 2’si Serviks Kanseri Taraması Yaptırmıyor

“Kadınlarda erkeklerin yaklaşık 5 katı HPV ile ilişkili kanser olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de her üç kadından ikisi hayatında bir kez bile serviks kanseri taraması yaptırmamış. Toplumun dezavantajlı gruplarının sağlık hizmetlerine, taramalara ve maliyeti yüksek olan HPV aşılarına ulaşımı maalesef çok zor”

1663226697 filiz kocaboga
Filiz Kocaboğa

Türkiye’de her üç kadından ikisi hayatında bir kez bile serviks kanseri taraması yaptırmamış durumda… CİSÜ Platformu, Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ayı dolayısıyla birinci basamak sağlık kurumlarında tarama testlerinin önemine dikkat çekti

Avrupa Jinekolojik Kanserler Birliği (ESGO) ve Avrupa Jinekolojik Kanserler Hasta Dernekleri Birliği (ENGAGE) tarafından ilan edilen 20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü (World GO Day), tüm dünyadaki kadınları erken tanı ve teşhis için farkındalık hareketine davet ediyor. Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları (CİSÜ) Platformu da bu önemli gün dolayısıyla jinekolojik kanserler hakkında en çok merak edilen 10 soruyu yanıtladı.

Jinekolojik kanserler meme kanserinden sonra kadınlarda en çok görülen kanserler arasında yer alıyor. ABD’de her yıl yaklaşık 98 bin kadın jinekolojik kanserlere yakalanırken, Avrupa’da her yıl 58 bin kadına rahim ağzı kanseri teşhisi konuluyor. Dünyada ise 500 bin kadına serviks (rahim ağzı) kanseri tanısı konuyor. Serviks kanseri dünyada yılda 273 bin (tüm kadın kanser ölümlerinin yüzde 9’u) kadının ölümüne yol açıyor.

CİSÜ Platformu Sözcüsü Filiz Kocaboğa, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından yapılmış olan analizlere göre HPV’ye bağlı kanserlerin erkek kanserlerinin yüzde 1’inden, kadın kanserlerinin ise yüzde 5-10’undan sorumlu olduğunu söyledi. Kocaboğa, “Türkiye’de de HPV ile ilişkili kanserler kadınları daha çok etkiliyor. Kadınlarda erkeklerin yaklaşık 5 katı HPV ile ilişkili kanser olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de her üç kadından ikisi hayatında bir kez bile serviks kanseri taraması yaptırmamış. Toplumun dezavantajlı gruplarının sağlık hizmetlerine, taramalara ve maliyeti yüksek olan HPV aşılarına ulaşımı maalesef çok zor… Bu durum da sağlıktaki eşitsizlikleri artırıyor. Serviks kanseri mücadelesinde birinci basamak sağlık kurumları devreye girerse başarıya ulaşılabilir” dedi.

“Kadınlarda serviks kanseri tarama programı kapsamında 30-65 yaş aralığındaki kadınlar, KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), beş yılda bir smear ve HPV-DNA testi yaptırabilir”

Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü ile jinekolojik kanserlerle ilgili farkındalığı artırmak ve rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vajina ve vulva kanserleri gibi kadınları etkileyen başlıca jinekolojik kanser türlerine ilişkin risk faktörlerine, semptomlara, erken teşhis ve önleme stratejilerine dikkat çekmek amaçlanıyor.

1. Jinekolojik kanser türleri nelerdir?

Kadın üreme organlarında başlayan herhangi bir kanser jinekolojik kanser olarak adlandırılır. Serviks (rahim ağzı), endometrium (rahim), over (yumurtalık) kanserleri en sık görülen jinekolojik kanserler arasında yer alır. Bunlar dışında tuba uterina (tüp, fallop tüpleri), uterus (rahim), vajina ve vulva (genital bölgenin dış kısmı) kanserleri de jinekolojik kanserler arasındadır. Günümüzde en sık görülen jinekolojik kanser türleri ise rahim, yumurtalık ve rahim ağzı kanserleridir.

2. Jinekolojik kanserler nasıl ortaya çıkar? Belirtileri nelerdir?

Jinekolojik kanserlerin belirtileri kaynaklandıkları organlara göre değişiklik gösterir. Rahim kanserinin en yaygın belirtisi anormal vajinal kanamadır. Regl döngüleri arasında kanama olması ve kanama miktarının fazla olması sık görülen rahim kanseri belirtilerindendir. Menopoz döneminde vajinal kanama olması, pelvik bölgede ağrı, karın ağrısı, şişkinlik hissi gibi belirtiler de rahim kanserine işaret edebilir. Yumurtalık kanseri ise ileri aşamalara kadar belirti göstermez. İleri aşamalarda ele gelen kitle, karında sıvı birikmesi, basınç hissi, idrar ve bağırsak problemleri görülür.

Rahim ağzı kanseri ara kanama, cinsel ilişki sırasında ağrı ve sonrasında kanama, kötü kokulu vajinal akıntı, menopoz sonrası kanama, bacakların birinde ya da her ikisinde şişkinlik ve idrar sırasında ağrı gibi belirtilere yol açabilir. Vajina kanserinin en sık görülen belirtisi akıntıdır. Özellikle kanlı vajinal akıntı başlıca şikayetler arasındadır. Vulva kanserinde genellikle ilk belirti kaşınmadır. Daha sonra cilt değişikliği, sertleşme, kabuklaşma, kabarma gibi belirtiler görülebilir.

3. Kimler risk altındadır? Genetik midir? Bulaşıcı mıdır?

Jinekolojik kanserlerin her biri için ayrı bir davranış ve görülme riski bulunur. Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkar ve genellikle 50-60 yaşları arasında görülür. Kadınların aşırı derecede östrojen hormonuna maruz kalması rahim kanseri riskini artırır. Bunun dışında aile öyküsü, ilk regl kanamasının erken yaşta başlaması, geç menopoz, hiç doğum yapmamış olmak, kısırlık, obezite, diyabet ve polikistik over sendromu rahim kanserinin risk faktörleri arasındadır.

Rahim ağzı kanseri sıklıkla 30 yaş üstünde görülür, 45-50 yaşından sonra da artış göstermeden görülmeye devam eder, 65 yaş üzerinde görülmesi ise oldukça nadirdir. Rahim ağzı kanserlerinin yüzde 100’e yakınında etken HPV (insan papilloma virüsü)’dir.

Yumurtalık kanseri için ise en önemli ve tutarlı risk faktörü kalıtım ve özellikle de 1. derece yakınlık olmasıdır. Yumurtalık kanserinde kadınların 1. derece akrabalarında 3,6 kat, 2. derece akrabalarında ise 2,9 kat risk artışı vardır.

Vajina kanseri genellikle 45-65 yaşları arasında görülür. Cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlardan HPV enfeksiyonunun bu kansere neden olduğu düşünülmektedir.

Vulva kanserinin kadınlar içinde görülme oranı yüzde üçtür. Genellikle menopoza girdikten birkaç yıl sonra görülür. Bu kanser türünün de HPV enfeksiyonu kaynaklı olduğu düşünülmektedir.

4. Tedavi seçenekleri nelerdir?

Jinekolojik kanserler birçok şekilde tedavi edilebilir. Tedaviyi seçmeden önce kanserin boyutları ve hangi bölgelere yayıldığı, kadının yaşı ve genel sağlığı gibi faktörler göz önüne alınır. Rahim ağzı kanserinde üç ana yöntem cerrahi, radyasyon tedavisi ve kemoterapidir. Rahim kanserinin tedavisinde cerrahi olarak rahmi almak (histerektomi operasyonu) temel prensiptir. Operasyon sırasında kanserin yaygınlığını saptamak için karın içinden örnekler alınır, tüpler ve yumurtalıklar çıkartılır. Operasyon sonrasında çıkartılan tüm parçalar patolojik değerlendirmeye alınarak kanserin yaygınlığı saptanır, eğer kanser rahim dışına yayılmamışsa tedavi tamamlanmış olur; ancak kanser başka organ ya da dokulara yayılmışsa ek bir tedavi gerekebilir. Bu tür ilerlemiş türlerde, cerrahi operasyonun ardından radyasyon (ışın) tedavisi uygulanabilir. Çok özel bazı durumlarda ilaç tedavisi (kemoterapi) de kullanılır.

Yumurtalık kanserinin klasik tedavisi cerrahi ve ardından yapılan ilaç (kemoterapi) tedavisidir. Bazı durumlarda hastanın şikayetlerini gidermek için radyoterapi de uygulanabilir.

Vajen kanserinin tedavisinde kanser vajinanın tepesinde rahim ağzına yakın yerleşmişse cerrahi olarak rahim ve vajinanın üçte birlik üst kısmı çıkarılır. Bu işleme alt karın bölgesi lenf bezlerinin çıkarılması da eklenir. Cerrahi operasyon sonrası radyoterapi uygulanır. Kanser vajinanın orta bölümüne yerleşmişse cerrahi operasyon uygulanmaz, sadece radyoterapi uygulanır. Kanser vajinanın girişine yani alt üçte birlik kısma yerleşmişse dış vajina ile birlikte vajenin alt üçte birlik kısmı cerrahi olarak çıkartılır. Bu tedaviye radyoterapi de eklenir.

Vulva kanserinin tedavisinde vulvektomi denilen bir operasyonla vulva ve kasık lenf bezleri çıkartılır. Vulvanın çıkarılmasının ardından plastik cerrahlar tarafından vulva ve vajina estetiği yapılabilmektedir. Cerrahi operasyon sonrası genellikle radyoterapi de uygulanır.

5. Tedavi edilen jinekolojik kanserler tekrar eder mi?

Her kanserde olduğu gibi jinekolojik kanserlerde de tekrar etme riski bulunur. Ancak örneğin rahim kanserinin tedavisinde rahim tamamen alındıysa ve kanser başka bir doku ya da organa sıçramadıysa bu risk oldukça düşüktür.

6. Jinekolojik kanserlere yakalanmamanın bir yolu var mıdır? Neler yapılmalı?

Jinekolojik kanserlerden korunmanın ve tedaviden istenen sonucu almanın en etkili yolu teşhiste geç kalmamaktır. Erken teşhis ise ancak düzenli jinekolojik taramalar yaptırarak mümkün olmaktadır. Bunun için düzenli olarak jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografinin yanı sıra pap smear testi yaptırılmalı, menopoz sonrası oluşan kanamalar takip edilmelidir. Ayrıca rahim ağzı kanserinde HPV aşısı yüzde 100’e yakın koruma sağlarken sigara tüketilmemesi, B vitamini takviyesi, B (beta) ve folat içerikli diyetler rahim ağzı kanseri riskini azaltmaktadır.

7. Erken tanı ve teşhis için ne kadar sıklıkla kontrol önerilmektedir?

Jinekolojik kanserlerin erken tanı ve teşhisi için ilk cinsel ilişki sonrasında rutin muayenelere başlanması öneriliyor. Genelde ise tüm kadınların yılda en az bir kere ya da altı ayda bir jinekolojik muayeneye gitmesi gerekiyor. Ayrıca kadınlarda serviks kanseri tarama programı kapsamında 30-65 yaş aralığındaki kadınlar, KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), beş yılda bir smear ve HPV-DNA testi yaptırabilir. Muayene hastanın sözlü hikayesinin alınması ile başlar. Ardından genital organın önce dış yapısı hekim tarafından muayene edilir. İşlemin devamında gerekli görülürse vajina içinin fizik muayenesi yapılır. İlerleyen süreçte vajina duvarı ve rahim ağzı gibi iç bölgeler vajinal ultrason ile görüntülenebilir.

8. Kontrol randevuları için hangi sağlık birimine başvurulmalıdır?

Jinekolojik kontrol randevuları için hastanelerin “Kadın Hastalıkları ve Doğum (Jinekoloji)” bölümlerine başvurulmalıdır.

9. Ameliyat sürecinin ardından nelere dikkat edilmelidir?

Jinekolojik ameliyat sonrası doktorunuzun önerdiği beslenme yönergelerine uymalı ve ilaçlarınızı belirtildiği şekilde almaya devam etmelisiniz. Jinekolojik ameliyat sonrası yaklaşık 4 ile 6 hafta sonra ortaya çıkabilecek vajinal lekelenme veya hafif kanama sık görülen bir durumdur. Ağır bir kanama olduğunda doktorunuza başvurmalısınız. Ameliyat sonrası genellikle ilk 8 hafta vajinal ilişkiye girmek önerilmez, bazı durumlarda daha fazla da beklemek gerektiğinden vajinal ilişkiye girmeden önce doktorunuza danışmalısınız. Ayrıca ameliyat sonrası kontrol randevularınıza mutlaka gitmeli ve iyileşme süreci için doktorunuzun önerilerini takip etmelisiniz.

10. Jinekolojik kansere yakalanan biri çocuk sahibi olabilir mi?

Üreme çağında çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda kanserin evresine göre tedavi yapılarak hastanın doğurganlığın korunması mümkün. Örneğin rahim kanserinin erken evrede tedavisine başlandığında 6-12 ay hastalığı hormonal tedavi ile baskılayıp hastalara çocuk sahibi olmaları için fırsat sağlanabilir. Yumurtalık kanserinde kanser tek bir yumurta ile sınırlı ise diğer yumurtalık ve rahim korunarak operasyon yapılır. Rahim ağzı kanserinde de hastalık erken evrede ise rahim korunarak ve sadece rahim ağzı çıkarılarak tedavi sağlanabilir.

Ek Ödemeler Negatif Değil, Pozitif Yönde Olmalıdır

04

Sağlık Bakanlığı tarafından 12 Ağustos 2022 tarihinde “Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği” yayımlandı. Ek ödemenin oran, usul ve esaslarının belirlendiği Yönetmelik’e ilişkin, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

“HASUDER ‘döner sermaye ve performansa dayalı ek ödeme‘ uygulamalarına temelde karşıdır. Bu uygulamalar aslında sağlık sistemine ve sağlık çalışanlarına zarar vermektedir. HASUDER olarak önerimiz hekimlerin aldığı eğitim, kıdem, kadro ve çalışma yerlerine göre hak ettikleri maaşın ödenmesi, ek ödemelerin ise pozitif anlamda ve gerekli görülen ek hizmetler için sınırlı bir düzeyde yapılmasıdır. Hekimler arasındaki gelir farklılıkları uygun bir aralıkta olmalı, uzmanlık dallarına göre oluşan gelir farkı az bir düzeyde tutulmalı ve performansa dayalı ek ödemeler emekliliğe de yansıyacak bir hale getirilmelidir. Sağlık sisteminin başta yönetim (liyakat), finansman, insan gücü ve örgütlenme (basamaklı sağlık sistemi) ile ilgili yapısal sorunları çözülmeden yapılacak düzenlemeler durumu iyileştirmek bir yana daha da karmaşık bir hale getirmektedir. Eşitsizliği gidereceği iddia edilen bu düzenleme ile de aslında eşitsizlikler devam ettirilmektedir. Sağlık sisteminin temelinde yatan sorunları çözmeden, var olan sorunu sadece bir ‘ek ödeme’ sorunu olarak görmek yanlış bir bakış açısıdır.

Yönetmelik Yanlış Stratejiye Dayanıyor

Yayımlanan Yönetmelik’teki kriterler daha çok hastaların tedavisine odaklanmakta, koruyucu sağlık hizmetlerinin ve bu hizmetleri sunanların önemini göz ardı etmektedir. Oysa performans uygulamasında temel kriter ‘toplumun sağlık düzeyinin iyiliği’ olmalıdır. Yani sağlık hizmetlerinin performansının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için verilen hizmetin öncelikle toplumsal düzeyde hedeflerinin olması ve bu hedeflerin değerlendirilmesi gerekir.

Ek Ödeme Yönetmeliği bu anlamda yanlış bir stratejiye dayanmaktadır ve yetersizdir.

05 1

Önerilerimiz Neler?

Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği için aşağıdaki temel önerileri yapıyoruz:

1. Koruyucu hizmetler en az tedavi edici hizmetler kadar değerlidir. Halen mücadelesini sürdürdüğümüz COVID-19 pandemisi bunun önemli bir örneğidir. Hekimler uzmanlık dalına bakılmaksızın eğer kendi alanında koruyucu hekimlik uygulaması yapıyorsa, en az tedavi edici hizmetler kadar ek ödeme almalıdır. Sağlığı koruyucu ve geliştirici hizmetler için toplumsal, kurumsal ve bireysel düzeyde ölçülebilir kriterler konulmalı ve ek ödemelerde en büyük teşvik bu uygulamaları yapan sağlık personeline ödenmelidir.

2. Sadece hastanelerdeki koruyucu hizmet alanında yapılan muayene ve hizmetler değil, toplumsal düzeyde yapılan tüm koruyucu hekimlik uygulamaları da (aşı, bebek izlemi, çevre sağlığı uygulamaları, salgınlarla mücadele, halk eğitimleri vb) yüksek katsayılarla ek ödeme almalıdır. Ek ödemelerde ‘gelir getirici olan/olmayan‘ ayırımı ortadan kaldırılmalı, sunulan sağlık hizmetinin bugünden yarına para kazandırması beklentisinden uzaklaşılmalıdır.

3. Ek Ödeme Yönetmeliğinde belirlenen katsayılar ve sabit ödemelerde halk sağlığı uzmanlığını ayrı bir kategoride değerlendirmek gerekmektedir. halk sağlığı uzmanlarına ve halk sağlığı araştırma görevlilerine bu bağlamda yüksek ek ödeme yapılmalı ve halk sağlığı uzmanlık alanı özel olarak teşvik edilmelidir.

4. Yeni Yönetmelik üniversite çalışanlarını kapsamamaktadır. Bu durum YÖK kadrolarında çalışan hekimler ve araştırma görevlileri için ciddi bir eşitsizlik yaratmaktadır. Bu nedenle YÖK kadrolarını da içerecek bir düzenleme yapılmalıdır.

5. Koruyucu sağlık hizmetleri yaygınlaştığında ve başarılı olduğunda uzun vadede sağlık harcamalarındaki aşırı artış azalacaktır. Ayrıca daha sağlıklı bir toplum ve daha üretken bir toplum oluşacaktır. Dolayısıyla koruyucu sağlık hizmetlerini maddi olarak teşvik etmek uzun vadede ülkemizin refah düzeyini artıracaktır. Halk sağlığı uzmanlığı, koruyucu hekimlik uygulamalarının toplumsal düzeyde uygulanabilmesi için çaba harcayan bir tıpta uzmanlık dalıdır. Bu nedenle hekimler arasında halk sağlığı uzmanlığının ve araştırma görevliliğinin özendirilmesi ve bu anlamda ek ödeme yönetmeliğinin değiştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yukarda verilen temel ilkeler ışığı altında yayımlanan Yönetmelikle ilgili daha ayrıntılı önerilerimizi ise maddeler halinde aşağıda veriyoruz:

a) Sağlık Bakanlığı Merkez, İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde çalışan Halk Sağlığı uzmanlarının ve yan dal uzmanlarının (epidemiyoloji, çevre, iş-meslek) taban ödemeleri hastanede çalışan diğer uzmanlar gibi en üst ödeme düzeyinde olmalı ve belirlenen hedeflere göre de halk sağlığı uzmanları ek ödeme almalıdır. Ayrıca Halk Sağlığı ana dal (x5) ve yandal (x6) uzmanlarının (epidemiyoloji, çevre, iş-meslek) ek ödeme katsayıları arttırılmalıdır. Bu bağlamda İl Sağlık Müdürlüğü ve birimlerinde çalışan diğer halk sağlığı uzmanları için EK-3B tablosu güncellenmelidir. İl-İlçe Sağlık Müdürlüğünde çalışan Halk sağlığı uzmanıyla, hastanede çalışan uzmanlar arasındaki eşitsizlik giderilmelidir. Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında (İl-İlçe Sağlık Müdürlüğünde) halk sağlığı uzmanlarının çalışması daha fazla katsayı verilerek özellikle teşvik edilmelidir.

b) Dahili ve klinik bir tıp branşı olan halk sağlığı uzmanları gelire katkısı olmayan branşlar grubuna alınmamalı, koruyucu hekimlik odaklı olduğu için ayrı değerlendirilmelidir. Üniversitelerde halk sağlığı araştırma görevlileri ve halk sağlığı eğitim görevlileri için katsayılar daha yüksek olmalıdır. EK-3A Taban Ödeme Katsayıları tablosuna göre, halk sağlığı tıpta uzmanlık öğrencilerinin katsayısı, “gelire katkısı olmayan temel tıp” satırındaki 0,8 katsayı üzerinden değil; asistan, araştırma görevlisi (TUS’a göre) satırındaki 3,4 katsayısı üzerinden hesaplanmalıdır.

c) Üniversiteler ile birlikte kullanılan hastaneler de dâhil olmak üzere ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti veren kurumlar olan Sağlık Tesislerinde, personele yapılacak ek ödeme, temel ek ödeme (sabit ödeme + taban ödeme) ile teşvik ek ödemesinden oluşurken, İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde (İlçe Sağlık Müdürlüğü, Toplum Sağlığı Merkezi vb.) personele yapılacak temel ek ödeme merkezi yönetim bütçesinden yapılan sabit ödeme ve taban ödeme toplamından oluşmakta ve hastanelerde pozitif performans varken, birinci basamakta “taban ödemesi” belirlenen hedeflere göre 0,5-1 katsayısıyla çarpılmakta ve negatif performans olarak gelir kaybına neden olmaktadır. Ek ödemeler negatif değil, pozitif yönde olmalıdır. Ödemeler ülkede çalışan tüm personel meslek sınıfına göre aynı taban ve tavan değerlere göre yapılmalı, sağlık tesislerinde teşvik ek ödeme veya birinci basamak kurumlarında koruyucu hekimlik uygulama hedeflerine ulaşılmasıyla yapılmalıdır.

d) 663 sayılı KHK 42. maddesine göre görev yapan sözleşmeli yöneticilerin taban ödemeleri üzerine alacakları ve %25 düzeyini aşmayacak performansa dayalı ödeme payı, ildeki sağlık tesisleri ve birinci basamak kuruluşlarındaki performans ortalaması ile doğru orantılı olmalıdır. İl ve İlçe Sağlık Müdürlüğündeki yönetici atamaları öncelikle halk sağlığı uzmanları (yan dal/ana dal) arasından belirlenmelidir.

e) Üniversitelerdeki araştırma görevlilerinin durumu Sağlık Bakanlığı ile afiliye olan üniversiteler ve afiliye olmayan üniversiteler arasında farklılık göstermektedir. İş barışını bozan ve eşitliğe aykırı bu durum hemen giderilmelidir.”